Türk Düşünce Hayatı — Muharrem Sevil

Türk Düşünce Hayatı
Muharrem SevilHece Yayınları
Türk Düşünce Hayatı
Muharrem SevilSayfa Sayısı 463 Baskı Yılı 2006 Dili Türkçe Yayınevi Hece Yayınları

Hece Yayınları
Ortaçağ tarihçileri ve o dönemin haritacıları dünya haritasını çizerken genellikle bildikleri anakaraları denizleri işledikten sonra bilmedikleri bölgeleri canavarlar bölgesi insan yiyen kabilelerin yaşadığı bölgeler diye kendilerince tehlikeli isimlerle geçiştirirlermiş Türk Düşünce Tarihiyle ilgili çalışmalar bugüne kadar genellikle ortaçağ tarihçilerinin bu bakış açısıyla yürüdü Bilinen veya bilindiği varsayılan bölgeler işaretlendikten sonra bilinmeyen tanınmayan bölgeler bir tehdit alanı olarak görüldü Son zamanlarda Türk Düşünce Hayatıyla ilgili çalışmalarda bu tehlikeli bölgelerin aslında pek de öyle zannedildiği vehmedildiği gibi tehlikeli olmadığını tam tersine bizim gerçek düşünce zenginliklerimizin tam da buralarda yaşadığını gösterme çabasının öne çıktığını düşünüyorum Dolayısıyla böyle bir bakışla bugüne kadar zihnimizde kompartımanlaştırdığımız Batıcılık İslamcılık Türkçülük Kemalizm Sosyalizm Liberalizm Anadoluculuk gibi çok konuşul amay an alanları şimdi daha özgül ağırlıklarına uygun bir üslub içerisinde değerlendirme şansına sahibiz Bu akımların bizim zihnimizde kategorileştirdiğimiz kadar birbirlerini dışlamadıklarını konjonktürel olarak birbirlerini nasıl içerdiklerini birbirlerini nasıl dönüştürdüklerini birbirlerini nasıl etkilediklerini ve dolayısıyla aslında aynı bütünün bileşenleri olduklarını daha kolay görebiliriz

Hece Yayınları
Ortaçağ tarihçileri ve o dönemin haritacıları dünya haritasını çizerken genellikle bildikleri anakaraları denizleri işledikten sonra bilmedikleri bölgeleri canavarlar bölgesi insan yiyen kabilelerin yaşadığı bölgeler diye kendilerince tehlikeli isimler le geçiştirirlermiş Türk Düşünce Tarihiyle ilgili çalışmalar bugüne kadar genellikle ortaçağ tarihçilerinin bu bakış açısıyla yürüdü Bilinen veya bilindiği varsayılan bölgeler işaretlendikten sonra bilinmeyen tanınmayan bölgeler bir tehdit alanı olarak görüldü Son zamanlarda Türk Düşünce Hayatıyla ilgili çalışmalarda bu tehlikeli bölgelerin aslında pek de öyle zannedildiği vehmedildiği gibi tehlikeli olmadığını tam tersine bizim gerçek düşünce zenginliklerimizin tam da buralarda yaşadığını gösterme çabasının öne çıktığını düşünüyorum Dolayısıyla böyle bir bakışla bugüne kadar zihnimizde kompartımanlaştırdığımız Batıcılık İslamcılık Türkçülük Kemalizm Sosyalizm Liberalizm Anadoluculuk gibi çok konuşul amay an alanları şimdi daha özgül ağırlıklarına uygun bir üslub içerisinde değerlendirme şansına sahibiz Bu akımların bizim zihnimizde kategorileştirdiğimiz kadar birbirlerini dışlamadıklarını konjonktürel olarak birbirlerini nasıl içerdiklerini birbirlerini nasıl dönüştürdüklerini birbirlerini nasıl etkilediklerini ve dolayısıyla aslında aynı bütünün bileşenleri olduklarını daha kolay görebiliriz Türkiye nin düşünce haritasında yer alan bölgeler farklılıklarından çok benzerlikleriyle öne çıkarken Türk aydınları da hep baştan beri ya savunma psikolojisi içerisinde ya yitirilenleri tekrar alma tutkusu içerisinde veya başını biraz daha dik tutmak isteyen bir milletin sözcüsü olmak kaygısıyla hep bir seferberlik duygusu içinde yaşadı ve bu duyguyu da düşüncelerine yansıttı Sanıyorum bu seferberlik öyle kolay bitecek gibi görünmüyor

