Sürgün Kuşlar — Şükran Fişekçi

Sürgün Kuşlar
Şükran FişekçiCinius Yayınları
Sürgün Kuşlar
Şükran FişekçiSobanın üzerinde içinde sıcak su bulunan bir güğüm var Komşular vermişti Kovada suyu ılıtıp yıkadım Yağız ı Küçük bir çocuk gibi itiraz etmeden yıkandı Çok zayıflamıştı Omur kemikleri tek tek sayılabiliyordu ve tüm vücudu çektiği işkencelerin izini taşıyordu Kürek kemikleri olduğu gibi dışarıdaydı Ağlamamak için zorluyordum kendimi İnsanlar nasıl yapıyorlardı bunları Tıpkı kendisine benzeyen kendisi gibi bakan gülen ağlayan bir canlıyı nasıl incitebiliyorlardı böylesine Oysa hepimiz annemizin rahminde dokuz ay o tatlı sıvının içinde minicik bir fetüsten minicik bir bebeğe dönüşürken aynı yolculuğu tamamlamadık mı Süt dolu memeleri oburca emmedik mi Masum birer bebekken nasıl oldu da acımasız canavarlara dönüştük Anlayamıyorum Bilemiyorum Cevaplarını bilemediğim bu soruların karşısında boynum bükülüyor Olmadık Olamadık Yarım yamalak kaldık Bu yüzden belki de hâlâ aşkı sevgiyi özlenenleri öldüren çöl sıcağında bir damla su gibi arayışımız Ve bitmeyen sevdalarımız Denizlere Yağızlara Sürgün kuşlara

Cinius Yayınları
Kitap tanıtım metni arka kapak Sobanın üzerinde içinde sıcak su bulunan bir güğüm var Komşular vermişti Kovada suyu ılıtıp yıkadım Yağız ı Küçük bir çocuk gibi itiraz etmeden yıkandı Çok zayıflamıştı Omur kemikleri tek tek sayılabiliyordu ve tüm vücudu çektiği işkencelerin izini taşıyordu Kürek kemikleri olduğu gibi dışarıdaydı Ağlamamak için zorluyordum kendimi İnsanlar nasıl yapıyorlardı bunları Tıpkı kendisine benzeyen kendisi gibi bakan gülen ağlayan bir canlıyı nasıl incitebiliyorlardı böylesine Oysa hepimiz annemizin rahminde dokuz ay o tatlı sıvının içinde minicik bir fetüsten minicik bir bebeğe dönüşürken aynı yolculuğu tamamlamadık mı Süt dolu memeleri oburca emmedik mi Masum birer bebekken nasıl oldu da acımasız canavarlara dönüştük Anlayamıyorum Bilemiyorum Cevaplarını bilemediğim bu soruların karşısında boynum bükülüyor Olmadık Olamadık Yarım yamalak kaldık Bu yüzden belki de hâlâ aşkı sevgiyi özlenenleri öldüren çöl sıcağında bir damla su gibi arayışımız Ve bitmeyen sevdalarımız Denizlere Yağızlara Sürgün kuşlara

Cinius Yayınları
Sobanın üzerinde içinde sıcak su bulunan bir güğüm var Komşular vermişti Kovada suyu ılıtıp yıkadım Yağız ı Küçük bir çocuk gibi itiraz etmeden yıkandı Çok zayıflamıştı Omur kemikleri tek tek sayılabiliyordu ve tüm vücudu çektiği işkencelerin izini taşıyordu Kürek kemikleri olduğu gibi dışarıdaydı Ağlamamak için zorluyordum kendimi İnsanlar nasıl yapıyorlardı bunları Tıpkı kendisine benzeyen kendisi gibi bakan gülen ağlayan bir canlıyı nasıl incitebiliyorlardı böylesine Oysa hepimiz annemizin rahminde dokuz ay o tatlı sıvının içinde minicik bir fetüsten minicik bir bebeğe dönüşürken aynı yolculuğu tamamlamadık mı Süt dolu memeleri oburca emmedik mi Masum birer bebekken nasıl oldu da acımasız canavarlara dönüştük Anlayamıyorum Bilemiyorum Cevaplarını bilemediğim bu soruların karşısında boynum bükülüyor Olmadık Olamadık Yarım yamalak kaldık Bu yüzden belki de hâlâ aşkı sevgiyi özlenenleri öldüren çöl sıcağında bir damla su gibi arayışımız Ve bitmeyen sevdalarımız Denizlere Yağızlara Sürgün kuşlara

Cinius Yayınları
Sobanın üzerinde içinde sıcak su bulunan bir güğüm var Komşular vermişti Kovada suyu ılıtıp yıkadım Yağız ı Küçük bir çocuk gibi itiraz etmeden yıkandı Çok zayıflamıştı Omur kemikleri tek tek sayılabiliyordu ve tüm vücudu çektiği işkencelerin izini taşıyordu Kürek kemikleri olduğu gibi dışarıdaydı Ağlamamak için zorluyordum kendimi İnsanlar nasıl yapıyorlardı bunları Tıpkı kendisine benzeyen kendisi gibi bakan gülen ağlayan bir canlıyı nasıl incitebiliyorlardı böylesine Oysa hepimiz annemizin rahminde dokuz ay o tatlı sıvının içinde minicik bir fetüsten minicik bir bebeğe dönüşürken aynı yolculuğu tamamlamadık mı Süt dolu memeleri oburca emmedik mi Masum birer bebekken nasıl oldu da acımasız canavarlara dönüştük Anlayamıyorum Bilemiyorum Cevaplarını bilemediğim bu soruların karşısında boynum bükülüyor Olmadık Olamadık Yarım yamalak kaldık Bu yüzden belki de hâlâ aşkı sevgiyi özlenenleri öldüren çöl sıcağında bir damla su gibi arayışımız Ve bitmeyen sevdalarımız Denizlere Yağızlara Sürgün kuşlara

Cinius
Sobanın üzerinde içinde sıcak su bulunan bir güğüm var Komşular vermişti Kovada suyu ılıtıp yıkadım Yağız ı Küçük bir çocuk gibi itiraz etmeden yıkandı Çok zayıflamıştı Omur kemikleri tek tek sayılabiliyordu ve tüm vücudu çektiği işkencelerin izini taşıyordu Kürek kemikleri olduğu gibi dışarıdaydı Ağlamamak için zorluyordum kendimi İnsanlar nasıl yapıyorlardı bunları Tıpkı kendisine benzeyen kendisi gibi bakan gülen ağlayan bir canlıyı nasıl incitebiliyorlardı böylesine Oysa hepimiz annemizin rahminde dokuz ay o tatlı sıvının içinde minicik bir fetüsten minicik bir bebeğe dönüşürken aynı yolculuğu tamamlamadık mı Süt dolu memeleri oburca emmedik mi Masum birer bebekken nasıl oldu da acımasız canavarlara dönüştük Anlayamıyorum Bilemiyorum Cevaplarını bilemediğim bu soruların karşısında boynum bükülüyor Olmadık Olamadık Yarım yamalak kaldık Bu yüzden belki de hâlâ aşkı sevgiyi özlenenleri öldüren çöl sıcağında bir damla su gibi arayışımız Ve bitmeyen sevdalarımız Denizlere Yağızlara Sürgün kuşlara