Toplumun Reddettiği Ruhsal Hastalığı Olan İnsanlara Karşı Ayrımcılık — Graham Thornicroft

Toplumun Reddettiği Ruhsal Hastalığı Olan İnsanlara Karşı Ayrımcılık
Graham ThornicroftŞizofreni Dernekleri Federasyonu
Toplumun Reddettiği Ruhsal Hastalığı Olan İnsanlara Karşı Ayrımcılık
Graham ThornicroftOkuduğumuz her kitap bizde olumlu ya da olumsuz bir iz bırakır Toplumun Reddettiği Ruhsal Hastalığı Olan İnsanlara Karşı Ayrımcılık kitabı sadece olumlu bir iz bırakmakla yetinmedi damgalama dışlama ve ayrımcılık karşıtı mücadelemizde bizi cesaretlendirdi ve bir tür manifesto işlevi üstlendi Ana yapısı itibarıyla akademik olan bir kitabın toplumda yaşayan herhangi bir insanın duygularına ve düşüncelerine dokunabilmesi az bulunur bir özelliktir Thornicroft bu kitabında bunu başarmıştır Yılların bilgi ve deneyim birikimi ışığında bir yandan sorunu bizzat yaşayan insanların yaşadıkları acıyı ete kemiğe büründürüp sergilerken ve toplumu oluşturan her bir bireye sorumluluklarını hatırlatırken diğer yandan konuyla ilgili bilim insanlarına öncelikleri hassasiyetleri ve esas olarak yapılması gerekenleri işaret etmiştir Thornicroft un temel mesajı damgalama dışlama ve ayrımcılıkla mücadele konusunda doğrudan doğruya gerçekliğin bizatihi kendisine odaklanmak gerektiğidir Günümüze dek gösterilen çabaların birkaç küçük istisna dışında duygudan yoksun bağlamdan kopuk dolaylı ve varsayımsal niteliklerine dikkat çeken yazar artık odağın damgalamadan ayrımcılığa bilinçli olarak aktarılması gerektiğini öne sürmektedir Bunun sağlayacağı pek çok kazanım olacaktır Belirleyici olan tutum değil hayatın içindeki davranış biçimidir Ne söylediğimiz ya da ne düşündüğümüzden çok ne yaptığımızdır Örneğin bir işverenin varsayımsal olarak ruhsal hastalığı olan birisini işe alacağını söylemesi değil somut olarak işe alıp almadığı önemlidir Böylesi yaşayan girişimler ruhsal hastalığı olan insanlara ilişkin davranışların hangi müdahalelerle değişip değişmediğinin açık olarak sınanmasına olanak tanıyacaktır Mesele zavallı deli ye acıyarak yardım etme meselesi değildir Yasalar önünde herkesin eşit olması ve bunun bağlayıcılığıdır Ayrımcılık karşıtı politikalar ve hukuki girişimler herkes için eşit olarak yaşama geçirilmelidir Ayrımcılık karşısındaki bakış açısı damgalanan kişiye odaklanmaktan çok damgalayan kişiye odaklanan bir nitelik taşımalıdır Bununla birlikte ruhsal hastalığı olan insanlara dair adaletsizlik haksızlık ve ayrımcılık konusundaki çalışmalarda onların yaşadığı deneyimler yol gösterici olmalıdır Çeviri dili konusunda olabildiğince esnek olmaya çalıştık Türkçenin bilim dili olarak varsıllaşması elbette çok önemli Ancak ayrımcılık gibi hassas bir konuda anlaşılır olmak herşeyden daha önemli Bu nedenle kendimizi serbest bıraktık zorlamadık Yeri geldi olanak dedik yeri geldi imkan Detay da dedik ayrıntı da Etken de dedik faktör de Mental Illness teriminin karşılığı olarak akıl hastalığı yerine ruhsal hastalık sözcüklerini kullanmayı tercih ettik Sadece kitabın adını Türkçe ifade ederken bile bir seçim yapmak durumunda kalmak bizim için yeterince zorlayıcı oldu Shun sözcüğünü Türkçede karşılayan yakın