Hece Yayınları
Ortaçağ tarihçileri ve o dönemin haritacıları dünya haritasını çizerken genellikle bildikleri anakaraları denizleri işledikten sonra bilmedikleri bölgeleri canavarlar bölgesi insan yiyen kabilelerin yaşadığı bölgeler diye kendilerince tehlikeli isimler le geçiştirirlermiş Türk Düşünce Tarihiyle ilgili çalışmalar bugüne kadar genellikle ortaçağ tarihçilerinin bu bakış açısıyla yürüdü Bilinen veya bilindiği varsayılan bölgeler işaretlendikten sonra bilinmeyen tanınmayan bölgeler bir tehdit alanı olarak görüldü Son zamanlarda Türk Düşünce Hayatıyla ilgili çalışmalarda bu tehlikeli bölgelerin aslında pek de öyle zannedildiği vehmedildiği gibi tehlikeli olmadığını tam tersine bizim gerçek düşünce zenginliklerimizin tam da buralarda yaşadığını gösterme çabasının öne çıktığını düşünüyorum Dolayısıyla böyle bir bakışla bugüne kadar zihnimizde kompartımanlaştırdığımız Batıcılık İslamcılık Türkçülük Kemalizm Sosyalizm Liberalizm Anadoluculuk gibi çok konuşul amay an alanları şimdi daha özgül ağırlıklarına uygun bir üslub içerisinde değerlendirme şansına sahibiz Bu akımların bizim zihnimizde kategorileştirdiğimiz kadar birbirlerini dışlamadıklarını konjonktürel olarak birbirlerini nasıl içerdiklerini birbirlerini nasıl dönüştürdüklerini birbirlerini nasıl etkilediklerini ve dolayısıyla aslında aynı bütünün bileşenleri olduklarını daha kolay görebiliriz Türkiye nin düşünce haritasında yer alan bölgeler farklılıklarından çok benzerlikleriyle öne çıkarken Türk aydınları da hep baştan beri ya savunma psikolojisi içerisinde ya yitirilenleri tekrar alma tutkusu içerisinde veya başını biraz daha dik tutmak isteyen bir milletin sözcüsü olmak kaygısıyla hep bir seferberlik duygusu içinde yaşadı ve bu duyguyu da düşüncelerine yansıttı Sanıyorum bu seferberlik öyle kolay bitecek gibi görünmüyor

Hece Yayınları
Ortaçağ tarihçileri ve o dönemin haritacıları dünya haritasını çizerken genellikle bildikleri anakaraları denizleri işledikten sonra bilmedikleri bölgeleri canavarlar bölgesi insan yiyen kabilelerin yaşadığı bölgeler diye kendilerince tehlikeli isimlerle geçiştirirlermiş Türk Düşünce Tarihiyle ilgili çalışmalar bugüne kadar genellikle ortaçağ tarihçilerinin bu bakış açısıyla yürüdü Bilinen veya bilindiği varsayılan bölgeler işaretlendikten sonra bilinmeyen tanınmayan bölgeler bir tehdit alanı olarak görüldü Son zamanlarda Türk Düşünce Hayatıyla ilgili çalışmalarda bu tehlikeli bölgelerin aslında pek de öyle zannedildiği vehmedildiği gibi tehlikeli olmadığını tam tersine bizim gerçek düşünce zenginliklerimizin tam da buralarda yaşadığını gösterme çabasının öne çıktığını düşünüyorum Dolayısıyla böyle bir bakışla bugüne kadar zihnimizde kompartımanlaştırdığımız Batıcılık İslamcılık Türkçülük Kemalizm Sosyalizm Liberalizm Anadoluculuk gibi çok konuşul amay an alanları şimdi daha özgül ağırlıklarına uygun bir üslub içerisinde değerlendirme şansına sahibiz Bu akımların bizim zihnimizde kategorileştirdiğimiz kadar birbirlerini dışlamadıklarını konjonktürel olarak birbirlerini nasıl içerdiklerini birbirlerini nasıl dönüştürdüklerini birbirlerini nasıl etkilediklerini ve dolayısıyla aslında aynı bütünün bileşenleri olduklarını daha kolay görebiliriz

