Tarihsel Süreçte Eşarilik Maturidilik İlişkisi — Mehmet Kalaycı

Tarihsel Süreçte Eşarilik Maturidilik İlişkisi
Mehmet KalaycıAnkara Okulu Yayınları
Tarihsel Süreçte Eşarilik Maturidilik İlişkisi
Mehmet KalaycıGünümüz tarih yazıcılığında üstesinden gelinmeye çalışılan en önemli sorunlardan birisi sosyal ve siyasi tarih ile düşünce tarihi arasındaki kopukluğun giderilmesidir Sosyal ve siyasi tarih düşünce tarihinden soyutlanınca kuru bir olaylar yığınına dönüşmekte düşünce tarihinin sosyal ve siyasi tarihle bağının koparılması ise yapay kristalizasyonları beraberinde getirmektedir Öyle ki kelam tarihten ve tarihsel bağlamdan soyutlandığında dogmalaşmakta veya felsefeleşmekte böyle olunca da Gazali nin Eşariliği ile Razi nin Eşariliği telfik edilememekte ve bir çelişki gibi algılanmaktadır Aynı şey fıkıh ve tasavvuf metinleri için de geçerlidir Belirli bir bağlamın ürünü olan içtihatlar zamandan soyutlandığında tarih üstü bir çerçeveye oturmaktadır Tasavvufi literatürde ise zaman genellikle devre dışıdır veya tarihsel olmayan menkıbevi bir vetirede akmaktadır Önemli olan bu alanlara ait metinlerden hareketle bir tarih tasavvuru inşa etmekten ziyade bu metinleri anlaşılır kılabilecek tarihsel bir çerçeve ortaya koymaktır Bu açıdan bakıldığında Eşarilik ve Maturidilik arasındaki ilişki kimi muahhar kaynaklara yansıyan şekliyle sadece bir fikrî tartışmadan ibaret değildir içinde siyaset din kültür ve kimlik gibi unsurların yer aldığı çok denklemli bir ilişki yumağıdır İki kesim arasındaki ilişkiler tarihsel süreçte asla istikrarlı bir seyir izlememiş bölgesel farklılaşmaya siyasilerin tutumlarına felsefe ve tasavvufla olan etkileşimlerine göre değişkenlik göstermiştir Bu çalışmada iki kesim arasındaki ilişkiler söz konusu değişkenler özelinde tahlile tabi tutulmuştur

Ankara Okulu Yayınları
Günümüz tarih yazıcılığında üstesinden gelinmeye çalışılan en önemli sorunlardan birisi sosyal ve siyasi tarih ile düşünce tarihi arasındaki kopukluğun giderilmesidir Sosyal ve siyasi tarih düşünce tarihinden soyutlanınca kuru bir olaylar yığınına dönüşmekte düşünce tarihinin sosyal ve siyasi tarihle bağının koparılması ise yapay kristalizasyonları beraberinde getirmektedir Öyle ki kelam tarihten ve tarihsel bağlamdan soyutlandığında dogmalaşmakta veya felsefeleşmekte böyle olunca da Gazali nin Eşariliği ile Razi nin Eşariliği telfik edilememekte ve bir çelişki gibi algılanmaktadır Aynı şey fıkıh ve tasavvuf metinleri için de geçerlidir Belirli bir bağlamın ürünü olan içtihatlar zamandan soyutlandığında tarih üstü bir çerçeveye oturmaktadır Tasavvufi literatürde ise zaman genellikle devre dışıdır veya tarihsel olmayan menkıbevi bir vetirede akmaktadır Önemli olan bu alanlara ait metinlerden hareketle bir tarih tasavvuru inşa etmekten ziyade bu metinleri anlaşılır kılabilecek tarihsel bir çerçeve ortaya koymaktır Bu açıdan bakıldığında Eşarilik ve Maturidilik arasındaki ilişki kimi muahhar kaynaklara yansıyan şekliyle sadece bir fikrî tartışmadan ibaret değildir içinde siyaset din kültür ve kimlik gibi unsurların yer aldığı çok denklemli bir ilişki yumağıdır İki kesim arasındaki ilişkiler tarihsel süreçte asla istikrarlı bir seyir izlememiş bölgesel farklılaşmaya siyasilerin tutumlarına felsefe ve tasavvufla olan etkileşimlerine göre değişkenlik göstermiştir Bu çalışmada iki kesim arasındaki ilişkiler söz konusu değişkenler özelinde tahlile tabi tutulmuştur

