Türk Edebiyatında Manzum Devriyye — Nusret Gedik

Türk Edebiyatında Manzum Devriyye
Nusret GedikH YAYINLARI
Türk Edebiyatında Manzum Devriyye
Nusret GedikDevr edip geldim cihâna yine bir devrân ola Ben gidem bu ten sarâyı yıkıla vîrân ola Niyâzî i Mısrî Nereden gelip nereye gidiyoruz Ne hâldeydik ne hâle döneceğiz Gelen ve giden bir varlık var mı Mevcût tek bir vücuttan mı ibâret Yol ne yolcu kim Sorular sorular sorular İslâm ı şerîat tarîkat marifet ve hakikat makamlarıyla yaşayıp sülûk çıkaran ehlullah bu soruların cevaplarını tefekkür edip hâlen yaşayarak öğrenmişler tecrübelerinden bir kısmını da devir devriyye devriyye i ferşiyye devriyye i arşiyye gibi isimlerle kulaklarımıza fısıldamışlar yahut alenileştirip kelâma dökmüşlerdir Yazmasına yazmışlar ve belki de bir müşkilimizi halletmişlerse de bazı ifadeleriyle sözde geleneksel inanç yapısına aykırı vehmedilerek okuyanların zihninde bin bir soru bırakıp gitmişlerdir Sâhi nedir devir devriyye gerçeği Elimize aldığımız bir edebiyat lügatında bu kavram tarif edilirken ortalama bir üslupla derler ki Hakk ın zâtından tecellî eden ilâhî nûrun cisimler âleminde mânevî bir tertip dâhilinde madenlerden bitkilere bitkilerden hayvanâta hayvanâttan insanlığa ve bu makamdan da insan ı kâmil mertebesine ulaşarak yine zuhur ettiği ilk varlığa yani Hakk a dönmesidir Devriyye ise bu tekâmül fikrini işleyen mensur veya manzum eserlere verilen isimdir Devir düşüncesi Kur ân ve hadîslerde örtülü olarak anlatılmaktadır İlk dönem mutasavvıfları tarafından da çoğu zaman alenîleştirilmemiş örtülü olarak kalmıştır Mevzuu İhvân ı Safâ Resâil inde İbn Miskeveyh in Tehzibü l Ahlâk ında İbn Arabî in Fütûhât Fusûs ve diğer bazı eserlerinde doğrudan veya dolaylı olarak anlatılmaktadır Bu zevâtın takipçileri olan Sadreddîn i Konevî Mevlânâ Celâleddîn i Rûmî Nâsır ı Hüsrev Feyzî i Hindî devir konusunu ele almışlardır Bizim edebiyatımızda bu mevzu Yûnus Emre den Niyâzî i Mısrî ye İbrahim Hakkı Erzurumî den Osman Kemâlî Hazretlerine gelinceye kadar pek çok Allah dostu tarafından ele alınmıştır Onların sülûk tecrübeleriyle edindikleri bu tevhîd sırrı hiç şüphesiz İslâmî yani Kur ânî bir tekâmül anlayışı üzerine bina edilmektedir Türk Tasavvuf Edebiyatı tarihi içinde bir tür olarak değerlendirilen devriyyelerin manzum veya mensur pek çok örneği bulunmaktadır Fakat bu eserler bir bütün olarak değerlendirmeye tabi tutulmamıştır Elinizdeki Nusret Gedik e ait eser bu önemli boşluğu dolduracak niteliktedir Türk Edebiyatında Manzum Devriyye adıyla kaleme alınan eser genel bir girişten sonra 1500 adet dîvân mesnevî cönk ve mecmûadan hareketle Ahmed Yesevî den Yûnus Emre ye Nesîmî den Eşrefoğlu Rûmî ye Pîr Sultan dan Niyâzî i Mısrî ye Neyzen Tevfik ten Osman Kemâlî ye kadar pek çok şairin konuyla ilgili manzum eserlerini yetkin bir şekilde tahlil etmektedir Elinizdeki eser hiç şüphesiz Kandan gelir yolun senin ya kanda varır menzilin Nerden gelip gitdiğini anlamayan hayvân imiş diyen Niyâzî nin sorusuna ve ulaşacağınız cevaba bir mukaddimedir vesselâm

H Yayınları
