Türk Halk Edebiyatına Giriş — Erman Artun

Türk Halk Edebiyatına Giriş
Erman ArtunKarahan Kitabevi
Türk Halk Edebiyatına Giriş
Erman ArtunBu kitapta halk edebiyatının kültürel değişim ve gelişim bakış açısıyla genel çerçevesi çizildikten sonra Anonim Türk Halk Edebiyatı nazım ürünlerinin tanıtılması amaçlandı Giriş bölümünde halk edebiyatının oluşumu ve kaynakları üzerinde duruldu Birinci bölümde halk edebiyatının genel çerçevesi genel hatlarıyla çizilerek İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı İslâmiyet Sonrası Türk Edebiyatı Anonim Halk Edebiyatı Dinî Tasavvufî Halk Edebiyatı ve Âşıklık Geleneği ve Âşık Edebiyatı değerlendirildi İkinci bölümde halk edebiyatı biçim ve tür üçüncü bölümde üslûp dördüncü bölümde içerik yönünden incelendi Beşinci bölüm anonim halk edebiyatı nazım ürünlerine mani türkü ağıt ninni bilmece tekerleme atasözleri ve deyimler e ayrıldı Altıncı bölümde motiflere yedinci bölümde terimlere sekizinci bölümde genel hatlarıyla halkbilimi incelenmiştir

Karahan Kitabevi
Edebiyat bir ulusun veya bir dönemin yazar ve şairlerinin ürettikleri eserlerdir Edebiyatın bir kitabın içinde biçimlenen başlı başına bir etkinlik olarak kavranması daha sonraki bir olgudur Yazıyı henüz bilmeyen ilk uygarlıklar heyecan ve kültür miraslarını sonraki kuşaklara sözlü olarak aktarmıştır Kulaktan kulağa taşınan masallar anlatılar bir topluluğun belleği bir halkın uyduğu kuralların kutsal mirasıdır Edebiyat yalnızca bir kişinin ürünü olmadan önce topluluğun gelenekleri içinde barındırılırdı Edebiyat insanları duygu düşünce ve hayal bakımından yüksek bir kültüre eriştirmeyi amaçlayan eğitici öğretici bir bilim ve sanattır Edebiyat tarihi kendi alanına göre sözlü ve yazılı ürünleri sanatçıları akımları ve kuralları inceleyip değerlendiren bilim dalıdır Edebiyatın gelenek görenek taşıyıcılığı işlevinin yanında kültürel bağlantı ve süreklilikleri sağladığı da bilinen bir gerçektir Edebiyat kelimesi yazıya dayanan anlatım biçimini gösterir Oysa en eski ürünler konuşmaya ve görüntüye dayanan anlatılardır Efsaneler masallar folklor ürünleri olan her çeşit gelenek halkların ilkel düşüncelerini aktaran sözlü edebiyat ürünleridir Bütün sanat ürünleri toplumsal hayatta duygu ve düşünce beğeni ve inanç ideal ve coşku birliği yaratmayı toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmayı amaç edinmiştir Uygarlık düzeyi yaratılan toplumsal kurumların değer bileşkesi olduğu için dil ve edebiyat da doğduğu çağın ve ulusal uygarlık özelliklerinin kesin bir belgesidir Birçok kuram şiirin doğuşunu ilk insan topluluklarına kadar götürür İlk insanın doğa ile mücadelesinde korku hayranlık yüceltme kaçış gibi türlü ruhsal devinimler vardır Büyü ve taklit mimesis ile başlayan ilkel din törenleri şiirin de yaygınlaşmasını sağlamıştır Yaşama biçimlerinin değişimi üretim tüketim ilişkileri eylem ve müzikle bezeli şiir türlerini doğurmuştur Törenlerdeki kalıpsal tekrarlar doğaçlama söyleyişler epope ve mitoloji şiirle iç içe olmuştur İnsan duygulanmalarına paralel olarak şiir lirik epik dramatik didaktik pastoral ve satirik olmuştur Şiir bütün ilkel toplulukların edebiyatlarında önce mitolojik kimlikle başlar daha sonra dinî kimliğe bürünür Toplumsal gelişme daha ileri basamağa ulaşınca dinî konular yerlerini dinî olmayan konulara bırakır Bu durum Türk şiirinde de görülür Başlangıçtaki destani şiirler dini şiirlere dönüşmüş daha sonraları da her konu şiirin alanına girmiştir Edebiyat üç aşamalı bir süreçten geçerek kutsallıktan arınmış kültürel farklılaşma ve halkın bireyselleşmesi süreçlerinden sonra oluşmuştur Büyü ile dinin iç içe geçtiği kökenlerden gelen yanını ve hem dünyayı hem yaşamın tümünü kucaklama tutkusunu hep sürdürecektir Ne var ki edebiyatın din dışı alana kayması türlerin gelişmesini ve şiirle düz yazının birbirinden ayrılmasını da birlikte getirecektir Daha sonra ulusal edebiyatların ortaya çıkması özgün temaların ve gözde biçimlerin kullanılmasına yol açacaktır Okuyucunun bireyselleşmesi edebiyatın yazıya geçirilmesi ve kitapların elden ele dolaşmaya başlamasıyla ortaya çıkan bir olgudur Yazarla okur arasında diğer yandan yazarla gelenek arasında var olan çifte ilişki yok olur Bu ilişki artık kişiselleşir Bu durum şu sonuçların ortaya çıkmasına yol açar 1 Okumamışlar edebiyatın dışına itilir 2 Edebiyat ikiye bölünür Halkın bir kısmı kabul gören yüksek edebiyat bir kısmı ise hor görülen halk edebiyatı tarafında olacaktır İlkel uygarlıkların edebiyatı başlangıçta bir sanat türü değildir Görevi insanın doğal ve sosyal çevresiyle ilişkilerini düzenlemek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır Sözlü edebiyat bir toplumun sahip olduğu geleneksel bilginin belleğidir Dolayısıyla içeriği farklı üç özellik gösterir Mitolojik epik didaktik Mitos dünyanın kökenini tanrıların doğasını nesnelerin düzenini açıklayan temel anlatıdır Destanların en ilkel biçimleri ataların listesi kralları veya soylu kişileri yücelten soy ağaçlarıdır Bunlar insanlara iktidarın yasallığını hatırlatır Sözlü edebiyat aynı zamanda insanların hangi durumda ne tutum takınacağının neler yapmaları gerektiğinin örneklerini sunar Sözlü edebiyatın bu tam anlamıyla eğitici işlevi atasözleri özdeyişler bilmeceler ve masallarla ortaya çıkar Sözlü metin bir insan topluluğunun olgular ve değerler düzenini korur onları belleklere yerleştirerek kalıcı olmasını sağlar Sözlü metnin temel yapısı ritimdir Ritim insanın ortaya koyduğu içgüdüsel bir davranıştır Aynı zamanda da insanlığın kendini dışa vururken gösterdiği ilk belirtidir Ritim sesler vurgular ve müzik eşliğiyle sözlü edebi

