Türk Modernleşmesinde Arap Aleviler — Hakan Mertcan

Türk Modernleşmesinde Arap Aleviler
Hakan MertcanKarahan Kitabevi
Türk Modernleşmesinde Arap Aleviler
Hakan MertcanArap Aleviler Türkiye nin çok kültürlü yapısı içerisinde yer alan etno dinsel kimlik gruplarından biridir Arap Aleviler yüzyıllardır Akdeniz çevresine yerleşmiş bir heterodoks islam topluluğu olarak bilinmektedirler Kendilerini etnik olarak Arap dinsel olarak Alevi kimliğiyle ifade eden bu topluluk mensuplarının yaklaşık dört yüz yıl süren Osmanlı egemenliğinden sonra bir kısmı Suriye bir kısmı Lübnan geriye kalan kısmı ise Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında yaşamaktadırlar Söz konusu yaşam alanlarında 20 yüzyılın başında büyük iktisadi siyasi ve toplumsal dönüşümlere tanıklık edildi Bu dönüşümler altüst oluşlar temelde siyasal egemenlik biçiminin dönüşmesi şeklinde tezahür etti Osmanlı imparatorluğu coğrafyasında imparatorluğun bölüşülmesi ve parçalarının yeni siyasal egemenlik rejimleri olarak vücut bulması söz konusu olmuştur Bu coğrafyada çok etnili çok dilli çok dinli çok kültürlü imparatorluk idaresinden temelde ve uzun dönemde ulus devlet tarzında örgütlenen siyasal egemenlik rejimlerine geçilmiştir I Dünya Savaşı ile başlayıp II Dünya Savaşı ile tamamlanan yeni uluslararası güç dengesinin kurulması sürecinde çizilen ulus devlet sınırları ve oluşturulan siyasal kodlar bu coğrafyanın çok etnili çok dinli çok kültürlü yapısının söz konusu sınırlara ve kodlara tabi kılınması anlamına gelmiştir 20 yüzyıl sonlarında dünya siyasal iktisadi matrisinde yaşanan dönüşümler yüzyıl başında belirlenen kodların kurumların yaratılan tabiiyetlerin sorgulanıp dönüştürülmesine neden olmuştur Böylece siyasal egemenlik rejimlerinin dönüştürülmesi ihtiyacı bir kez daha baş göstermiştir Geçmişte bastırılan siyasal egemenlik kodlarının içinde kendilerine yer bulamayan fakat tarihsel olarak siyasal karakteri haiz topluluklar tanınma talebiyle yeniden tarih sahnesine çıkma fırsatı bulmuşlardır Tabi oldukları siyasal egemenlik rejimlerince tanınma talepleri kimliğe yönelik haklar olarak kavranmıştır Her bir egemenlik biriminin siyasal hukuksal kodlarınca tanınmayan topluluklarıyla ilişkileri doğal olarak kendi içinde özgünlükler barındırmaktadır Siyasal rejimin niteliği çoğunlukta olan gruplar azınlık olanlar vb hususlar mevzubahis ilişkinin kimi belirleyicileridir ilişkinin mahiyeti ne olursa olsun bu durum her devleti bu toplulukları siyasal egemenlik rejimi içine çekme sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır Uluslararası güç dengesinin güç reji minin yapısının değişmesiyle birlikte sorun daha çetrefil bir hal almış etnik dini kültürel yani siyasal tanınma talebi somut hak taleplerine dönüşmüştür Çoğu durumda ulus devletin esası haline gelmiş olan homojenleştirici tektipleştirici yurttaşlık hukukuyla üstesinden gelinemeyecek siyasal gerilimler şiddet olayları katliamlar ve iç savaşlara tanıklık edilmiştir

Karahan Kitabevi
