Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı 629 Mart 2026 — Kolektif

Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı 629 Mart 2026
Kolektif
Türk Edebiyatı Dergisi
Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı 629 Mart 2026
Kolektif
Sevgili Türk Edebiyatı okurları Dergimizin bu sayısı elinize geçtiğinde sizler Ramazan Bayramı nı idrak ediyor olacaksınız Bu vesileyle sizlerin ve yüce milletimizin bayramını kutluyor bu bayramın Türk İslam âlemi için birliğe dirliğe ve hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum Bu sayımıza geçtiğimiz günlerde vuslata eren medeniyet dünyamızda derin izler bırakarak unutulmayacak bir yer edinen Alev Alatlı yı andığımız bir yazıyla başlıyoruz Oktay Yivli Alatlı nın romanlarından hareketle onun topluma bakışını modernite içerisinde sıkışan okura sunduğu farklı dünyaları dile getiriyor Bu büyük yazara bir kez daha rahmet sevenlerine başsağlığı diliyorum Bu ayki sayımızda son dönemlerde sıkça tartışılan fakat tartışıldıkça daha karmaşık hâle bürünen Yapay Zekâ konusunu işliyoruz Bu kavram hayatımızın her alanında sık sık gündeme geldiğinden bu yana büyük bir gelişim değişim gösterdi Bu baş döndürücü dönüşüm hızı yapay zekânın sanatla kurduğu ilişkiyi tespit etme konusunda birçoğumuzu çaresiz bıraktı Dolayısıyla biz de bu dosya ile yapay zekânın sanat ve edebiyatla olan ilişkisine bir bir çentik atmak bir işaret koymak istedik Çünkü karşımızda henüz kavramsal çerçevesi çizilmemiş bir durum var Dosyanın ilk yazısı Serkan Can Hatıpoğlu na ait Hatıpoğlu yapay zekânın sanatla kurduğu bağa değinerek bu alanda neleri değiştirdiğini ele alıyor Yapay zekânın sanatla ilişkisine estetik bir pencereden bakıyor Hakan Demir ise yapay zekâyı müstakil bir sanatçı olarak görmek yerine bir yardımcı araç olarak görmenin daha doğru olduğunu söylüyor Fakat geleceğin tekinsizliğine de bir şerh düşüyor Serap Uğur yapay zekânın eğitimde nasıl kullanılması gerektiğine dair önemli ipuçları veriyor Gerekli bilgiler verildiği takdirde yapay zekâların öğrencilerin kendilerine özel bir eğitmeni destekçisi olabileceğinin altını çiziyor Cihan Yurdaün yapay zekânın şiire nasıl tesir edebileceğini kendi tecrübeleri üzerinden aktarıyor Şiirlerinden yola çıkarak yapay zekâ

Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları
Sevgili Türk Edebiyatı okurları Geçen sayımızda başladığımız ve Türk dünyasının ortak hafızasında derin izler bırakan 1926 yılında Bakü de düzenlenen I Türkoloji Kurultayı nın 100 yıl dönümü dolayısıyla hazırladığımız dosyamızın ikinci bölümüyle karşınızdayız Bu sayımızda da kurultayın sancılı süreçlerini alfabe etrafında dönen siyasi manevraları ve ortak dil idealine ömrünü adayan aydınlarımızın trajik sonlarını ele alıyoruz Dosyamızın ilk yazısında Mustafa Argunşah kurultaya dair notlarını paylaşıyor bizimle Argunşah Sovyetlerin Latin alfabesine geçişi destekler görünmesinin ardındaki asimilasyon niyetine ve kurultaya katılan delegelerin 1935 ten sonra uğradığı kanlı kıyıma ışık tutuyor Mehmet İsmail ve Vahit Türk Kazak dil biliminin kurucusu Ahmet Baytursun un kurultaya sunduğu bildiriyi ve alfabe meselesindeki duruşunu değerlendiriyorlar Bu makalede Baytursun un Latin harfleri kullanmak yerine Arap alfabesinin ıslah edilmesi gerektiğini ve böylece Türkler arasındaki alfabe birliğini sürdürmek adına nasıl cansiperane savunduğunu görüyoruz