Tanrı Kenti — Augustinus

Tanrı Kenti
AugustinusDoğu Batı Yayınları
Tanrı Kenti
AugustinusHuzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede Tanıtım Bülteninden

DOĞU BATI YAYINLARI
çev. A. Doğucan Hanegelioğlu
Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede

Doğu Batı Yayınları
Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede

Doğu Batı Yayınları
Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede

Doğu Batı Yayınları
Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede

DOĞU BATI YAYINLARI
Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede

Doğu Batı Yayınları
Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede

Doğu-Batı
Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede

Doğu Batı Yayınları
Augustinus tarafından kaleme alınan Tanrı Kenti Doğu Batı Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Tanrı Kenti Augustinus Kitap Özeti Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede Yayınevi Doğu Batı Yayınları Yazar Augustinus Sayfa 564 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Kasım 2024 Barkod 9786256194021 Kategori Araştırma İnceleme

Doğu Batı Yayınları
Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede

Doğu Batı Yayınları
çev. A. Doğucan Hanegelioğlu
Huzur ve esenliğe dair umutlar yitirildiğinde tüm suçun yükleneceği bir günah keçisinin aranması vakıadır Roma 410 yılında Vizigotlarca yağmalandığı zaman tam da bu oldu Bu sefer putperestler Hıristiyanlığı günah keçisi ilân etmişlerdi Onlara göre Roma nın içinde bulunduğu buhrandan sorumlu olan bu din Pagan tanrılarına tapılmasını ve kurban sunulmasını yasaklamış Roma bu yüzden tanrıların yardımından mahrum kalmış ve nihayetinde bütünüyle bir felakete sürüklenmişti Yaşamının önemli bir bölümünü bizzat pagan olarak geçirmiş sonradan Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Augustinus bu eserinde Hıristiyanlığın tüm bu olan bitenlerden sorumlu tutulamayacağını savunurken paganlara karşı ciddi bir reddiye geliştirmiş ve bu eseriyle yepyeni bir sayfa açmış Hıristiyanlığın Batı düşüncesinde uzun yıllar sürecek hâkim konumunu tescil etmiştir Augustinus a göre Hıristiyanlık yalnızca öte dünyaya ilişkin bir inanç değildi O dünyadaki yaşamın bu dine uygun bir şekilde sürdürülmesi ve yönetilmesi gerektiğine kaniydi Bu yüzden pagan gelenekleri üzerine inşa edilmiş tüm kurumları sarsmak zorundaydı Her alanda çokluğa karşı teklik ilkesini savunan bu eser pagan inançları mitoloji ve ilâhiyat dışında kadim felsefe ekolleri tarih sanat siyaset bilimi ve pagan geleneğin şekillendirdiği dünya tasavvuru konusunda çok önemli bir referans teşkil etmiştir İşte üzerinde en çok konuşulan uzun yıllar birçok çevrede ilham kaynağı olmuş Batı düşünce tarihinin belki de en temel yapıtlarından biri A Doğucan Hanegelioğlu çevirisiyle Latinceden tam metin olarak ilk defa Türkçede Tanıtım Bülteninden