Tüm Alevi topluluklar gibi Arap Aleviler tarihleri boyunca büyük acılara kitlesel katliamlara sürgün ve mahkumiyetlere maruz bırakılmışlardır Birçok büyük göç dalgasının ardından Akdeniz çevresine yerleşen ve yüzyıllardır buralarda yaşayan Arap Aleviler Türkiye nin çok kültürlü yapısı içerisinde yer alan fakat seslerini duymakta güçlük çektiğimiz etnik dinsel kimlik gruplarındanbiridir Elinizdeki kitapta egemenlerin tarih boyunca üzerlerine kara bir örtü çekmeye çalıştıkları Arap Alevilerin ortaya çıktıkları dönemden günümüze dek siyasal iktidarla ilişkileri incelenmektedir Kitap özellikle Türk modernleşme süresince devletin Arap Alevilere yönelik tutumuna izlediği politikalara ve Arap Alevilerin bunlar karşısındaki siyasal tutumlarına Arap Alevi kimliği ve kimlik sorunlarına odaklanmaktadır Bu bakımdan bilimsel bir inceleme olarak kenid alanında bir ilk olma özelliğini taşımaktadır Kitap egemenlerin ısrarlı bir biçimde kimi zaman yok etme kimi zaman yok sayma tavrına karşı Arap Alevilerin var olma serüvenine ışık tutmaya çalışmaktadır

Karahan Kitabevi
Arap Aleviler Türkiye nin çok kültürlü yapısı içerisinde yer alan etno dinsel kimlik gruplarından biridir Arap Aleviler yüzyıllardır Akdeniz çevresine yerleşmiş bir heterodoks islam topluluğu olarak bilinmektedirler Kendilerini etnik olarak Arap dinsel olarak Alevi kimliğiyle ifade eden bu topluluk mensuplarının yaklaşık dört yüz yıl süren Osmanlı egemenliğinden sonra bir kısmı Suriye bir kısmı Lübnan geriye kalan kısmı ise Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında yaşamaktadırlar Söz konusu yaşam alanlarında 20 yüzyılın başında büyük iktisadi siyasi ve toplumsal dönüşümlere tanıklık edildi Bu dönüşümler altüst oluşlar temelde siyasal egemenlik biçiminin dönüşmesi şeklinde tezahür etti Osmanlı imparatorluğu coğrafyasında imparatorluğun bölüşülmesi ve parçalarının yeni siyasal egemenlik rejimleri olarak vücut bulması söz konusu olmuştur Bu coğrafyada çok etnili çok dilli çok dinli çok kültürlü imparatorluk idaresinden temelde ve uzun dönemde ulus devlet tarzında örgütlenen siyasal egemenlik rejimlerine geçilmiştir I Dünya Savaşı ile başlayıp II Dünya Savaşı ile tamamlanan yeni uluslararası güç dengesinin kurulması sürecinde çizilen ulus devlet sınırları ve oluşturulan siyasal kodlar bu coğrafyanın çok etnili çok dinli çok kültürlü yapısının söz konusu sınırlara ve kodlara tabi kılınması anlamına gelmiştir 20 yüzyıl sonlarında dünya siyasal iktisadi matrisinde yaşanan dönüşümler yüzyıl başında belirlenen kodların kurumların yaratılan tabiiyetlerin sorgulanıp dönüştürülmesine neden olmuştur Böylece siyasal egemenlik rejimlerinin dönüştürülmesi ihtiyacı bir kez daha baş göstermiştir Geçmişte bastırılan siyasal egemenlik kodlarının içinde kendilerine yer bulamayan fakat tarihsel olarak siyasal karakteri haiz topluluklar tanınma talebiyle yeniden tarih sahnesine çıkma fırsatı bulmuşlardır Tabi oldukları siyasal egemenlik rejimlerince tanınma talepleri kimliğe yönelik haklar olarak kavranmıştır Her bir egemenlik biriminin siyasal hukuksal kodlarınca tanınmayan topluluklarıyla ilişkileri doğal olarak kendi içinde özgünlükler barındırmaktadır Siyasal rejimin niteliği çoğunlukta olan gruplar azınlık olanlar vb hususlar mevzubahis ilişkinin kimi belirleyicileridir ilişkinin mahiyeti ne olursa olsun bu durum her devleti bu toplulukları siyasal egemenlik rejimi içine çekme sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır Uluslararası güç dengesinin güç reji minin yapısının değişmesiyle birlikte sorun daha çetrefil bir hal almış etnik dini kültürel yani siyasal tanınma talebi somut hak taleplerine dönüşmüştür Çoğu durumda ulus devletin esası haline gelmiş olan homojenleştirici tektipleştirici yurttaşlık hukukuyla üstesinden gelinemeyecek siyasal gerilimler şiddet olayları katliamlar ve iç savaşlara tanıklık edilmiştir

Karahan Kitabevi
