Taşa Bağlarım Zamanı — Ahmet Ada

Taşa Bağlarım Zamanı
Ahmet AdaMetis Yayıncılık
Taşa Bağlarım Zamanı
Ahmet AdaTaşa Bağlarım Zamanı Ahmet Adanın yeni şiir kitabı Yeter bana mezar taşı olmak Anadoluda Annem açılan üstümü örtüyor Karlı gecelerde Oysa denizin çarşafları üstümüzde ve Alnı akıtmalı at başlıklarını taşıyan üç bölümde toplam 32 şiir yer alıyor

Metis Yayıncılık
Taşa Bağlarım Zamanı Ahmet Ada nın yeni şiir kitabı Yeter bana mezar taşı olmak Anadolu da Annem açılan üstümü örtüyor Karlı gecelerde Oysa denizin çarşafları üstümüzde ve Alnı akıtmalı at başlıklarını taşıyan üç bölümde toplam 32 şiir yer alıyor

METİS YAYINLARI
Taşa Bağlarım Zamanı Ahmet Ada nın yeni şiir kitabı Yeter bana mezar taşı olmak Anadolu da Annem açılan üstümü örtüyor Karlı gecelerde Oysa denizin çarşafları üstümüzde ve Alnı akıtmalı at başlıklarını taşıyan üç bölümde toplam 32 şiir yer alıyor

Metis Yayınları
Taşa Bağlarım Zamanı Ahmet Ada nın yeni şiir kitabı Yeter bana mezar taşı olmak Anadolu da Annem açılan üstümü örtüyor Karlı gecelerde Oysa denizin çarşafları üstümüzde ve Alnı akıtmalı at başlıklarını taşıyan üç bölümde toplam 32 şiir yer alıyor

Metis Yayınları
Taşa Bağlarım Zamanı Ahmet Ada nın yeni şiir kitabı Yeter bana mezar taşı olmak Anadolu da Annem açılan üstümü örtüyor Karlı gecelerde Oysa denizin çarşafları üstümüzde ve Alnı akıtmalı at başlıklarını taşıyan üç bölümde toplam 32 şiir yer alıyor

Metis
Taşa Bağlarım Zamanı Ahmet Ada nın yeni şiir kitabı Yeter bana mezar taşı olmak Anadolu da Annem açılan üstümü örtüyor Karlı gecelerde Oysa denizin çarşafları üstümüzde ve Alnı akıtmalı at başlıklarını taşıyan üç bölümde toplam 32 şiir yer alıyor Tanıtım Yazısı ndan