Edebiyat bir ulusun veya bir dönemin yazar ve şairlerinin ürettikleri eserlerdir Edebiyatın bir kitabın içinde biçimlenen başlı başına bir etkinlik olarak kavranması daha sonraki bir olgudur Yazıyı henüz bilmeyen ilk uygarlıklar heyecan ve kültür miraslarını sonraki kuşaklara sözlü olarak aktarmıştır Kulaktan kulağa taşınan masallar anlatılar bir topluluğun belleği bir halkın uyduğu kuralların kutsal mirasıdır Edebiyat yalnızca bir kişinin ürünü olmadan önce topluluğun gelenekleri içinde barındırılırdı

Karahan Kitabevi
Edebiyat bir ulusun veya bir dönemin yazar ve şairlerinin ürettikleri eserlerdir Edebiyatın bir kitabın içinde biçimlenen başlı başına bir etkinlik olarak kavranması daha sonraki bir olgudur Yazıyı henüz bilmeyen ilk uygarlıklar heyecan ve kültür miraslarını sonraki kuşaklara sözlü olarak aktarmıştır Kulaktan kulağa taşınan masallar anlatılar bir topluluğun belleği bir halkın uyduğu kuralların kutsal mirasıdır Edebiyat yalnızca bir kişinin ürünü olmadan önce topluluğun gelenekleri içinde barındırılırdı Edebiyat insanları duygu düşünce ve hayal bakımından yüksek bir kültüre eriştirmeyi amaçlayan eğitici öğretici bir bilim ve sanattır Edebiyat tarihi kendi alanına göre sözlü ve yazılı ürünleri sanatçıları akımları ve kuralları inceleyip değerlendiren bilim dalıdır Edebiyatın gelenek görenek taşıyıcılığı işlevinin yanında kültürel bağlantı ve süreklilikleri sağladığı da bilinen bir gerçektir Edebiyat kelimesi yazıya dayanan anlatım biçimini gösterir Oysa en eski ürünler konuşmaya ve görüntüye dayanan anlatılardır Efsaneler masallar folklor ürünleri olan her çeşit gelenek halkların ilkel düşüncelerini aktaran sözlü edebiyat ürünleridir Bütün sanat ürünleri toplumsal hayatta duygu ve düşünce beğeni ve inanç ideal ve coşku birliği yaratmayı toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmayı amaç edinmiştir Uygarlık düzeyi yaratılan toplumsal kurumların değer bileşkesi olduğu için dil ve edebiyat da doğduğu çağın ve ulusal uygarlık özelliklerinin kesin bir belgesidir Birçok kuram şiirin doğuşunu ilk insan topluluklarına kadar götürür İlk insanın doğa ile mücadelesinde korku hayranlık yüceltme kaçış gibi türlü ruhsal devinimler vardır Büyü ve taklit mimesis ile başlayan ilkel din törenleri şiirin de yaygınlaşmasını sağlamıştır Yaşama biçimlerinin değişimi üretim tüketim ilişkileri eylem ve müzikle bezeli şiir türlerini doğurmuştur Törenlerdeki kalıpsal tekrarlar doğaçlama söyleyişler epope ve mitoloji şiirle iç içe olmuştur İnsan duygulanmalar

