Taksirli Suçlarda İştirak ve Müşterek Faillik — Fahrettin Kıdıl

Taksirli Suçlarda İştirak ve Müşterek Faillik
Fahrettin KıdılOn İki Levha Yayınları
Taksirli Suçlarda İştirak ve Müşterek Faillik
Fahrettin KıdılBu çalışma Türk ceza hukuku öğretisinde büyük ölçüde kabul gören ve yargı uygulamasını yönlendiren taksirli suçlarda iştirak olmaz tezini eleştirel bir perspektifle incelemektedir Bu düşüncenin dayanağını oluşturan geniş faillik yorumu özellikle mağdurun ya da üçüncü kişilerin kasten neden olduğu zarar ve tehlikeler bakımından bunlara öngelen özensiz davranışların taksir tipikliğine dahil edilmesinde bariz tutarsızlıklar üretmektedir Modern rücu yasağı öğretilerinin izinden giden bu çalışmada taksir haksızlığın istisnai değil asli formu olarak kabul edilmektedir Bilinçli taksir ve kast gerektiren suç tiplerinde ise cezalandırılabilirlik eşiğini teşkil eden bu temel haksızlığın daha yoğun tezahürleriyle karşılaşılmaktadır Ancak herkesin kural olarak yalnızca kendi eylemlerinden sorumlu tutulmasını ifade eden şahsi sorumluluk ilkesi aralarındaki bu derecelendirmeden bağımsız şekilde tüm suçlar bakımından fail haksızlığının sınırlarını tayin eden temel ölçüt olmalıdır Böylece ceza sorumluluğunun şahsiliğini esas alan Anayasa m 38 7nin öngördüğü ilk gereklilik şahsileştirilmiş bir haksızlık anlayışıyla yerine getirilmiş olur Nitekim şahsi sorumluluk düşüncesine dayanan güven ilkesi öz sorumlulukları ile hareket eden kişilerin dahil olduğu ve tehlikeli bir faaliyetin iş bölümüyle yürütüldüğü her durumda özen yükümlülüğünün kapsamını daraltan bir etki göstermektedir Çalışmada bu etkinin normatif ve uygulamaya dönük sonuçları özellikle karayolu trafiği tıbbi müdahaleler ve inşaat gibi tehlikeli kolektif faaliyetlerde yer alanların ceza sorumluluğu üzerinden tartışılmaktadır TCK m 37 1de tanımlanan müşterek faillik özel suç tiplerinde öngörülen şahsi haksızlık tariflerini başkalarıyla birlikte gerçekleştirmeye de imkan tanıyacak şekilde genişleten istisnai bir sorumluluk modelidir Bu modelin taksirli suçlarda da uygulanabilir olduğunu savunan çalışmada aksi yöndeki temel itirazlar sistematik ve kapsamlı biçimde incelenmiştir Fiil hakimiyetinin tüm suçlarda fail kriteri olması gerektiği varsayımına dayanan monist gelenek bu incelemenin esas sorgulama alanlarından birini oluşturur