Bilgehan Atsız Gökdağ Mehmet Emin Resulzade nin Latin alfabesine karşı başlarda sergilediği tepkiyi ve bunun Sovyetlerin Türkleri birbirinden ayırma politikasıyla ilişkisini irdeliyor Makale Resulzade nin bu kültürel müdahalenin Türkleri İslam dünyasından ve ortak hafızadan koparmak için kurgulandığına dair isabetli öngörülerini ortaya koyuyor Hayati Develi kurultayın arka planındaki hedefleri sorgulayarak alfabe değişiminin Türk dünyasını yeniden inşa ettiğini ifade ediyor Veysel İbrahim Karaca kurultayın tarihsel ve bilimsel çerçevesini çizerken repressiya kurbanı olan aydınların hazin sonunu hatırlatıyor Dilgam Ahmed kurultayın o dönemki Azerbaycan basınına bilhassa Yeni Yol gazetesine nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor Dönemin önde gelen Türkologlarıyla yapılan mülakatlar ve basındaki tartışmalar o günlerin entelektüel nabzını tutmamızı sağlıyor Orhan Aras kurultaya katılan üç Alman Türkoloğun Menzel Jacob ve Bang Kaup siyasi atmosfer içindeki bilimsel ve metodolojik duruşlarını ele alıyor Vilayet Guliyev okurlarımıza bu kurultayın Çuvaş Azerbaycan temsilcisi Nikolay İvanoviç Aşmarin in ilmî mücadelesini ve sözlük çalışmalarını sunuyor Azerbaycan diyalektolojisinin temellerini atan bu büyük âlimin devasa eserlerine rağmen yoksulluk ve tecrit içinde son bulan hayatını gözler önüne seriyor Emre Berkan Yeni bir asırlık ortak alfabe arayışını ve nihayetinde kabul edilen 34 harfli ortak alfabenin tarihî serüvenini özetliyor Son olarak Sımbat Maksutova kurultayda Latin alfabesine geçişi savunan Kırgız aydın Kasım Tınıstanov un sunduğu raporu ve onun trajik kaderini kaleme alıyor Dosya dışında ise Esen Şeref Yavuzaslan Başkurt dilini bozkırın nefesi ve belleğin sesi olarak sosyokültürel bir zeminde inceliyor Sadık K Tural Çanakkale Zaferi üzerinden millî birlik ve beraberlik şuurumuza dikkat çekiyor Necati Tonga ise Tevfik Fikret in daha önce kitaplaşmamış üç mektubunu ve manzum bir sürprizini okurlarımızın dikkatine sunuyor Herkese iyi okumalar dileriz İmdat Avşar Türk Edebiyatı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları
Sevgili Türk Edebiyatı okurları Bu sayımızda 1926 yılında Bakü de toplanan Birinci Türkoloji Kurultayı nın yüzüncü yılı vesilesiyle Türk dünyasının ortak alfabe arayışını tarihî siyasi ve kültürel boyutlarıyla ele alıyoruz Dosyamız alfabe meselesini akademik bir tartışmanın ötesine taşıyarak ortak hafıza birlik ve beraberlik fikri ile bu fikrin zaman içinde uğradığı kırılmaları ortaya koyuyor Dosyamızın açılış yazısında Osman Mert 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı ndan günümüze uzanan ortak alfabe arayışının tarihî serüvenini ele alıyor Mert bu sürecin Sovyet politikalarıyla nasıl kesintiye uğradığını ortaya koyarken bugün üzerinde uzlaşılan 34 harfli ortak alfabenin Türk dünyası için birlik ve iletişim açısından tarihî bir eşik olduğunu vurguluyor Şükrü Halûk Akalın Birinci Türkoloji Kurultayı nın yalnızca ortak alfabe meselesinin tartışılmasından ibaret olmadığını terminoloji tarih coğrafya etnoloji edebiyat ve sanat gibi birçok alanda bildirilerin sunulduğu ve Türk dünyası açısından tarihî bir buluşma olduğunu anlatıyor Akalın Kurultay ın katılımcıları oylamaya sunulan alfabeler ve tutanakların dili gibi ayrıntılara ışık tutarken 1930 lardaki repressiya sürecinin bu aydınlanma hamlesini nasıl trajik biçimde gölgelediğini de ortaya