KARAHAN KİTABEVİ ADANA
Edebiyat bir ulusun veya bir dönemin yazar ve şairlerinin ürettikleri eserlerdir Edebiyatın bir kitabın içinde biçimlenen başlı başına bir etkinlik olarak kavranması daha sonraki bir olgudur Yazıyı henüz bilmeyen ilk uygarlıklar heyecan ve kültür miraslarını sonraki kuşaklara sözlü olarak aktarmıştır Kulaktan kulağa taşınan masallar anlatılar bir topluluğun belleği bir halkın uyduğu kuralların kutsal mirasıdır Edebiyat yalnızca bir kişinin ürünü olmadan önce topluluğun gelenekleri içinde barındırılırdı Edebiyat insanları duygu düşünce ve hayal bakımından yüksek bir kültüre eriştirmeyi amaçlayan eğitici öğretici bir bilim ve sanattır Edebiyat tarihi kendi alanına göre sözlü ve yazılı ürünleri sanatçıları akımları ve kuralları inceleyip değerlendiren bilim dalıdır Edebiyatın gelenek görenek taşıyıcılığı işlevinin yanında kültürel bağlantı ve süreklilikleri sağladığı da bilinen bir gerçektir Edebiyat kelimesi yazıya dayanan anlatım biçimini gösterir Oysa en eski ürünler konuşmaya ve görüntüye dayanan anlatılardır Efsaneler masallar folklor ürünleri olan her çeşit gelenek halkların ilkel düşüncelerini aktaran sözlü edebiyat ürünleridir Bütün sanat ürünleri toplumsal hayatta duygu ve düşünce beğeni ve inanç ideal ve coşku birliği yaratmayı toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmayı amaç edinmiştir Uygarlık düzeyi yaratılan toplumsal kurumların değer bileşkesi olduğu için dil ve edebiyat da doğduğu çağın ve ulusal uygarlık özelliklerinin kesin bir belgesidir Birçok kuram şiirin doğuşunu ilk insan topluluklarına kadar götürür İlk insanın doğa ile mücadelesinde korku hayranlık yüceltme kaçış gibi türlü ruhsal devinimler vardır Büyü ve taklit mimesis ile başlayan ilkel din törenleri şiirin de yaygınlaşmasını sağlamıştır Yaşama biçimlerinin değişimi üretim tüketim ilişkileri eylem ve müzikle bezeli şiir türlerini doğurmuştur Törenlerdeki kalıpsal tekrarlar doğaçlama söyleyişler epope ve mitoloji şiirle iç içe olmuştur İnsan duygulanmalarına paralel olarak şiir lirik epik dramatik didaktik pastoral ve satirik olmuştur Şiir bütün ilkel toplulukların edebiyatlarında önce mitolojik kimlikle başlar daha sonra dinî kimliğe bürünür Toplumsal gelişme daha ileri basamağa ulaşınca dinî konular yerlerini dinî olmayan konulara bırakır Bu durum Türk şiirinde de görülür Başlangıçtaki destani şiirler dini şiirlere dönüşmüş daha sonraları da her konu şiirin alanına girmiştir Edebiyat üç aşamalı bir süreçten geçerek kutsallıktan arınmış kültürel farklılaşma ve halkın bireyselleşmesi süreçlerinden sonra oluşmuştur Büyü ile dinin iç içe geçtiği kökenlerden gelen yanını ve hem dünyayı hem yaşamın tümünü kucaklama tutkusunu hep sürdürecektir Ne var ki edebiyatın din dışı alana kayması türlerin gelişmesini ve şiirle düz yazının birbirinden ayrılmasını da birlikte getirecektir Daha sonra ulusal edebiyatların ortaya çıkması özgün temaların ve gözde biçimlerin kullanılmasına yol açacaktır Okuyucunun bireyselleşmesi edebiyatın yazıya geçirilmesi ve kitapların elden ele dolaşmaya başlamasıyla ortaya çıkan bir olgudur Yazarla okur arasında diğer yandan yazarla gelenek arasında var olan çifte ilişki yok olur Bu ilişki artık kişiselleşir Bu durum şu sonuçların ortaya çıkmasına yol açar 1 Okumamışlar edebiyatın dışına itilir 2 Edebiyat ikiye bölünür Halkın bir kısmı kabul gören yüksek edebiyat bir kısmı ise hor görülen halk edebiyatı tarafında olacaktır İlkel uygarlıkların edebiyatı başlangıçta bir sanat türü değildir Görevi insanın doğal ve sosyal çevresiyle ilişkilerini düzenlemek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır Sözlü edebiyat bir toplumun sahip olduğu geleneksel bilginin belleğidir Dolayısıyla içeriği farklı üç özellik gösterir Mitolojik epik didaktik Mitos dünyanın kökenini tanrıların doğasını nesnelerin düzenini açıklayan temel anlatıdır Destanların en ilkel biçimleri ataların listesi kralları veya soylu kişileri yücelten soy ağaçlarıdır Bunlar insanlara Yayınevi KA

Sayfa Sayısı

Karahan Kitabevi - Ders Kitapları
Edebiyat bir ulusun veya bir dönemin yazar ve şairlerinin ürettikleri eserlerdir Edebiyatın bir kitabın içinde biçimlenen başlı başına bir etkinlik olarak kavranması daha sonraki bir olgudur Yazıyı henüz bilmeyen ilk uygarlıklar heyecan ve kültür miraslarını sonraki kuşaklara sözlü olarak aktarmıştır Kulaktan kulağa taşınan masallar anlatılar bir topluluğun belleği bir halkın uyduğu kuralların kutsal mirasıdır Edebiyat yalnızca bir kişinin ürünü olmadan önce topluluğun gelenekleri içinde barındırılırdı Edebiyat insanları duygu düşünce ve hayal bakımından yüksek bir kültüre eriştirmeyi amaçlayan eğitici öğretici bir bilim ve sanattır Edebiyat tarihi kendi alanına göre sözlü ve yazılı ürünleri sanatçıları akımları ve kuralları inceleyip değerlendiren bilim dalıdır Edebiyatın gelenek görenek taşıyıcılığı işlevinin yanında kültürel bağlantı ve süreklilikleri sağladığı da bilinen bir gerçektir Edebiyat kelimesi yazıya dayanan anlatım biçimini gösterir Oysa en eski ürünler konuşmaya ve görüntüye dayanan anlatılardır Efsaneler masallar folklor ürünleri olan her çeşit gelenek halkların ilkel düşüncelerini aktaran sözlü edebiyat ürünleridir Bütün sanat ürünleri toplumsal hayatta duygu ve düşünce beğeni ve inanç ideal ve coşku birliği yaratmayı toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmayı amaç edinmiştir Uygarlık düzeyi yaratılan toplumsal kurumların değer bileşkesi olduğu için dil ve edebiyat da doğduğu çağın ve ulusal uygarlık özelliklerinin kesin bir belgesidir Birçok kuram şiirin doğuşunu ilk insan topluluklarına kadar götürür İlk insanın doğa ile mücadelesinde korku hayranlık yüceltme kaçış gibi türlü ruhsal devinimler vardır Büyü ve taklit mimesis ile başlayan ilkel din törenleri şiirin de yaygınlaşmasını sağlamıştır Yaşama biçimlerinin değişimi üretim tüketim ilişkileri eylem ve müzikle bezeli şiir türlerini doğurmuştur Törenlerdeki kalıpsal tekrarlar doğaçlama söyleyişler epope ve mitoloji şiirle iç içe olmuştur İnsan duygulanmalarına paralel olarak şiir lirik epik dramatik didaktik pastoral ve satirik olmuştur Şiir bütün ilkel toplulukların edebiyatlarında önce mitolojik kimlikle başlar daha sonra dinî kimliğe bürünür Toplumsal gelişme daha ileri basamağa ulaşınca dinî konular yerlerini dinî olmayan konulara bırakır Bu durum Türk şiirinde de görülür Başlangıçtaki destani şiirler dini şiirlere dönüşmüş daha sonraları da her konu şiirin alanına girmiştir Edebiyat üç aşamalı bir süreçten geçerek kutsallıktan arınmış kültürel farklılaşma ve halkın bireyselleşmesi süreçlerinden sonra oluşmuştur Büyü ile dinin iç içe geçtiği kökenlerden gelen yanını ve hem dünyayı hem yaşamın tümünü kucaklama tutkusunu hep sürdürecektir Ne var ki edebiyatın din dışı alana kayması türlerin gelişmesini ve şiirle düz yazının birbirinden ayrılmasını da birlikte getirecektir Daha sonra ulusal edebiyatların ortaya çıkması özgün temaların ve gözde biçimlerin kullanılmasına yol açacaktır Okuyucunun bireyselleşmesi edebiyatın yazıya geçirilmesi ve kitapların elden ele dolaşmaya başlamasıyla ortaya çıkan bir olgudur Yazarla okur arasında diğer yandan yazarla gelenek arasında var olan çifte ilişki yok olur Bu ilişki artık kişiselleşir Bu durum şu sonuçların ortaya çıkmasına yol açar 1 Okumamışlar edebiyatın dışına itilir 2 Edebiyat ikiye bölünür Halkın bir kısmı kabul gören yüksek edebiyat bir kısmı ise hor görülen halk edebiyatı tarafında olacaktır İlkel uygarlıkların edebiyatı başlangıçta bir sanat türü değildir Görevi insanın doğal ve sosyal çevresiyle ilişkilerini düzenlemek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır Sözlü edebiyat bir toplumun sahip olduğu geleneksel bilginin belleğidir Dolayısıyla içeriği farklı üç özellik gösterir Mitolojik epik didaktik Mitos dünyanın kökenini tanrıların doğasını nesnelerin düzenini açıklayan temel anlatıdır Destanların en ilkel biçimleri ataların listesi kralları veya soylu kişileri yücelten

