Toprakaltı Sarayları — Erol Hızarcı

Toprakaltı Sarayları
Erol HızarcıMetis Yayıncılık
Toprakaltı Sarayları
Erol HızarcıSokaklar hep kendini dolanır Yolculuk yollarda kalır Düşünü erken gören çocuğun uykusu kaçar Kalkıp gider peşinden Sulara atılacakken yengeç yolunu keser Ne o size deniz dibinde yaşamayı öğretebilecektir ne de siz ona düz yürümeyi Ama anlatılabilir bunlar

Metis Yayınları
img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Metis Yayınları
Sokaklar hep kendini dolanır Yolculuk yollarda kalır Akasyalar s 9 12 Kadınlar bütün günü ortak avluda geçirirlerdi Gece erkeklerindi Çamaşır tekneleri oturaklar avluda büyüyen köpek ve yavruları bütün günü kucaklardı Bir de akasyalar Kokularıyla uyur uyanırdım Çocuktum Severdim yağmuru Gözde Erkalkan Bir yağmur damlası Time Out Mart 1998 Kitabı ilk açtığımda özellikle dikkatimi çeken öykülerden birinin adı oldu Kıpırtısız Beşikte Bir Yağmur Damlası Bu ismin çekiciliği ilk olarak çeşmeden damla damla düşen ama çok hızlı düştükleri için bizim bir bütün gibi gördüğümüz suların öyküsünü okuttu bana Su damlaları tam yedi renkmiş Biz o renkleri yalnızca bir renk gibi görürmüşüz Gördüğümüz denizler göller ırmaklar dereler aslında hep ayrı ayrı su damlacıklarıymış Yedi renkmiş denizler Biz nasıl görünüyoruz acaba Kıpırtısız Beşikte Bir Yağmur Damlası nın hemen ardından da Ardından a takıldı gözüm Orada da kızamık olduğu zamanlarda kendisine arkadaş olması için alınan ve adı da Kızamık konan bir kanaryayla çocuğun öyküsü anlatılıyordu Hani o herkesin çocukken bulaşıcı bir hastalığa yakalandığında hissettiği yalnızlık duygusundan bahsediyordu öykü Erol Hızarcı galiba düşünü erken gören bir çocuk Kendi deyişiyle Düşünü erken gören çocuğun uykusu kaçar Kalkıp gider peşinden Sulara atılacakken yengeç yolunu keser Ne o size deniz dibinde yaşamayı öğretebilecektir ne de siz ona düz yürümeyi Ama anlatılabilir bunlar Anlatılıyor Günay Güner Çocukluğun gezgini bir öykücüden Cumhuriyet Kitap 21 Ocak 1999 Suskunlukla söylemek arası bir nokta vardır insan için Anlatmaya başladığında sessizliğini anlatır derinliğinde anılarının Yazıya dökülen iç sızılarıdır bilinçaltıdır çocukluğun en bulanık labirentleridir Bireyi konu etmek çoğu zaman oldukça geniş alanlar açar yazarın önüne Ancak bireyin toplumsal ilişkilerine de uzanılmazsa yeteneğin ulaşabileceği önemli bir alandan yoksun kalınabilir Dildeki bu yoğun işçilik