Hakan Mertcan tarafından kaleme alınan Türk Modernleşmesinde Arap Aleviler Karahan Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Türk Modernleşmesinde Arap Aleviler Hakan Mertcan Kitap Özeti Arap Aleviler Türkiye nin çok kültürlü yapısı içerisin de yer alan etno dinsel kimlik gruplarından biridir Arap Aleviler yüzyıllardır Akdeniz çevresine yerleşmiş bir heterodoks islam topluluğu olarak bilinmektedirler 2 Kendilerini etnik olarak Arap dinsel olarak Alevi kimliğiyle ifade eden bu topluluk mensuplarının yaklaşık dört yüz yıl süren Osmanlı egemenliğinden sonra bir kısmı Suriye bir kısmı Lübnan geriye kalan kısmı ise Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında yaşamaktadırlar Söz konusu yaşam alanlarında 20 yüzyılın başında bü yük iktisadi siyasi ve toplumsal dönüşümlere tanıklık edildi Bu dönüşümler altüst oluşlar temelde siyasal egemenlik biçiminin dönüşmesi şeklinde tezahür etti Osmanlı imparatorluğu coğrafyasında imparatorluğun bölüşülmesi ve parçalarının yeni siyasal egemenlik rejimleri olarak vücut bulması söz konusu olmuştur Bu coğrafyada çok etnili çok dilli çok dinli çok kültürlü imparatorluk idaresinden temelde ve uzun dönemde ulus devlet tarzında örgütlenen siyasal egemenlik rejimlerine geçilmiştir 1 Dünya Savaşı ile başlayıp 2 Dünya Savaşı ile tamamlanan yeni uluslararası güç dengesinin kurulması sürecinde çizilen ulus devlet sınırları ve oluşturulan siyasal kodlar bu coğrafyanın çok etnili çok dinli çok kültürlü yapısının söz konusu sınırlara ve kodlara tabi kılınması anlamına gelmiştir 20 yüzyıl sonlarında dünya siyasal iktisadi matrisinde yaşanan dönüşümler yüzyıl başında belirlenen kodların kurumların yaratılan tabiiyetlerin sorgulanıp dönüştürülmesine neden olmuştur Böylece siyasal egemenlik rejimlerinin dönüştürülmesi ihtiyacı bir kez daha baş göstermiştir Geçmişte bastırılan siyasal egemenlik kodlarının içinde kendilerine yer bulamayan fakat tarihsel olarak siyasal karakteri haiz topluluklar tanınma talebiyle yeniden tarih sahnesine çıkma fırsatı bulmuşlardır Tabi oldukları siyasal egemenlik rejimlerince tanınma talepleri kimliğe yönelik haklar olarak kavranmıştır Her bir egemenlik biriminin siyasal hukuksal kodlarınca tanınmayan topluluklarıyla ilişkileri doğal olarak kendi içinde özgünlükler barındırmaktadır Siyasal rejimin niteliği çoğunlukta olan gruplar azınlık olanlar vb hususlar mevzubahis ilişkinin kimi belirleyicileridir ilişkinin mahiyeti ne olursa olsun bu durum her devleti bu toplulukları siyasal egemenlik rejimi içine çekme sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır Uluslararası güç dengesinin güç reji minin yapısının değişmesiyle birlikte sorun daha çetrefil bir hal almış etnik dini kültürel yani siyasal tanınma talebi somut hak taleplerine dönüşmüştür Çoğu durumda ulus devletin esası haline gelmiş olan homojenleştirici tektipleştirici yurttaşlık hukukuyla üstesinden gelinemeyecek siyasal gerilimler şiddet olayları katliamlar ve iç savaşlara tanıklık edilmiştir Yayınevi Karahan Kitabevi Yazar Hakan Mertcan Sayfa 509 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x21 00 cm Basım Yılı Aralık 2019 Barkod 9786054454853 Kategori Alevilik Bektaşilik Diğer Politikat Siyaset

Karahan Kitabevi