Sayfa Sayısı

Karahan Kitabevi
Halkbilimi doğumdan ölüme kadar insanların yaşamında yer alan maddi ve manevi bütün kültür öğelerini bilimsel olarak derleyen araştıran değerlendiren ve bunların sistematik bir açıklamasını yaparak insanlığın kültür tarihini ve özellikle halk kültürünün genel gelişme kurallarını inceleyen kültürler arasındaki benzerlik ve farklılıkları belirleyip ortaya koyan gerektiğinde de bu bilimsel sonuçları halkın yararına olacak biçimde düzenleyip halka aktaran bir bilim dalıdır Halkbilimi insanların yaşadığı kesimi ve çevreyi daha iyi tanımasını yorumlamasını ve değerlendirmesini sağlayarak halkın düşünce duygu ve sezgisinin temeldeki karakteristiklerini yakalamasını sağlar Halkbilimi halk yaşamının temel dinamiklerini töre ve geleneklerini tutum ve davranışlarını yaratı ve becerilerini sevgi ve beğenilerini inceleyip araştırarak ulusal kültürün doğru bir biçimde işlenmesine değerlendirilmesine ve yorumlanmasına önemli katkılarda bulunur Halkbilimi ürünlerinde Anadolu insanının dünya görüşünü yaşama biçimini bireysel ve toplumsal sorunlarını görürüz Türk halkbiliminin temel sorunlarını bütün boyutlarıyla ele alan ve çağdaş bir yaklaşımın yardımıyla kavrayıp çözüme vardıran köklü ve bilimsel bir politikanın ana çizgileri de henüz belirlenmemiştir Halkbilimi kültürel yaşamın bütününü inceleyen bir disiplindir Kültürün sürekliliği kadar değişmesini ve bu değişmeye neden olan çeşitli etmenleri de çözümlemek temel amacıdır Halkbilimi bir toplumun kültürünün temelini oluşturur Halkbilimi kültürün gelişimine uyum sağlayarak zaman içerisinde değişikliğe uğrar Halk yaşamını enine boyuna araştırmada bir ülke halkını oluşturan çoğunluğun ortak ve yaygın davranış kalıplarını yaşama biçimini belirli olaylar ve durumlar karşısındaki tavrını çevresini ve dünyayı algılayışını açıklamada geleneksel ve törensel yaşamını düzenleyen zenginleştiren renklendiren beceri beğeni yaratı töre kurum ve kurumlaşmayı göz önüne sermede bir ucuyla geçmişe bir ucuyla da zamanımıza uzanan gelenekler görenekler âdetler zincirini saptamada bu zincirin köstekleyici ya da destekleyici halkalarını tek tek belirlemede bunlardan özgün ve çağdaş yaratmalar çıkarmada halkbilimin rolü ve önemi birinci derecededir Bu kitapta Türk halkbiliminin kültürel değişim ve gelişim bakış açısıyla genel çerçevesi çizildikten sonra ürünlerinin tanıtılması amaçlandı Birinci bölümde halkbilimine genel bakış ikinci bölümde halk edebiyatı ve halkbiliminin kaynakları üçüncü bölümde halkbiliminde bazı terim ve kavramlar dördüncü bölümde halkbilimi alan araştırma teknikleri beşinci bölümde halkbilimi kuram ve yöntemleri altıncı bölümde Anadolu halkbilimini besleyen İslâmiyet öncesi inanç sistemleri öğretiler dinler yedinci bölümde halk kültüründe sosyal normlar yaptırımlar ve davranış türleri sekizinci bölümde halk kültüründe geçiş dönemleri doğumevlenme ölüm dokuzuncu bölümde halkbilgisi onuncu bölümde bayramlar törenler kutlamalar on birinci bölümde inanışlar on ikinci bölümde oyun çocuk oyunları halk oyunları on üçüncü bölümde mutfak kültürü on dördüncü bölümde günümüzde kültürel değişim ve gelişimle yeniden yapılanan halkbilimine genel bakış on beşinci bölümde halk kültürünü kümeleme kılavuzu ve alan araştırması derleme soru örneklerine yer verildi Halkbilimiyle ilgili olarak araştırmacılar bugüne kadar birçok önemli araştırma yaptılar Onlara şükran borçluyuz Bu tür çalışmalarda eksiklerin bulunması kaçınılmazdır Alanla ilgili çalışanların katkıları bize daha sonraki çalışmalarımızda rehber olacaktır