duran akrabalığı olan o kadar çok sözcük var ki birini tercih etmek zorundaydık Yine de bu akraba sözcükleri burada anmak yaralı olcaktır Dışlamak kaçınmak yok saymak görmezden gelmek uzak durmak hor görmek hakir görmek reddetmek küçümsemek nefret etmek aşağılamak tenezzül etmemek tepeden bakmak küçük görmek iğrenmek çekinmek ihmal etmek savsaklamak boşlamak aldırmamak ilgisiz kalmak karşı koymak geri çevirmek refüze etmek çıkarıp atmak kusmak istememek kabul etmemek adam yerine koymamak hiçe saymak beğenmemek uzak durmak Nasıl Hepsi yeterince olumsuz değil mi Aslında dini bağlamda kullanılan aforoz etmek sözcüğü belki de bu anlamların hepsini karşılıyor herhangi bir kimseyi iletişimin toplumun dışına çıkarmak Biz reddetmek sözcüğünü seçtik ve toplumun reddettiği dedik Toplumun dışladığı ya da dışlanmış da diyebilirdik veya yukarıdaki fiillerden köken alan herhangi birini kullanabilirdik Sonuçta meramımızı anlattığımızı sanıyoruz Adı ne olursa olsun ister toplumsal dışlama ister toplumsal reddetme bu fiil buna maruz kalan insanda derin ruhsal yaralar açar Bir insanı toplumsal olarak reddetmek bir tür işkencedir ve işkence de insanlık onurunun bir gün mutlaka yeneceği bir insanlık suçudur Ruhsal hastalıklarla ilgili damgalama dışlama ve ayrımcılıkla mücadele konusunda hepimize büyük görevler düşüyor En önemlisi de bir an önce ve sahici bir biçimde harekete geçmek

Şizofreni Dernekleri Federasyonu
Ruhsal hastalığı olan insanlar sıklıkla karşılaştıkları damgalama ve ayrımcılığın yaşadıkları hastalığın kendisinden daha beter olduğunu ifade ederler Ayrımcılık gündelik yaşamın her alanına nüfuz edebilir kişisel alan ev ve aile yaşantısı iş vatandaşlık konuları ve hatta kişinin temel bir yaşam standardını tutturma ve sürdürme yetisi Bugün bile ruhsal hastalığı olan insanlara karşı ayrımcılık tüm dünyada önemli bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir Ayrımcılık tıpkı bir kişiyi ya da hastalığı betimlemek için onur kırıcı ya da saygısız kelimelerin kullanılması gibi kendini fazla hissettirmeyen yöntemlerle ortaya çıkabilir Öte yandan ayrımcılık örneğin temel insan haklarından mahrum bırakılma gibi çok daha belirgin şekillerde de kendini gösterebilir Bu ayrımcılığın kökleşmiş olduğunu ve değiştirilemeyeceğini kabul mü etmeliyiz yoksa doğasını analiz ederek ve anlayarak kendimizi bu sorunlarla baş etmeye mi adamalıyız Toplumun Reddettiği ruhsal hastalığı olan insanlara karşı uygulanan ayrımcılığın doğası ve ciddiyeti ve bunu azaltmak için neler yapılabileceği konusundaki bilgileri geniş bir okuyucu kitlesi için açık bir şekilde sunmaktadır Kitapta ruhsal hastalığı olan insanlardan birçok alıntıya yer verilmiş bu ilk ağızdan anlatımlar hastalığın bu kişilerin ev ortamlarını kişisel sosyal ve çalışma yaşamlarını nasıl etkilediğini sergilemektedir Hem kişisel anlatımlardan hem de ayrıntılı bir kaynak taramasından faydalanarak ayrımcılığın doğasına değinen kitap değişim için net bir manifesto ortaya koymaktadır Ruh sağlığında önde gelen bir isim tarafından okuması keyifli ve anlaşılır bir dille kaleme alınan kitap damgalama ve ayrımcılık sorununu etkileyici ve insancıl bir şekilde resmetmekte ve bu sorunu azaltmak için ne gibi çalışmalar yürütebileceğimiz konusunda yol göstermektedir

