Tasavvuf i İslami ve Fünun ı Cedide ve Felsefe — Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi

Tasavvuf i İslami ve Fünun ı Cedide ve Felsefe
Şehbenderzade Filibeli Ahmed HilmiBüyüyen Ay Yayınları
Tasavvuf i İslami ve Fünun ı Cedide ve Felsefe
Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmiİnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi terbiye semeresidir Nefs i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi Emmâre sıfatları hiçbir vakit vicdân ı ahlâkî denilen ve seyr u sülûkta ruh lafziyle tarif olunan hüviyet i insâniyyenin tamamen iptal ve imhâsına muktedir olamaz Vicdân ı ahlâkî en iğrenç fenalıklar içinde dahi nefsine galebe edecek kudreti hâizdir En fenâ bir adamın pişman olduğu kendi kendinden nefret ettiği dakikalar olur ki işte bu vicdân ı ahlâkînin muvakkat bir galebesi demektir Vicdân ı ahlâkî tabiri eski mutasavvıflar nezdinde kullanılmış değilse de biz bu tabiri pek lazım ve muvâfık buluyoruz Zira ruh kelimesi pek muhtelif mânâlara geldiğinden ve esasen nefis ve ruh bir mânâya olduğundan nefse mukâbil düşen hayr işleyen ve şerri fark edene vicdân ı ahlâkî demek pek muvâfıktır Vicdân ı ahlâkînin sıfât ı mümeyyize ve kâşifesi şunlardır İnsâf adâlet incizâb hayr ulviyet îtirâf ı hak İşte nefs i emmâre sahibi bir adamı noksanlıklarını itiraf etmekle kemâle ermeye sevk eden şey bu vicdân ı ahlâkîdir Vicdân ı ahlâkî hakkında iki fikir vardır Birtakımına göre vicdân ı ahlâkî asla Hak tan sapmaz ve aldanmaz Hiçbir vakit hayra şer şerre hayr demez Bu hususta her ne yapılsa vicdân ı ahlâkîyi iğfâl mümkün olamaz O bir hâkimdir ki insanın idrakinin sadr i ikbâlinde oturur ve daima kötü davranışlarını fâilinin yüzüne çarpar Diğerlerine göre vicdân ı ahlâkî dahi terbiyeye göre değişir Bizâtihi hayır ve şerri fark etmeye muktedir olamaz İnsanlık tarihinde birçok fenalıklar görüyoruz ki bunları yapanlar hep hayır nâmına yapmışlar ve tebcîl edilmişlerdir Mesela birtakım putlara insan kurban etmek gibi Bunu yapanlar büyük bir hayır yapmış olmak inancında idiler ve bu fiillerini vicdânları tamamen takdir ediyordu Vicdân ı insanînin aldanmadığı cihet hayır ve şerrin ayrı ayrı şeyler olduğuna ve bizâtihi hayır bulunduğuna imânıdır İşte vicdânın aldanmadığı cihet budur Lâkin hayır ve şerrin eşkâli hakkında aldanabilir Din ahlâk sülûk işte bu aldanış sebebiyle lâzımdır Eğer insanlar bu hususta aldanmak tehlikesine maruz kalmasaydılar vicdânlarının sadasından başka emir ve düstûra muhtaç olmaz lardı

Büyüyenay Yayınları
İnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi terbiye semeresidir Nefs i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi Emmâre sıfatları hiçbir vakit vicdân ı ahlâkî denilen ve seyr u sülûkta ruh lafziyle tarif olunan hüviyet i insâniyyenin tamamen iptal ve imhâsına muktedir olamaz Vicdân ı ahlâkî en iğrenç fenalıklar içinde dahi nefsine galebe edecek kudreti hâizdir En fenâ bir adamın pişman olduğu kendi kendinden nefret ettiği dakikalar olur ki işte bu vicdân ı ahlâkînin muvakkat