Karahan Kitabevi
Edebiyat bir ulusun veya bir dönemin yazar ve şairlerinin ürettikleri eserlerdir Edebiyatın bir kitabın içinde biçimlenen başlı başına bir etkinlik olarak kavranması daha sonraki bir olgudur Yazıyı henüz bilmeyen ilk uygarlıklar heyecan ve kültür miraslarını sonraki kuşaklara sözlü olarak aktarmıştır Kulaktan kulağa taşınan masallar anlatılar bir topluluğun belleği bir halkın uyduğu kuralların kutsal mirasıdır Edebiyat yalnızca bir kişinin ürünü olmadan önce topluluğun gelenekleri içinde barındırılırdı Edebiyat insanları duygu düşünce ve hayal bakımından yüksek bir kültüre eriştirmeyi amaçlayan eğitici öğretici bir bilim ve sanattır Edebiyat tarihi kendi alanına göre sözlü ve yazılı ürünleri sanatçıları akımları ve kuralları inceleyip değerlendiren bilim dalıdır Edebiyatın gelenek görenek taşıyıcılığı işlevinin yanında kültürel bağlantı ve süreklilikleri sağladığı da bilinen bir gerçektir Edebiyat kelimesi yazıya dayanan anlatım biçimini gösterir Oysa en eski ürünler konuşmaya ve görüntüye dayanan anlatılardır Efsaneler masallar folklor ürünleri olan her çeşit gelenek halkların ilkel düşüncelerini aktaran sözlü edebiyat ürünleridir Bütün sanat ürünleri toplumsal hayatta duygu ve düşünce beğeni ve inanç ideal ve coşku birliği yaratmayı toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmayı amaç edinmiştir Uygarlık düzeyi yaratılan toplumsal kurumların değer bileşkesi olduğu için dil ve edebiyat da doğduğu çağın ve ulusal uygarlık özelliklerinin kesin bir belgesidir Birçok kuram şiirin doğuşunu ilk insan topluluklarına kadar götürür İlk insanın doğa ile mücadelesinde korku hayranlık yüceltme kaçış gibi türlü ruhsal devinimler vardır Büyü ve taklit mimesis ile başlayan ilkel din törenleri şiirin de yaygınlaşmasını sağlamıştır Yaşama biçimlerinin değişimi üretim tüketim ilişkileri eylem ve müzikle bezeli şiir türlerini doğurmuştur Törenlerdeki kalıpsal tekrarlar doğaçlama söyleyişler epope ve mitoloji şiirle iç içe olmuştur İnsan duygulanmalarına paralel olarak şiir lirik epik dramatik didaktik pastoral ve satirik olmuştur Şiir bütün ilkel toplulukların edebiyatlarında önce mitolojik kimlikle başlar daha sonra dinî kimliğe bürünür Toplumsal gelişme daha ileri basamağa ulaşınca dinî konular yerlerini dinî olmayan konulara bırakır Bu durum Türk şiirinde de görülür Başlangıçtaki destanî şiirler dinî şiirlere dönüşmüş daha sonraları da her konu şiirin alanına girmiştir Edebiyat üç aşamalı bir süreçten geçerek kutsallıktan arınmış kültürel farklılaşma ve halkın bireyselleşmesi süreçlerinden sonra oluşmuştur Büyü ile dinin iç içe geçtiği kökenlerden gelen yanını ve hem dünyayı hem yaşamın tümünü kucaklama tutkusunu hep sürdürecektir Ne var ki edebiyatın din dışı alana kayması türlerin gelişmesini ve şiirle düz yazının birbirinden ayrılmasını da birlikte getirecektir Daha sonra ulusal edebiyatların ortaya çıkması özgün temaların ve gözde biçimlerin kullanılmasına yol açacaktır Okuyucunun bireyselleşmesi edebiyatın yazıya geçirilmesi ve kitapların elden ele dolaşmaya başlamasıyla ortaya çıkan bir olgudur Yazarla okur arasında diğer yandan yazarla gelenek arasında var olan çifte ilişki yok olur Bu ilişki artık kişiselleşir Bu durum şu sonuçların ortaya çıkmasına yol açar 1 Okumamışlar edebiyatın dışına itilir 2 Edebiyat ikiye bölünür Halkın bir kısmı kabul gören yüksek edebiyat bir kısmı ise hor görülen halk edebiyatı tarafında olacaktır İlkel uygarlıkların edebiyatı başlangıçta bir sanat türü değildir Görevi insanın doğal ve sosyal çevresiyle ilişkilerini düzenlemek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır Sözlü edebiyat bir toplumun sahip olduğu geleneksel bilginin belleğidir Dolayısıyla içeriği farklı üç özellik gösterir Mitolojik epik didaktik Mitos dünyanın kökenini tanrıların doğasını nesnelerin düzenini açıklayan temel anlatıdır Destanların en ilkel biçimleri ataların listesi kralları veya soylu kişileri yücelten soy ağaçlarıdır Bunlar insanlara iktidarın yasallığını hatırlatır Sözlü edebiyat aynı zamanda insanların hangi durumda ne tutum takınacağının neler yapmaları gerektiğinin örneklerini sunar Sözlü edebiyatın bu tam anlamıyla eğitici işlevi atasözleri özdeyişler bilmeceler ve masallarla ortaya çıkar Sözlü metin bir insan topluluğunun olgular ve değerler düzenini korur onları belleklere yerleştirerek kalıcı olmasını sağlar Sözlü metnin temel yapısı ritimdir Ritim insanın ortaya koyduğu içgüdüsel bir davranıştır Aynı zamanda da insanlığın kendini dışa vururken gösterdiği ilk belirtidir Ritim sesler vurgular ve müzik eşliğiyle sözlü edebiyatın belli ölçü üzerine belirli biçimlerin ve bölümlerin tekrarlanmasını sağlar

Karahan Kitabevi
Bu kitapta Türk halkbiliminin kültürel değişim ve gelişim bakış açısıyla genel çerçevesi çizildikten sonra tanıtılması amaçlandı Birinci bölümde halkibilimi genel bir bakış açısıyla incelendi İkinci bölümde halk edebiyatı ve halkbiliminin kaynakları üçüncü bölümde halkbiliminde bazı terim ve kavramlar dördüncü bölümde halkbilimi kuram ve yöntemleri altıncı bölümde Anadolu hakbiliminni besleyen İslamiyet öncesi inanç sistemleri öğretiler dinler yedinci bölümde halk kültüründe sosyal normlar yaptırımlar ve davranış türleri sekizinci bölümde halk kültüründe geçiş dönemleri doğum evlenme ölüm dokuzuncu bölümde halk bilgisi onuncu bölümde bayramlar törenler kutlamalar on birinci bölümde inanışlar on ikinci bölümde oyun çocuk oyunları halk oyunları on üçüncü bölümde halk mutfak kültürü on dördüncü bölümde giyim kuşam kültürü on beşinci bölümde günümüzde kültürel değişim ve gelişimle yeniden yapılanan halkbilimine genel bakış on altıncı bölümde halk kültürünün kümeleme kılavuzu ve alan araştırmalarından derleme soru örneklerine yer verildi