Ankara Okulu Yayınları
Günümüz tarih yazıcılığında üstesinden gelinmeye çalışılan en önemli sorunlardan birisi sosyal ve siyasi tarih ile düşünce tarihi arasındaki kopukluğun giderilmesidir Sosyal ve siyasi tarih düşünce tarihinden soyutlanınca kuru bir olaylar yığınına dönüşmekte düşünce tarihinin sosyal ve siyasi tarihle bağının koparılması ise yapay kristalizasyonları beraberinde getirmektedir Öyle ki kelam tarihten ve tarihsel bağlamdan soyutlandığında dogmalaşmakta veya felsefeleşmekte böyle olunca da Gazali nin Eşariliği ile Razi nin Eşariliği telfik edilememekte ve bir çelişki gibi algılanmaktadır Aynı şey fıkıh ve tasavvuf metinleri için de geçerlidir Belirli bir bağlamın ürünü olan içtihatlar zamandan soyutlandığında tarih üstü bir çerçeveye oturmaktadır Tasavvufi literatürde ise zaman genellikle devre dışıdır veya tarihsel olmayan menkıbevi bir vetirede akmaktadır Önemli olan bu alanlara ait metinlerden hareketle bir tarih tasavvuru inşa etmekten ziyade bu metinleri anlaşılır kılabilecek tarihsel bir çerçeve ortaya koymaktır Bu açıdan bakıldığında Eşarilik ve Maturidilik arasındaki ilişki kimi muahhar kaynaklara yansıyan şekliyle sadece bir fikrî tartışmadan ibaret değildir içinde siyaset din kültür ve kimlik gibi unsurların yer aldığı çok denklemli bir ilişki yumağıdır İki kesim arasındaki ilişkiler tarihsel süreçte asla istikrarlı bir seyir izlememiş bölgesel farklılaşmaya siyasilerin tutumlarına felsefe ve tasavvufla olan etkileşimlerine göre değişkenlik göstermiştir Bu çalışmada iki kesim arasındaki ilişkiler söz konusu değişkenler özelinde tahlile tabi tutulmuştur

Ankara Okulu Yayınları
Günümüz tarih yazıcılığında üstesinden gelinmeye çalışılan en önemli sorunlardan birisi sosyal ve siyasi tarih ile düşünce tarihi arasındaki kopukluğun giderilmesidir Sosyal ve siyasi tarih düşünce tarihinden soyutlanınca kuru bir olaylar yığınına dönüşmekte düşünce tarihinin sosyal ve siyasi tarihle bağının koparılması ise yapay kristalizasyonları beraberinde getirmektedir Öyle ki kelam tarihten ve tarihsel bağlamdan soyutlandığında dogmalaşmakta veya felsefeleşmekte böyle olunca da Gazali nin Eşariliği ile Razi nin Eşariliği telfik edilememekte ve bir çelişki gibi algılanmaktadır Aynı şey fıkıh ve tasavvuf metinleri için de geçerlidir Belirli bir bağlamın ürünü olan içtihatlar zamandan soyutlandığında tarih üstü bir çerçeveye oturmaktadır Tasavvufi literatürde ise zaman genellikle devre dışıdır veya tarihsel olmayan menkıbevi bir vetirede akmaktadır Önemli olan bu alanlara ait metinlerden hareketle bir tarih tasavvuru inşa etmekten ziyade bu metinleri anlaşılır kılabilecek tarihsel bir çerçeve ortaya koymaktır Bu açıdan bakıldığında Eşarilik ve Maturidilik arasındaki ilişki kimi muahhar kaynaklara yansıyan şekliyle sadece bir fikrî tartışmadan ibaret değildir içinde siyaset din kültür ve kimlik gibi unsurların yer aldığı çok denklemli bir ilişki yumağıdır İki kesim arasındaki ilişkiler tarihsel süreçte asla istikrarlı bir seyir izlememiş bölgesel farklılaşmaya siyasilerin tutumlarına felsefe ve tasavvufla olan etkileşimlerine göre değişkenlik göstermiştir Bu çalışmada iki kesim arasındaki ilişkiler söz konusu değişkenler özelinde tahlile tabi tutulmuştur

Ankara Okulu Yayınları
Gu nu mu z tarih yazıcılığında u stesinden gelinmeye çalışılan en önemli sorunlardan birisi sosyal ve siyasi tarih ile du şu nce tarihi arasındaki kopukluğun giderilmesidir Sosyal ve siyasi tarih du şu nce tarihinden soyutlanınca kuru bir olaylar yığınına dönu şmekte du şu nce tarihinin sosyal ve siyasi tarihle bağının koparılması ise yapay kristalizasyonları beraberinde getirmektedir Öyle ki kelam tarihten ve tarihsel bağlamdan soyutlandığında dogmalaşmakta veya felsefeleşmekte böyle olunca da Gazali nin Eşariliği ile Razi nin Eşariliği telfik edilememekte ve bir çelişki gibi algılanmaktadır Aynı şey fıkıh ve tasavvuf metinleri için de geçerlidir Belirli bir bağlamın u ru nu olan içtihatlar zamandan soyutlandığında tarih u stu bir çerçeveye oturmaktadır Tasavvufi literatu rde ise zaman genellikle devre dışıdır veya tarihsel olmayan menkıbevi bir vetirede akmaktadır Önemli olan bu alanlara ait metinlerden hareketle bir tarih tasavvuru inşa etmekten ziyade bu metinleri anlaşılır kılabilecek tarihsel bir çerçeve ortaya koymaktır Bu açıdan bakıldığında Eşarilik ve Maturidilik arasındaki ilişki kimi muahhar kaynaklara yansıyan şekliyle sadece bir fikrî tartışmadan ibaret değildir içinde siyaset din ku ltu r ve kimlik gibi unsurların yer aldığı çok denklemli bir ilişki yumağıdır İki kesim arasındaki ilişkiler tarihsel su reçte asla istikrarlı bir seyir izlememiş bölgesel farklılaşmaya siyasilerin tutumlarına felsefe ve tasavvufla olan etkileşimlerine göre değişkenlik göstermiştir Bu çalışmada iki kesim arasındaki ilişkiler söz konusu değişkenler özelinde tahlile tabi tutulmuştur

Ankara Okulu Yayınları
Günümüz tarih yazıcılığında üstesinden gelinmeye çalışılan en önemli sorunlardan birisi sosyal ve siyasi tarih ile düşünce tarihi arasındaki kopukluğun giderilmesidir Sosyal ve siyasi tarih düşünce tarihinden soyutlanınca kuru bir olaylar yığınına dönüşmekte düşünce tarihinin sosyal ve siyasi tarihle bağının koparılması ise yapay kristalizasyonları beraberinde getirmektedir Öyle ki kelam tarihten ve tarihsel bağlamdan soyutlandığında dogmalaşmakta veya felsefeleşmekte böyle olunca da Gazali nin Eşariliği ile Razi nin Eşariliği telfik edilememekte ve bir çelişki gibi algılanmaktadır Aynı şey fıkıh ve tasavvuf metinleri için de geçerlidir Belirli bir bağlamın ürünü olan içtihatlar zamandan soyutlandığında tarih üstü bir çerçeveye oturmaktadır Tasavvufi literatürde ise zaman genellikle devre dışıdır veya tarihsel olmayan menkıbevi bir vetirede akmaktadır Önemli olan bu alanlara ait metinlerden hareketle bir tarih tasavvuru inşa etmekten ziyade bu metinleri anlaşılır kılabilecek tarihsel bir çerçeve ortaya koymaktır Bu açıdan bakıldığında Eşarilik ve Maturidilik arasındaki ilişki kimi muahhar kaynaklara yansıyan şekliyle sadece bir fikrî tartışmadan ibaret değildir içinde siyaset din kültür ve kimlik gibi unsurların yer aldığı çok denklemli bir ilişki yumağıdır İki kesim arasındaki ilişkiler tarihsel süreçte asla istikrarlı bir seyir izlememiş bölgesel farklılaşmaya siyasilerin tutumlarına felsefe ve tasavvufla olan etkileşimlerine göre değişkenlik göstermiştir Bu çalışmada iki kesim arasındaki ilişkiler söz konusu değişkenler özelinde tahlile tabi tutulmuştur