Arap Aleviler Türkiye nin çok kültürlü yapısı içerisin de yer alan etno dinsel kimlik gruplarından biridir Arap Aleviler yüzyıllardır Akdeniz çevresine yerleşmiş bir heterodoks islam topluluğu olarak bilinmektedirler 2 Kendilerini etnik olarak Arap dinsel olarak Alevi kimliğiyle ifade eden bu topluluk mensuplarının yaklaşık dört yüz yıl süren Osmanlı egemenliğinden sonra bir kısmı Suriye bir kısmı Lübnan geriye kalan kısmı ise Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında yaşamaktadırlar Söz konusu yaşam alanlarında 20 yüzyılın başında bü yük iktisadi siyasi ve toplumsal dönüşümlere tanıklık edildi Bu dönüşümler altüst oluşlar temelde siyasal egemenlik biçiminin dönüşmesi şeklinde tezahür etti Osmanlı imparatorluğu coğrafyasında imparatorluğun bölüşülmesi ve parçalarının yeni siyasal egemenlik rejimleri olarak vücut bulması söz konusu olmuştur Bu coğrafyada çok etnili çok dilli çok dinli çok kültürlü imparatorluk idaresinden temelde ve uzun dönemde ulus devlet tarzında örgütlenen siyasal egemenlik rejimlerine geçilmiştir 1 Dünya Savaşı ile başlayıp 2 Dünya Savaşı ile tamamlanan yeni uluslararası güç dengesinin kurulması sürecinde çizilen ulus devlet sınırları ve oluşturulan siyasal kodlar bu coğrafyanın çok etnili çok dinli çok kültürlü yapısının söz konusu sınırlara ve kodlara tabi kılınması anlamına gelmiştir 20 yüzyıl sonlarında dünya siyasal iktisadi matrisinde yaşanan dönüşümler yüzyıl başında belirlenen kodların kurumların yaratılan tabiiyetlerin sorgulanıp dönüştürülmesine neden olmuştur Böylece siyasal egemenlik rejimlerinin dönüştürülmesi ihtiyacı bir kez daha baş göstermiştir Geçmişte bastırılan siyasal egemenlik kodlarının içinde kendilerine yer bulamayan fakat tarihsel olarak siyasal karakteri haiz topluluklar tanınma talebiyle yeniden tarih sahnesine çıkma fırsatı bulmuşlardır Tabi oldukları siyasal egemenlik rejimlerince tanınma talepleri kimliğe yönelik haklar olarak kavranmıştır Her bir egemenlik biriminin siyasal hukuksal

Karahan
Arap Aleviler Türkiye nin çok kültürlü yapısı içerisin de yer alan etno dinsel kimlik gruplarından biridir Arap Aleviler yüzyıllardır Akdeniz çevresine yerleşmiş bir heterodoks islam topluluğu olarak bilinmektedirler 2 Kendilerini etnik olarak Arap dinsel olarak Alevi kimliğiyle ifade eden bu topluluk mensuplarının yaklaşık dört yüz yıl süren Osmanlı egemenliğinden sonra bir kısmı Suriye bir kısmı Lübnan geriye kalan kısmı ise Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında yaşamaktadırlar Söz konusu yaşam alanlarında 20 yüzyılın başında bü yük iktisadi siyasi ve toplumsal dönüşümlere tanıklık edildi Bu dönüşümler altüst oluşlar temelde siyasal egemenlik biçiminin dönüşmesi şeklinde tezahür etti Osmanlı imparatorluğu coğrafyasında imparatorluğun bölüşülmesi ve parçalarının yeni siyasal egemenlik rejimleri olarak vücut bulması söz konusu olmuştur Bu coğrafyada çok etnili çok dilli çok dinli çok kültürlü imparatorluk idaresinden temelde ve uzun dönemde ulus devlet tarzında örgütlenen siyasal egemenlik rejimlerine geçilmiştir I Dünya Savaşı ile başlayıp II Dünya Savaşı ile tamamlanan yeni uluslararası güç dengesinin kurulması sürecinde çizilen ulus devlet sınırları ve oluşturulan siyasal kodlar bu coğrafyanın çok etnili çok dinli çok kültürlü yapısının söz konusu sınırlara ve kodlara tabi kılınması anlamına gelmiştir 20 yüzyıl sonlarında dünya siyasal iktisadi matrisinde yaşanan dönüşümler yüzyıl başında belirlenen kodların kurumların yaratılan tabiiyetlerin sorgulanıp dönüştürülmesine neden olmuştur Böylece siyasal egemenlik rejimlerinin dönüştürülmesi ihtiyacı bir kez daha baş göstermiştir Geçmişte bastırılan siyasal egemenlik kodlarının içinde kendilerine yer bulamayan fakat tarihsel olarak