MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Tefsirin İlk Çağları — Muhammed Coşkun

Tefsirin İlk Çağları
414,80
Meal Tefsir HadisTefsir MealDin İslamiyet

Tefsirin İlk Çağları

Muhammed Coşkun

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2019528 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Tefsirin İlk Çağları

Muhammed Coşkun

Tefsir tarihi genel olarak tedvin öncesi ve tedvin sonrası şeklinde iki ana döneme ayrılmakta ve bu iki kısmın her ikisinin de en nihayetinde hicri ilk üç asır içerisinde bütünüyle tekâmüle ermiş olduğu düşünülmektedir Böylelikle tefsir tarihi belli bir bilimsel disiplinin hazırlık oluşum ve dönüşüm süreçlerini tamamlaması için öngörülebilecek bütün kriterlerden yoksun bir şekilde tasavvur edilmiş olmaktadır Dahası tedvin dönemindeki faaliyetler ilk iki asırla sınırlı tutularak sonraki dönemler rivayet dirayet atomcu bütüncül kelâmî fıkhî mezhebî vs şeklinde bir tasnif çerçevesinde ele alınmakta böylece tefsir tarihinin tamamlandığı öngörülmektedir Hâlbuki tarih bir silsileden ibaretse her adımda yeni olgular yeni anlayışlar yeni tarzlar ortaya çıkabilir Tefsir için vâkıa da bizatihi böyle gerçekleşmiştir Yani tefsirin Hz Peygamber dönemindeki hâli ile sonrasındaki her bir kuşaktaki hâli arasında sürekli dönüşümler yaşanmış ve nihayet belli ana yapılar teşekkül etmiş sistemleşme gerçekleşmiştir Ancak bütün bunlar tabiatıyla uzunca sayılacak bir süreç içerisinde gerçekleşmiştir Bu da tefsirin her bir kuşak içerisinde geçirdiği dönüşümlerin takip edilmesini her dönemin kendine özgü etkin unsurları eşliğinde müstakil olarak dönemler arası dikey bağlantılar ve kopuşları dikkate alarak ele alınmasını gerektirmektedir Çünkü tefsir eğer Müslüman toplumların Kur an ı anlama çabalarına işaret eden bir kavram ise ya da içeriğinde bu unsurları da barındırıyorsa o takdirde söz konusu çabaların ardındaki siyasi sosyal kültürel etkenlerin dikkate alınmaması tarih yazımı açısından anlaşılabilir bir tutum olmayacaktır Bunun yerine Müslüman toplumların herhangi bir çağda Kur an yorumu tefsir faaliyetine giriştiklerinde hem geçmişten tevarüs ettikleri birikimin etkisi altında olduklarını hem de kendi dönemlerinin etkin siyasi sosyolojik kültürel entelektüel atmosferinin devreye girmesi ile geçmişten devralınan mirasın şu ya da bu ölçüde dönüşüme uğradığını hesaba katmak nihayet yorumun tarih ve kültür ile iç içe gelişen bir hikâyesinin bulunduğunu düşünmek ve tefsir tarihi yazımında işte bu hikâyenin izini sürmeye çalışmak çok daha aydınlatıcı sonuçlara ulaştırabilir Bu çalışmada tefsirin ilk Müslüman nesillerin geçirdiği sosyolojik siyasi ve kültürel dönüşümlerle eşgüdümlü olarak şekillenişinin takip edilecek olması temelde böyle bir ana teoriye dayanmaktadır

