Tuhaf Öyküler Silsilesi — Aydın Akduman

Tuhaf Öyküler Silsilesi
Aydın AkdumanMahal Yayınları
Tuhaf Öyküler Silsilesi
Aydın AkdumanRahmetli annem sözlerin kökleri olduğuna inanan bir kadındı Toprağa tohum yerine ağıt ekmeyi kader bellemiş bir neslin çocuğuydu Masalları ağaçlardan toplar keser ve önümüze koyardı Babamın yere basan ayaklarıysa annemin ektiği tohumları ezip geçer ardından deliliğinden bıktığı bu kadını nereden geldiği belli olmayan bir nefretle döverdi Evi terk ederken uydurduğu bahaneye inanmadığımızı gören annem avucunda sakladığı tohumları toprağa serpiştirip hepimizin inanacağı bir masal uydurdu Babam içinde bulduğu bir devin kellesini almak için yola çıkmıştı ve ne zaman aklı başına gelirdi işte o zaman deve ait olan kelleyi soframıza getirirdi ve bizler de afiyetle yerdik Ancak o zamana kadar hiçbir sözcüğü incitmememiz gerekliydi Eğer ağaçlarımızdan sözcükler dökülmezse o zaman kökler beslenemezdi ve söz toprağın kursağında kalır yok olur giderdi Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu Tanıtım Bülteninden

Mahal Edebiyat
Rahmetli annem sözlerin kökleri olduğuna inanan bir kadındı Toprağa tohum yerine ağıt ekmeyi kader bellemiş bir neslin çocuğuydu Masalları ağaçlardan toplar keser ve önümüze koyardı Babamın yere basan ayaklarıysa annemin ektiği tohumları ezip geçer ardından deliliğinden bıktığı bu kadını nereden geldiği belli olmayan bir nefretle döverdi Evi terk ederken uydurduğu bahaneye inanmadığımızı gören annem avucunda sakladığı tohumları toprağa serpiştirip hepimizin inanacağı bir masal uydurdu Babam içinde bulduğu bir devin kellesini almak için yola çıkmıştı ve ne zaman aklı başına gelirdi işte o zaman deve ait olan kelleyi soframıza getirirdi ve bizler de afiyetle yerdik Ancak o zamana kadar hiçbir sözcüğü incitmememiz gerekliydi Eğer ağaçlarımızdan sözcükler dökülmezse o zaman kökler beslenemezdi ve söz toprağın kursağında kalır yok olur giderdi Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu

Mahal Edebiyat
Rahmetli annem sözlerin kökleri olduğuna inanan bir kadındı Toprağa tohum yerine ağıt ekmeyi kader bellemiş bir neslin çocuğuydu Masalları ağaçlardan toplar keser ve önümüze koyardı Babamın yere basan ayaklarıysa annemin ektiği tohumları ezip geçer ardından deliliğinden bıktığı bu kadını nereden geldiği belli olmayan bir nefretle döverdi Evi terk ederken uydurduğu bahaneye inanmadığımızı gören annem avucunda sakladığı tohumları toprağa serpiştirip hepimizin inanacağı bir masal uydurdu Babam içinde bulduğu bir devin kellesini almak için yola çıkmıştı ve ne zaman aklı başına gelirdi işte o zaman deve ait olan kelleyi soframıza getirirdi ve bizler de afiyetle yerdik Ancak o zamana kadar hiçbir sözcüğü incitmememiz gerekliydi Eğer ağaçlarımızdan sözcükler dökülmezse o zaman kökler beslenemezdi ve söz toprağın kursağında kalır yok olur giderdi Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu

Mahal Yayınları
Rahmetli annem sözlerin kökleri olduğuna inanan bir kadındı Toprağa tohum yerine ağıt ekmeyi kader bellemiş bir neslin çocuğuydu Masalları ağaçlardan toplar keser ve önümüze koyardı Babamın yere basan ayaklarıysa annemin ektiği tohumları ezip geçer ardından deliliğinden bıktığı bu kadını nereden geldiği belli olmayan bir nefretle döverdi Evi terk ederken uydurduğu bahaneye inanmadığımızı gören annem avucunda sakladığı tohumları toprağa serpiştirip hepimizin inanacağı bir masal uydurdu Babam içinde bulduğu bir devin kellesini almak için yola çıkmıştı ve ne zaman aklı başına gelirdi işte o zaman deve ait olan kelleyi soframıza getirirdi ve bizler de afiyetle yerdik Ancak o zamana kadar hiçbir sözcüğü incitmememiz gerekliydi Eğer ağaçlarımızdan sözcükler dökülmezse o zaman kökler beslenemezdi ve söz toprağın kursağında kalır yok olur giderdi Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu Tanıtım Bülteninden