Hece Yayınları
Ortaçağ tarihçileri ve o dönemin haritacıları dünya haritasını çizerken genellikle bildikleri anakaraları denizleri işledikten sonra bilmedikleri bölgeleri canavarlar bölgesi insan yiyen kabilelerin yaşadığı bölgeler diye kendilerince tehlikeli isimler le geçiştirirlermiş Türk Düşünce Tarihiyle ilgili çalışmalar bugüne kadar genellikle ortaçağ tarihçilerinin bu bakış açısıyla yürüdü Bilinen veya bilindiği varsayılan bölgeler işaretlendikten sonra bilinmeyen tanınmayan bölgeler bir tehdit alanı olarak görüldü Son zamanlarda Türk Düşünce Hayatıyla ilgili çalışmalarda bu tehlikeli bölgelerin aslında pek de öyle zannedildiği vehmedildiği gibi tehlikeli olmadığını tam tersine bizim gerçek düşünce zenginliklerimizin tam da buralarda yaşadığını gösterme çabasının öne çıktığını düşünüyorum Dolayısıyla böyle bir bakışla bugüne kadar zihnimizde kompartımanlaştırdığımız Batıcılık İslamcılık Türkçülük Kemalizm Sosyalizm Liberalizm Anadoluculuk gibi çok konuşul amay an alanları şimdi daha özgül ağırlıklarına uygun bir üslub içerisinde değerlendirme şansına sahibiz Bu akımların bizim zihnimizde kategorileştirdiğimiz kadar birbirlerini dışlamadıklarını konjonktürel olarak birbirlerini nasıl içerdiklerini birbirlerini nasıl dönüştürdüklerini birbirlerini nasıl etkilediklerini ve dolayısıyla aslında aynı bütünün bileşenleri olduklarını daha kolay görebiliriz Türkiye nin düşünce haritasında yer alan bölgeler farklılıklarından çok benzerlikleriyle öne çıkarken Türk aydınları da hep baştan beri ya savunma psikolojisi içerisinde ya yitirilenleri tekrar alma tutkusu içerisinde veya başını biraz daha dik tutmak isteyen bir milletin sözcüsü olmak kaygısıyla hep bir seferberlik duygusu içinde yaşadı ve bu duyguyu da düşüncelerine yansıttı Sanıyorum bu seferberlik öyle kolay bitecek gibi görünmüyor

Hece Yayınları
Ortaçağ tarihçileri ve o dönemin haritacıları dünya haritasını çizerken genellikle bildikleri anakaraları denizleri işledikten sonra bilmedikleri bölgeleri canavarlar bölgesi insan yiyen kabilelerin yaşadığı bölgeler diye kendilerince tehlikeli isimler le geçiştirirlermiş Türk Düşünce Tarihiyle ilgili çalışmalar bugüne kadar genellikle ortaçağ tarihçilerinin bu bakış açısıyla yürüdü Bilinen veya bilindiği varsayılan bölgeler işaretlendikten sonra bilinmeyen tanınmayan bölgeler bir tehdit alanı olarak görüldü Son zamanlarda Türk Düşünce Hayatıyla ilgili çalışmalarda bu tehlikeli bölgelerin aslında pek de öyle zannedildiği vehmedildiği gibi tehlikeli olmadığını tam tersine bizim gerçek düşünce zenginliklerimizin tam da buralarda yaşadığını gösterme çabasının öne çıktığını düşünüyorum Dolayısıyla böyle bir bakışla bugüne kadar zihnimizde kompartımanlaştırdığımız Batıcılık İslamcılık Türkçülük Kemalizm Sosyalizm Liberalizm Anadoluculuk gibi çok konuşul amay an alanları şimdi daha özgül ağırlıklarına uygun bir üslub içerisinde değerlendirme şansına sahibiz Bu akımların bizim zihnimizde kategorileştirdiğimiz kadar birbirlerini dışlamadıklarını konjonktürel olarak birbirlerini nasıl içerdiklerini birbirlerini nasıl dönüştürdüklerini birbirlerini nasıl etkilediklerini ve dolayısıyla aslında aynı bütünün bileşenleri olduklarını daha kolay görebiliriz Türkiye nin düşünce haritasında yer alan bölgeler farklılıklarından çok benzerlikleriyle öne çıkarken Türk aydınları da hep baştan beri ya savunma psikolojisi içerisinde ya yitirilenleri tekrar alma tutkusu içerisinde veya başını biraz daha dik tutmak isteyen bir milletin sözcüsü olmak kaygısıyla hep bir seferberlik duygusu içinde yaşadı ve bu duyguyu da düşüncelerine yansıttı Sanıyorum bu seferberlik öyle kolay bitecek gibi görünmüyor