Teklif Kitap
435,20

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2019-11-181. baskı528 sf.
Karton160-235-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Tefsir tarihi genel olarak tedvin öncesi ve tedvin sonrası şeklinde iki ana döneme ayrılmakta ve bu iki kısmın her ikisinin de en nihayetinde hicri ilk üç asır içerisinde bütünüyle tekâmüle ermiş olduğu düşünülmektedir Böylelikle tefsir tarihi belli bir bilimsel disiplinin hazırlık oluşum ve dönüşüm süreçlerini tamamlaması için öngörülebilecek bütün kriterlerden yoksun bir şekilde tasavvur edilmiş olmaktadır Dahası tedvin dönemindeki faaliyetler ilk iki asırla sınırlı tutularak sonraki dönemler rivayet dirayet atomcu bütüncül kelâmî fıkhî mezhebî vs şeklinde bir tasnif çerçevesinde ele alınmakta böylece tefsir tarihinin tamamlandığı öngörülmektedir Hâlbuki tarih bir silsileden ibaretse her adımda yeni olgular yeni anlayışlar yeni tarzlar ortaya çıkabilir Tefsir için vâkıa da bizatihi böyle gerçekleşmiştir Yani tefsirin Hz Peygamber dönemindeki hâli ile sonrasındaki her bir kuşaktaki hâli arasında sürekli dönüşümler yaşanmış ve nihayet belli ana yapılar teşekkül etmiş sistemleşme gerçekleşmiştir Ancak bütün bunlar tabiatıyla uzunca sayılacak bir süreç içerisinde gerçekleşmiştir Bu da tefsirin her bir kuşak içerisinde geçirdiği dönüşümlerin takip edilmesini her dönemin kendine özgü etkin unsurları eşliğinde müstakil olarak dönemler arası dikey bağlantılar ve kopuşları dikkate alarak ele alınmasını gerektirmektedir Çünkü tefsir eğer Müslüman toplumların Kur an ı anlama çabalarına işaret eden bir kavram ise ya da içeriğinde bu unsurları da barındırıyorsa o takdirde söz konusu çabaların ardındaki siyasi sosyal kültürel etkenlerin dikkate alınmaması tarih yazımı açısından anlaşılabilir bir tutum olmayacaktır Bunun yerine Müslüman toplumların herhangi bir çağda Kur an yorumu tefsir faaliyetine giriştiklerinde hem geçmişten tevarüs ettikleri birikimin etkisi altında olduklarını hem de kendi dönemlerinin etkin siyasi sosyolojik kültürel entelektüel atmosferinin devreye girmesi ile geçmişten devralınan mirasın şu ya da bu ölçüde dönüşüme uğradığını hesaba katmak nihayet yorumun tarih ve kültür ile iç içe gelişen bir hikâyesinin bulunduğunu düşünmek ve tefsir tarihi yazımında işte bu hikâyenin izini sürmeye çalışmak çok daha aydınlatıcı sonuçlara ulaştırabilir Bu çalışmada tefsirin ilk Müslüman nesillerin geçirdiği sosyolojik siyasi ve kültürel dönüşümlerle eşgüdümlü olarak şekillenişinin takip edilecek olması temelde böyle bir ana teoriye dayanmaktadır

Kitap Ambarı
442,00

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayı

2020528 sf.
İnce Kapak16 x 23,5
Kitap Ambarı

Tefsir tarihi genel olarak tedvin öncesi ve tedvin sonrası şeklinde iki ana döneme ayrılmakta ve bu iki kısmın her ikisinin de en nihayetinde hicri ilk üç asır içerisinde bütünüyle tekamüle ermiş olduğu düşünülmektedir Böylelikle tefsir tarihi belli bir bilimsel disiplinin hazırlık oluşum ve dönüşüm süreçlerini tamamlaması için öngörülebilecek bütün kriterlerden yoksun bir şekilde tasavvur edilmiş olmaktadır Dahası tedvin dönemindeki faaliyetler ilk iki asırla sınırlı tutularak sonraki dönemler rivayet dirayet atomcu bütüncül kelami fıkhı mezhebi vs şeklinde bir tasnif çerçevesinde ele alınmakta böylece tefsir tarihinin tamamlandığı öngörülmektedir Halbuki tarih bir silsileden ibaretse her adımda yeni olgular yeni anlayışlar yeni tarzlar ortaya çıkabilir Tefsir için vakıa da bizatihi böyle gerçekleşmiştir Yani tefsirin Hz Peygamber dönemindeki hali ile sonrasındaki her bir kuşaktaki hali arasında sürekli dönüşümler yaşanmış ve nihayet belli ana yapılar teşekkül etmiş sistemleşme gerçekleşmiştir Ancak bütün bunlar tabiatıyla uzunca sayılacak bir süreç içerisinde gerçekleşmiştir Bu da tefsirin her bir kuşak içerisinde geçirdiği dönüşümlerin takip edilmesini her dönemin kendine özgü etkin unsurları eşliğinde müstakil olarak dönemler arası dikey bağlantılar ve kopuşları dikkate alarak ele alınmasını gerektirmektedir Çünkü tefsir eğer Müslüman toplumların Kur an ı anlama çabalarına işaret eden bir kavram ise ya da içeriğinde bu unsurları da barındırıyorsa o takdirde söz konusu çabaların ardındaki siyasi sosyal kültürel etkenlerin dikkate alınmaması tarih yazımı açısından anlaşılabilir bir tutum olmayacaktır Bunun yerine Müslüman toplumların herhangi bir çağda Kur an yorumu tefsir faaliyetine giriştiklerinde hem geçmişten tevarüs ettikleri birikimin etkisi altında olduklarını hem de kendi dönemlerinin etkin siyasi sosyolojik kültürel entelektüel atmosferinin devreye girmesi ile geçmişten devralınan mirasın şu ya da bu ölçüde dönüşüme uğradığını hesaba katmak nihayet yorumun tarih ve kültür ile iç içe gelişen bir hikayesinin bulunduğunu düşünmek ve tefsir tarihi yazımında işte bu hikayenin izini sürmeye çalışmak çok daha aydınlatıcı sonuçlara ulaştırabilir Bu çalışmada tefsirin ilk Müslüman nesillerin geçirdiği sosyolojik siyasi ve kültürel dönüşümlerle eşgüdümlü olarak şekillenişinin takip edilecek olması temelde böyle bir ana teoriye dayanmaktadır Tanıtım Bülteninden