Metis Yayınları
Taşa Bağlarım Zamanı Ahmet Ada nın yeni şiir kitabı Yeter bana mezar taşı olmak Anadolu da Annem açılan üstümü örtüyor Karlı gecelerde Oysa denizin çarşafları üstümüzde ve Alnı akıtmalı at başlıklarını taşıyan üç bölümde toplam 32 şiir yer alıyor s 35 36 TAŞA BAĞLARIM ZAMANI Bizim yüreğimiz göçük dönerken Gültekin Emre Taşa Bağlarım Zamanı Akatalpa dergisi Sayı 115 Temmuz 2009 Taş suskunluğun dili kunt duruşun düşü öteye geçiş Ya deniz Tarihe taşa hayata kına yakan geline durup dururken arka çıkan iz sürenin yanında olan Ölümle dirim arasında bir yol var işte oradan yürüyor Ahmet Ada yeni şiir kitabı Taşa Bağlarım Zamanı nda Büyük yanılgı lara dur diyor Bir çocuğun yüzündeki uyuyan su olup Rüzgârın fırıldağı dır ve bu bütün zorlukları yener kendinde biri olmak için Yağmurun da fırıldağı olur kendinden çıkıp ve Bir kaleme bir kâğıda dönüşerek Yazmanın özü bu işte bir kaleme ve bir kâğıda indirgemek yaşamı Bir de deniz var elbette girilip çıkılması gereken düşlere katık edilecek Yani deniz o büyük sözdizimi ne döner yüzünü yanında Pars la Pars ölümlün kardeşidir Yani ölüm yanı başındadır hep Kim unutabilir ki o büyük yokoluşu Yağmur bir doğa olayıdır hayatın bir parçası olarak ve şiirde dış mekânın vazgeçilmezlerindendir yaşamı beslediğinden Hayatı dirilten emziren sesleyen kösnül duygularla büyütendir yağmur Hayat bütün halleriyle girintisi çıkıntısıyla imgelem düzeyine gelip yerleşiyor dizelerin şiirlerin Rüzgâra bağlanan at Kuşun uyuduğu saat kırlangıçlarını çağıran akasyalı sokak kendinde saklı denize yürüyen şair Delik deşik bir sessizlik te başkalarının göremediğini gören ruhuna dolan denizin ormanı ve yabancılaşmaktan bunalan insanı gören şair Ahmet Ada Yabancılaşan insanın dün Mustafa Günay Varlık Zaman ve Şiir Taşa Bağlarım Zamanı Radikal Kitap Eki 31 Temmuz 2009 Başlangıçta şiir vardı Ya da Önce şiir vardı gibi sözleri sıkça duyarız Uygarlık tarihinin bugüne kadar uzanan kültür birikimi içinde şiir ve felsefe en önemli unsurlar arasında yer alır Felsefenin felsefi düşünme tarzının şiire kazandırabileceği boyutlar kadar şiirin felsefeye ve aynı zamanda sanata kazandırabileceği olanaklar da söz konusudur Bunun yanı sıra özellikle şairlerimizin yapıtlarının felsefe açısından yorumlanması ve değerlendirilmesi önümüze yeni yollar ve ufuklar açabilecektir Bu bağlamda Ahmet Ada nın Taşa Bağlarım Zamanı adlı yeni şiir kitabının bazı yönlerine değinmek amacındayım Mahmut Temizyürek Ahmet Ada nın Geyik i sabitfikir com Kasım 2009 Ada nın Geyik i ile İonesco nun Gergedan ı arasında bir benzerlik kurulabilir mi Gergedan kısa bacağının üstündeki tonton gövdesiyle kalın derili çirkin yüzündeki küçücük gözleriyle o kalın gövdeden beklenmeyecek bir hassasiyetle her an nedensiz bir heyheylenmeyle boynuzlu burnunun dikine koşturan sonra da ansızın yanılmış gibi duran bu gülünç hayvan ile Geyik ince uzun bacakları üzerinde zarif gövdesiyle doğaya uyumun kimseye zarar vermeden yaşamanın örneği bu barışçıl hayvanın avcıların avladıktan sonra bin pişman oldukları bu eşsiz güzelliğin ne benzerliği olabilir Birbirine tam zıt iki hayvan arasında benzerlik bulmak kuşkusuz tuhaf ama çağrıştırdıkları aynı evrenin iki kutbu gibi İonescu nun oyunlaştırdığı haliyle sokaklarda görüldüğünde mantıkçının olasılıksız saydığı bürokrasinin inkardan geldiği ama her geçen gün sokak vukuatlarıyla giderek çoğalan bu yaratık milli hassasiyeti yüksek orta sınıfın bir temsilcisi olmuştu Gergedanlaşma bir sosyoloji terimine dönüştü