koyuyor Nizami Caferov Kurultay a katılan Rus Sovyet âlimlerin kimler olduğunu hangi bildirileri sunduklarını ve bunların Kurultay a bilimsel katkı yapmalarının yanında rejim lehine farklı roller oynadıklarını da dile getiriyor Oldenburg Barthold Rudenko ve Samoyloviç gibi isimlerin değerlendirmelerini aktaran Caferov problemli yaklaşımlarına rağmen bu tartışmaların Kurultay kararlarının oluşumunda etkili olduğunu vurguluyor Anar yaptığımız söyleşide Birinci Türkoloji Kurultayı nın bilimsel ve kültürel bir yakınlaşma amacıyla düzenlendiğini ancak Sovyet rejiminin kısa sürede bu ortamı tehdit olarak algılayıp katılımcıların büyük bölümünü tasfiye ettiğini anlatıyor Anar baskıların yarattığı korku ve sansür iklimine dikkat çekerken edebiyat ve sanatın dolaylı anlatım yollarıyla varlığını sürdürmeyi başardığını da hatırlatıyor Abuzer Bağırov Kurultay a Rusya dan katılan temsilcileri ve sundukları bildirileri ana hatlarıyla tanıtıyor ve bu temsilcilerin de repressiyanın kurbanı olduğunu söylüyor Özellikle A N Samoyloviç gibi önemli bir akademisyenin idam edilmesini ve yıllar sonra itibarının iade edilmesini bu dönemin acı sembollerinden biri olarak görüyor Vilayet Guliyev Yakutistan dan Bakü ye ulaşmanın 1926 şartlarında ne denli zor olduğunu anlatarak Yakut Saha temsilcilerinin Kurultay a katılmak için göze aldıkları büyük fedakârlığı gözler önüne seriyor Nevzat Özkan Hüseyinzade Ali Bey in şahsında Bakü ile İstanbul arasında bir gönül köprüsü kuran Anadolu ve Azerbaycan Türklüğünü dil ve kültür temelinde bir bütün olarak gören bir aydın portresi çiziyor Dosyamızın birinci bölümü bu şekilde sona eriyor Ayrıca bu sayımızda Şerif Aydemir ölümün eşiğinden dönen bir kalbin iç muhasebesi üzerinden insanın ideallerini terk edemeyeceğini anlatıyor Mehmet Ömer Kazancı Abdülhalik Bayatlı nın Kerkük ü Dinliyorum şiiri ile Orhan Veli nin İstanbul u Dinliyorum şiirini karşılaştırarak gurbet ve aidiyet duygularını ele alıyor Fatma Pekşen ataerkil baskılar arasında kızını erken evlendirmeye direnen bir annenin mücadelesini Fatma Nur Uysal sevgi ve heyecandan yoksun bir evliliğin bir kadını nasıl tükettiğini dile getiriyor Esra Eren Orfe Evridike mitini modern bir anlatıyla yeniden kurarken Kemal Deniz Yavuz Bülent Bâkiler in Türkçeyi milletin ruhu olarak gören anlayışını irdeliyor Salim Nizam ise köyün saatçisi Tahsin Ağa nın sessiz hayatını saatlerin durduğu bir vedaya dönüştürüyor Mustafa Ruhi Şirin İnci Okumuş Gonca Yılmaz Hatunoğlu Azize Üzel ve Koray Kök ise bu sayımıza şiirleriyle katkı sunuyorlar Bu ay kitaplık ve ajandamız da dopdolu Herkese iyi okumalar dileriz İmdat Avşar Türk Edebiyatı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Türk Edebiyatı Dergisi
Sevgili Türk Edebiyatı okurları Geçen sayımızda başladığımız ve Türk dünyasının ortak hafızasında derin izler bırakan 1926 yılında Bakü de düzenlenen I Türkoloji Kurultayı nın 100 yıl dönümü dolayısıyla hazırladığımız dosyamızın ikinci bölümüyle karşınızdayız Bu sayımızda da kurultayın sancılı süreçlerini alfabe etrafında dönen siyasi manevraları ve ortak dil idealine ömrünü adayan aydınlarımızın trajik sonlarını ele alıyoruz Dosyamızın ilk yazısında Mustafa Argunşah kurultaya dair notlarını paylaşıyor bizimle Argunşah Sovyetlerin Latin alfabesine geçişi destekler görünmesinin ardındaki asimilasyon niyetine ve kurultaya katılan delegelerin 1935ten sonra