Tahta Tabureler — Birol Öztürk

Tahta Tabureler
Birol ÖztürkSerüven Kitap
Tahta Tabureler
Birol ÖztürkKumral saçlarını tırnakları alev kızılma boyalı parmaklarıyla havalandırıp tırnaklarıyla aynı kızıllıktaraudaklarma dilinin ucuyla belli belirsiz dokundu Pembeye çalan bir beyazlıktaki geceliğinin geniş yakasından memeleri tastamam belli oluyordu Sutyensiz memelerinin ucu naylon geceliği kabartmıştı Geceliğin etek boyu da bir hayli kısaydı Hani biraz eğilecek olsa külotu hemen görünecekti

Gece Kitaplığı
Tahta taburelerden birinin üzerinde oturur onun geçmesini beklerdi Erol Karşıdan gelirdi tıkır tıkır tıpış tıpış öyle hanım hanımcık Dudakları alev alev yanaraktan iri ela gözlerinin etrafında kara sürmesiyle ayak uçlarına bakaraktan gelir Erol un önünden geçerdi Rüzgârından savrulurdu Erol kokusundan vurgun yemiş balıkçı gibi yamulurdu bir yana Koca göbekli Aşçı Himmet in kasığını kaşıya kaşıya kızın ardından bakıp da Ha buna bi gaysam da Allah sabah ezanıyla canımı alsa daa demesi yok muydu öfkesinden dudaklarını kemirtiyordu Erol a Derenin kıyısında bir alay köpek kancık peşindeydi Boz olanı kancığı kapamış durup dinlenip iş görüyordu Diğer köpeklerse çaresiz boz köpeğin madasının geçmesini bekleyecekti Eee böyleydi bu işler güçsüz olanlar güçlü olanın madasının geçmesini bekleyecekti Oysa güçsüz olanlar bir araya gelseler güçlerini birleştirseler ondan sonra ha bu boz köpeğin hakkından bir tamam gelseler sonra da kancığa atlama işini sıraya dökseler bu sayede herkes sebeplense İt işte ha bu kadarcık şeyi akıl edemedikleri için it olarak kalmışlardı daa Bok yiyen it olaraktan nam yapmışlardı

Gece Kitaplığı
Tahta taburelerden birinin üzerinde oturur onun geçmesini beklerdi Erol Karşıdan gelirdi tıkır tıkır tıpış tıpış öyle hanım hanımcık Dudakları alev alev yanaraktan iri ela gözlerinin etrafında kara sürmesiyle ayak uçlarına bakaraktan gelir Erol un önünden geçerdi Rüzgârından savrulurdu Erol kokusundan vurgun yemiş balıkçı gibi yamulurdu bir yana Koca göbekli Aşçı Himmet in kasığını kaşıya kaşıya kızın ardından bakıp da Ha buna bi gaysam da Allah sabah ezanıyla canımı alsa daa demesi yok muydu öfkesinden dudaklarını kemirtiyordu Erol a Derenin kıyısında bir alay köpek kancık peşindeydi Boz olanı kancığı kapamış durup dinlenip iş görüyordu Diğer köpeklerse çaresiz boz köpeğin madasının geçmesini bekleyecekti Eee böyleydi bu işler güçsüz olanlar güçlü olanın madasının geçmesini bekleyecekti Oysa güçsüz olanlar bir araya gelseler güçlerini birleştirseler ondan sonra ha bu boz köpeğin hakkından bir tamam gelseler sonra da kancığa atlama işini sıraya dökseler bu sayede herkes sebeplense İt işte ha bu kadarcık şeyi akıl edemedikleri için it olarak kalmışlardı daa Bok yiyen it olaraktan nam yapmışlardı

Gece Kitaplığı Yayınları
Tahta taburelerden birinin üzerinde oturur onun geçmesi ni beklerdi Erol Karşıdan gelirdi tıkır tıkır tıpış tıpış öyle hanım hanımcık Dudakları alev alev yanaraktan iri ela gözlerinin etrafinda kara sürmesiyle ayak uçlarına bakaraktan gelir Erol un önünden geçerdi Rüzgârından savrulurdu Erol koku sundan vurgun yemiş balıkçı gibi yamulurdu bir yana Koca göbekli Aşçı Himmet in kasığını kaşıya kaşıya kızın ardından bakıp da Ha buna bi gaysam da Allah sabah ezatuyla canımı alsa daa demesi yok muydu öfkesinden dudaldarmı kemirtiyordu Erol a Derenin kıyısında bir alay köpek biricik peşindeydi Boz olanı kancığı kapamış durup dirılenip iş görüyordu Diğer köpeklerse çaresiz boz köpeğin madasuun geçmesini bekle yecekti Eee böyleydi bu işler güçsüz olanlar güçlü olanın madasırun geçmesini beldeyecekti Oysa güçsüz olanlar bir araya gelseler güçlerini birleştirseler ondan sonra ha bu boz köpeğin hakkından bir tamam gelseler sonra da kancığa adama işini sıraya dökseler bu sayede herkes sebeplense İt işte ha bu kadarcık şeyi akıl edemedikleri için it olarak kalmışlardı daa Bok yiyen it olaraktan nam yapmışlardı