bir galebesi demektir Vicdân ı ahlâkî tabiri eski mutasavvıflar nezdinde kullanılmış değilse de biz bu tabiri pek lazım ve muvâfık buluyoruz Zira ruh kelimesi pek muhtelif mânâlara geldiğinden ve esasen nefis ve ruh bir mânâya olduğundan nefse mukâbil düşen hayr işleyen ve şerri fark edene vicdân ı ahlâkî demek pek muvâfıktır Vicdân ı ahlâkînin sıfât ı mümeyyize ve kâşifesi şunlardır İnsâf adâlet incizâb hayr ulviyet îtirâf ı hak İşte nefs i emmâre sahibi bir adamı noksanlıklarını itiraf etmekle kemâle ermeye sevk eden şey bu vicdân ı ahlâkîdir Vicdân ı ahlâkî hakkında iki fikir vardır Birtakımına göre vicdân ı ahlâkî asla Hak tan sapmaz ve aldanmaz Hiçbir vakit hayra şer şerre hayr demez Bu hususta her ne yapılsa vicdân ı ahlâkîyi iğfâl mümkün olamaz O bir hâkimdir ki insanın idrakinin sadr i ikbâlinde oturur ve daima kötü davranışlarını fâilinin yüzüne çarpar Diğerlerine göre vicdân ı ahlâkî dahi terbiyeye göre değişir Bizâtihi hayır ve şerri fark etmeye muktedir olamaz İnsanlık tarihinde birçok fenalıklar görüyoruz ki bunları yapanlar hep hayır nâmına yapmışlar ve tebcîl edilmişlerdir Mesela birtakım putlara insan kurban etmek gibi Bunu yapanlar büyük bir hayır yapmış olmak inancında idiler ve bu fiillerini vicdânları tamamen takdir ediyordu Vicdân ı insanînin aldanmadığı cihet hayır ve şerrin ayrı ayrı şeyler olduğuna ve bizâtihi hayır bulunduğuna imânıdır İşte vicdânın aldanmadığı cihet budur Lâkin hayır ve şerrin eşkâli hakkında aldanabilir Din ahlâk sülûk işte bu aldanış sebebiyle lâzımdır Eğer insanlar bu hususta aldanmak tehlikesine maruz kalmasaydılar vicdânlarının sadasından başka emir ve düstûra muhtaç olmaz lardı Tanıtım Bülteninden

Büyüyen Ay Yayınları
İnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi terbiye semeresidir Nefs i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi Emmâre sıfatları hiçbir vakit vicdân ı ahlâkî denilen ve seyr u sülûkta ruh lafziyle tarif olunan hüviyet i insâniyyenin tamamen iptal ve imhâsına muktedir olamaz Vicdân ı ahlâkî en iğrenç fenalıklar içinde dahi nefsine galebe edecek kudreti hâizdir En fenâ bir adamın pişman olduğu kendi kendinden nefret ettiği dakikalar olur ki işte bu vicdân ı ahlâkînin muvakkat bir galebesi demektir Vicdân ı ahlâkî tabiri eski mutasavvıflar nezdinde kullanılmış değilse de biz bu tabiri pek lazım ve muvâfık buluyoruz Zira ruh kelimesi pek muhtelif mânâlara geldiğinden ve esasen nefis ve ruh bir mânâya olduğundan nefse mukâbil düşen hayr işleyen ve şerri fark edene vicdân ı ahlâkî demek pek muvâfıktır Vicdân ı ahlâkînin sıfât ı mümeyyize ve kâşifesi şunlardır İnsâf adâlet incizâb hayr ulviyet îtirâf ı hak İşte nefs i emmâre sahibi bir adamı noksanlıklarını itiraf etmekle kemâle ermeye sevk eden şey bu vicdân ı ahlâkîdir Vicdân ı ahlâkî hakkında iki fikir vardır Birtakımına göre vicdân ı ahlâkî asla Hak tan sapmaz ve aldanmaz Hiçbir vakit hayra şer şerre hayr demez Bu hususta her ne yapılsa vicdân ı ahlâkîyi iğfâl mümkün olamaz O bir hâkimdir ki insanın