uğradığı kanlı kıyıma ışık tutuyor Mehmet İsmail ve Vahit Türk Kazak dil biliminin kurucusu Ahmet Baytursun un kurultaya sunduğu bildiriyi ve alfabe meselesindeki duruşunu değerlendiriyorlar Bu makalede Baytursunun Latin harfleri kullanmak yerine Arap alfabesinin ıslah edilmesi gerektiğini ve böylece Türkler arasındaki alfabe birliğini sürdürmek adına nasıl cansiperane savunduğunu görüyoruz Bilgehan Atsız Gökdağ Mehmet Emin Resulzade nin Latin alfabesine karşı başlarda sergilediği tepkiyi ve bunun Sovyetlerin Türkleri birbirinden ayırma politikasıyla ilişkisini irdeliyor Makale Resulzadenin bu kültürel müdahalenin Türkleri İslam dünyasından ve ortak hafızadan koparmak için kurgulandığına dair isabetli öngörülerini ortaya koyuyor Hayati Develi kurultayın arka planındaki hedefleri sorgulayarak alfabe değişiminin Türk dünyasını yeniden inşa ettiğini ifade ediyor Veysel İbrahim Karaca kurultayın tarihsel ve bilimsel çerçevesini çizerken repressiya kurbanı olan aydınların hazin sonunu hatırlatıyor Dilgam Ahmed kurultayın o dönemki Azerbaycan basınına bilhassa Yeni Yol gazetesine nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor Dönemin önde gelen Türkologlarıyla yapılan mülakatlar ve basındaki tartışmalar o günlerin entelektüel nabzını tutmamızı sağlıyor Orhan Aras kurultaya katılan üç Alman Türkoloğun Menzel Jacob ve Bang Kaup siyasi atmosfer içindeki bilimsel ve metodolojik duruşlarını ele alıyor Vilayet Guliyev okurlarımıza bu kurultayın Çuvaş Azerbaycan temsilcisi Nikolay İvanoviç Aşmarinin ilmî mücadelesini ve sözlük çalışmalarını sunuyor Azerbaycan diyalektolojisinin temellerini atan bu büyük âlimin devasa eserlerine rağmen yoksulluk ve tecrit içinde son bulan hayatını gözler önüne seriyor Emre Berkan Yeni bir asırlık ortak alfabe arayışını ve nihayetinde kabul edilen 34 harfli ortak alfabenin tarihî serüvenini özetliyor Son olarak Sımbat Maksutova kurultayda Latin alfabesine geçişi savunan Kırgız aydın Kasım Tınıstanovun sunduğu raporu ve onun trajik kaderini kaleme alıyor Dosya dışında ise Esen Şeref Yavuzaslan Başkurt dilini bozkırın nefesi ve belleğin sesi olarak sosyokültürel bir zeminde inceliyor Sadık K Tural Çanakkale Zaferi üzerinden millî birlik ve beraberlik şuurumuza dikkat çekiyor Necati Tonga ise Tevfik Fikret in daha önce kitaplaşmamış üç mektubunu ve manzum bir sürprizini okurlarımızın dikkatine sunuyor Herkese iyi okumalar dileriz

Türk Edebiyatı Dergisi
Sevgili Türk Edebiyatı okurları Bu sayımızda 1926 yılında Bakü de toplanan Birinci Türkoloji Kurultayı nın yüzüncü yılı vesilesiyle Türk dünyasının ortak alfabe arayışını tarihî siyasi ve kültürel boyutlarıyla ele alıyoruz Dosyamız alfabe meselesini akademik bir tartışmanın ötesine taşıyarak ortak hafıza birlik ve beraberlik fikri ile bu fikrin zaman içinde uğradığı kırılmaları ortaya koyuyor Dosyamızın açılış yazısında Osman Mert 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı ndan günümüze uzanan ortak alfabe arayışının tarihî serüvenini ele alıyor Mert bu sürecin Sovyet politikalarıyla nasıl kesintiye uğradığını ortaya koyarken bugün üzerinde uzlaşılan 34 harfli ortak alfabenin Türk dünyası için birlik ve iletişim açısından tarihî bir eşik olduğunu vurguluyor Şükrü Halûk Akalın Birinci Türkoloji Kurultayı nın yalnızca ortak alfabe meselesinin tartışılmasından ibaret olmadığını terminoloji tarih coğrafya etnoloji