MAHAL EDEBİYAT
Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu

Mahal Edebiyat
Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu

Mahal Edebiyat
Rahmetli annem sözlerin kökleri olduğuna inanan bir kadındı Toprağa tohum yerine ağıt ekmeyi kader bellemiş bir neslin çocuğuydu Masalları ağaçlardan toplar keser ve önümüze koyardı Babamın yere basan ayaklarıysa annemin ektiği tohumları ezip geçer ardından deliliğinden bıktığı bu kadını nereden geldiği belli olmayan bir nefretle döverdi Evi terk ederken uydurduğu bahaneye inanmadığımızı gören annem avucunda sakladığı tohumları toprağa serpiştirip hepimizin inanacağı bir masal uydurdu Babam içinde bulduğu bir devin kellesini almak için yola çıkmıştı ve ne zaman aklı başına gelirdi işte o zaman deve ait olan kelleyi soframıza getirirdi ve bizler de afiyetle yerdik Ancak o zamana kadar hiçbir sözcüğü incitmememiz gerekliydi Eğer ağaçlarımızdan sözcükler dökülmezse o zaman kökler beslenemezdi ve söz toprağın kursağında kalır yok olur giderdi Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu

Mahal Edebiyat
Rahmetli annem sözlerin kökleri olduğuna inanan bir kadındı Toprağa tohum yerine ağıt ekmeyi kader bellemiş bir neslin çocuğuydu Masalları ağaçlardan toplar keser ve önümüze koyardı Babamın yere basan ayaklarıysa annemin ektiği tohumları ezip geçer ardından deliliğinden bıktığı bu kadını nereden geldiği belli olmayan bir nefretle döverdi Evi terk ederken uydurduğu bahaneye inanmadığımızı gören annem avucunda sakladığı tohumları toprağa serpiştirip hepimizin inanacağı bir masal uydurdu Babam içinde bulduğu bir devin kellesini almak için yola çıkmıştı ve ne zaman aklı başına gelirdi işte o zaman deve ait olan kelleyi soframıza getirirdi ve bizler de afiyetle yerdik Ancak o zamana kadar hiçbir sözcüğü incitmememiz gerekliydi Eğer ağaçlarımızdan sözcükler dökülmezse o zaman kökler beslenemezdi ve söz toprağın kursağında kalır yok olur giderdi Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu

Mahal Edebiyat
Rahmetli annem sözlerin kökleri olduğuna inanan bir kadındı Toprağa tohum yerine ağıt ekmeyi kader bellemiş bir neslin çocuğuydu Masalları ağaçlardan toplar keser ve önümüze koyardı Babamın yere basan ayaklarıysa annemin ektiği tohumları ezip geçer ardından deliliğinden bıktığı bu kadını nereden geldiği belli olmayan bir nefretle döverdi Evi terk ederken uydurduğu bahaneye inanmadığımızı gören annem avucunda sakladığı tohumları toprağa serpiştirip hepimizin inanacağı bir masal uydurdu Babam içinde bulduğu bir devin kellesini almak için yola çıkmıştı ve ne zaman aklı başına gelirdi işte o zaman deve ait olan kelleyi soframıza getirirdi ve bizler de afiyetle yerdik Ancak o zamana kadar hiçbir sözcüğü incitmememiz gerekliydi Eğer ağaçlarımızdan sözcükler dökülmezse o zaman kökler beslenemezdi ve söz toprağın kursağında kalır yok olur giderdi Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu

Mahal Edebiyat
Rahmetli annem sözlerin kökleri olduğuna inanan bir kadındı Toprağa tohum yerine ağıt ekmeyi kader bellemiş bir neslin çocuğuydu Masalları ağaçlardan toplar keser ve önümüze koyardı Babamın yere basan ayaklarıysa annemin ektiği tohumları ezip geçer ardından deliliğinden bıktığı bu kadını nereden geldiği belli olmayan bir nefretle döverdi Evi terk ederken uydurduğu bahaneye inanmadığımızı gören annem avucunda sakladığı tohumları toprağa serpiştirip hepimizin inanacağı bir masal uydurdu Babam içinde bulduğu bir devin kellesini almak için yola çıkmıştı ve ne zaman aklı başına gelirdi işte o zaman deve ait olan kelleyi soframıza getirirdi ve bizler de afiyetle yerdik Ancak o zamana kadar hiçbir sözcüğü incitmememiz gerekliydi Eğer ağaçlarımızdan sözcükler dökülmezse o zaman kökler beslenemezdi ve söz toprağın kursağında kalır yok olur giderdi Aydın Akduman bildiğimiz duyduğumuz kimi zaman da şahitlik ettiğimiz şeyleri sıra dışı biçimlerle ele alıyor gerçekliği eğip bükerek satırlara döküyor Her öyküsünde gerçeklikten kopan her şeyin aslında bizlere ait olduğunu bizlere farklı bir bakış açısı ile hissettiriyor Öner Tavtay Sıra dışı tarzı ve yaklaşımlarıyla basit görünen şeylerin içindeki karmaşıklığı ortaya çıkaran Aydın Akduman yoğun ve katmanlı stilini lezzetli ve akıcı bir biçimde sunuyor Berk Göbekcioğlu