İmaj Yayıncılık
Toplumun Reddettiği Kitap Açıklaması Okuduğumuz her kitap bizde olumlu ya da olumsuz bir iz bırakır Toplumun Reddettiği Ruhsal Hastalığı Olan İnsanlara Karşı Ayrımcılık kitabı sadece olumlu bir iz bırakmakla yetinmedi damgalama dışlama ve ayrımcılık karşıtı mücadelemizde bizi cesaretlendirdi ve bir tür manifesto işlevi üstlendi Ana yapısı itibarıyla akademik olan bir kitabın toplumda yaşayan herhangi bir insanın duygularına ve düşüncelerine dokunabilmesi az bulunur bir özelliktir Thornicroft bu kitabında bunu başarmıştır Yılların bilgi ve deneyim birikimi ışığında bir yandan sorunu bizzat yaşayan insanların yaşadıkları acıyı ete kemiğe büründürüp sergilerken ve toplumu oluşturan her bir bireye sorumluluklarını hatırlatırken diğer yandan konuyla ilgili bilim insanlarına öncelikleri hassasiyetleri ve esas olarak yapılması gerekenleri işaret etmiştir Thornicroft un temel mesajı damgalama dışlama ve ayrımcılıkla mücadele konusunda doğrudan doğruya gerçekliğin bizatihi kendisine odaklanmak gerektiğidir Günümüze dek gösterilen çabaların birkaç küçük istisna dışında duygudan yoksun bağlamdan kopuk dolaylı ve varsayımsal niteliklerine dikkat çeken yazar artık odağın damgalamadan ayrımcılığa bilinçli olarak aktarılması gerektiğini öne sürmektedir Bunun sağlayacağı pek çok kazanım olacaktır Belirleyici olan tutum değil hayatın içindeki davranış biçimidir Ne söylediğimiz ya da ne düşündüğümüzden çok ne yaptığımızdır Örneğin bir işverenin varsayımsal olarak ruhsal hastalığı olan birisini işe alacağını söylemesi değil somut olarak işe alıp almadığı önemlidir Böylesi yaşayan girişimler ruhsal hastalığı olan insanlara ilişkin davranışların hangi müdahalelerle değişip değişmediğinin açık olarak sınanmasına olanak tanıyacaktır Mesele zavallı deli ye acıyarak yardım etme meselesi değildir Yasalar önünde herkesin eşit olması ve bunun bağlayıcılığıdır Ayrımcılık karşıtı politikalar ve hukuki girişimler herkes için eşit olarak yaşama geçirilmelidir Ayrımcılık karşısındaki bakış açısı damgalanan kişiye odaklanmaktan çok damgalayan kişiye odaklanan bir nitelik taşımalıdır Bununla birlikte ruhsal hastalığı olan insanlara dair adaletsizlik haksızlık ve ayrımcılık konusundaki çalışmalarda onların yaşadığı deneyimler yol gösterici olmalıdır Çeviri dili konusunda olabildiğince esnek olmaya çalıştık Türkçenin bilim dili olarak varsıllaşması elbette çok önemli Ancak ayrımcılık gibi hassas bir konuda anlaşılır olmak herşeyden daha önemli Bu nedenle kendimizi serbest bıraktık zorlamadık Yeri geldi olanak dedik yeri geldi imkan Detay da dedik ayrıntı da Etken de dedik faktör de Mental Illness teriminin karşılığı olarak akıl hastalığı yerine ruhsal hastalık sözcüklerini kullanmayı tercih ettik Sadece kitabın adını Türkçe ifade ederken bile bir seçim yapmak durumunda kalmak bizim için yeterince zorlayıcı oldu Shun sözcüğünü Türkçede karşılayan yakın duran akrabalığı olan o kadar çok sözcük var ki birini tercih etmek zorundaydık Yine de bu akraba sözcükleri burada anmak yaralı