Toplumsal Siyaset — Ayşegül Yaraman Kinem Tokdemir

Toplumsal Siyaset
Ayşegül Yaraman Kinem TokdemirSarmal Yayınevi
Toplumsal Siyaset
Ayşegül Yaraman Kinem TokdemirSiyaset bilimi hukuk tarih coğrafya ekonomi felsefe antropoloji gibi bilimleri kendi paradigması doğrultusunda keser Aynı tanımda sosyoloji ve hatta psikoloji de yer alır Ancak başta sosyoloji ve giderek psikolojinin diğer bilimlerin rolünden temel farkı onlara siyaset iktidar ideoloji bağlamında içkin olmasıdır Bu kitabın birinci meselesi bahsedilen saptamadan yola çıkarak toplum ve birey ilişkisi üzerinden siyasetin her yerdeliğini ortaya koymaya çalışmaktır Diğer bir deyişle toplumsal olan siyasaldır veya siyasal olan toplumsaldır Tıpkı Aristoteles in İnsan politik bir hayvandır önermesinde ifade ettiği üzere toplum ve siyaset birbirinden ayrı düşünülemez Siyaset devlete partiye kamuoyuna oy verme davranışına vb indirgenmediğinde ve tabii onları da içeren bir biçimde sosyolojik ve psikolojik bir açıdan değerlendirildiği zaman gerektiği gibi yorumlanır Özellikle de örneğin birinci sınıf siyaset bilimi öğrencileri için daha anlaşılabilir hale gelir Esasen siyaset bilimi soyut değildir kendisini apolitik ya da depolitik olarak tanımlayanları da genellikle fark etmeden kuşatan bir bakış açısı gerektirir ki eğitim bir yandan anlamlı anlaşılır hale gelsin ve diğer yandan sadece ezberde kalmasın Aynı amacın teknik tamamlayıcısı olarak kitabın ikinci meselesi ise pedagojik yaklaşımdır Bilindiği gibi pedagojinin modern bilim olarak doğuşu ve 20 yüzyılın özellikle başındaki amacı tek yönlü teorik iletişimle kişileri toplumu şekillen dirmektir Zaten modernleşme süreci de söz konusu zihniyetle özellikle okul eğitimi üzerinden toplum mühendisliğini hedefler Ancak modernitenin eleştirisini de doğuran özellikle psikoloji antropoloji ve felsefedeki kuramsal sarsıntı bu bakış açısının yetersizliğini verimsizliğini ve hatta otoriterliğini ortaya çıkarır Böylece pedagojik bakışın revizyonununa ihtiyaç doğar 21 yüzyılda algı ve dolayısıyla öğrenme tarzı hızla değişmektedir Artık tek yönlü didaktik soyut kuramsal anlatım etkili olamamaktadır zira bu anlatım tarzı ikna edici değil dayatıcıdır ezbercidir Ancak kısa süreli veya dayatma sürdükçe hafızada kendine yer bulur Okulun yerini bırakmakta olduğu ideolojik aygıt olarak medyanın egemenliği ile ikna edici iletişim eğitimi toplumsallaşma bağlamında bireyin hayatının sonuna kadar sürecek biçimde yayar ve yaygınlaşır Bu bakımdan ikna edici iletişim medyayla gerçekleştiği üzere baskıcı iletişime göre yöntemsel olarak farklıdır

Sarmal Kitabevi
Siyaset bilimi hukuk tarih coğrafya ekonomi felsefe antropoloji gibi bilimleri kendi paradigması doğrultusunda keser Aynı tanımda sosyoloji ve hatta psikoloji de yer alır Ancak başta sosyoloji ve giderek psikolojinin diğer bilimlerin rolünden temel farkı onlara siyaset iktidar ideoloji bağlamında içkin olmasıdır Bu kitabın birinci meselesi bahsedilen saptamadan yola çıkarak toplum ve birey ilişkisi üzerinden siyasetin her yerdeliğini ortaya koymaya çalışmaktır Diğer bir deyişle toplumsal olan siyasaldır veya siyasal olan toplumsaldır Tıpkı Aristoteles in İnsan politik bir hayvandır önermesinde ifade ettiği üzere toplum ve siyaset birbirinden ayrı düşünülemez Siyaset devlete partiye kamuoyuna oy verme davranışına vb indirgenmediğinde ve tabii onları da içeren bir biçimde sosyolojik ve psikolojik bir açıdan değerlendirildiği zaman gerektiği gibi yorumlanır Özellikle de örneğin birinci sınıf siyaset bilimi öğrencileri için daha anlaşılabilir hale gelir Esasen siyaset bilimi soyut değildir kendisini apolitik ya da depolitik olarak