zamanla faşist toplumsal karakter betimlemelerinde Bugün de devam ediyor ve Türkiye nin taşrasından metropollerine doğru yayılıyor Gergedanlaşma Buna karşın Geyik de toplumsallaşıyor Bazen metropollerden taşraya bazen de taşradan metropollere doğru bir barış umudu barış olasılığı olarak beliriyor sokaklarda meydanlarda 2009 un Mayıs ayında yayımlanan kitabında Geyik dağdan kente iniyordu Ahmet Mustafa Şerif Onaran Ahmet Ada nın şiirinde zamanı yorumlayan anlam katmanları Varlık Şubat 2010 Şiirde anlam aramak anlamın aydınlığında şiirin tadına varmak anlamsız bir çaba şiirde belagat ı özleyenlerin yalınkat bir şiirle yetinmeleridir Zaman nedir Durup durmadığını geçip gitmediğini bilmiyoruz Sanıyoruz ki zaman durursa daha çok yaşamış olacağız Duran zamanın içinde dilediğimiz gibi yaşayacak ölüme karşı duracağız Uluer Aydoğdu Nihayet Şiir Taşa Bağlarım Zamanı denizsuyukâsesi sayı 41 ocak şubat 2010 Taşa Bağlarım Zamanı her şeyden önce Ahmet Ada nın olağanüstü imgelemini daldırdığı hayattan içinde aşklar yaşadığı yolculuklar yaptığı gökyüzüne baktığı çıkarıp önümüze koyduğu bir uzay zaman düzenlemesi Tam da şiirin göz hizasında Ne güzel şiir hâlâ bizimle daha bizi terk etmemiş Öyle ki Ahmet Ada şiir hızında kıvrak olduğu kadar varlığı varoluşu da sorgulayan imge ve söyleyişlerle hareket ederek doğum ölüm hüzün zaman büyü bazlı muazzam bir enerjiye ulaşmış bu kitapta Daha ilk baştan kitabın adıyla okuyucuya duygusal bir büyü vaat ediyor Kapak resminin kitap adıyla oluşturduğu zıtlık ise zamanın asıl karakterini söylemek için düzenlenmiş gibidir Geleceğe doğru akış Bu akış içinde kitapta yer alan şiirler ise zamanın şimdi burada uzaylaşması ndan başka bir şey değil Valery nin zaman inşadır sözünden hareketle kitapta yer alan şiirler için inşa olduğu kadar akışkanlığı da içeren bir süreç şiiri de diyebiliriz Varlık being ile varoluş becoming arasındaki ezeli ve ebedi çatışma ise ana motif olarak bütün şiirlerde yer alır James G Frazer ın Altın Dal Payel Yayınları İstanbul 1991 adlı muhte Harun Atak Taşa Bağlarım Zamanı nda bir arayış ve sığınak izleği olarak Deniz Akatalpa dergisi Sayı 130 Ekim 2010 Sözcüklerin anlamları yoktur kullanımları vardır J C Giroud Uluer Aydoğdu Kendi değirmisinde bir azınlık şair oluş Ahmet Ada Üvercinka Kasım 2015 Ahmet Ada nın Taşa Bağlarım Zamanı 1 2009 adlı kitabından Taşın Sesi ne 2 2014 oradan da son kitabı düzyazı şiirler Yağmur Başlamadan Eve Dönelim e 3 2015 düz doğrusal linear bir hat bir çizgi çektiğimizde bu üç noktanın tabii arada başka kitaplar noktalar da var koordinat sistemindeki kronolojik uğrak yerleri olduğu doğrudur ancak bu düz doğrusal çizgiyi bu çubuğu alıp iki ucundan bükerek birleştirirsek non linear yani düz doğrusal olmayan bir Ahmet Ada Çevrimsel Süreci elde ederiz Düz doğrusal linear zaman algısı bizi içinde yaşadığımız ve sevdiğimiz ve öldüğümüz dünya yerine nicelikler dünyası da diyebileceğimiz bir dünyaya koyar Böylece bu dünya ve öteki dünya ayrımı oluşur ki 1977 Nobel Kimya Ödüllü Ilya Prigogine nin vurguladığı üzere iki dünya demek iki gerçek ya da hiçbir gerçek demektir Buradaki asıl sorun ise bir şeyin içinde olduğumuz zannıyla bir dışarının dolayısıyla da dışarıda her şeyin dışında bir efendi bir otorite olduğunu sanmamız Bu evren bilmecesini çözmüş fakat onun yerine başka bir bilmeceyi yani kendi bilmecesini koymakla yetinmiş modern aklın trajedisidir Oysa düz doğrusal olmayan non linear zaman anlayışıyla içerinin ve dışarının başlangıç ve sonun ikilikle