edebiyat ve sanat gibi birçok alanda bildirilerin sunulduğu ve Türk dünyası açısından tarihî bir buluşma olduğunu anlatıyor Akalın Kurultay ın katılımcıları oylamaya sunulan alfabeler ve tutanakların dili gibi ayrıntılara ışık tutarken 1930 lardaki repressiya sürecinin bu aydınlanma hamlesini nasıl trajik biçimde gölgelediğini de ortaya koyuyor Nizami Caferov Kurultay a katılan Rus Sovyet âlimlerin kimler olduğunu hangi bildirileri sunduklarını ve bunların Kurultay a bilimsel katkı yapmalarının yanında rejim lehine farklı roller oynadıklarını da dile getiriyor Oldenburg Barthold Rudenko ve Samoyloviç gibi isimlerin değerlendirmelerini aktaran Caferov problemli yaklaşımlarına rağmen bu tartışmaların Kurultay kararlarının oluşumunda etkili olduğunu vurguluyor Anar yaptığımız söyleşide Birinci Türkoloji Kurultayı nın bilimsel ve kültürel bir yakınlaşma amacıyla düzenlendiğini ancak Sovyet rejiminin kısa sürede bu ortamı tehdit olarak algılayıp katılımcıların büyük bölümünü tasfiye ettiğini anlatıyor Anar baskıların yarattığı korku ve sansür iklimine dikkat çekerken edebiyat ve sanatın dolaylı anlatım yollarıyla varlığını sürdürmeyi başardığını da hatırlatıyor Abuzer Bağırov Kurultay a Rusya dan katılan temsilcileri ve sundukları bildirileri ana hatlarıyla tanıtıyor ve bu temsilcilerin de repressiyanın kurbanı olduğunu söylüyor Özellikle A N Samoyloviç gibi önemli bir akademisyenin idam edilmesini ve yıllar sonra itibarının iade edilmesini bu dönemin acı sembollerinden biri olarak görüyor Vilayet Guliyev Yakutistan dan Bakü ye ulaşmanın 1926 şartlarında ne denli zor olduğunu anlatarak Yakut Saha temsilcilerinin Kurultay a katılmak için göze aldıkları büyük fedakârlığı gözler önüne seriyor Nevzat Özkan Hüseyinzade Ali Bey in şahsında Bakü ile İstanbul arasında bir gönül köprüsü kuran Anadolu ve Azerbaycan Türklüğünü dil ve kültür temelinde bir bütün olarak gören bir aydın portresi çiziyor Dosyamızın birinci bölümü bu şekilde sona eriyor Ayrıca bu sayımızda Şerif Aydemir ölümün eşiğinden dönen bir kalbin iç muhasebesi üzerinden insanın ideallerini terk edemeyeceğini anlatıyor Mehmet Ömer Kazancı Abdülhalik Bayatlı nın Kerkük ü Dinliyorum şiiri ile Orhan Veli nin İstanbul u Dinliyorum şiirini karşılaştırarak gurbet ve aidiyet duygularını ele alıyor Fatma Pekşen ataerkil baskılar arasında kızını erken evlendirmeye direnen bir annenin mücadelesini Fatma Nur Uysal sevgi ve heyecandan yoksun bir evliliğin bir kadını nasıl tükettiğini dile getiriyor Esra Eren Orfe Evridike mitini modern bir anlatıyla yeniden kurarken Kemal Deniz Yavuz Bülent Bâkiler in Türkçeyi milletin ruhu olarak gören anlayışını irdeliyor Salim Nizam ise köyün saatçisi Tahsin Ağa nın sessiz hayatını saatlerin durduğu bir vedaya dönüştürüyor Mustafa Ruhi Şirin İnci Okumuş Gonca Yılmaz Hatunoğlu Azize Üzel ve Koray Kök ise bu sayımıza şiirleriyle katkı sunuyorlar Bu ay kitaplık ve ajandamız da dopdolu Herkese iyi okumalar dileriz İmdat Avşar Türk Edebiyatı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

Türk Edebiyatı Dergisi