Karahan Kitabevi
Bu kitapta Türk halkbiliminin kültürel değişim ve gelişim bakış açısıyla genel çerçevesi çizildikten sonra tanıtılması amaçlandı Birinci bölümde halkibilimi genel bir bakış açısıyla incelendi İkinci bölümde halk edebiyatı ve halkbiliminin kaynakları üçüncü bölümde halkbiliminde bazı terim ve kavramlar dördüncü bölümde halkbilimi kuram ve yöntemleri altıncı bölümde Anadolu hakbiliminni besleyen İslamiyet öncesi inanç sistemleri öğretiler dinler yedinci bölümde halk kültüründe sosyal normlar yaptırımlar ve davranış türleri sekizinci bölümde halk kültüründe geçiş dönemleri doğum evlenme ölüm dokuzuncu bölümde halk bilgisi onuncu bölümde bayramlar törenler kutlamalar on birinci bölümde inanışlar on ikinci bölümde oyun çocuk oyunları halk oyunları on üçüncü bölümde halk mutfak kültürü on dördüncü bölümde giyim kuşam kültürü on beşinci bölümde günümüzde kültürel değişim ve gelişimle yeniden yapılanan halkbilimine genel bakış on altıncı bölümde halk kültürünün kümeleme kılavuzu ve alan araştırmalarından derleme soru örneklerine yer verildi

Karahan Kitabevi
Sayfa Sayısı 528 Baskı Yılı 2011 Dili Türkçe Yayınevi Karahan Kitabevi

Karahan Kitabevi
Edebiyat bir ulusun veya bir dönemin yazar ve şairlerinin ürettikleri eserlerdir Edebiyatın bir kitabın içinde biçimlenen başlı başına bir etkinlik olarak kavranması daha sonraki bir olgudur Yazıyı henüz bilmeyen ilk uygarlıklar heyecan ve kültür miraslarını sonraki kuşaklara sözlü olarak aktarmıştır Kulaktan kulağa taşınan masallar anlatılar bir topluluğun belleği bir halkın uyduğu kuralların kutsal mirasıdır Edebiyat yalnızca bir kişinin ürünü olmadan önce topluluğun gelenekleri içinde barındırılırdı Edebiyat insanları duygu düşünce ve hayal bakımından yüksek bir kültüre eriştirmeyi amaçlayan eğitici öğretici bir bilim ve sanattır Edebiyat tarihi kendi alanına göre sözlü ve yazılı ürünleri sanatçıları akımları ve kuralları inceleyip değerlendiren bilim dalıdır Edebiyatın gelenek görenek taşıyıcılığı işlevinin yanında kültürel bağlantı ve süreklilikleri sağladığı da bilinen bir gerçektir Edebiyat kelimesi yazıya dayanan anlatım biçimini gösterir Oysa en eski ürünler konuşmaya ve görüntüye dayanan anlatılardır Efsaneler masallar folklor ürünleri olan her çeşit gelenek halkların ilkel düşüncelerini aktaran sözlü edebiyat ürünleridir Bütün sanat ürünleri toplumsal hayatta duygu ve düşünce beğeni ve inanç ideal ve coşku birliği yaratmayı toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmayı amaç edinmiştir Uygarlık düzeyi yaratılan toplumsal kurumların değer bileşkesi olduğu için dil ve edebiyat da doğduğu çağın ve ulusal uygarlık özelliklerinin kesin bir belgesidir Birçok kuram şiirin doğuşunu ilk insan topluluklarına kadar götürür İlk insanın doğa ile mücadelesinde korku hayranlık yüceltme kaçış gibi türlü ruhsal devinimler vardır Büyü ve taklit mimesis ile başlayan ilkel din törenleri şiirin de yaygınlaşmasını sağlamıştır Yaşama biçimlerinin değişimi üretim tüketim ilişkileri eylem ve müzikle bezeli şiir türlerini doğurmuştur Törenlerdeki kalıpsal tekrarlar doğaçlama söyleyişler epope ve mitoloji şiirle iç içe olmuştur İnsan duygulanmalarına paralel olarak şiir lirik epik dramatik didaktik pastoral ve satirik olmuştur Şiir bütün ilkel toplulukların edebiyatlarında önce mitolojik kimlikle başlar daha sonra dinî kimliğe bürünür Toplumsal gelişme daha ileri basamağa ulaşınca dinî konular yerlerini dinî olmayan konulara bırakır Bu durum Türk şiirinde de görülür Başlangıçtaki destanî şiirler dinî şiirlere dönüşmüş daha sonraları da her konu şiirin alanına girmiştir Edebiyat üç aşamalı bir süreçten geçerek kutsallıktan arınmış kültürel farklılaşma ve halkın bireyselleşmesi süreçlerinden sonra oluşmuştur Büyü ile dinin iç içe geçtiği kökenlerden gelen yanını ve hem dünyayı hem yaşamın tümünü kucaklama tutkusunu hep sürdürecektir Ne var ki edebiyatın din dışı alana kayması türlerin gelişmesini ve şiirle düz yazının birbirinden ayrılmasını da birlikte getirecektir Daha sonra ulusal edebiyatların ortaya çıkması özgün temaların ve gözde biçimlerin kullanılmasına yol açacaktır Okuyucunun bireyselleşmesi edebiyatın yazıya geçirilmesi ve kitapların elden ele dolaşmaya başlamasıyla ortaya çıkan bir olgudur Yazarla okur arasında diğer yandan yazarla gelenek arasında var olan çifte ilişki yok olur Bu ilişki artık kişiselleşir Bu durum şu sonuçların ortaya çıkmasına yol açar 1 Okumamışlar edebiyatın dışına itilir 2 Edebiyat ikiye bölünür Halkın bir kısmı kabul gören yüksek edebiyat bir kısmı ise hor görülen halk edebiyatı tarafında olacaktır İlkel uygarlıkların edebiyatı başlangıçta bir sanat türü değildir Görevi insanın doğal ve sosyal çevresiyle ilişkilerini düzenlemek ve gelecek kuşaklara aktarmaktır Sözlü edebiyat bir toplumun sahip olduğu geleneksel bilginin belleğidir Dolayısıyla içeriği farklı üç özellik gösterir Mitolojik epik didaktik Mitos dünyanın kökenini tanrıların doğasını nesnelerin düzenini açıklayan temel anlatıdır Destanların en ilkel biçimleri ataların listesi kralları veya soylu kişileri yücelten soy ağaçlarıdır Bunlar insanlara iktidarın yasallığını hatırlatır Sözlü edebiyat aynı zamanda insanların hangi durumda ne tutum t