Hece
Ortaçağ tarihçileri ve o dönemin haritacıları dünya haritasını çizerken genellikle bildikleri anakaraları denizleri işledikten sonra bilmedikleri bölgeleri canavarlar bölgesi insan yiyen kabilelerin yaşadığı bölgeler diye kendilerince tehlikeli isimler le geçiştirirlermiş Türk Düşünce Tarihiyle ilgili çalışmalar bugüne kadar genellikle ortaçağ tarihçilerinin bu bakış açısıyla yürüdü Bilinen veya bilindiği varsayılan bölgeler işaretlendikten sonra bilinmeyen tanınmayan bölgeler bir tehdit alanı olarak görüldü Son zamanlarda Türk Düşünce Hayatıyla ilgili çalışmalarda bu tehlikeli bölgelerin aslında pek de öyle zannedildiği vehmedildiği gibi tehlikeli olmadığını tam tersine bizim gerçek düşünce zenginliklerimizin tam da buralarda yaşadığını gösterme çabasının öne çıktığını düşünüyorum Dolayısıyla böyle bir bakışla bugüne kadar zihnimizde kompartımanlaştırdığımız Batıcılık İslamcılık Türkçülük Kemalizm Sosyalizm Liberalizm Anadoluculuk gibi çok konuşul amay an alanları şimdi daha özgül ağırlıklarına uygun bir üslub içerisinde değerlendirme şansına sahibiz Bu akımların bizim zihnimizde kategorileştirdiğimiz kadar birbirlerini dışlamadıklarını konjonktürel olarak birbirlerini nasıl içerdiklerini birbirlerini nasıl dönüştürdüklerini birbirlerini nasıl etkilediklerini ve dolayısıyla aslında aynı bütünün bileşenleri olduklarını daha kolay görebiliriz Türkiye nin düşünce haritasında yer alan bölgeler farklılıklarından çok benzerlikleriyle öne çıkarken Türk aydınları da hep baştan beri ya savunma psikolojisi içerisinde ya yitirilenleri tekrar alma tutkusu içerisinde veya başını biraz daha dik tutmak isteyen bir milletin sözcüsü olmak kaygısıyla hep bir seferberlik duygusu içinde yaşadı ve bu duyguyu da düşüncelerine yansıttı Sanıyorum bu seferberlik öyle kolay bitecek gibi görünmüyor Arka Kapak

Hece Yayınları
img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

HECE YAYINLARI
Türkiye nin düşünce haritasında yer alan bölgeler farklılıklarından çok benzerlikleriyle öne çıkarken Türk aydınları da hep baştan beri ya savunma psikolojisi içeriside ya yitirilenleri tekrar alma tutkusu içerisinde veya başını biraz daha dik tutmak isteyen bir milletin sözcüsü olmak kaygısıyla hep bir seferberlik duygusu içinde yaşadı ve bu duyguyu da düşüncelerine yansıttı Sanıyorum bu seferberlik öyle kolay bitecek gibi görünüyor