Sevgili Türk Edebiyatı okurları Geçen sayımızda başladığımız ve Türk dünyasının ortak hafızasında derin izler bırakan 1926 yılında Bakü de düzenlenen I Türkoloji Kurultayı nın 100 yıl dönümü dolayısıyla hazırladığımız dosyamızın ikinci bölümüyle karşınızdayız Bu sayımızda da kurultayın sancılı süreçlerini alfabe etrafında dönen siyasi manevraları ve ortak dil idealine ömrünü adayan aydınlarımızın trajik sonlarını ele alıyoruz Dosyamızın ilk yazısında Mustafa Argunşah kurultaya dair notlarını paylaşıyor bizimle Argunşah Sovyetlerin Latin alfabesine geçişi destekler görünmesinin ardındaki asimilasyon niyetine ve kurultaya katılan delegelerin 1935 ten sonra uğradığı kanlı kıyıma ışık tutuyor Mehmet İsmail ve Vahit Türk Kazak dil biliminin kurucusu Ahmet Baytursun un kurultaya sunduğu bildiriyi ve alfabe meselesindeki duruşunu değerlendiriyorlar Bu makalede Baytursun un Latin harfleri kullanmak yerine Arap alfabesinin ıslah edilmesi gerektiğini ve böylece Türkler arasındaki alfabe birliğini sürdürmek adına nasıl cansiperane savunduğunu görüyoruz Bilgehan Atsız Gökdağ Mehmet Emin Resulzade nin Latin alfabesine karşı başlarda sergilediği tepkiyi ve bunun Sovyetlerin Türkleri birbirinden ayırma politikasıyla ilişkisini irdeliyor Makale Resulzade nin bu kültürel müdahalenin Türkleri İslam dünyasından ve ortak hafızadan koparmak için kurgulandığına dair isabetli öngörülerini ortaya koyuyor Hayati Develi kurultayın arka planındaki hedefleri sorgulayarak alfabe değişiminin Türk dünyasını yeniden inşa ettiğini ifade ediyor Veysel İbrahim Karaca kurultayın tarihsel ve bilimsel çerçevesini çizerken repressiya kurbanı olan aydınların hazin sonunu hatırlatıyor Dilgam Ahmed kurultayın o dönemki Azerbaycan basınına bilhassa Yeni Yol gazetesine nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor Dönemin önde gelen Türkologlarıyla yapılan mülakatlar ve basındaki tartışmalar o günlerin entelektüel nabzını tutmamızı sağlıyor Orhan Aras kurultaya katılan üç Alman Türkoloğun Menzel Jacob ve Bang Kaup siyasi atmosfer içindeki bilimsel ve metodolojik duruşlarını ele alıyor Vilayet Guliyev okurlarımıza bu kurultayın Çuvaş Azerbaycan temsilcisi Nikolay İvanoviç Aşmarin in ilmî mücadelesini ve sözlük çalışmalarını sunuyor Azerbaycan diyalektolojisinin temellerini atan bu büyük âlimin devasa eserlerine rağmen yoksulluk ve tecrit içinde son bulan hayatını gözler önüne seriyor Emre Berkan Yeni bir asırlık ortak alfabe arayışını ve nihayetinde kabul edilen 34 harfli ortak alfabenin tarihî serüvenini özetliyor Son olarak Sımbat Maksutova kurultayda Latin alfabesine geçişi savunan Kırgız aydın Kasım Tınıstanov un sunduğu raporu ve onun trajik kaderini kaleme alıyor Dosya dışında ise Esen Şeref Yavuzaslan Başkurt dilini bozkırın nefesi ve belleğin sesi olarak sosyokültürel bir zeminde inceliyor Sadık K Tural Çanakkale Zaferi üzerinden millî birlik ve beraberlik şuurumuza dikkat çekiyor Necati Tonga ise Tevfik Fikret in daha önce kitaplaşmamış üç mektubunu ve manzum bir sürprizini okurlarımızın dikkatine sunuyor Herkese iyi okumalar dileriz

Türk Edebiyatı Dergisi
Sevgili Türk Edebiyatı okurları Bu sayımızda 1926 yılında Bakü de toplanan Birinci Türkoloji Kurultayı nın yüzüncü yılı vesilesiyle Türk dünyasının ortak alfabe arayışını tarihî siyasi ve kültürel boyutlarıyla ele alıyoruz Dosyamız alfabe meselesini akademik bir tartışmanın ötesine taşıyarak ortak hafıza birlik ve beraberlik fikri ile bu fikrin zaman içinde uğradığı kırılmaları ortaya koyuyor Dosyamızın açılış yazısında Osman Mert 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı ndan günümüze uzanan ortak alfabe arayışının tarihî serüvenini ele alıyor Mert bu sürecin Sovyet