idrakinin sadr i ikbâlinde oturur ve daima kötü davranışlarını fâilinin yüzüne çarpar Diğerlerine göre vicdân ı ahlâkî dahi terbiyeye göre değişir Bizâtihi hayır ve şerri fark etmeye muktedir olamaz İnsanlık tarihinde birçok fenalıklar görüyoruz ki bunları yapanlar hep hayır nâmına yapmışlar ve tebcîl edilmişlerdir Mesela birtakım putlara insan kurban etmek gibi Bunu yapanlar büyük bir hayır yapmış olmak inancında idiler ve bu fiillerini vicdânları tamamen takdir ediyordu Vicdân ı insanînin aldanmadığı cihet hayır ve şerrin ayrı ayrı şeyler olduğuna ve bizâtihi hayır bulunduğuna imânıdır İşte vicdânın aldanmadığı cihet budur Lâkin hayır ve şerrin eşkâli hakkında aldanabilir Din ahlâk sülûk işte bu aldanış sebebiyle lâzımdır Eğer insanlar bu hususta aldanmak tehlikesine maruz kalmasaydılar vicdânlarının sadasından başka emir ve düstûra muhtaç olmaz lardı

Büyüyen Ay Yayınları
İnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi terbiye semeresidir Nefs i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi Emmâre sıfatları hiçbir vakit vicdân ı ahlâkî denilen ve seyr u sülûkta ruh lafziyle tarif olunan hüviyet i insâniyyenin tamamen iptal ve imhâsına muktedir olamaz Vicdân ı ahlâkî en iğrenç fenalıklar içinde dahi nefsine galebe edecek kudreti hâizdir En fenâ bir adamın pişman olduğu kendi kendinden nefret ettiği dakikalar olur ki işte bu vicdân ı ahlâkînin muvakkat bir galebesi demektir Vicdân ı ahlâkî tabiri eski mutasavvıflar nezdinde kullanılmış değilse de biz bu tabiri pek lazım ve muvâfık buluyoruz Zira ruh kelimesi pek muhtelif mânâlara geldiğinden ve esasen nefis ve ruh bir mânâya olduğundan nefse mukâbil düşen hayr işleyen ve şerri fark edene vicdân ı ahlâkî demek pek muvâfıktır Vicdân ı ahlâkînin sıfât ı mümeyyize ve kâşifesi şunlardır İnsâf adâlet incizâb hayr ulviyet îtirâf ı hak İşte nefs i emmâre sahibi bir adamı noksanlıklarını itiraf etmekle kemâle ermeye sevk eden şey bu vicdân ı ahlâkîdir Vicdân ı ahlâkî hakkında iki fikir vardır Birtakımına göre vicdân ı ahlâkî asla Hak tan sapmaz ve aldanmaz Hiçbir vakit hayra şer şerre hayr demez Bu hususta her ne yapılsa vicdân ı ahlâkîyi iğfâl mümkün olamaz O bir hâkimdir ki insanın idrakinin sadr i ikbâlinde oturur ve daima kötü davranışlarını fâilinin yüzüne çarpar Diğerlerine göre vicdân ı ahlâkî dahi terbiyeye göre değişir Bizâtihi hayır ve şerri fark etmeye muktedir olamaz İnsanlık tarihinde birçok fenalıklar görüyoruz ki bunları yapanlar hep hayır nâmına yapmışlar ve tebcîl edilmişlerdir Mesela birtakım putlara insan kurban etmek gibi Bunu yapanlar büyük bir hayır yapmış olmak inancında idiler ve bu fiillerini vicdânları tamamen takdir ediyordu Vicdân ı insanînin aldanmadığı cihet hayır ve şerrin ayrı ayrı şeyler olduğuna ve bizâtihi hayır bulunduğuna imânıdır İşte vicdânın aldanmadığı cihet budur Lâkin hayır ve şerrin eşkâli hakkında aldanabilir Din ahlâk sülûk işte bu aldanış sebebiyle lâzımdır Eğer insanlar bu hususta aldanmak tehlikesine maruz kalmasaydılar vicdânlarının sadasından başka emir ve düstûra muhtaç olmazlardı