tanımlayanları da genellikle fark etmeden kuşatan bir bakış açısı gerektirir ki eğitim bir yandan anlamlı anlaşılır hale gelsin ve diğer yandan sadece ezberde kalmasın Aynı amacın teknik tamamlayıcısı olarak kitabın ikinci meselesi ise pedagojik yaklaşımdır Bilindiği gibi pedagojinin modern bilim olarak doğuşu ve 20 yüzyılın özellikle başındaki amacı tek yönlü teorik iletişimle kişileri toplumu şekillen dirmektir Zaten modernleşme süreci de söz konusu zihniyetle özellikle okul eğitimi üzerinden toplum mühendisliğini hedefler Ancak modernitenin eleştirisini de doğuran özellikle psikoloji antropoloji ve felsefedeki kuramsal sarsıntı bu bakış açısının yetersizliğini verimsizliğini ve hatta otoriterliğini ortaya çıkarır Böylece pedagojik bakışın revizyonununa ihtiyaç doğar 21 yüzyılda algı ve dolayısıyla öğrenme tarzı hızla değişmektedir Artık tek yönlü didaktik soyut kuramsal anlatım etkili olamamaktadır zira bu anlatım tarzı ikna edici değil dayatıcıdır ezbercidir Ancak kısa süreli veya dayatma sürdükçe hafızada kendine yer bulur Okulun yerini bırakmakta olduğu ideolojik aygıt olarak medyanın egemenliği ile ikna edici iletişim eğitimi toplumsallaşma bağlamında bireyin hayatının sonuna kadar sürecek biçimde yayar ve yaygınlaşır Bu bakımdan ikna edici iletişim medyayla gerçekleştiği üzere baskıcı iletişime göre yöntemsel olarak farklıdır

Sarmal Kitabevi
Ayşegül Yaraman tarafından kaleme alınan Toplumsal Siyaset Sarmal Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Toplumsal Siyaset Ayşegül Yaraman Kitap Özeti Siyaset bilimi hukuk tarih coğrafya ekonomi felsefe antropoloji gibi bilimleri kendi paradigması doğrultusunda keser Aynı tanımda sosyoloji ve hatta psikoloji de yer alır Ancak başta sosyoloji ve giderek psikolojinin diğer bilimlerin rolünden temel farkı onlara siyaset iktidar ideoloji bağlamında içkin olmasıdır Bu kitabın birinci meselesi bahsedilen saptamadan yola çıkarak toplum ve birey ilişkisi üzerinden siyasetin her yerdeliğini ortaya koymaya çalışmaktır Diğer bir deyişle toplumsal olan siyasaldır veya siyasal olan toplumsaldır Tıpkı Aristoteles in İnsan politik bir hayvandır önermesinde ifade ettiği üzere toplum ve siyaset birbirinden ayrı düşünülemez Siyaset devlete partiye kamuoyuna oy verme davranışına vb indirgenmediğinde ve tabii onları da içeren bir biçimde sosyolojik ve psikolojik bir açıdan değerlendirildiği zaman gerektiği gibi yorumlanır Özellikle de örneğin birinci sınıf siyaset bilimi öğrencileri için daha anlaşılabilir hale gelir Esasen siyaset bilimi soyut değildir kendisini apolitik ya da depolitik olarak tanımlayanları da genellikle fark etmeden kuşatan bir bakış açısı gerektirir ki eğitim bir yandan anlamlı anlaşılır hale gelsin ve diğer yandan sadece ezberde kalmasın Aynı amacın teknik tamamlayıcısı olarak kitabın ikinci meselesi ise pedagojik yaklaşımdır Bilindiği gibi pedagojinin modern bilim olarak doğuşu ve 20 yüzyılın özellikle başındaki amacı tek yönlü teorik iletişimle kişileri toplumu şekillen dirmektir Zaten modernleşme süreci de söz konusu zihniyetle özellikle okul eğitimi üzerinden toplum mühendisliğini hedefler Ancak modernitenin eleştirisini de doğuran özellikle psikoloji antropoloji ve felsefedeki kuramsal sarsıntı bu bakış açısının yetersizliğini verimsizliğini ve hatta otoriterliğini ortaya çıkarır Böylece pedagojik bakışın revizyonununa ihtiyaç doğar 21 yüzyılda algı ve dolayısıyla öğrenme tarzı hızla değişmektedir Artık tek yönlü didaktik soyut kuramsal anlatım etkili olamamaktadır zira bu anlatım tarzı ikna edici değil dayatıcıdır ezbercidir Ancak kısa süreli veya dayatma sürdükçe hafızada kendine yer bulur Okulun yerini bırakmakta olduğu ideolojik aygıt olarak medyanın egemenliği ile ikna edici iletişim eğitimi toplumsallaşma bağlamında bireyin hayatının sonuna kadar sürecek biçimde yayar ve yaygınlaşır Bu bakımdan ikna edici iletişim medyayla gerçekleştiği üzere baskıcı iletişime göre yöntemsel olarak farklıdır Yayınevi Sarmal Kitabevi Yazar Ayşegül Yaraman Sayfa 290 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı 2024 Barkod 9786256005112 Kategori Araştırma İnceleme