Karahan Kitabevi
Sayfa Sayısı 528Baskı Yılı 2011Dili TürkçeYayınevi Karahan Kitabevi

KARAHAN KİTABEVİ ADANA
Bu kitapta Türk halkbiliminin kültürel değişim ve gelişim bakış açısıyla genel çerçevesi çizildikten sonra tanıtılması amaçlandı Birinci bölümde halkibilimi genel bir bakış açısıyla incelendi İkinci bölümde halk edebiyatı ve halkbiliminin kaynakları üçüncü bölümde halkbiliminde bazı terim ve kavramlar dördüncü bölümde halkbilimi kuram ve yöntemleri altıncı bölümde Anadolu hakbiliminni besleyen İslamiyet öncesi inanç sistemleri öğretiler dinler yedinci bölümde halk kültüründe sosyal normlar yaptırımlar ve davranış türleri sekizinci bölümde halk kültüründe geçiş dönemleri doğum evlenme ölüm dokuzuncu bölümde halk bilgisi onuncu bölümde bayramlar törenler kutlamalar on birinci bölümde inanışlar on ikinci bölümde oyun çocuk oyunları halk oyunları on üçüncü bölümde halk mutfak kültürü on dördüncü bölümde giyim kuşam kültürü on beşinci bölümde günümüzde kültürel değişim ve gelişimle yeniden yapılanan halkbilimine genel bakış on altıncı bölümde halk kültürünün kümeleme kılavuzu ve alan araştırmalarından derleme soru örneklerine yer verildi Yayınevi KARAHAN KİTABEVİ ADANA Yazar ERMAN ARTUN

Karahan Kitabevi - Ders Kitapları
Bu kitapta Türk halkbiliminin kültürel değişim ve gelişim bakış açısıyla genel çerçevesi çizildikten sonra tanıtılması amaçlandı Birinci bölümde halkibilimi genel bir bakış açısıyla incelendi İkinci bölümde halk edebiyatı ve halkbiliminin kaynakları üçüncü bölümde halkbiliminde bazı terim ve kavramlar dördüncü bölümde halkbilimi kuram ve yöntemleri altıncı bölümde Anadolu hakbiliminni besleyen İslamiyet öncesi inanç sistemleri öğretiler dinler yedinci bölümde halk kültüründe sosyal normlar yaptırımlar ve davranış türleri sekizinci bölümde halk kültüründe geçiş dönemleri doğum evlenme ölüm dokuzuncu bölümde halk bilgisi onuncu bölümde bayramlar törenler kutlamalar on birinci bölümde inanışlar on ikinci bölümde oyun çocuk oyunları halk oyunları on üçüncü bölümde halk mutfak kültürü on dördüncü bölümde giyim kuşam kültürü on beşinci bölümde günümüzde kültürel değişim ve gelişimle yeniden yapılanan halkbilimine genel bakış on altıncı bölümde halk kültürünün kümeleme kılavuzu ve alan araştırmalarından derleme soru örneklerine yer verildi

Kitabevi Yayınları
Aşık Edebiyatı AraştırmalarıKitabevi Yayınları

Kitabevi Yayınları
Aşık Edebiyatı Araştırmaları Kitabevi Yayınları
Türk Halk Edebiyatına Giriş
Erman Artun
Kitabevi
Edebiyatımızla özellikle halk edebiyatı alanıyla meşgul olanların istifadelerine sunduğumuz orijinal görüş ve sonuçların yer aldığı bu kitabımızda temas ettiğimiz konuların çoğunu önceki yıllarda muhtelif platformlarda sunduğumuz bildirilerle muhtelif dergilerde yayımladığımız makalelerimiz oluşturmaktadır Bunlar özelliklerine göre üç bölüm altında toplanmıştır Kitabımızda toplam 21 çalışma yer almaktadır İlk bölümünde aşık edebiyatında şekil üslup gelenekle ilgili ikinci bölümünde aşık şiirinde muhtevayla ilgili son bölümünde de aşıklarla ilgili incelemelerimiz bir araya getirilmiştir Yaklaşık 30 yıl içerisinde vücut bulan Aşık Edebiyatı Araştırmaları adlı bu eserimle Türk kültürüne bir katkı sağlayabileceksem kendimi bahtiyar hissedeceğim

