Tülbent — Mahinur Çenetoğlu

Tülbent
Mahinur ÇenetoğluBanliyö Kitap
Tülbent
Mahinur ÇenetoğluTülbent hayatın arasına gerilmiş ince bir perde örterken süzen saklarken berraklaştıran Bu kitaptaki öyküler kasabanın buğulu lokantasında yıllar sonra karşılaşan iki eski dostun bakışında kelle paça buharına karışan pişmanlıkta başlar kapıdan süzülen jandarmanın sessiz selamıyla zaman ve yer değiştirir Hüsrev in dili kaba nefesi hızlıdır Kiraz ın üstüne dökülen öfke duvarın kirecinde yankılanır Psikiyatri kliniğinin kırmızı sandalyesine çarpıp bankanın fuşya koltuğuna oradan da aynanın karşısında kendiyle boğuşan Cemil e sıçrar Yazar diyalogları yazılmış gibi değil sokağın hızına nefesin iniş çıkışına yaslanarak kurar söz süs olmaktan çıkar sahnenin taşıyıcı iskeletine dönüşür Tülbentin kendisi ise bir kader izi gibi dolaşır bu sayfalarda Hasret in süt kokusundan Kiraz ın boynuna uykulara ve uyanıklıklara kadar bir nesne değil bir hafıza Hakan Akdoğan Tanıtım Bülteninden

Banliyö Kitap
Tülbent hayatın arasına gerilmiş ince bir perde örterken süzen saklarken berraklaştıran Bu kitaptaki öyküler kasabanın buğulu lokantasında yıllar sonra karşılaşan iki eski dostun bakışında kelle paça buharına karışan pişmanlıkta başlar kapıdan süzülen jandarmanın sessiz selamıyla zaman ve yer değiştirir Hüsrev in dili kaba nefesi hızlıdır Kiraz ın üstüne dökülen öfke duvarın kirecinde yankılanır Psikiyatri kliniğinin kırmızı sandalyesine çarpıp bankanın fuşya koltuğuna oradan da aynanın karşısında kendiyle boğuşan Cemil e sıçrar Yazar diyalogları yazılmış gibi değil sokağın hızına nefesin iniş çıkışına yaslanarak kurar söz süs olmaktan çıkar sahnenin taşıyıcı iskeletine dönüşür Tülbentin kendisi ise bir kader izi gibi dolaşır bu sayfalarda Hasret in süt kokusundan Kiraz ın boynuna uykulara ve uyanıklıklara kadar bir nesne değil bir hafıza Hakan Akdoğan

Banliyö Kitap
Tülbent hayatın arasına gerilmiş ince bir perde örterken süzen saklarken berraklaştıran Bu kitaptaki öyküler kasabanın buğulu lokantasında yıllar sonra karşılaşan iki eski dostun bakışında kelle paça buharına karışan pişmanlıkta başlar kapıdan süzülen jandarmanın sessiz selamıyla zaman ve yer değiştirir Hüsrev in dili kaba nefesi hızlıdır Kiraz ın üstüne dökülen öfke duvarın kirecinde yankılanır Psikiyatri kliniğinin kırmızı sandalyesine çarpıp bankanın fuşya koltuğuna oradan da aynanın karşısında kendiyle boğuşan Cemil e sıçrar Yazar diyalogları yazılmış gibi değil sokağın hızına nefesin iniş çıkışına yaslanarak kurar söz süs olmaktan çıkar sahnenin taşıyıcı iskeletine dönüşür Tülbentin kendisi ise bir kader izi gibi dolaşır bu sayfalarda Hasret in süt kokusundan Kiraz ın boynuna uykulara ve uyanıklıklara kadar bir nesne değil bir hafıza Hakan Akdoğan

Banliyö Kitap
Tülbent hayatın arasına gerilmiş ince bir perde örterken süzen saklarken berraklaştıran Bu kitaptaki öyküler kasabanın buğulu lokantasında yıllar sonra karşılaşan iki eski dostun bakışında kelle paça buharına karışan pişmanlıkta başlar kapıdan süzülen jandarmanın sessiz selamıyla zaman ve yer değiştirir Hüsrevin dili kaba nefesi hızlıdır Kirazın üstüne dökülen öfke duvarın kirecinde yankılanır Psikiyatri kliniğinin kırmızı sandalyesine çarpıp bankanın fuşya koltuğuna oradan da aynanın karşısında kendiyle boğuşan Cemile sıçrar Yazar diyalogları yazılmış gibi değil sokağın hızına nefesin iniş çıkışına yaslanarak kurar söz süs olmaktan çıkar sahnenin taşıyıcı iskeletine dönüşür Tülbentin kendisi ise bir kader izi gibi dolaşır bu sayfalarda Hasretin süt kokusundan Kirazın boynuna uykulara ve uyanıklıklara kadar bir nesne değil bir hafıza Hakan Akdoğan
Tülbent
Mahinur Çenetoğlu
Banliyö Kitap

Banliyö Kitap
Tülbent hayatın arasına gerilmiş ince bir perde örterken süzen saklarken berraklaştıran Bu kitaptaki öyküler kasabanın buğulu lokantasında yıllar sonra karşılaşan iki eski dostun bakışında kelle paça buharına karışan pişmanlıkta başlar kapıdan süzülen jandarmanın sessiz selamıyla zaman ve yer değiştirir Hüsrev in dili kaba nefesi hızlıdır Kiraz ın üstüne dökülen öfke duvarın kirecinde yankılanır Psikiyatri kliniğinin kırmızı sandalyesine çarpıp bankanın fuşya koltuğuna oradan da aynanın karşısında kendiyle boğuşan Cemil e sıçrar Yazar diyalogları yazılmış gibi değil sokağın hızına nefesin iniş çıkışına yaslanarak kurar söz süs olmaktan çıkar sahnenin taşıyıcı iskeletine dönüşür Tülbentin kendisi ise bir kader izi gibi dolaşır bu sayfalarda Hasret in süt kokusundan Kiraz ın boynuna uykulara ve uyanıklıklara kadar bir nesne değil bir hafıza Hakan Akdoğan