Türk İnkılap Tarihi 1 H 67 — Kolektif

Türk İnkılap Tarihi 1 H 67
Kolektif
YENİ ZAMANLAR SAHAF (2. El Kitaplar)

Dönence Basım ve Yayın Hizmetleri
1983 yılından sonra bilgisayarın jeodezi jeofizik konularının yanı sıra Fotogrametri ve Kartoğrafya dahil tüm haritacılık çalışmalarında yerini alması inanılmaz gelişme ve uygulamaların yaşanmasına yol açmıştır Bu gelişmeler içinde yer alan uydu jeodezisi uydulardan görüntü alımı ve uzaktan algılama ortofoto gibi çarpıcı olanlarının günü gününe Türk haritacılığında uygulamaya konmuş olduğunun belirtilmesinde yarar bulunmaktadır Ayrıca Harita Genel Müdürlüğü yasasında ve ilgili yönetmeliklerde yapılan değişikliklerle özel sektöre hava fotoğraflı alımı ve büyük ölçekli harita üretim olanağının verilmesi 1983 yılından sonraki günlerin önemli olayları arasında yer alır Haritacılık tarihimize ilişkin eserlerin çok az olması incelemeye ışık tutacak belge ve bilgilerin çoğunun kamu kuruluşlarının arşivlerine kalkmış olması bunlardan bazılarının Arap harfleri ile yazılmış bulunması ve zaman darlığı gibi nedenlerle yer veremediğim konuların ve yaptığım hataların hoş görüleceği ve ileride yapılacak yeni araştırmalarla haritacılık tarihimizin daha da çok aydınlanacağı inancıyla Cumhuriyetimizin nice 75 inci yıllara erişmesini diliyorum Cevat Ülkekul

Ötüken Neşriyat
Hayat canlı bir organizma gibidir gelenek ve göreneklerimiz yönetim sistemimiz yemeklerimiz elbiselerimiz her geçen günle değişiyor Bu değişmeler hayatın dinamizminin bir sonucudur Bünyesindeki bu muharrik güçten yoksun bulunsaydı fosilleşmek hayatın kaderi olurdu Canlılığın kaçınılmaz bir özelliği olan değişmeler de bizi toplum olarak devam ettiren tarih şuurudur Bu şuurumuz eksik olursa her renkten renge girişimizde kendimizi milletçe yeni bir kişiliğe kavuşmuş zannederiz bu da milli şuurumuzun parçalanmasına şizofrenik bir hal almasına sebep olur Milli şuurun biricik kaynağı tarihtir Milli şuurun realiteyi ifade edebilmesi çin dayandığı tarihin doğru olması lazımdır Tarihin doğru olup olmadığının tespiti de ancak tarih felsefesi süzgecinden geçirilmesiyle mümkündür Bugüne kadar Türk Tarih Felsefesi ne dair ne bir makalenin ne de bir kitabın yazılmadığını düşünürsek Mehmed Niyazi nin Türk Tarih Felsefesi nin nasıl bir boşluğu doldurduğunu idrak ederiz

Salon Yayınları
çev. Cemil Ziya Şanbey
Hindistan en az beş bin yıllık tarihe sahip çok büyük bir ülkedir Geçmişten bugüne bu ülkeyi onun kültürünü ve tarihini doğru anlamak ve doğru anlatmak için bilimsel bir dille yazılmış güvenilir tarih kitaplarına gereksinim vardır Walter Ruben in Ankara da 1944 yılında basılmış olan Eski Hint Tarihi kitabı bunlardan biridir Ruben in Almanca yazdığı eser Cemil Ziya Şanbey tarafından dilimize çevrilmiştir Adından da anlaşılacağı üzere bu eski zamanları anlatır yani Ārilerden ve Vedalardan başlayarak Gupta dönemine kadar uzanan zaman dilimini ele alır Kendisinin de önsözde belirttiği gibi bir tür deneme dir ve sadece siyasi tarihi değil bir yandan da Hint toplumunun sanatını edebiyatını ve felsefesini konu edinir Hatta bu açıdan biraz eleştirilebilir de çünkü bu şekilde kitap bazen bir tarih kitabından çok bir kültür tarihi kitabı gibi de olmuştur Fakat bunun okuyucuya zararı değil yararı vardır Ruben in zaman zaman yaptığı derinlemesine analizler araştırmacılar için ders niteliğindedir