BÜYÜYENAY
İnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi terbiye semeresidir Nefs i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi Emmâre sıfatları hiçbir vakit vicdân ı ahlâkî denilen ve seyr u sülûkta ruh lafziyle tarif olunan hüviyet i insâniyyenin tamamen ip tal ve imhâsına muktedir olamaz Vicdân ı ahlâkî en iğrenç fenalıklar içinde dahi nefsine galebe edecek kudreti hâizdir En fenâ bir adamın pişman olduğu kendi kendinden nefret ettiği dakikalar olur ki işte bu vicdân ı ahlâkînin muvakkat bir galebesi demektir Vicdân ı ahlâkî tabiri eski mutasavvıflar nezdinde kullanılmış değilse de biz bu tabiri pek lazım ve muvâfık buluyoruz Zira ruh kelimesi pek muhtelif mânâlara geldiğinden ve esasen nefis ve ruh bir mânâya ol duğundan nefse mukâbil düşen hayr işleyen ve şerri fark edene vicdân ı ahlâkî demek pek muvâfıktır Vicdân ı ahlâkînin sıfât ı mümeyyize ve kâşifesi şunlardır İnsâf adâlet incizâb hayr ulviyet îtirâf ı hak İşte nefs i emmâre sahibi bir adamı noksanlıklarını itiraf etmekle kemâle ermeye sevk eden şey bu vicdân ı ahlâkîdir Vicdân ı ahlâkî hakkında iki fikir vardır Birtakımına göre vicdân ı ahlâkî asla Hak tan sapmaz ve aldanmaz Hiçbir vakit hayra şer şerre hayr demez Bu hususta her ne yapılsa vicdân ı ahlâ kîyi iğfâl mümkün olamaz O bir hâkimdir ki insanın idrakinin sadr i ik bâlinde oturur ve daima kötü davranışlarını fâilinin yüzüne çarpar Diğerlerine göre vicdân ı ahlâkî dahi terbiyeye göre değişir Bizâtihi hayır ve şerri fark etmeye muktedir olamaz İnsanlık tarihinde birçok fenalıklar görüyoruz ki bunları yapanlar hep hayır nâ mına yapmışlar ve tebcîl edilmişlerdir Mesela birtakım putlara in san kurban etmek gibi Bunu yapanlar büyük bir hayır yapmış olmak inancında idiler ve bu fiillerini vicdânları tamamen takdir ediyordu Vicdân ı insanînin aldanmadığı cihet hayır ve şerrin ayrı ayrı şeyler olduğuna ve bizâtihi hayır bulunduğuna imânıdır İşte vicdânın aldanmadığı cihet budur Lâkin hayır ve şerrin eşkâ li hakkında aldanabilir Din ahlâk sülûk işte bu aldanış sebebiyle lâ zımdır Eğer insanlar bu hususta aldanmak tehlikesine maruz kalmasaydılar vicdânlarının sadasından başka emir ve düstûra muhtaç olmaz lardı

Büyüyen Ay Yayınları
Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi tarafından kaleme alınan Tasavvuf i İslami ve Fünun ı Cedide ve Felsefe Büyüyen Ay Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Tasavvuf i İslami ve Fünun ı Cedide ve Felsefe Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi Kitap Özeti İnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi terbiye semeresidir Nefs i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi Emmâre sıfatları hiçbir vakit vicdân ı ahlâkî denilen ve seyr u sülûkta ruh lafziyle tarif olunan hüviyet i insâniyyenin tamamen iptal ve imhâsına muktedir olamaz Vicdân ı ahlâkî en iğrenç fenalıklar içinde dahi nefsine galebe edecek kudreti hâizdir En fenâ bir adamın pişman olduğu kendi kendinden nefret