olcaktır Dışlamak kaçınmak yok saymak görmezden gelmek uzak durmak hor görmek hakir görmek reddetmek küçümsemek nefret etmek aşağılamak tenezzül etmemek tepeden bakmak küçük görmek iğrenmek çekinmek ihmal etmek savsaklamak boşlamak aldırmamak ilgisiz kalmak karşı koymak geri çevirmek refüze etmek çıkarıp atmak kusmak istememek kabul etmemek adam yerine koymamak hiçe saymak beğenmemek uzak durmak Nasıl Hepsi yeterince olumsuz değil mi Aslında dini bağlamda kullanılan aforoz etmek sözcüğü belki de bu anlamların hepsini karşılıyor herhangi bir kimseyi iletişimin toplumun dışına çıkarmak Biz reddetmek sözcüğünü seçtik ve toplumun reddettiği dedik Toplumun dışladığı ya da dışlanmış da diyebilirdik veya yukarıdaki fiillerden köken alan herhangi birini kullanabilirdik Sonuçta meramımızı anlattığımızı sanıyoruz Adı ne olursa olsun ister toplumsal dışlama ister toplumsal r

İmaj Yayıncılık
Okuduğumuz her kitap bizde olumlu ya da olumsuz bir iz bırakır Toplumun Reddettiği Ruhsal Hastalığı Olan İnsanlara Karşı Ayrımcılık kitabı sadece olumlu bir iz bırakmakla yetinmedi damgalama dışlama ve ayrımcılık karşıtı mücadelemizde bizi cesaretlendirdi ve bir tür manifesto işlevi üstlendi Ana yapısı itibarıyla akademik olan bir kitabın toplumda yaşayan herhangi bir insanın duygularına ve düşüncelerine dokunabilmesi az bulunur bir özelliktir Thornicroft bu kitabında bunu başarmıştır Yılların bilgi ve deneyim birikimi ışığında bir yandan sorunu bizzat yaşayan insanların yaşadıkları acıyı ete kemiğe büründürüp sergilerken ve toplumu oluşturan her bir bireye sorumluluklarını hatırlatırken diğer yandan konuyla ilgili bilim insanlarına öncelikleri hassasiyetleri ve esas olarak yapılması gerekenleri işaret etmiştir Thornicroft un temel mesajı damgalama dışlama ve ayrımcılıkla mücadele konusunda doğrudan doğruya gerçekliğin bizatihi kendisine odaklanmak gerektiğidir Günümüze dek gösterilen çabaların birkaç küçük istisna dışında duygudan yoksun bağlamdan kopuk dolaylı ve varsayımsal niteliklerine dikkat çeken yazar artık odağın damgalamadan ayrımcılığa bilinçli olarak aktarılması gerektiğini öne sürmektedir Bunun sağlayacağı pek çok kazanım olacaktır Belirleyici olan tutum değil hayatın içindeki davranış biçimidir Ne söylediğimiz ya da ne düşündüğümüzden çok ne yaptığımızdır Örneğin bir işverenin varsayımsal olarak ruhsal hastalığı olan birisini işe alacağını söylemesi değil somut olarak işe alıp almadığı önemlidir Böylesi yaşayan girişimler ruhsal hastalığı olan insanlara ilişkin davranışların hangi müdahalelerle değişip değişmediğinin açık olarak sınanmasına olanak tanıyacaktır Mesele zavallı deli ye acıyarak yardım etme meselesi değildir Yasalar önünde herkesin eşit olması ve bunun bağlayıcılığıdır Ayrımcılık karşıtı politikalar ve hukuki girişimler herkes için eşit olarak yaşama geçirilmelidir Ayrımcılık karşısındaki bakış açısı damgalanan kişiye odaklanmaktan çok damgalayan kişiye odaklanan bir nitelik taşımalıdır Bununla birlikte ruhsal hastalığı olan insanlara dair adaletsizlik haksızlık ve ayrımcılık konusundaki çalışmalarda onların yaşadığı deneyimler yol gösterici olmalıdır Çeviri dili konusunda