Devr edip geldim cihâna yine bir devrân ola Ben gidem bu ten sarâyı yıkıla vîrân ola Niyâzî i Mısrî Nereden gelip nereye gidiyoruz Ne hâldeydik ne hâle döneceğiz Gelen ve giden bir varlık var mı Mevcût tek bir vücuttan mı ibâret Yol ne yolcu kim Sorular sorular sorular İslâm ı şerîat tarîkat marifet ve hakikat makamlarıyla yaşayıp sülûk çıkaran ehlullah bu soruların cevaplarını tefekkür edip hâlen yaşayarak öğrenmişler tecrübelerinden bir kısmını da devir devriyye devriyye i ferşiyye devriyye i arşiyye gibi isimlerle kulaklarımıza fısıldamışlar yahut alenileştirip kelâma dökmüşlerdir Yazmasına yazmışlar ve belki de bir müşkilimizi halletmişlerse de bazı ifadeleriyle sözde geleneksel inanç yapısına aykırı vehmedilerek okuyanların zihninde bin bir soru bırakıp gitmişlerdir Sâhi nedir devir devriyye gerçeği Elimize aldığımız bir edebiyat lügatında bu kavram tarif edilirken ortalama bir üslupla derler ki Hakk ın zâtından tecellî eden ilâhî nûrun cisimler âleminde mânevî bir tertip dâhilinde madenlerden bitkilere bitkilerden hayvanâta hayvanâttan insanlığa ve bu makamdan da insan ı kâmil mertebesine ulaşarak yine zuhur ettiği ilk varlığa yani Hakk a dönmesidir Devriyye ise bu tekâmül fikrini işleyen mensur veya manzum eserlere verilen isimdir Devir düşüncesi Kur ân ve hadîslerde örtülü olarak anlatılmaktadır İlk dönem mutasavvıfları tarafından da çoğu zaman alenîleştirilmemiş örtülü olarak kalmıştır Mevzuu İhvân ı SafâResâil inde İbn Miskeveyh inTehzibü l Ahlâk ında İbn Arabî inFütûhât Fusûsve diğer bazı eserlerinde doğrudan veya dolaylı olarak anlatılmaktadır Bu zevâtın takipçileri olan Sadreddîn i Konevî Mevlânâ Celâleddîn i Rûmî Nâsır ı Hüsrev Feyzî i Hindî devir konusunu ele almışlardır Bizim edebiyatımızda bu mevzu Yûnus Emre den Niyâzî i Mısrî ye İbrahim Hakkı Erzurumî den Osman Kemâlî Hazretlerine gelinceye kadar pek çok Allah dostu tarafından ele alınmıştır Onların sülûk tecrübeleriyle edindikleri bu tevhîd sırrı hiç şüphesiz İslâmî yani Kur ânî bir tekâmül anlayışı üzerine bina edilmektedir Türk Tasavvuf Edebiyatı tarihi içinde bir tür olarak değerlendirilen devriyyelerin manzum veya mensur pek çok örneği bulunmaktadır Fakat bu eserler bir bütün olarak değerlendirmeye tabi tutulmamıştır Elinizdeki Nusret Gedik e ait eser bu önemli boşluğu dolduracak niteliktedir Türk Edebiyatında Manzum Devriyye adıyla kaleme alınan eser genel bir girişten sonra 1500 adet dîvân mesnevî cönk ve mecmûadan hareketle Ahmed Yesevî den Yûnus Emre ye Nesîmî den Eşrefoğlu Rûmî ye Pîr Sultan dan Niyâzî i Mısrî ye Neyzen Tevfik ten Osman Kemâlî ye kadar pek çok şairin konuyla ilgili manzum eserlerini yetkin bir şekilde tahlil etmektedir Elinizdeki eser hiç şüphesiz Kandan gelir yolun senin ya kanda varır menzilin Nerden gelip gitdiğini anlamayan hayvân imiş diyen Niyâzî nin sorusuna ve ulaşacağınız cevaba bir mukaddimedir vesselâm Tanıtım Bülteninden

H Yayınları
Devr edip geldim cihana yine bir devran ola Ben gidem bu ten sarayı yıkıla vîran ola Niyazî i Mısrî Nereden gelip nereye gidiyoruz Ne haldeydik ne hale döneceğiz Gelen ve giden bir varlık var mı Mevcût tek bir vücuttan mı ibaret Yol ne yolcu kim Sorular sorular sorular İslam ı şerîat tarîkat marifet ve hakikat makamlarıyla yaşayıp sülûk çıkaran ehlullah bu soruların cevaplarını tefekkür edip halen yaşayarak öğrenmişler tecrübelerinden bir kısmını da devir devriyye devriyye i ferşiyye devriyye i arşiyye gibi isimlerle kulaklarımıza