politikalarıyla nasıl kesintiye uğradığını ortaya koyarken bugün üzerinde uzlaşılan 34 harfli ortak alfabenin Türk dünyası için birlik ve iletişim açısından tarihî bir eşik olduğunu vurguluyor Şükrü Halûk Akalın Birinci Türkoloji Kurultayı nın yalnızca ortak alfabe meselesinin tartışılmasından ibaret olmadığını terminoloji tarih coğrafya etnoloji edebiyat ve sanat gibi birçok alanda bildirilerin sunulduğu ve Türk dünyası açısından tarihî bir buluşma olduğunu anlatıyor Akalın Kurultay ın katılımcıları oylamaya sunulan alfabeler ve tutanakların dili gibi ayrıntılara ışık tutarken 1930 lardaki repressiya sürecinin bu aydınlanma hamlesini nasıl trajik biçimde gölgelediğini de ortaya koyuyor Nizami Caferov Kurultay a katılan Rus Sovyet âlimlerin kimler olduğunu hangi bildirileri sunduklarını ve bunların Kurultay a bilimsel katkı yapmalarının yanında rejim lehine farklı roller oynadıklarını da dile getiriyor Oldenburg Barthold Rudenko ve Samoyloviç gibi isimlerin değerlendirmelerini aktaran Caferov problemli yaklaşımlarına rağmen bu tartışmaların Kurultay kararlarının oluşumunda etkili olduğunu vurguluyor Anar yaptığımız söyleşide Birinci Türkoloji Kurultayı nın bilimsel ve kültürel bir yakınlaşma amacıyla düzenlendiğini ancak Sovyet rejiminin kısa sürede bu ortamı tehdit olarak algılayıp katılımcıların büyük bölümünü tasfiye ettiğini anlatıyor Anar baskıların yarattığı korku ve sansür iklimine dikkat çekerken edebiyat ve sanatın dolaylı anlatım yollarıyla varlığını sürdürmeyi başardığını da hatırlatıyor Abuzer Bağırov Kurultay a Rusya dan katılan temsilcileri ve sundukları bildirileri ana hatlarıyla tanıtıyor ve bu temsilcilerin de repressiyanın kurbanı olduğunu söylüyor Özellikle A N Samoyloviç gibi önemli bir akademisyenin idam edilmesini ve yıllar sonra itibarının iade edilmesini bu dönemin acı sembollerinden biri olarak görüyor Vilayet Guliyev Yakutistan dan Bakü ye ulaşmanın 1926 şartlarında ne denli zor olduğunu anlatarak Yakut Saha temsilcilerinin Kurultay a katılmak için göze aldıkları büyük fedakârlığı gözler önüne seriyor Nevzat Özkan Hüseyinzade Ali Bey in şahsında Bakü ile İstanbul arasında bir gönül köprüsü kuran Anadolu ve Azerbaycan Türklüğünü dil ve kültür temelinde bir bütün olarak gören bir aydın portresi çiziyor Dosyamızın birinci bölümü bu şekilde sona eriyor Ayrıca bu sayımızda Şerif Aydemir ölümün eşiğinden dönen bir kalbin iç muhasebesi üzerinden insanın ideallerini terk edemeyeceğini anlatıyor Mehmet Ömer Kazancı Abdülhalik Bayatlı nın Kerkük ü Dinliyorum şiiri ile Orhan Veli nin İstanbul u Dinliyorum şiirini karşılaştırarak gurbet ve aidiyet duygularını ele alıyor Fatma Pekşen ataerkil baskılar arasında kızını erken evlendirmeye direnen bir annenin mücadelesini Fatma Nur Uysal sevgi ve heyecandan yoksun bir evliliğin bir kadını nasıl tükettiğini dile getiriyor Esra Eren Orfe Evridike mitini modern bir anlatıyla yeniden kurarken Kemal Deniz Yavuz Bülent Bâkiler in Türkçeyi milletin ruhu olarak gören anlayışını irdeliyor Salim Nizam ise köyün saatçisi Tahsin Ağa nın sessiz hayatını saatlerin durduğu bir vedaya dönüştürüyor Mustafa Ruhi Şirin İnci Okumuş Gonca Yılmaz Hatunoğlu Azize Üzel ve Koray Kök ise bu sayımıza şiirleriyle katkı sunuyorlar Bu ay kitaplık ve ajandamız da dopdolu Herkese iyi okumalar dileriz İmdat Avşar Türk Edebiyatı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni