Tahta Saplı Bıçak — Türker Armaner

Tahta Saplı Bıçak
Türker ArmanerMetis Yayıncılık
Tahta Saplı Bıçak
Türker ArmanerTürker Armaner in dördüncü kitabı Tahta Saplı Bıçak kişisel geçmişin ve bir ülkenin yakın tarihinin süreklilik içinde bulunmadığını gerek bireysel gerek kolektif belleğin geçmişi kurarken her seferinde yeniden inşa ettiğini anlatan bir roman 1979 yazında hayali sahil kasabası Karanca da yirmi saat içinde geçen Tahta Saplı Bıçak karakterlerin bellekleri ile 1960 ların 1930 ların Istanbul unu ve romanın temel karakteri Münevver Hanım ın öğrenci olarak kaldığı 1939 Berlin ini kapsıyor

Metis Yayınları
Türker Armaner in dördüncü kitabı Tahta Saplı Bıçak kişisel geçmişin ve bir ülkenin yakın tarihinin süreklilik içinde bulunmadığını gerek bireysel gerek kolektif belleğin geçmişi kurarken her seferinde yeniden inşa ettiğini anlatan bir roman 1979 yazında hayali sahil kasabası Karanca da yirmi saat içinde geçen Tahta Saplı Bıçak karakterlerin bellekleri ile 1960 ların 1930 ların Istanbul unu ve romanın temel karakteri Münevver Hanım ın öğrenci olarak kaldığı 1939 Berlin ini kapsıyor Sayfa Sayısı 228 Baskı Yılı 2007 Dili Türkçe Yayınevi Metis Yayıncılık

Metis Yayıncılık
Türker Armaner in dördüncü kitabı Tahta Saplı Bıçak kişisel geçmişin ve bir ülkenin yakın tarihinin süreklilik içinde bulunmadığını gerek bireysel gerek kolektif belleğin geçmişi kurarken her seferinde yeniden inşa ettiğini anlatan bir roman 1979 yazında hayali sahil kasabası Karanca da yirmi saat içinde geçen Tahta Saplı Bıçak karakterlerin bellekleri ile 1960 ların 1930 ların Istanbul unu ve romanın temel karakteri Münevver Hanım ın öğrenci olarak kaldığı 1939 Berlin ini kapsıyor Leonard geniş boş dümdüz bir açıklıktaydı Gökyüzü ara sıra geçen zeplinlerle kararıyor sonra yeniden parlak çiğ bir ışıkla doluyordu Tam karşısında granit ve taştan yapılmış bir bina vardı Her şey hep istediği gibi muntazam ve temizdi Münevver Hanım yeryüzünün yaşadığı kıyımdan tümüyle kendini sorumlu tutuyordu Aynada gördüğü bu kadında suçluluk belirtisi yoktu ona dönüş yolunu değil ancak dönülecek bir yol olmadığını anlatabilirdi Mutfağın ışığını kapatırken gündüz orada Nuri Bey ile öldürdükleri yılan aklına geldi tekrar küpün olduğu yere baktı Bizi sadece korku bir arada tutuyor başka hiçbir şey değil dedi yukarıya çıktı

Metis Yayınları
Türker Armaner in dördüncü kitabı Tahta Saplı Bıçak kişisel geçmişin ve bir ülkenin yakın tarihinin süreklilik içinde bulunmadığını gerek bireysel gerek kolektif belleğin geçmişi kurarken her seferinde yeniden inşa ettiğini anlatan bir roman 1979 yazında hayali sahil kasabası Karanca da yirmi saat içinde geçen Tahta Saplı Bıçak karakterlerin bellekleri ile 1960 ların 1930 ların Istanbul unu ve romanın temel karakteri Münevver Hanım ın öğrenci olarak kaldığı 1939 Berlin ini kapsıyor

Metis Yayınları
Türker Armaner in dördüncü kitabı Tahta Saplı Bıçak kişisel geçmişin ve bir ülkenin yakın tarihinin süreklilik içinde bulunmadığını gerek bireysel gerek kolektif belleğin geçmişi kurarken her seferinde yeniden inşa ettiğini anlatan bir roman 1979 yazında hayali sahil kasabası Karanca da yirmi saat içinde geçen Tahta Saplı Bıçak karakterlerin bellekleri ile 1960 ların 1930 ların Istanbul unu ve romanın temel karakteri Münevver Hanım ın öğrenci olarak kaldığı 1939 Berlin ini kapsıyor

Metis Yayınları
Türker Armaner in dördüncü kitabı Tahta Saplı Bıçak kişisel geçmişin ve bir ülkenin yakın tarihinin süreklilik içinde bulunmadığını gerek bireysel gerek kolektif belleğin geçmişi kurarken her seferinde yeniden inşa ettiğini anlatan bir roman 1979 yazında hayali sahil kasabası Karanca da yirmi saat içinde geçen Tahta Saplı Bıçak karakterlerin bellekleri ile 1960 ların 1930 ların Istanbul unu ve romanın temel karakteri Münevver Hanım ın öğrenci olarak kaldığı 1939 Berlin ini kapsıyor

Metis
Leonard geniş boş dümdüz bir açıklıktaydı Gökyüzü ara sıra geçen zeplinlerle kararıyor sonra yeniden parlak çiğ bir ışıkla doluyordu Tam karşısında granit ve taştan yapılmış bir bina vardı Her şey hep istediği gibi muntazam ve temizdi Münevver Hanım yeryüzünün yaşadığı kıyımdan tümüyle kendini sorumlu tutuyordu Aynada gördüğü bu kadında suçluluk belirtisi yoktu ona dönüş yolunu değil ancak dönülecek bir yol olmadığını anlatabilirdi Mutfağın ışığını kapatırken gündüz orada Nuri Bey ile öldürdükleri yılan aklına geldi tekrar küpün olduğu yere baktı Bizi sadece korku bir arada tutuyor başka hiçbir şey değil dedi yukarıya çıktı Türker Armaner in dördüncü kitabı Tahta Saplı Bıçak kişisel geçmişin ve bir ülkenin yakın tarihinin süreklilik içinde bulunmadığını gerek bireysel gerek kolektif belleğin geçmişi kurarken her seferinde yeniden inşa ettiğini anlatan bir roman 1979 yazında hayali sahil kasabası Karanca da yirmi saat içinde geçen Tahta Saplı Bıçak karakterlerin bellekleri ile 1960 ların 1930 ların İstanbul unu ve romanın temel karakteri Münevver Hanım ın öğrenci olarak kaldığı 1939 Berlin ini kapsıyor

Metis Yayınları
Türker Armaner in dördüncü kitabı Tahta Saplı Bıçak kişisel geçmişin ve bir ülkenin yakın tarihinin süreklilik içinde bulunmadığını gerek bireysel gerek kolektif belleğin geçmişi kurarken her seferinde yeniden inşa ettiğini anlatan bir roman 1979 yazında hayali sahil kasabası Karanca da yirmi saat içinde geçen Tahta Saplı Bıçak karakterlerin bellekleri ile 1960 ların 1930 ların Istanbul unu ve romanın temel karakteri Münevver Hanım ın öğrenci olarak kaldığı 1939 Berlin ini kapsıyor XVII Bölümden s 160 163 Uzayan ilkbahar yağmurları nedeniyle kayık o yaz denize hiç indirilmemişti A Ömer Türkeş Taşrada misafir hazırlıkları Radikal Kitap Eki 20 Temmuz 2007 Zaman ve mekan ilişkisi üzerine makalelerini okuduğumuz Türker Armaner ilk romanı Tahta Saplı Bıçak ta da bu kavram çiftine dayalı bir hikâye kurgulamış İstanbul yakınlarındaki hayali bir sahil kasabası Karanca da geçen bir gün her bir roman karakterindeki zaman ve mekân algılarıyla geniş bir zamana ve coğrafyaya yayıyor Metin Celal Tahta Saplı Bıçak Cumhuriyet Kitap Eki 16 Ağustos 2007 1979 yılının Haziran ayında Karanca daki yazlık evde sıradan bir gün yaşanıyor Evin sakinleri bir İstanbul ailesi orta yaşı geçmiş üç kardeş Münevver Hanım Nigar Hanım ve Nuri Bey biriktirdikleri paralarla yazlık niyetine on sene önce alınan eski Rum evi ndeler Onlarla birlikte Nuri Bey in karısı Emine on bir yaşındaki oğlu Suat ve kardeş torunlarının üniversite çağındaki oğlu Serdar kalıyor Amsterdam da Hukuk Doktorası yapan ve tatil için İstanbul a yeni dönmüş Erkan ın kendilerini o gün ziyarete gelmesini bekliyorlar Erkan sevilen ve takdir edilen sözlerine önem verilen bir genç Hemen herkesin Erkan la konuşacak konuları tasarıları var Erkan ı bekler konuşacakları şeyleri düşünürken geçmişe hayatlarındaki dönüm noktalarına dönüyorlar Sinan Ovacıgil Türker Armaner Karanca Virgül Posta Kutusu köşesi sayı 116 Mart 2008 Merhaba Türker Bey Tahta Saplı Bıçak ı okuyalı neredeyse bir ay oluyor Ama kitaplığın rafına bir türlü kaldıramadım Benimle birlikte evin içinde dolaşıp duruyor romanınız da 1939 79 yılları arasında gidiş gelişlerle örülen ve sadece bir günü anlatan Tahta Saplı Bıçak 1980 i nasıl kolay sindirdiğimizi de gözler önüne seriyor bir yandan Romanınızın orasını burasını günlerdir yeniden yeniden okuyor kendi hayatım içinde gidip geliyor sanki hayatımı yeniden tasnif ediyorum Hatıralarımı Hayatın bir hatıralar silsilesi olduğunu varsayarsak ki saymalıyız bence Onları nerede eğip büktüğümü kendi gerçekliği içinden çıkarıp istediğim gerçekliğin içine oturttuğumu anlamaya çalışıyorum Bu anlamda Tahta Saplı Bıçak beni kışkırttı Tahta saplı bıçak en dolaysız biçimiyle gündelik hayatımızda en çok kullandığımız nesnelerin başında geliyor Fakat siz romanınızda bu gündelik hayatın sıradan eşyasını bir imgeye dönüştürmüş fizyolojik ve psikolojik şiddetin bir sembolü yapmışsınız Nâzım Hikmet in Kurtuluş Savaşı Destanı ndaki kadınlarımız bölümünde de muhteşem bir imge olarak durur tahta saplı bıçak Aslında şimdi düşünüyorum da Türker Bey o destanı bir roman gibi de okuyamaz mıyız Neden okumayalım Peki sizin romanınızı kan ve şiddet destanı gibi okuyamaz mıyız Soğukkanlılıkla yazılmış bir zorbalık tarihi Duygu