fısıldamışlar yahut alenileştirip kelama dökmüşlerdir Yazmasına yazmışlar ve belki de bir müşkilimizi halletmişlerse de bazı ifadeleriyle sözde geleneksel inanç yapısına aykırı vehmedilerek okuyanların zihninde bin bir soru bırakıp gitmişlerdir Sahi nedir devir devriyye gerçeği Elimize aldığımız bir edebiyat lügatında bu kavram tarif edilirken ortalama bir üslupla derler ki Hakk ın zatından tecellî eden ilahî nûrun cisimler aleminde manevî bir tertip dahilinde madenlerden bitkilere bitkilerden hayvanata hayvanattan insanlığa ve bu makamdan da insan ı kamil mertebesine ulaşarak yine zuhur ettiği ilk varlığa yani Hakk a dönmesidir Devriyye ise bu tekamül fikrini işleyen mensur veya manzum eserlere verilen isimdir Devir düşüncesi Kur an ve hadîslerde örtülü olarak anlatılmaktadır İlk dönem mutasavvıfları tarafından da çoğu zaman alenîleştirilmemiş örtülü olarak kalmıştır Mevzuu İhvan ı Safa Resail inde İbn Miskeveyh in Tehzibü l Ahlak ında İbn Arabî in Fütûhat Fusûs ve diğer bazı eserlerinde doğrudan veya dolaylı olarak anlatılmaktadır Bu zevatın takipçileri olan Sadreddîn i Konevî Mevlana Celaleddîn i Rûmî Nasır ı Hüsrev Feyzî i Hindî devir konusunu ele almışlardır Bizim edebiyatımızda bu mevzu Yûnus Emre den Niyazî i Mısrî ye İbrahim Hakkı Erzurumî den Osman Kemalî Hazretlerine gelinceye kadar pek çok Allah dostu tarafından ele alınmıştır Onların sülûk tecrübeleriyle edindikleri bu tevhîd sırrı hiç şüphesiz İslamî yani Kur anî bir tekamül anlayışı üzerine bina edilmektedir Türk Tasavvuf Edebiyatı tarihi içinde bir tür olarak değerlendirilen devriyyelerin manzum veya mensur pek çok örneği bulunmaktadır Fakat bu eserler bir bütün olarak değerlendirmeye tabi tutulmamıştır Elinizdeki Nusret Gedik e ait eser bu önemli boşluğu dolduracak niteliktedir Türk Edebiyatında Manzum Devriyye adıyla kaleme alınan eser genel bir girişten sonra 1500 adet dîvan mesnevî cönk ve mecmûadan hareketle Ahmed Yesevî den Yûnus Emre ye Nesîmî den Eşrefoğlu Rûmî ye Pîr Sultan dan Niyazî i Mısrî ye Neyzen Tevfik ten Osman Kemalî ye kadar pek çok şairin konuyla ilgili manzum eserlerini yetkin bir şekilde tahlil etmektedir Elinizdeki eser hiç şüphesiz Kandan gelir yolun senin ya kanda varır menzilin Nerden gelip gitdiğini anlamayan hayvan imiş diyen Niyazî nin sorusuna ve ulaşacağınız cevaba bir mukaddimedir vesselam

H Yayınları
Devr edip geldim cihana yine bir devran olaBen gidem bu ten sarayı yıkıla vîran ola Niyazî i MısrîNereden gelip nereye gidiyoruz Ne haldeydik ne hale döneceğiz Gelen ve giden bir varlık var mı Mevcût tek bir vücuttan mı ibaret Yol ne yolcu kim Sorular sorular sorular İslam ı şerîat tarîkat marifet ve hakikat makamlarıyla yaşayıp sülûk çıkaran ehlullah bu soruların cevaplarını tefekkür edip halen yaşayarak öğrenmişler tecrübelerinden bir kısmını da devir devriyye devriyye i ferşiyye devriyye i arşiyye gibi isimlerle kulaklarımıza fısıldamışlar yahut alenileştirip kelama dökmüşlerdir Yazmasına yazmışlar ve belki de bir müşkilimizi halletmişlerse de bazı ifadeleriyle sözde geleneksel inanç yapısına aykırı vehmedilerek okuyanların zihninde bin bir soru bırakıp gitmişlerdir Sahi nedir devir devriyye gerçeği Elimize aldığımız bir edebiyat lügatında bu kavram tarif edilirken ortalama bir üslupla