Sarmal
Siyaset bilimi hukuk tarih coğrafya ekonomi felsefe antropoloji gibi bilimleri kendi paradigması doğrultusunda keser Aynı tanımda sosyoloji ve hatta psikoloji de yer alır Ancak başta sosyoloji ve giderek psikolojinin diğer bilimlerin rolünden temel farkı onlara siyaset iktidar ideoloji bağlamında içkin olmasıdır Bu kitabın birinci meselesi bahsedilen saptamadan yola çıkarak toplum ve birey ilişkisi üzerinden siyasetin her yerdeliğini ortaya koymaya çalışmaktır Diğer bir deyişle toplumsal olan siyasaldır veya siyasal olan toplumsaldır Tıpkı Aristoteles in İnsan politik bir hayvandır önermesinde ifade ettiği üzere toplum ve siyaset birbirinden ayrı düşünülemez Siyaset devlete partiye kamuoyuna oy verme davranışına vb indirgenmediğinde ve tabii onları da içeren bir biçimde sosyolojik ve psikolojik bir açıdan değerlendirildiği zaman gerektiği gibi yorumlanır Özellikle de örneğin birinci sınıf siyaset bilimi öğrencileri için daha anlaşılabilir hale gelir Esasen siyaset bilimi soyut değildir kendisini apolitik ya da depolitik olarak tanımlayanları da genellikle fark etmeden kuşatan bir bakış açısı gerektirir ki eğitim bir yandan anlamlı anlaşılır hale gelsin ve diğer yandan sadece ezberde kalmasın Aynı amacın teknik tamamlayıcısı olarak kitabın ikinci meselesi ise pedagojik yaklaşımdır Bilindiği gibi pedagojinin modern bilim olarak doğuşu ve 20 yüzyılın özellikle başındaki amacı tek yönlü teorik iletişimle kişileri toplumu şekillen dirmektir Zaten modernleşme süreci de söz konusu zihniyetle özellikle okul eğitimi üzerinden toplum mühendisliğini hedefler Ancak modernitenin eleştirisini de doğuran özellikle psikoloji antropoloji ve felsefedeki kuramsal sarsıntı bu bakış açısının yetersizliğini verimsizliğini ve hatta otoriterliğini ortaya çıkarır Böylece pedagojik bakışın revizyonununa ihtiyaç doğar 21 yüzyılda algı ve dolayısıyla öğrenme tarzı hızla değişmektedir Artık tek yönlü didaktik soyut kuramsal anlatım etkili olamamaktadır zira bu anlatım tarzı ikna edici değil dayatıcıdır ezbercidir Ancak kısa süreli veya dayatma sürdükçe hafızada kendine yer bulur Okulun yerini bırakmakta olduğu ideolojik aygıt olarak medyanın egemenliği ile ikna edici iletişim eğitimi toplumsallaşma bağlamında bireyin hayatının sonuna kadar sürecek biçimde yayar ve yaygınlaşır Bu bakımdan ikna edici iletişim medyayla gerçekleştiği üzere baskıcı iletişime göre yöntemsel olarak farklıdır

Sarmal Kitabevi
Siyaset bilimi hukuk tarih coğrafya ekonomi felsefe antropoloji gibi bilimleri kendi paradigması doğrultusunda keser Aynı tanımda sosyoloji ve hatta psikoloji de yer alır Ancak başta sosyoloji ve giderek psikolojinin diğer bilimlerin rolünden temel farkı onlara siyaset iktidar ideoloji bağlamında içkin olmasıdır Bu kitabın birinci meselesi bahsedilen saptamadan yola çıkarak toplum ve birey ilişkisi üzerinden siyasetin her yerdeliğini ortaya koymaya çalışmaktır Diğer bir deyişle toplumsal olan siyasaldır veya siyasal olan toplumsaldır Tıpkı Aristoteles in İnsan politik bir hayvandır önermesinde ifade ettiği üzere toplum ve siyaset birbirinden ayrı düşünülemez Siyaset devlete partiye kamuoyuna oy verme davranışına vb indirgenmediğinde ve tabii onları da içeren bir biçimde sosyolojik ve psikolojik bir açıdan değerlendirildiği zaman gerektiği gibi yorumlanır Özellikle de örneğin birinci sınıf siyaset bilimi öğrencileri için daha anlaşılabilir hale gelir Esasen siyaset bilimi soyut değildir kendisini apolitik ya da depolitik olarak tanımlayanları da genellikle fark etmeden kuşatan bir bakış açısı gerektirir ki eğitim bir yandan anlamlı anlaşılır hale gelsin ve diğer yandan sadece ezberde kalmasın Aynı amacın teknik tamamlayıcısı olarak kitabın ikinci meselesi ise pedagojik yaklaşımdır Bilindiği gibi pedagojinin modern bilim olarak doğuşu ve 20 yüzyılın özellikle başındaki amacı tek yönlü teorik iletişimle kişileri toplumu şekillen dirmektir Zaten modernleşme süreci de söz konusu zihniyetle özellikle okul eğitimi üzerinden toplum mühendisliğini hedefler Ancak modernitenin eleştirisini de doğuran özellikle psikoloji antropoloji ve felsefedeki kuramsal sarsıntı bu bakış açısının yetersizliğini verimsizliğini ve hatta otoriterliğini ortaya çıkarır Böylece pedagojik bakışın revizyonununa ihtiyaç doğar 21 yüzyılda algı ve dolayısıyla öğrenme tarzı hızla değişmektedir Artık tek yönlü didaktik soyut kuramsal anlatım etkili olamamaktadır zira bu anlatım tarzı ikna edici değil dayatıcıdır ezbercidir Ancak kısa süreli veya dayatma sürdükçe hafızada kendine yer bulur Okulun yerini bırakmakta olduğu ideolojik aygıt olarak medyanın egemenliği ile ikna edici iletişim eğitimi toplumsallaşma bağlamında bireyin hayatının sonuna kadar sürecek biçimde yayar ve yaygınlaşır Bu bakımdan ikna edici iletişim medyayla gerçekleştiği üzere baskıcı iletişime göre yöntemsel olarak farklıdır

Sarmal Kitabevi
Siyaset bilimi hukuk tarih coğrafya ekonomi felsefe antropoloji gibi bilimleri kendi paradigması doğrultusunda keser Aynı tanımda sosyoloji ve hatta psikoloji de yer alır Ancak başta sosyoloji ve giderek psikolojinin diğer bilimlerin rolünden temel farkı onlara siyaset iktidar ideoloji bağlamında içkin olmasıdır Bu kitabın birinci meselesi bahsedilen saptamadan yola çıkarak toplum ve birey ilişkisi üzerinden siyasetin her yerdeliğini ortaya koymaya çalışmaktır Diğer bir deyişle toplumsal olan siyasaldır veya siyasal olan toplumsaldır Tıpkı Aristoteles in İnsan politik bir hayvandır önermesinde ifade ettiği üzere toplum ve siyaset birbirinden ayrı düşünülemez Siyaset devlete partiye kamuoyuna oy verme davranışına vb indirgenmediğinde ve tabii onları da içeren bir biçimde sosyolojik ve psikolojik bir açıdan değerlendirildiği zaman gerektiği gibi yorumlanır Özellikle de örneğin birinci sınıf siyaset bilimi öğrencileri için daha anlaşılabilir hale gelir Esasen siyaset bilimi soyut değildir kendisini apolitik ya da depolitik olarak tanımlayanları da genellikle fark etmeden kuşatan bir bakış açısı gerektirir ki eğitim bir yandan anlamlı anlaşılır hale gelsin ve diğer yandan sadece ezberde kalmasın Aynı amacın teknik tamamlayıcısı olarak kitabın ikinci meselesi ise pedagojik yaklaşımdır Bilindiği gibi pedagojinin modern bilim olarak doğuşu ve 20 yüzyılın özellikle başındaki amacı tek yönlü teorik iletişimle kişileri toplumu şekillen dirmektir Zaten modernleşme süreci de söz konusu zihniyetle özellikle okul eğitimi üzerinden toplum mühendisliğini hedefler Ancak modernitenin eleştirisini de doğuran özellikle psikoloji antropoloji ve felsefedeki kuramsal sarsıntı bu bakış açısının yetersizliğini verimsizliğini ve hatta otoriterliğini ortaya çıkarır Böylece pedagojik bakışın revizyonununa ihtiyaç doğar 21 yüzyılda algı ve dolayısıyla öğrenme tarzı hızla değişmektedir Artık tek yönlü didaktik soyut kuramsal anlatım et