Yordam Kitap
çev. Çağdaş Sümer
Ortaçağ tarihini feodalizmin kuruluşu gelişmesi ve sonra kapitalizmin serpilmesi ve ilk burjuva devrimleriyle birlikte çöküşü çerçevesinde ele alan Ortaçağ Tarihi 5 yüzyıl ile 17 yüzyıl arasındaki sınıf mücadelelerinin kapsamlı bir panoramasını sunuyor Tarihsel materyalist yöntemi evrenselci bir bakış açısıyla birleştiren eser Ortaçağ tarihini Batı Avrupa feodalizmiyle sınırlayan alışıldık bakış açısının ötesine geçerek Avrupa Ortadoğu Hint ve Çin tarihlerinin birlikte düşünülebileceği bir çerçeve sunuyor Tarihin akışını imparatorlukların krallıkların ve aristokratların hâkimiyet ve iktidar mücadelelerinden ibaret görmeyen yazarlar köylülerin zanaatkârların ve işçilerin mücadelelerine odaklanarak materyalist tarih yazımının parlak ve incelikli bir örneğini sunmakla kalmıyor aynı zamanda bu mücadelelerin kültür ve düşünce yaşamındaki yansımalarını da gözler önüne seriyor Kitap resimlerden haritalardan tasvirlerden ve tablolardan oluşan zengin görsel içeriğiyle de okurun Ortaçağ dünyasına daha kolay nüfuz etmesini sağlayacak bir kılavuz niteliğinde

İdeal Kültür Yayıncılık
Edebiyat tarihleri dil vasıtasıyla üretilen sözlü ve yazılı ürünleri temel malzeme olarak yapı içerik sanatkâr devir bağlamında genelde kronolojik olarak sistemli değerlendirmeye tabi tutar Temelde edebi eser ve sanatkârını değerlendirmek olarak görülen edebiyat tarihinden aslında o milletin veya toplumun kültür ve medeniyet hayatının edebiyat şubesindeki bütün gelişmeleri aydınlatması beklenir Bir edebiyat tarihinin bu yüksek beklentiyi karşılayabilmesi için edebiyat tarihi yazarı veya yazarları tarafsız olmak zorundadır Böyle bir mecburiyetle hareket eden bir edebiyat tarihçisi temel malzemesi olan edebi ürünü objektif bir şekilde incelemeye edebî kıymetini belirlemeye o ürünün yazıldığı devir ve sanatkârın hayatının yanında edebî cereyanları etraflıca aktarmaya döneme damgasını vuran tarihî siyasî toplumsal olayları isabetli bir şekilde değerlendirmeye çalışır Bu çerçevede bir milletin dünya kültür ve medeniyet tarihinde diğer milletlerden edebi ürünler ve sanatkârlar yönünden farklarını ortaya koymak bakımından edebiyat tarihi yazmak yüksek sorumluluk gerektirir

Eğitim Yayınevi
Orta Çağ karanlıklar çağı Orta Çağ denilince aklımıza ilk gelen karanlıklar çağıdır Bununla Batı nın yaşamış olduğu belli bir dönemi kastediyorsak bir ölçüde doğru değerlendirmiş oluruz Karanlık Doğu daki Orta Çağ için asla söz konusu olamaz Orta Çağ da Asya medeniyeti Rönesans Çağı nı yaşar Öte yandan İslamiyet in doğuşu ile insanlık tarihinin göz kamaştırıcı olaylarından birine şahit oluruz Bununla birlikte VII yüzyıldan başlayarak İslam medeniyetinin insanlık ufkuna bir güneş gibi doğuşu ve çağlar ötesini kucaklayacak şekilde yükselişi ve yayılışı birçok milletin bu uygarlık içine dâhil olması ve geniş coğrafi sahalarda büyük medeniyetler meydana getirmesi insanlık tarihinin altın harflerle kaydettiği bir devirdir Batı da sosyal siyasî dinî iktisadî ve kültürel manada bir kaos ortamı yaşanırken Doğu da akıl ve bilimin saltanatını sürdürdüğü bir çağdır bu çağ Doğu da sosyal siyasal kültürel ve sanatsal alanda meydana gelen birikimler Batı da köklü dönüşüm ve değişimlerin temelini oluşturacaktır Okuyunca farkeceksiniz

Der Yayınları
Bu çalışmanın amacı yarının Türkiye sinde önemli görevler üstlenmeye aday üniversite gençliğine Türk milleti için haklı bir övünç kaynağı olan Türk İnkılâbının anlam ve önemini anlatmak ve kavratmaktır Bunun için yöntemimiz tarihi gerçekleri sadece nakletmekle yetinmeyip akıl ve mantık ölçüleri çerçevesinde değerlendirmek ve böylece geçmişle günümüz arasında sağlam köprülerin kurulabilmesini sağlayabilmektir