derler ki Hakk ın zatından tecellî eden ilahî nûrun cisimler aleminde manevî bir tertip dahilinde madenlerden bitkilere bitkilerden hayvanata hayvanattan insanlığa ve bu makamdan da insan ı kamil mertebesine ulaşarak yine zuhur ettiği ilk varlığa yani Hakk a dönmesidir Devriyye ise bu tekamül fikrini işleyen mensur veya manzum eserlere verilen isimdir Devir düşüncesi Kur an ve hadîslerde örtülü olarak anlatılmaktadır İlk dönem mutasavvıfları tarafından da çoğu zaman alenîleştirilmemiş örtülü olarak kalmıştır Mevzuu İhvan ı Safa Resail inde İbn Miskeveyh in Tehzibü l Ahlak ında İbn Arabî in Fütûhat Fusûs ve diğer bazı eserlerinde doğrudan veya dolaylı olarak anlatılmaktadır Bu zevatın takipçileri olan Sadreddîn i Konevî Mevlana Celaleddîn i Rûmî Nasır ı Hüsrev Feyzî i Hindî devir konusunu ele almışlardır Bizim edebiyatımızda bu mevzu Yûnus Emre den Niyazî i Mısrî ye İbrahim Hakkı Erzurumî den Osman Kemalî Hazretlerine gelinceye kadar pek çok Allah dostu tarafından ele alınmıştır Onların sülûk tecrübeleriyle edindikleri bu tevhîd sırrı hiç şüphesiz İslamî yani Kur anî bir tekamül anlayışı üzerine bina edilmektedir Türk Tasavvuf Edebiyatı tarihi içinde bir tür olarak değerlendirilen devriyyelerin manzum veya mensur pek çok örneği bulunmaktadır Fakat bu eserler bir bütün olarak değerlendirmeye tabi tutulmamıştır Elinizdeki Nusret Gedik e ait eser bu önemli boşluğu dolduracak niteliktedir Türk Edebiyatında Manzum Devriyye adıyla kaleme alınan eser genel bir girişten sonra 1500 adet dîvan mesnevî cönk ve mecmûadan hareketle Ahmed Yesevî den Yûnus Emre ye Nesîmî den Eşrefoğlu Rûmî ye Pîr Sultan dan Niyazî i Mısrî ye Neyzen Tevfik ten Osman Kemalî ye kadar pek çok şairin konuyla ilgili manzum eserlerini yetkin bir şekilde tahlil etmektedir Elinizdeki eser hiç şüphesiz Kandan gelir yolun senin ya kanda varır menzilin Nerden gelip gitdiğini anlamayan hayvan imiş diyen Niyazî nin sorusuna ve ulaşacağınız cevaba bir mukaddimedir vesselam

H Yayınları
Devr edip geldim cihana yine bir devran olaBen gidem bu ten sarayı yıkıla vîran ola Niyazî i MısrîNereden gelip nereye gidiyoruz Ne haldeydik ne hale döneceğiz Gelen ve giden bir varlık var mı Mevcût tek bir vücuttan mı ibaret Yol ne yolcu kim Sorular sorular sorular İslam ı şerîat tarîkat marifet ve hakikat makamlarıyla yaşayıp sülûk çıkaran ehlullah bu soruların cevaplarını tefekkür edip halen yaşayarak öğrenmişler tecrübelerinden bir kısmını da devir devriyye devriyye i ferşiyye devriyye i arşiyye gibi isimlerle kulaklarımıza fısıldamışlar yahut alenileştirip kelama dökmüşlerdir Yazmasına yazmışlar ve belki de bir müşkilimizi halletmişlerse de bazı ifadeleriyle sözde geleneksel inanç yapısına aykırı vehmedilerek okuyanların zihninde bin bir soru bırakıp gitmişlerdir Sahi nedir devir devriyye gerçeği Elimize aldığımız bir edebiyat lügatında bu kavram tarif edilirken ortalama bir üslupla derler ki Hakk ın zatından tecellî eden ilahî nûrun cisimler aleminde manevî bir tertip dahilinde madenlerden bitkilere bitkilerden hayvanata hayvanattan insanlığa ve bu makamdan da insan ı kamil mertebesine ulaşarak yine zuhur ettiği ilk varlığa yani Hakk a dönmesidir Devriyye ise bu tekamül fikrini işleyen mensur veya manzum eserlere verilen isimdir Devir