ettiği dakikalar olur ki işte bu vicdân ı ahlâkînin muvakkat bir galebesi demektir Vicdân ı ahlâkî tabiri eski mutasavvıflar nezdinde kullanılmış değilse de biz bu tabiri pek lazım ve muvâfık buluyoruz Zira ruh kelimesi pek muhtelif mânâlara geldiğinden ve esasen nefis ve ruh bir mânâya olduğundan nefse mukâbil düşen hayr işleyen ve şerri fark edene vicdân ı ahlâkî demek pek muvâfıktır Vicdân ı ahlâkînin sıfât ı mümeyyize ve kâşifesi şunlardır İnsâf adâlet incizâb hayr ulviyet îtirâf ı hak İşte nefs i emmâre sahibi bir adamı noksanlıklarını itiraf etmekle kemâle ermeye sevk eden şey bu vicdân ı ahlâkîdir Vicdân ı ahlâkî hakkında iki fikir vardır Birtakımına göre vicdân ı ahlâkî asla Hak tan sapmaz ve aldanmaz Hiçbir vakit hayra şer şerre hayr demez Bu hususta her ne yapılsa vicdân ı ahlâkîyi iğfâl mümkün olamaz O bir hâkimdir ki insanın idrakinin sadr i ikbâlinde oturur ve daima kötü davranışlarını fâilinin yüzüne çarpar Diğerlerine göre vicdân ı ahlâkî dahi terbiyeye göre değişir Bizâtihi hayır ve şerri fark etmeye muktedir olamaz İnsanlık tarihinde birçok fenalıklar görüyoruz ki bunları yapanlar hep hayır nâmına yapmışlar ve tebcîl edilmişlerdir Mesela birtakım putlara insan kurban etmek gibi Bunu yapanlar büyük bir hayır yapmış olmak inancında idiler ve bu fiillerini vicdânları tamamen takdir ediyordu Vicdân ı insanînin aldanmadığı cihet hayır ve şerrin ayrı ayrı şeyler olduğuna ve bizâtihi hayır bulunduğuna imânıdır İşte vicdânın aldanmadığı cihet budur Lâkin hayır ve şerrin eşkâli hakkında aldanabilir Din ahlâk sülûk işte bu aldanış sebebiyle lâzımdır Eğer insanlar bu hususta aldanmak tehlikesine maruz kalmasaydılar vicdânlarının sadasından başka emir ve düstûra muhtaç olmazlardı Yayınevi Büyüyen Ay Yayınları Yazar Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi Sayfa 224 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı 2022 Barkod 9786257608725 Kategori Din Felsefesi

Büyüyen Ay Yayınları
İnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi terbiye semeresidir Nefs i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi Emmâre sıfatları hiçbir vakit vicdân ı ahlâkî denilen ve seyr u sülûkta ruh lafziyle tarif olunan hüviyet i insâniyyenin tamamen iptal ve imhâsına muktedir olamaz Vicdân ı ahlâkî en iğrenç fenalıklar içinde dahi nefsine galebe edecek kudreti hâizdir En fenâ bir adamın pişman olduğu kendi kendinden nefret ettiği dakikalar olur ki işte bu vicdân ı ahlâkînin muvakkat bir galebesi demektir Vicdân ı ahlâkî tabiri eski mutasavvıflar nezdinde kullanılmış değilse de biz bu tabiri pek lazım ve muvâfık buluyoruz Zira ruh kelimesi pek muhtelif mânâlara geldiğinden ve esasen nefis ve ruh bir mânâya olduğundan nefse mukâbil düşen hayr işleyen ve şerri fark edene vicdân ı ahlâkî demek pek muvâfıktır Vicdân ı ahlâkînin sıfât ı mümeyyize ve kâşifesi şunlardır İnsâf adâlet incizâb hayr ulviyet îtirâf ı hak İşte nefs i emmâre sahibi bir adamı noksanlıklarını itiraf etmekle kemâle ermeye sevk eden şey bu vicdân ı ahlâkîdir Vicdân ı ahlâkî hakkında iki fikir vardır Birtakımına göre vicdân ı ahlâkî asla Hak tan sapmaz ve aldanmaz Hiçbir vakit hayra şer şerre hayr demez Bu hususta her ne yapılsa vicdân ı ahlâkîyi iğfâl mümkün olamaz O bir hâkimdir ki insanın idrakinin sadr i ikbâlinde oturur ve daima kötü davranışlarını fâilinin yüzüne çarpar Diğerlerine göre vicdân ı ahlâkî dahi terbiyeye göre değişir Bizâtihi hayır ve şerri fark etmeye muktedir olamaz İnsanlık tarihinde birçok fenalıklar görüyoruz ki bunları yapanlar hep hayır nâmına yapmışlar ve tebcîl edilmişlerdir Mesela birtakım putlara insan kurban etmek gibi Bunu yapanlar büyük bir hayır yapmış olmak inancında idiler ve bu fiillerini vicdânları tamamen takdir ediyordu Vicdân ı insanînin aldanmadığı cihet hayır ve şerrin ayrı ayrı şeyler olduğ

Büyüyenay Yayınları
İnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi terbiye semeresidir Nefs i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi Emmâre sıfatları hiçbir vakit vicdân ı ahlâkî denilen ve seyr u sülûkta ruh lafziyle tarif olunan hüviyet i insâniyyenin tamamen iptal ve imhâsına muktedir olamaz Vicdân ı ahlâkî en iğrenç fenalıklar içinde dahi nefsine galebe edecek kudreti hâizdir En fenâ bir adamın pişman olduğu kendi kendinden nefret ettiği dakikalar olur ki işte bu vicdân ı ahlâkînin muvakkat bir galebesi demektir Vicdân ı ahlâkî tabiri eski mutasavvıflar nezdinde kullanılmış değilse de biz bu tabiri pek lazım ve muvâfık buluyoruz Zira ruh kelimesi pek muhtelif mânâlara geldiğinden ve esasen nefis ve ruh bir mânâya olduğundan nefse mukâbil düşen hayr işleyen ve şerri fark edene vicdân ı ahlâkî demek pek muvâfıktır Vicdân ı ahlâkînin sıfât ı mümeyyize ve kâşifesi şunlardır İnsâf adâlet incizâb hayr ulviyet îtirâf ı hak İşte nefs i emmâre sahibi bir adamı noksanlıklarını itiraf etmekle kemâle ermeye sevk eden şey bu vicdân ı ahlâkîdir Vicdân ı ahlâkî hakkında iki fikir vardır Birtakımına göre vicdân ı ahlâkî asla Hak tan sapmaz ve aldanmaz Hiçbir vakit hayra şer şerre hayr demez Bu hususta her ne yapılsa vicdân ı ahlâkîyi iğfâl mümkün olamaz O bir hâkimdir ki insanın idrakinin sadr i ikbâlinde oturur ve daima kötü davranışlarını fâilinin yüzüne çarpar Diğerlerine göre vicdân ı ahlâkî dahi terbiyeye göre değişir Bizâtihi hayır ve şerri fark etmeye muktedir olamaz İnsanlık tarihinde birçok fenalıklar görüyoruz ki bunları yapanlar hep hayır nâmına yapmışlar ve tebcîl edilmişlerdir Mesela birtakım putlara insan kurban etmek gibi Bunu yapanlar büyük bir hayır yapmış olmak inancında idiler ve bu fiillerini vicdânları tamamen takdir ediyordu Vicdân ı insanînin aldanmadığı cihet hayır ve şerrin ayrı ayrı şeyler olduğuna ve bizâtihi hayır bulunduğuna imânıdır İşte vicdânın aldanmadığı cihet budur Lâkin hayır ve şerrin eşkâli hakkında aldanabilir Din ahlâk sülûk işte bu aldanış sebebiyle lâzımdır Eğer insanlar bu hususta aldanmak tehlikesine maruz kalmasaydılar vicdânlarının sadasından başka emir ve düstûra muhtaç olmaz lardı Tanıtım Bülteninden