On İki Levha Yayınları
Bu çalışma Türk ceza hukuku öğretisinde büyük ölçüde kabul gören ve yargı uygulamasını yönlendiren taksirli suçlarda iştirak olmaz tezini eleştirel bir perspektifle incelemektedir Bu düşüncenin dayanağını oluşturan geniş faillik yorumu özellikle mağdurun ya da üçüncü kişilerin kasten neden olduğu zarar ve tehlikeler bakımından bunlara öngelen özensiz davranışların taksir tipikliğine dahil edilmesinde bariz tutarsızlıklar üretmektedir Modern rücu yasağı öğretilerinin izinden giden bu çalışmada taksir haksızlığın istisnai değil asli formu olarak kabul edilmektedir Bilinçli taksir ve kast gerektiren suç tiplerinde ise cezalandırılabilirlik eşiğini teşkil eden bu temel haksızlığın daha yoğun tezahürleriyle karşılaşılmaktadır Ancak herkesin kural olarak yalnızca kendi eylemlerinden sorumlu tutulmasını ifade eden şahsi sorumluluk ilkesi aralarındaki bu derecelendirmeden bağımsız şekilde tüm suçlar bakımından fail haksızlığının sınırlarını tayin eden temel ölçüt olmalıdır Böylece ceza sorumluluğunun şahsiliğini esas alan Anayasa m 38 7 nin öngördüğü ilk gereklilik şahsileştirilmiş bir haksızlık anlayışıyla yerine getirilmiş olur Nitekim şahsi sorumluluk düşüncesine dayanan güven ilkesi öz sorumlulukları ile hareket eden kişilerin dahil olduğu ve tehlikeli bir faaliyetin iş bölümüyle yürütüldüğü her durumda özen yükümlülüğünün kapsamını daraltan bir etki göstermektedir Çalışmada bu etkinin normatif ve uygulamaya dönük sonuçları özellikle karayolu trafiği tıbbi müdahaleler ve inşaat gibi tehlikeli kolektif faaliyetlerde yer alanların ceza sorumluluğu üzerinden tartışılmaktadır TCK m 37 1 de tanımlanan müşterek faillik özel suç tiplerinde öngörülen şahsi haksızlık tariflerini başkalarıyla birlikte gerçekleştirmeye de imkan tanıyacak şekilde genişleten istisnai bir sorumluluk modelidir Bu modelin taksirli suçlarda da uygulanabilir olduğunu savunan çalışmada aksi yöndeki temel itirazlar sistematik ve kapsamlı biçimde incelenmiştir Fiil hakimiyetinin tüm suçlarda fail kriteri olması gerektiği varsayımına dayanan monist gelenek bu incelemenin esas sorgulama alanlarından birini oluşturur

On İki Levha Yayıncılık
Bu çalışma Türk ceza hukuku öğretisinde büyük ölçüde kabul gören ve yargı uygulamasını yönlendiren taksirli suçlarda iştirak olmaz tezini eleştirel bir perspektifle incelemektedir Bu düşüncenin dayanağını oluşturan geniş faillik yorumu özellikle mağdurun ya da üçüncü kişilerin kasten neden olduğu zarar ve tehlikeler bakımından bunlara öngelen özensiz davranışların taksir tipikliğine dahil edilmesinde bariz tutarsızlıklar üretmektedir Modern rücu yasağı öğretilerinin izinden giden bu çalışmada taksir haksızlığın istisnai değil asli formu olarak kabul edilmektedir Bilinçli taksir ve kast gerektiren suç tiplerinde ise cezalandırılabilirlik eşiğini teşkil eden bu temel haksızlığın daha yoğun tezahürleriyle karşılaşılmaktadır Ancak herkesin kural olarak yalnızca kendi eylemlerinden sorumlu tutulmasını ifade eden şahsi sorumluluk ilkesi aralarındaki bu derecelendirmeden bağımsız şekilde tüm suçlar bakımından fail haksızlığının sınırlarını tayin eden temel ölçüt olmalıdır Böylece ceza sorumluluğunun şahsiliğini esas alan Anayasa m 38 7 nin öngördüğü ilk gereklilik şahsileştirilmiş bir haksızlık anlayışıyla yerine getirilmiş olur Nitekim şahsi sorumluluk düşüncesine dayanan güven ilkesi öz sorumlulukları ile hareket eden kişilerin dahil olduğu ve tehlikeli bir faaliyetin iş bölümüyle yürütüldüğü her durumda özen yükümlülüğünün kapsamını daraltan bir etki göstermektedir Çalışmada bu etkinin normatif ve uygulamaya dönük sonuçları özellikle karayolu trafiği tıbbi müdahaleler ve inşaat gibi tehlikeli kolektif faaliyetlerde yer alanların ceza sorumluluğu üzerinden tartışılmaktadır TCK m 37 1 de tanımlanan müşterek faillik özel suç tiplerinde öngörülen şahsi haksızlık tariflerini başkalarıyla birlikte gerçekleştirmeye de imkan tanıyacak şekilde genişleten istisnai bir sorumluluk modelidir Bu modelin taksirli suçlarda da uygulanabilir olduğunu savunan çalışmada aksi yöndeki temel itirazlar sistematik ve kapsamlı biçimde incelenmiştir Fiil hakimiyetinin tüm suçlarda fail kriteri olması gerektiği varsayımına dayanan monist gelenek bu incelemenin esas sorgulama alanlarından birini oluşturur