düşüncesi Kur an ve hadîslerde örtülü olarak anlatılmaktadır İlk dönem mutasavvıfları tarafından da çoğu zaman alenîleştirilmemiş örtülü olarak kalmıştır Mevzuu İhvan ı Safa Resail inde İbn Miskeveyh in Tehzibü l Ahlak ında İbn Arabî in Fütûhat Fusûs ve diğer bazı eserlerinde doğrudan veya dolaylı olarak anlatılmaktadır Bu zevatın takipçileri olan Sadreddîn i Konevî Mevlana Celaleddîn i Rûmî Nasır ı Hüsrev Feyzî i Hindî devir konusunu ele almışlardır Bizim edebiyatımızda bu mevzu Yûnus Emre den Niyazî i Mısrî ye İbrahim Hakkı Erzurumî den Osman Kemalî Hazretlerine gelinceye kadar pek çok Allah dostu tarafından ele alınmıştır Onların sülûk tecrübeleriyle edindikleri bu tevhîd sırrı hi

H Yayınları
Devr edip geldim cihana yine bir devran ola Ben gidem bu ten sarayı yıkıla vîran ola Niyazî i Mısrî Nereden gelip nereye gidiyoruz Ne haldeydik ne hale döneceğiz Gelen ve giden bir varlık var mı Mevcût tek bir vücuttan mı ibaret Yol ne yolcu kim Sorular sorular sorular İslam ı şerîat tarîkat marifet ve hakikat makamlarıyla yaşayıp sülûk çıkaran ehlullah bu soruların cevaplarını tefekkür edip halen yaşayarak öğrenmişler tecrübelerinden bir kısmını da devir devriyye devriyye i ferşiyye devriyye i arşiyye gibi isimlerle kulaklarımıza fısıldamışlar yahut alenileştirip kelama dökmüşlerdir Yazmasına yazmışlar ve belki de bir müşkilimizi halletmişlerse de bazı ifadeleriyle sözde geleneksel inanç yapısına aykırı vehmedilerek okuyanların zihninde bin bir soru bırakıp gitmişlerdir Sahi nedir devir devriyye gerçeği Elimize aldığımız bir edebiyat lügatında bu kavram tarif edilirken ortalama bir üslupla derler ki Hakk ın zatından tecellî eden ilahî nûrun cisimler aleminde manevî bir tertip dahilinde madenlerden bitkilere bitkilerden hayvanata hayvanattan insanlığa ve bu makamdan da insan ı kamil mertebesine ulaşarak yine zuhur ettiği ilk varlığa yani Hakk a dönmesidir Devriyye ise bu tekamül fikrini işleyen mensur veya manzum eserlere verilen isimdir Devir düşüncesi Kur an ve hadîslerde örtülü olarak anlatılmaktadır İlk dönem mutasavvıfları tarafından da çoğu zaman alenîleştirilmemiş örtülü olarak kalmıştır Mevzuu İhvan ı Safa Resail inde İbn Miskeveyh in Tehzibü l Ahlak ında İbn Arabî in Fütûhat Fusûs ve diğer bazı eserlerinde doğrudan veya dolaylı olarak anlatılmaktadır Bu zevatın takipçileri olan Sadreddîn i Konevî Mevlana Celaleddîn i Rûmî Nasır ı Hüsrev Feyzî i Hindî devir konusunu ele almışlardır Bizim edebiyatımızda bu mevzu Yûnus Emre den Niyazî i Mısrî ye İbrahim Hakkı Erzurumî den Osman Kemalî Hazretlerine gelinceye kadar pek çok Allah dostu tarafından ele alınmıştır Onların sülûk tecrübeleriyle edindikleri bu tevhîd sırrı hiç şüphesiz İslamî yani Kur anî bir tekamül anlayışı üzerine bina edilmektedir Türk Tasavvuf Edebiyatı tarihi içinde bir tür olarak değerlendirilen devriyyelerin manzum veya mensur pek çok örneği bulunmaktadır Fakat bu eserler bir bütün olarak değerlendirmeye tabi tutulmamıştır Elinizdeki Nusret Gedik e ait eser bu önemli boşluğu dolduracak niteliktedir Türk Edebiyatında Manzum Devriyye adıyla kaleme alınan eser genel bir girişten sonra 1500 adet dîvan mesnevî cönk ve mecmûadan hareketle Ahmed Yesevî den Yûnus Emre ye Nesîmî den Eşrefoğlu Rûmî ye Pîr Sultan dan Niyazî i Mısrî ye Neyzen Tevfik ten Osman Kemalî ye kadar pek çok şairin konuyla ilgili manzum eserlerini yetkin bir şekilde tahlil etmektedir Elinizdeki eser hiç şüphesiz Kandan gelir yolun senin ya kanda varır menzilin Nerden gelip gitdiğini anlamayan hayvan imiş diyen Niyazî nin sorusuna ve ulaşacağınız cevaba bir mukaddimedir vesselam

H Yayınları
Devr edip geldim cihâna yine bir devrân ola Ben gidem bu ten sarâyı yıkıla vîrân ola Niyâzî i Mısrî Nereden gelip nereye gidiyoruz Ne hâldeydik ne hâle döneceğiz Gelen ve giden bir varlık var mı Mevcût tek bir vücuttan mı ibâret Yol ne yolcu kim Sorular sorular sorular İslâm ı şerîat tarîkat marifet ve hakikat makamlarıyla yaşayıp sülûk çıkaran ehlullah bu soruların cevaplarını tefekkür edip hâlen yaşayarak öğrenmişler tecrübelerinden bir kısmını da devir devriyye devriyye i ferşiyye devriyye i arşiyye gibi isimlerle kulaklarımıza fısıldamışlar yahut alenileştirip kelâma dökmüşlerdir Yazmasına yazmışlar ve belki de bir müşkilimizi halletmişlerse de bazı ifadeleriyle sözde geleneksel inanç yapısına aykırı vehmedilerek okuyanların zihninde bin bir soru bırakıp gitmişlerdir Sâhi nedir devir devriyye gerçeği Elimize aldığımız bir edebiyat lügatında bu kavram tarif edilirken ortalama bir üslupla derler ki Hakk ın zâtından tecellî eden ilâhî nûrun cisimler âleminde mânevî bir tertip dâhilinde madenlerden bitkilere bitkilerden hayvanâta hayvanâttan insanlığa ve bu makamdan da insan ı kâmil mertebesine ulaşarak yine zuhur ettiği ilk varlığa yani Hakk a dönmesidir Devriyye ise bu tekâmül fikrini işleyen mensur veya manzum eserlere verilen isimdir Devir düşüncesi Kur ân ve hadîslerde örtülü olarak anlatılmaktadır İlk dönem mutasavvıfları tarafından da çoğu zaman alenîleştirilmemiş örtülü olarak kalmıştır Mevzuu İhvân ı Safâ Resâil inde İbn Miskeveyh in Tehzibü l Ahlâk ında İbn Arabî in Fütûhât Fusûs ve diğer bazı eserlerinde doğrudan veya dolaylı olarak anlatılmaktadır Bu zevâtın takipçileri olan Sadreddîn i Konevî Mevlânâ Celâleddîn i Rûmî Nâsır ı Hüsrev Feyzî i Hindî devir konusunu ele almışlardır Bizim edebiyatımızda bu mevzu Yûnus Emre den Niyâzî i Mısrî ye İbrahim Hakkı Erzurumî den Osman Kemâlî Hazretlerine gelinceye kadar pek çok Allah dostu tarafından ele alınmıştır Onların sülûk tecrübeleriyle edindikleri bu tevhîd sırrı hiç şüphesiz İslâmî yani Kur ânî bir tekâmül anlayışı üzerine bina edilmektedir Türk Tasavvuf Edebiyatı tarihi içinde bir tür olarak değerlendirilen devriyyelerin manzum veya mensur pek çok örneği bulunmaktadır Fakat bu eserler bir bütün olarak değerlendirmeye tabi tutulmamıştır Elinizdeki Nusret Gedik e ait eser bu önemli boşluğu dolduracak niteliktedir Türk Edebiyatında Manzum Devriyye adıyla kaleme alınan eser genel bir girişten sonra 1500 adet dîvân mesnevî cönk ve mecmûadan hareketle Ahmed Yesevî den Yûnus Emre ye Nesîmî den Eşrefoğlu Rûmî ye Pîr Sultan dan Niyâzî i Mısrî ye Neyzen Tevfik ten Osman Kemâlî ye kadar pek çok şairin konuyla ilgili manzum eserlerini yetkin bir şekilde tahlil etmektedir Elinizdeki eser hiç şüphesiz Kandan gelir yolun senin ya kanda varır menzilin Nerden gelip gitdiğini anlamayan hayvân imiş diyen Niyâzî nin sorusuna ve ulaşacağınız cevaba bir mukaddimedir vesselâm Tanıtım Bülteninden