Benli Kitap
510,00

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

2019-11-181. baskı528 sf.
Karton160-235-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

Tefsir tarihi genel olarak tedvin öncesi ve tedvin sonrası şeklinde iki ana döneme ayrılmakta ve bu iki kısmın her ikisinin de en nihayetinde hicri ilk üç asır içerisinde bütünüyle tekâmüle ermiş olduğu düşünülmektedir Böylelikle tefsir tarihi belli bir bilimsel disiplinin hazırlık oluşum ve dönüşüm süreçlerini tamamlaması için öngörülebilecek bütün kriterlerden yoksun bir şekilde tasavvur edilmiş olmaktadır Dahası tedvin dönemindeki faaliyetler ilk iki asırla sınırlı tutularak sonraki dönemler rivayet dirayet atomcu bütüncül kelâmî fıkhî mezhebî vs şeklinde bir tasnif çerçevesinde ele alınmakta böylece tefsir tarihinin tamamlandığı öngörülmektedir Hâlbuki tarih bir silsileden ibaretse her adımda yeni olgular yeni anlayışlar yeni tarzlar ortaya çıkabilir Tefsir için vâkıa da bizatihi böyle gerçekleşmiştir Yani tefsirin Hz Peygamber dönemindeki hâli ile sonrasındaki her bir kuşaktaki hâli arasında sürekli dönüşümler yaşanmış ve nihayet belli ana yapılar teşekkül etmiş sistemleşme gerçekleşmiştir Ancak bütün bunlar tabiatıyla uzunca sayılacak bir süreç içerisinde gerçekleşmiştir Bu da tefsirin her bir kuşak içerisinde geçirdiği dönüşümlerin takip edilmesini her dönemin kendine özgü etkin unsurları eşliğinde müstakil olarak dönemler arası dikey bağlantılar ve kopuşları dikkate alarak ele alınmasını gerektirmektedir Çünkü tefsir eğer Müslüman toplumların Kur an ı anlama çabalarına işaret eden bir kavram ise ya da içeriğinde bu unsurları da barındırıyorsa o takdirde söz konusu çabaların ardındaki siyasi sosyal kültürel etkenlerin dikkate alınmaması tarih yazımı açısından anlaşılabilir bir tutum olmayacaktır Bunun yerine Müslüman toplumların herhangi bir çağda Kur an yorumu tefsir faaliyetine giriştiklerinde hem geçmişten tevarüs ettikleri birikimin etkisi altında olduklarını hem de kendi dönemlerinin etkin siyasi sosyolojik kültürel entelektüel atmosferinin devreye girmesi ile geçmişten devralınan mirasın şu ya da bu ölçüde dönüşüme uğradığını hesaba katmak nihayet yorumun tarih ve kültür ile iç içe gelişen bir hikâyesinin bulunduğunu düşünmek ve tefsir tarihi yazımında işte bu hikâyenin izini sürmeye çalışmak çok daha aydınlatıcı sonuçlara ulaştırabilir Bu çalışmada tefsirin ilk Müslüman nesillerin geçirdiği sosyolojik siyasi ve kültürel dönüşümlerle eşgüdümlü olarak şekillenişinin takip edilecek olması temelde böyle bir ana teoriye dayanmaktadır

Ekin Kitap
523,60

MARMARA ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ VAKFI

2019528 sf.
Ekin Kitap

Tefsir tarihi genel olarak tedvin öncesi ve tedvin sonrası şeklinde iki ana döneme ayrılmakta ve bu iki kısmın her ikisinin de en nihayetinde hicri ilk üç asır içerisinde bütünüyle tekamüle ermiş olduğu düşünülmektedir Böylelikle tefsir tarihi belli bir bilimsel disiplinin hazırlık oluşum ve dönüşüm süreçlerini tamamlaması için öngörülebilecek bütün kriterlerden yoksun bir şekilde tasavvur edilmiş olmaktadır Dahası tedvin dönemindeki faaliyetler ilk iki asırla sınırlı tutularak sonraki dönemler rivayet dirayet atomcu bütüncül kelami fıkhı mezhebi vs şeklinde bir tasnif çerçevesinde ele alınmakta böylece tefsir tarihinin tamamlandığı öngörülmektedir Halbuki tarih bir silsileden ibaretse her adımda yeni olgular yeni anlayışlar yeni tarzlar ortaya çıkabilir Tefsir için vakıa da bizatihi böyle gerçekleşmiştir Yani tefsirin Hz Peygamber dönemindeki hali ile sonrasındaki her bir kuşaktaki hali arasında sürekli dönüşümler yaşanmış ve nihayet belli ana yapılar teşekkül etmiş sistemleşme gerçekleşmiştir Ancak bütün bunlar tabiatıyla uzunca sayılacak bir süreç içerisinde gerçekleşmiştir Bu da tefsirin her bir kuşak içerisinde geçirdiği dönüşümlerin takip edilmesini her dönemin kendine özgü etkin unsurları eşliğinde müstakil olarak dönemler arası dikey bağlantılar ve kopuşları dikkate alarak ele alınmasını gerektirmektedir Çünkü tefsir eğer Müslüman toplumların Kur an ı anlama çabalarına işaret eden bir kavram ise ya da içeriğinde bu unsurları da barındırıyorsa o takdirde söz konusu çabaların ardındaki siyasi sosyal kültürel etkenlerin dikkate alınmaması tarih yazımı açısından anlaşılabilir bir tutum olmayacaktır Bunun yerine Müslüman toplumların herhangi bir çağda Kur an yorumu tefsir faaliyetine giriştiklerinde hem geçmişten tevarüs ettikleri birikimin etkisi altında olduklarını hem de kendi dönemlerinin etkin siyasi sosyolojik kültürel entelektüel atmosferinin devreye girmesi ile geçmişten devralınan mirasın şu ya da bu ölçüde dönüşüme uğradığını hesaba katmak nihayet yorumun tarih ve kültür ile iç içe gelişen bir hikayesinin bulunduğunu düşünmek ve tefsir tarihi yazımında işte bu hikayenin izini sürmeye çalışmak çok daha aydınlatıcı sonuçlara ulaştırabilir Bu çalışmada tefsirin ilk Müslüman nesillerin geçirdiği sosyolojik siyasi ve kültürel dönüşümlerle eşgüdümlü olarak şekillenişinin takip edilecek olması temelde böyle bir ana teoriye dayanmaktadır

Nobel Kitap
557,60

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı

2019528 sf.
Ciltsiz16x24 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Tefsir tarihi genel olarak tedvin öncesi ve tedvin sonrası şeklinde iki ana döneme ayrılmakta ve bu iki kısmın her ikisinin de en nihayetinde hicri ilk üç asır içerisinde bütünüyle tekamüle ermiş olduğu düşünülmektedir Böylelikle tefsir tarihi belli bir bilimsel disiplinin hazırlık oluşum ve dönüşüm süreçlerini tamamlaması için öngörülebilecek bütün kriterlerden yoksun bir şekilde tasavvur edilmiş olmaktadır Dahası tedvin dönemindeki faaliyetler ilk iki asırla sınırlı tutularak sonraki dönemler rivayet dirayet atomcu bütüncül kelami fıkhı mezhebi vs şeklinde bir tasnif çerçevesinde ele alınmakta böylece tefsir tarihinin tamamlandığı öngörülmektedir Halbuki tarih bir silsileden ibaretse her adımda yeni olgular yeni anlayışlar yeni tarzlar ortaya çıkabilir Tefsir için vakıa da bizatihi böyle gerçekleşmiştir Yani tefsirin Hz Peygamber dönemindeki hali ile sonrasındaki her bir kuşaktaki hali arasında sürekli dönüşümler yaşanmış ve nihayet belli ana yapılar teşekkül etmiş sistemleşme gerçekleşmiştir Ancak bütün bunlar tabiatıyla uzunca sayılacak bir süreç içerisinde gerçekleşmiştir Bu da tefsirin her bir kuşak içerisinde geçirdiği dönüşümlerin takip edilmesini her dönemin kendine özgü etkin unsurları eşliğinde müstakil olarak dönemler arası dikey bağlantılar ve kopuşları dikkate alarak ele alınmasını gerektirmektedir Çünkü tefsir eğer Müslüman toplumların Kur an ı anlama çabalarına işaret eden bir kavram ise ya da içeriğinde bu unsurları da barındırıyorsa o takdirde söz konusu çabaların ardındaki siyasi sosyal kültürel etkenlerin dikkate alınmaması tarih yazımı açısından anlaşılabilir bir tutum olmayacaktır Bunun yerine Müslüman toplumların herhangi bir çağda Kur an yorumu tefsir faaliyetine giriştiklerinde hem geçmişten tevarüs ettikleri birikimin etkisi altında olduklarını hem de kendi dönemlerinin etkin siyasi sosyolojik kültürel entelektüel atmosferinin devreye girmesi ile geçmişten devralınan mirasın şu ya da bu ölçüde dönüşüme uğrad

Pandora

Marmara Üniv. İlahiyat Fak. Vakfı

528 sf.
Pandora

Tefsir tarihi genel olarak tedvin öncesi ve tedvin sonrası şeklinde iki ana döneme ayrılmakta ve bu iki kısmın her ikisinin de en nihayetinde hicri ilk üç asır içerisinde bütünüyle tekamüle ermiş olduğu düşünülmektedir Böylelikle tefsir tarihi belli bir bilimsel disiplinin hazırlık oluşum ve dönüşüm süreçlerini tamamlaması için öngörülebilecek bütün kriterlerden yoksun bir şekilde tasavvur edilmiş olmaktadır Dahası tedvin dönemindeki faaliyetler ilk iki asırla sınırlı tutularak sonraki dönemler rivayet dirayet atomcu bütüncül kelami fıkhı mezhebi vs şeklinde bir tasnif çerçevesinde ele alınmakta böylece tefsir tarihinin tamamlandığı öngörülmektedir Halbuki tarih bir silsileden ibaretse her adımda yeni olgular yeni anlayışlar yeni tarzlar ortaya çıkabilir Tefsir için vakıa da bizatihi böyle gerçekleşmiştir Yani tefsirin Hz Peygamber dönemindeki hali ile sonrasındaki her bir kuşaktaki hali arasında sürekli dönüşümler yaşanmış ve nihayet belli ana yapılar teşekkül etmiş sistemleşme gerçekleşmiştir Ancak bütün bunlar tabiatıyla uzunca sayılacak bir süreç içerisinde gerçekleşmiştir Bu da tefsirin her bir kuşak içerisinde geçirdiği dönüşümlerin takip edilmesini her dönemin kendine özgü etkin unsurları eşliğinde müstakil olarak dönemler arası dikey bağlantılar ve kopuşları dikkate alarak ele alınmasını gerektirmektedir Çünkü tefsir eğer Müslüman toplumların Kur an ı anlama çabalarına işaret eden bir kavram ise ya da içeriğinde bu unsurları da barındırıyorsa o takdirde söz konusu çabaların ardındaki siyasi sosyal kültürel etkenlerin dikkate alınmaması tarih yazımı açısından anlaşılabilir bir tutum olmayacaktır Bunun yerine Müslüman toplumların herhangi bir çağda Kur an yorumu tefsir faaliyetine giriştiklerinde hem geçmişten tevarüs ettikleri birikimin etkisi altında olduklarını hem de kendi dönemlerinin etkin siyasi sosyolojik kültürel entelektüel atmosferinin devreye girmesi ile geçmişten devralınan mirasın şu ya da bu ölçüde dönüşüme uğradığını hesaba katmak nihayet yorumun tarih ve kültür ile iç içe gelişen bir hikayesinin bulunduğunu düşünmek ve tefsir tarihi yazımında işte bu hikayenin izini sürmeye çalışmak çok daha aydınlatıcı sonuçlara ulaştırabilir Bu çalışmada tefsirin ilk Müslüman nesillerin geçirdiği sosyolojik siyasi ve kültürel dönüşümlerle eşgüdümlü olarak şekillenişinin takip edilecek olması temelde böyle bir ana teoriye dayanmaktadır