olabildiğince esnek olmaya çalıştık Türkçenin bilim dili olarak varsıllaşması elbette çok önemli Ancak ayrımcılık gibi hassas bir konuda anlaşılır olmak herşeyden daha önemli Bu nedenle kendimizi serbest bıraktık zorlamadık Yeri geldi olanak dedik yeri geldi imkan Detay da dedik ayrıntı da Etken de dedik faktör de Mental Illness teriminin karşılığı olarak akıl hastalığı yerine ruhsal hastalık sözcüklerini kullanmayı tercih ettik Sadece kitabın adını Türkçe ifade ederken bile bir seçim yapmak durumunda kalmak bizim için yeterince zorlayıcı oldu Shun sözcüğünü Türkçede karşılayan yakın duran akrabalığı olan o kadar çok sözcük var ki birini tercih etmek zorundaydık Yine de bu akraba sözcükleri burada anmak yaralı olcaktır Dışlamak kaçınmak yok saymak görmezden gelmek uzak durmak hor görmek hakir görmek reddetmek küçümsemek nefret etmek aşağılamak tenezzül etmemek tepeden bakmak küçük görmek iğrenmek çekinmek ihmal etmek savsaklamak boşlamak aldırmamak ilgisiz kalmak karşı koymak geri çevirmek refüze etmek çıkarıp atmak kusmak istememek kabul etmemek adam yerine koymamak hiçe saymak beğenmemek uzak durmak Nasıl Hepsi yeterince olumsuz değil mi Aslında dini bağlamda kullanılan aforoz etmek sözcüğü belki de bu anlamların hepsini karşılıyor herhangi bir kimseyi iletişimin toplumun dışına çıkarmak Biz reddetmek sözcüğünü seçtik ve toplumun reddettiği dedik Toplumun dışladığı ya da dışlanmış da diyebilirdik veya yukarıdaki fiillerden köken alan herhangi birini kullanabilirdik Sonuçta meramımızı anlattığımızı sanıyoruz Adı ne olursa olsun ister toplumsal dışlama ister toplumsal reddetme bu fiil buna maruz kalan insanda derin ruhsal yaralar açar Bir insanı toplumsal olarak reddetmek bir tür işkencedir ve işkence de insanlık onurunun bir gün mutlaka yeneceği bir insanlık suçudur Ruhsal hastalıklarla ilgili damgalama dışlama ve ayrımcılıkla mücadele konusunda hepimize büyük görevler düşüyor En önemlisi de bir an önce ve sahici bir biçimde harekete geçmek img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

İmaj
Okuduğumuz her kitap bizde olumlu ya da olumsuz bir iz bırakır Toplumun Reddettiği Ruhsal Hastalığı Olan İnsanlara Karşı Ayrımcılık kitabı sadece olumlu bir iz bırakmakla yetinmedi damgalama dışlama ve ayrımcılık karşıtı mücadelemizde bizi cesaretlendirdi ve bir tür manifesto işlevi üstlendi Ana yapısı itibarıyla akademik olan bir kitabın toplumda yaşayan herhangi bir insanın duygularına ve düşüncelerine dokunabilmesi az bulunur bir özelliktir Thornicroft bu kitabında bunu başarmıştır Yılların bilgi ve deneyim birikimi ışığında bir yandan sorunu bizzat yaşayan insanların yaşadıkları acıyı ete kemiğe büründürüp sergilerken ve toplumu oluşturan her bir bireye sorumluluklarını hatırlatırken diğer yandan konuyla ilgili bilim insanlarına öncelikleri hassasiyetleri ve esas olarak yapılması gerekenleri işaret etmiştir Thornicroft un temel mesajı damgalama dışlama ve ayrımcılıkla mücadele konusunda doğrudan doğruya gerçekliğin bizatihi kendisine odaklanmak gerektiğidir Günümüze dek gösterilen çabaların birkaç küçük istisna dışında duygudan yoksun bağlamdan kopuk dolaylı ve varsayımsal niteliklerine dikkat çeken yazar artık odağın damgalamadan ayrımcılığa bilinçli olarak aktarılması gerektiğini öne sürmektedir Bunun sağlayacağı pek çok kazanım olacaktır Belirleyici olan tutum değil hayatın içindeki davranış biçimidir Ne söylediğimiz ya da ne düşündüğümüzden çok ne yaptığımızdır Örneğin bir işverenin varsayımsal olarak ruhsal hastalığı olan birisini işe alacağını söylemesi değil somut olarak işe alıp almadığı önemlidir Böylesi yaşayan girişimler ruhsal hastalığı olan insanlara ilişkin davranışların hangi müdahalelerle değişip değişmediğinin açık olarak sınanmasına olanak tanıyacaktır Mesele zavallı deli ye acıyarak yardım etme meselesi değildir Yasalar önünde herkesin eşit olması ve bunun bağlayıcılığıdır Ayrımcılık karşıtı politikalar ve hukuki girişimler herkes için eşit olarak yaşama geçirilmelidir Ayrımcılık karşısındaki bakış açısı damgalanan kişiye odaklanmaktan çok damgalayan kişiye odaklanan bir nitelik taşımalıdır Bununla birlikte ruhsal hastalığı olan insanlara dair adaletsizlik haksızlık ve ayrımcılık konusundaki çalışmalarda onların yaşadığı deneyimler yol gösterici olmalıdır Çeviri dili konusunda olabildiğince esnek olmaya çalıştık Türkçenin bilim dili olarak varsıllaşması elbette çok önemli Ancak ayrımcılık gibi hassas bir konuda anlaşılır olmak herşeyden daha önemli Bu nedenle kendimizi serbest bıraktık zorlamadık Yeri geldi olanak dedik yeri geldi imkan Detay da dedik ayrıntı da Etken de dedik faktör de Mental Illness teriminin karşılığı olarak akıl hastalığı yerine ruhsal hastalık sözcüklerini kullanmayı tercih ettik Sadece kitabın adını Türkçe ifade ederken bile bir seçim yapmak durumunda kalmak bizim için yeterince zorlayıcı oldu Shun sözcüğünü Türkçede karşılayan yakın duran akrabalığı olan o kadar çok sözcük var ki birini tercih etmek zorundaydık Yine de bu akraba sözcükleri burada anmak yaralı olcaktır Dışlamak kaçınmak yok saymak görmezden gelmek uzak durmak hor görmek hakir görmek reddetmek küçümsemek nefret etmek aşağılamak tenezzül etmemek tepeden bakmak küçük görmek iğrenmek çekinmek ihmal etmek savsaklamak boşlamak aldırmamak ilgisiz kalmak karşı koymak geri çevirmek refüze etmek çıkarıp atmak kusmak istememek kabul etmemek adam yerine koymamak hiçe saymak beğenmemek uzak durmak Nasıl Hepsi yeterince olumsuz değil mi Aslında dini bağlamda kullanılan aforoz etmek sözcüğü belki de bu anlamların hepsini karşılıyor herhangi bir kimseyi iletişimin toplumun dışına çıkarmak Biz reddetmek sözcüğünü seçtik ve toplumun reddettiği dedik Toplumun dışladığı ya da dışlanmış da diyebilirdik veya yukarıdaki fiillerden köken alan herhangi birini kullanabilirdik Sonuçta meramımızı anlattığımızı sanıyoruz Adı ne olursa olsun ister toplumsal dışlama ister toplumsal reddetme bu fiil buna maruz kalan insanda derin ruhsal yaralar açar Bir insanı toplumsal olarak reddetmek bir tür işkencedir ve işkence de insanlık onurunun bir gün mutlaka yeneceği bir insanlık suçudur Ruhsal hastalıklarla ilgili damgalama dışlama ve ayrımcılıkla mücadele konusunda hepimize büyük görevler düşüyor En önemlisi de bir an önce ve sahici bir biçimde harekete geçmek