Karahan - Ders Kitapları
Halkbilimi doğumdan ölüme kadar insanların yaşamında yer alan maddi ve manevi bütün kültür öğelerini bilimsel olarak derleyen araştıran değerlendiren ve bunların sistematik bir açıklamasını yaparak insanlığın kültür tarihini ve özellikle halk kültürünün genel gelişme kurallarını inceleyen kültürler arasındaki benzerlik ve farklılıkları belirleyip ortaya koyan gerektiğinde de bu bilimsel sonuçları halkın yararına olacak biçimde düzenleyip halka aktaran bir bilim dalıdır Halkbilimi insanların yaşadığı kesimi ve çevreyi daha iyi tanımasını yorumlamasını ve değerlendirmesini sağlayarak halkın düşünce duygu ve sezgisinin temeldeki karakteristiklerini yakalamasını sağlar Halkbilimi halk yaşamının temel dinamiklerini töre ve geleneklerini tutum ve davranışlarını yaratı ve becerilerini sevgi ve beğenilerini inceleyip araştırarak ulusal kültürün doğru bir biçimde işlenmesine değerlendirilmesine ve yorumlanmasına önemli katkılarda bulunur Halkbilimi ürünlerinde Anadolu insanının dünya görüşünü yaşama biçimini bireysel ve toplumsal sorunlarını görürüz Türk halkbiliminin temel sorunlarını bütün boyutlarıyla ele alan ve çağdaş bir yaklaşımın yardımıyla kavrayıp çözüme vardıran köklü ve bilimsel bir politikanın ana çizgileri de henüz belirlenmemiştir Halkbilimi kültürel yaşamın bütününü inceleyen bir disiplindir Kültürün sürekliliği kadar değişmesini ve bu değişmeye neden olan çeşitli etmenleri de çözümlemek temel amacıdır Halkbilimi bir toplumun kültürünün temelini oluşturur Halkbilimi kültürün gelişimine uyum sağlayarak zaman içerisinde değişikliğe uğrar Halk yaşamını enine boyuna araştırmada bir ülke halkını oluşturan çoğunluğun ortak ve yaygın davranış kalıplarını yaşama biçimini belirli olaylar ve durumlar karşısındaki tavrını çevresini ve dünyayı algılayışını açıklamada geleneksel ve törensel yaşamını düzenleyen zenginleştiren renklendiren beceri beğeni yaratı töre kurum ve kurumlaşmayı göz önüne sermede bir ucuyla geçmişe bir ucuyla da zamanımıza uzanan gelenekler görenekler âdetler zincirini saptamada bu zincirin köstekleyici ya da destekleyici halkalarını tek tek belirlemede bunlardan özgün ve çağdaş yaratmalar çıkarmada halkbilimin rolü ve önemi birinci derecededir Bu kitapta Türk halkbiliminin kültürel değişim ve gelişim bakış açısıyla genel çerçevesi çizildikten sonra ürünlerinin tanıtılması amaçlandı Birinci bölümde halkbilimine genel bakış ikinci bölümde halk edebiyatı ve halkbiliminin kaynakları üçüncü bölümde halkbiliminde bazı terim ve kavramlar dördüncü bölümde halkbilimi alan araştırma teknikleri beşinci bölümde halkbilimi kuram ve yöntemleri altıncı bölümde Anadolu halkbilimini besleyen İslâmiyet öncesi inanç sistemleri öğretiler dinler yedinci bölümde halk kültüründe sosyal normlar yaptırımlar ve davranış türleri sekizinci bölümde halk kültüründe geçiş dönemleri doğumevlenme ölüm dokuzuncu bölümde halkbilgisi onuncu bölümde bayramlar törenler kutlamalar on birinci bölümde inanışlar on ikinci bölümde oyun çocuk oyunları halk oyunları on üçüncü bölümde mutfak kültürü on dördüncü bölümde günümüzde kültürel değişim ve gelişimle yeniden yapılanan halkbilimine genel bakış on beşinci bölümde halk kültürünü kümeleme kılavuzu ve alan araştırması derleme soru örneklerine yer verildi Halkbilimiyle ilgili olarak araştırmacılar bugüne kadar birçok önemli araştırma yaptılar Onlara şükran borçluyuz Bu tür çalışmalarda eksiklerin bulunması kaçınılmazdır Alanla ilgili çalışanların katkıları bize daha sonraki çalışmalarımızda rehber olacaktır

KARAHAN KİTABEVİ - DERS KİTAPLARI
Edebiyat bir ulusun veya bir dönemin yazar ve şairlerinin ürettikleri eserlerdir Edebiyatın bir kitabın içinde biçimlenen başlı başına bir etkinlik olarak kavranması daha sonraki bir olgudur Yazıyı henüz bilmeyen ilk uygarlıklar heyecan ve kültür miraslarını sonraki kuşaklara sözlü olarak aktarmıştır Kulaktan kulağa taşınan masallar anlatılar bir topluluğun belleği bir halkın uyduğu kuralların kutsal mirasıdır Edebiyat yalnızca bir kişinin ürünü olmadan önce topluluğun gelenekleri içinde barındırılırdı Edebiyat insanları duygu düşünce ve hayal bakımından yüksek bir kültüre eriştirmeyi amaçlayan eğitici öğretici bir bilim ve sanattır Edebiyat tarihi kendi alanına göre sözlü ve yazılı ürünleri sanatçıları akımları ve kuralları inceleyip değerlendiren bilim dalıdır Edebiyatın gelenek görenek taşıyıcılığı işlevinin yanında kültürel bağlantı ve süreklilikleri sağladığı da bilinen bir gerçektir Edebiyat kelimesi yazıya dayanan anlatım biçimini gösterir Oysa en eski ürünler konuşmaya ve görüntüye dayanan anlatılardır Efsaneler masallar folklor ürünleri olan her çeşit gelenek halkların ilkel düşüncelerini aktaran sözlü edebiyat ürünleridir Bütün sanat ürünleri toplumsal hayatta duygu ve düşünce beğeni ve inanç ideal ve coşku birliği yaratmayı toplumu ortak ölçülerde kaynaştırmayı amaç edinmiştir Uygarlık düzeyi yaratılan toplumsal kurumların değer bileşkesi olduğu için dil ve edebiyat da doğduğu çağın ve ulusal uygarlık özelliklerinin kesin bir belgesidir Birçok kuram şiirin doğuşunu ilk insan topluluklarına kadar götürür İlk insanın doğa ile mücadelesinde korku hayranlık yüceltme kaçış gibi türlü ruhsal devinimler vardır Büyü ve taklit mimesis ile başlayan ilkel din törenleri şiirin de yaygınlaşmasını sağlamıştır Yaşama biçimlerinin değişimi üretim tüketim ilişkileri eylem ve müzikle bezeli şiir türlerini doğurmuştur Törenlerdeki kalıpsal tekrarlar doğaçlama söyleyişler epope ve mitoloji şiirle iç içe olmuştur İnsan duygulanmalarına paralel olarak şiir lirik epik dramatik didaktik pastoral ve satirik olmuştur Şiir bütün ilkel toplulukların edebiyatlarında önce mitolojik kimlikle başlar daha sonra dinî kimliğe bürünür Toplumsal gelişme daha ileri basamağa ulaşınca dinî konular yerlerini dinî olmayan konulara bırakır Bu durum Türk şiirinde de görülür Başlangıçtaki destanî şiirler dinî şiirlere dönüşmüş daha sonraları da her konu şiirin alanına girmiştir

KİTABEVİ
Halk edebiyatı tarihsel ve toplumsal ortaklıklardan beslenen diliyle içeriğiyle zorlama etkenlerin olmadığı en önemlisi de Türk halkının ulusal özünü taşıyan edebiyattır Türk halk edebiyatının çerçevesinin çizilmesi çalışmaları sürmektedir Bu da halk edebiyatının sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği sorununu beraberinde getirmiştir Halk edebiyatı konusunda daha belirli bir çerçeve ortaya koyabilmek için türlerden değil dallardan hareket etmek gerekir Günümüzde halk edebiyatı denildiği zaman üç ayrı dal düşünülmektedir Anonim Halk Edebiyatı Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Aşk Edebiyatı