siyasal karakteri haiz topluluklar tanınma talebiyle yeniden tarih sahnesine çıkma fırsatı bulmuşlardır Tabi oldukları siyasal egemenlik rejimlerince tanınma talepleri kimliğe yönelik haklar olarak kavranmıştır Her bir egemenlik biriminin siyasal hukuksal kodlarınca tanınmayan topluluklarıyla ilişkileri doğal olarak kendi içinde özgünlükler barındırmaktadır Siyasal rejimin niteliği çoğunlukta olan gruplar azınlık olanlar vb hususlar mevzubahis ilişkinin kimi belirleyicileridir ilişkinin mahiyeti ne olursa olsun bu durum her devleti bu toplulukları siyasal egemenlik rejimi içine çekme sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır Uluslararası güç dengesinin güç reji minin yapısının değişmesiyle birlikte sorun daha çetrefil bir hal almış etnik dini kültürel yani siyasal tanınma talebi somut hak taleplerine dönüşmüştür Çoğu durumda ulus devletin esası haline gelmiş olan homojenleştirici tektipleştirici yurttaşlık hukukuyla üstesinden gelinemeyecek siyasal gerilimler şiddet olayları katliamlar ve iç savaşlara tanıklık edilmiştir

Karahan Kitabevi
Arap Aleviler Türkiye nin çok kültürlü yapısı içerisinde yer alan etno dinsel kimlik gruplarından biridir Arap Aleviler yüzyıllardır Akdeniz çevresine yerleşmiş bir heterodoks islam topluluğu olarak bilinmektedirler Kendilerini etnik olarak Arap dinsel olarak Alevi kimliğiyle ifade eden bu topluluk mensuplarının yaklaşık dört yüz yıl süren Osmanlı egemenliğinden sonra bir kısmı Suriye bir kısmı Lübnan geriye kalan kısmı ise Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında yaşamaktadırlar Söz konusu yaşam alanlarında 20 yüzyılın başında büyük iktisadi siyasi ve toplumsal dönüşümlere tanıklık edildi Bu dönüşümler altüst oluşlar temelde siyasal egemenlik biçiminin dönüşmesi şeklinde tezahür etti Osmanlı imparatorluğu coğrafyasında imparatorluğun bölüşülmesi ve parçalarının yeni siyasal egemenlik rejimleri olarak vücut bulması söz konusu olmuştur Bu coğrafyada çok etnili çok dilli çok dinli çok kültürlü imparatorluk idaresinden temelde ve uzun dönemde ulus devlet tarzında örgütlenen siyasal egemenlik rejimlerine geçilmiştir I Dünya Savaşı ile başlayıp II Dünya Savaşı ile tamamlanan yeni uluslararası güç dengesinin kurulması sürecinde çizilen ulus devlet sınırları ve oluşturulan siyasal kodlar bu coğrafyanın çok etnili çok dinli çok kültürlü yapısının söz konusu sınırlara ve kodlara tabi kılınması anlamına gelmiştir 20 yüzyıl sonlarında dünya siyasal iktisadi matrisinde yaşanan dönüşümler yüzyıl başında belirlenen kodların kurumların yaratılan tabiiyetlerin sorgulanıp dönüştürülmesine neden olmuştur Böylece siyasal egemenlik rejimlerinin dönüştürülmesi ihtiyacı bir kez daha baş göstermiştir Geçmişte bastırılan siyasal egemenlik kodlarının içinde kendilerine yer bulamayan fakat tarihsel olarak siyasal karakteri haiz topluluklar tanınma talebiyle yeniden tarih sahnesine çıkma fırsatı bulmuşlardır Tabi oldukları siyasal egemenlik rejimlerince tanınma talepleri kimliğe yönelik haklar olarak kavranmıştır Her bir egemenlik biriminin siyasal hukuksal kodlarınca tanınmayan topluluklarıyla ilişkileri doğal olarak kendi içinde özgünlükler barındırmaktadır Siyasal rejimin niteliği çoğunlukta olan gruplar azınlık olanlar vb hususlar mevzubahis ilişkinin kimi belirleyicileridir ilişkinin mahiyeti ne olursa olsun bu durum her devleti bu toplulukları siyasal egemenlik rejimi içine çekme sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır Uluslararası güç dengesinin güç reji minin yapısının değişmesiyle birlikte sorun daha çetrefil bir hal almış etnik dini kültürel yani siyasal tanınma talebi somut hak taleplerine dönüşmüştür Çoğu durumda ulus devletin esası haline gelmiş olan homojenleştirici tektipleştirici yurttaşlık hukukuyla üstesinden gelinemeyecek siyasal gerilimler şiddet olayları katliamlar ve iç savaşlara tanıklık edilmiştir Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 501 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Karahan Kitabevi

Karahan Kitabevi
Arap Aleviler Türkiye nin çok kültürlü yapısı içerisinde yer alan etno dinsel kimlik gruplarından biridir Arap Aleviler yüzyıllardır Akdeniz çevresine yerleşmiş bir heterodoks islam topluluğu olarak bilinmektedirler Kendilerini etnik olarak Arap dinsel olarak Alevi kimliğiyle ifade eden bu topluluk mensuplarının yaklaşık dört yüz yıl süren Osmanlı egemenliğinden sonra bir kısmı Suriye bir kısmı Lübnan geriye kalan kısmı ise Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında yaşamaktadırlar Söz konusu yaşam alanlarında 20 yüzyılın başında büyük iktisadi siyasi ve toplumsal dönüşümlere tanıklık edildi Bu dönüşümler altüst oluşlar temelde siyasal egemenlik biçiminin dönüşmesi şeklinde tezahür etti Osmanlı imparatorluğu coğrafyasında imparatorluğun bölüşülmesi ve parçalarının yeni siyasal egemenlik rejimleri olarak vücut bulması söz konusu olmuştur Bu coğrafyada çok etnili çok dilli çok dinli çok kültürlü imparatorluk idaresinden temelde ve uzun dönemde ulus devlet tarzında örgütlenen siyasal egemenlik rejimlerine geçilmiştir I Dünya Savaşı ile başlayıp II Dünya Savaşı ile tamamlanan yeni uluslararası güç dengesinin kurulması sürecinde çizilen ulus devlet sınırları ve oluşturulan siyasal kodlar bu coğrafyanın çok etnili çok dinli çok kültürlü yapısının söz konusu sınırlara ve kodlara tabi kılınması anlamına gelmiştir 20 yüzyıl sonlarında dünya siyasal iktisadi matrisinde yaşanan dönüşümler yüzyıl başında belirlenen kodların kurumların yaratılan tabiiyetlerin sorgulanıp dönüştürülmesine neden olmuştur Böylece siyasal egemenlik rejimlerinin dönüştürülmesi ihtiyacı bir kez daha baş göstermiştir Geçmişte bastırılan siyasal egemenlik kodlarının içinde kendilerine yer bulamayan fakat tarihsel olarak siyasal karakteri haiz topluluklar tanınma talebiyle yeniden tarih sahnesine çıkma fırsatı bulmuşlardır Tabi oldukları siyasal egemenlik rejimlerince tanınma talepleri kimliğe yönelik haklar olarak kavranmıştır Her bir egemenlik biriminin siyasal hukuksal kodlarınca tanınmayan topluluklarıyla ilişkileri doğal olarak kendi içinde özgünlükler barındırmaktadır Siyasal rejimin niteliği çoğunlukta olan gruplar azınlık olanlar vb hususlar mevzubahis ilişkinin kimi belirleyicileridir ilişkinin mahiyeti ne olursa olsun bu durum her devleti bu toplulukları siyasal egemenlik rejimi içine çekme sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır Uluslararası güç dengesinin güç reji minin yapısının değişmesiyle birlikte sorun daha çetrefil bir hal almış etnik dini kültürel yani siyasal tanınma talebi somut hak taleplerine dönüşmüştür Çoğu durumda ulus devletin esası haline gelmiş olan homojenleştirici tektipleştirici yurttaşlık hukukuyla üstesinden gelinemeyecek siyasal gerilimler şiddet olayları katliamlar ve iç savaşlara tanıklık edilmiştir Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 501Baskı Yılı 2015Dili TürkçeYayınevi Karahan Kitabevi