Türk Düşünce Hayatında Matüridilik — Hanifi Özcan

Türk Düşünce Hayatında Matüridilik
Hanifi ÖzcanCedit Neşriyat
Türk Düşünce Hayatında Matüridilik
Hanifi ÖzcanDînî kimliğimizin ve düşünce hayatımızın bir parçası olan Mâtüridîliğin nasıl bir din anlayışı olduğunun ortaya konulabilmesi için yani itikatta Mâtüridî amelde Hanefî yiz demenin günümüzde ne anlama geldiğinin açıkça anlaşılıp kavranılabilmesi için Mâtüridîliğin kökten ve temelden ele alınıp mahiyetinin ortaya konulması gerekir İşte bu amaçla konulara genelde felsefe özelde din felsefesi ışığında bakılıp onların felsefenin gerektirdiği açık ve berrak bir tutum ve yaklaşımla incelenebilmesi için Mâtüridîlik kişiliksiz ve renksiz genel bir kavram olarak değil Türk düşünce hayatının bir boyutu olarak ele alınmıştır Bu nedenle konulara mümkün olduğu ölçüde isabetli ve tutarlı yaklaşabilmek için düşünce nin felsefe den daha geniş ve daha kapsamlı bir kavram olması göz önünde bulundurularak yani aslında her felsefe bir düşüncedir fakat her düşünce felsefe değildir ilkesi dikkate alınarak başlıkta felsefe ye değil düşünce ye yer verilmiştir Eserin amacı Ehli Sünnet din anlayışının Mâtüridî nin şahsında ve kültürümüz zemininde anlaşılabilmesine dolayısıyla bilimle uyumlu çağdaş ve modern bir din anlayışının oluşmasına az da olsa katkıda bulunmaktır

Cedit Neşriyat
Sayfa Sayısı 160 Baskı Yılı 2012 Dili Türkçe Yayınevi Cedit Neşriyat

Cedit
Fıkhi kurallardan ahlaka geçmek dolayısıyla amel den ahlak türetmek yani amelini ve ibadetini yapan kimseyi aynı zamanda ahlaklı saymak ve ahlaken üstün göstermek Matüridi nin düşünce sistemine uygun değildir Çünkü onda amel imana dahil edilmediği gibi ahlak a da dahil değildir Ona göre amel de kusuru olanların mutlaka ahlakta da kusurlu olduğu söylenemez Ayrıca öyle görünüyor ki amel ile ahlak bu anlamda bir ilişki kurmak ahlaki bakış açısıyla değil ameli bakış açısıyla yapılan bir işlemdir Bu büyük ölçüde amel e onu ahlakla birleştirerek değerlendirmek suretiyle toplumdan destek sağlamaya ve amel i yerine getirmede görülen ihmalkarlıkları azaltmaya yönelik bir çabadır Çünkü mahiyeti gereği amel ferdi ahlak toplumsaldır yani aralarında bir mahiyet uyumu yoktur Nitekim bir dinin mensupları yıllarca aynı amel i yani aynı ibadetleri aynı tarzda yapmaya devam ettikleri halde ahlaki özellikleri yaşadıkları dönemlere göre değişiklik gösterebilmektedir Bir başka deyişle duygu boyutu göreceli olmakla birlikte amel göreceli olmadığı halde ahlak hem de her yönden görecelidir O halde ahlak fıkha fıkıh da ahlaka indirgenemez