MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Türk Rus Sosyal ve Kültürel İlişkiler — Vuslat Ağaoğlu

Türk Rus Sosyal ve Kültürel İlişkiler
264,00
Uluslararası İlişkilerSiyaset SosyolojisiUluslararası ilişkiler

Türk Rus Sosyal ve Kültürel İlişkiler

Vuslat Ağaoğlu

Günce Yayınları

2026272 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Türk Rus Sosyal ve Kültürel İlişkiler

Vuslat Ağaoğlu

Tarihsel süreçte savaşlara ve siyasal ekonomik ticari istikrarsızlıklara sahne olan Türk Rus ilişkileri bütün bu dalgalanmalara rağmen iki ülke açısından da stratejik bir değer taşımaya devam etmiştir XX yüzyılın başlarında her iki ülkede de yaşanan köklü dönüşümler toplumsal ve düşünsel yaşamı yeniden biçimlendirmiş ve bu değişim kültürel alan üzerinde de belirgin etkiler yaratmıştır Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye nin sosyal ve kültürel ortamı dönemin koşullarına uygun yeni yöntemler ve yaklaşımlar geliştirme arayışına yönelmiştir Bu süreçte geçmişe karşı olan bakış açıları değişmiş olayların değerlendirilme yöntemleri farklılaşmış ve toplumsal bilimlerin dayandığı temeller tekrar şekillenmiştir Kültür bu dönemde liderlerin ve devletlerin kimliklerini görünür kılmaları güçlerini ifade etmeleri ve kalıcı ilişkiler tesis etmeleri için stratejik bir araç işlevi görmüştür Türk ve Sovyet kültür temsilcileri sanatçılar bilim insanları ve teknik uzmanlar arasında gerek devlet desteğiyle gerekse bireysel düzlemde kurulan temaslar etkileşim kanallarını çeşitlendirmiş ve iş birliğinin kurumsallaşmasında belirleyici bir rol oynamıştır Türk Sovyet ilişkilerine dair mevcut literatür çoğunlukla diplomatik ve siyasal gelişmelere odaklanmakla birlikte kültürel temasların iki toplumun dönüşüm dinamikleri üzerindeki etkisini bütüncül bir çerçevede ele almakta sınırlı kalmaktadır Oysa 1920 1930 lu yıllarda karşılıklı kültürel etkileşimler hem reform süreçlerinin yönünü hem de entelektüel üretimin karakterini belirleyen önemli unsurlar arasında yer almıştır Bu nedenle söz konusu dönemi kültürel ilişkiler ekseninde yeniden değerlendirmek arşiv belgeleri dönemin tanıklıkları ve kurumsal girişimlerden hareketle etkileşimin kapsamını motivasyonlarını ve sonuçlarını ortaya koymak güncel Türk Rus ilişkilerinin anlaşılması bakımından gereklilik arz etmektedir Bu kitap Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş yıllarında Sovyet Rusya ile geliştirdiği ikili ilişkilerin sosyal ve kültürel alanlardaki etkilerini dönemin siyasal ekonomik ve toplumsal koşulları çerçevesinde incelemektedir Araştırmada bu ilişkilerin eğitim kültür sanat bilim ve sanayi alanlarında kurumsal yapılar ve ortak girişimler düzeyinde nasıl somutlaştığı ortaya konulmaktadır Araştırmada kullanılan yöntem ağırlıklı olarak birincil ve ikincil kaynakların analizi ve yorumlanmasına dayanmaktadır Bu doğrultuda kitap ulaşılan yeni bilgi ve belgeler aracılığıyla mevcut literatüre özgün katkılar sağlamaktadır

Kitap Ambarı
288,00

Günce Yayınları

2026272 sf.
İnce Kapak16 x 24
Kitap Ambarı

Tarihsel süreçte savaşlara ve siyasal ekonomik ticari istikrarsızlıklara sahne olan Türk Rus ilişkileri bütün bu dalgalanmalara rağmen iki ülke açısından da stratejik bir değer taşımaya devam etmiştir XX yüzyılınbaşlarında her iki ülkede deyaşanan köklü dönüşümler toplumsal ve düşünsel yaşamı yeniden biçimlendirmiş ve bu değişim kültürel alan üzerinde de belirgin etkiler yaratmıştır Cumhuriyetinilk yıllarında Türkiye nin sosyal ve kültürel ortamı dönemin koşullarına uygun yeni yöntemler ve yaklaşımlar geliştirme arayışına yönelmiştir Bu süreçtegeçmişe karşı olan bakış açılarıdeğişmiş olayların değerlendirilmeyöntemlerifarklılaşmış ve toplumsal bilimlerin dayandığı temellertekrarşekillenmiştir Kültür bu dönemde liderlerin ve devletlerin kimliklerini görünür kılmaları güçlerini ifade etmeleri ve kalıcı ilişkiler tesis etmeleri için stratejik bir araç işlevi görmüştür Türk ve Sovyet kültür temsilcileri sanatçılar bilim insanları ve teknik uzmanlar arasında gerek devlet desteğiyle gereksebireysel düzlemdekurulan temaslar etkileşim kanallarını çeşitlendirmiş ve iş birliğinin kurumsallaşmasında belirleyici bir rol oynamıştır Türk Sovyet ilişkilerine dair mevcut literatür çoğunlukla diplomatik ve siyasal gelişmelere odaklanmakla birlikte kültürel temasların iki toplumun dönüşüm dinamikleri üzerindeki etkisini bütüncül bir çerçevede ele almakta sınırlı kalmaktadır Oysa 1920 1930 lu yıllarda karşılıklı kültürel etkileşimler hem reform süreçlerinin yönünü hem de entelektüel üretimin karakterini belirleyen önemli unsurlar arasında yer almıştır Bu nedenle söz konusu dönemi kültürel ilişkiler ekseninde yeniden değerlendirmek arşiv belgeleri dönemin tanıklıkları ve kurumsal girişimlerden hareketle etkileşimin kapsamını motivasyonlarını ve sonuçlarını ortaya koymak güncel Türk Rus ilişkilerinin anlaşılması bakımından gereklilik arz etmektedir Bu kitap Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş yıllarında Sovyet Rusya ile geliştirdiğiikili ilişkilerinsosyal ve kültürel alanlardaki etkilerini dönemin siyasal ekonomik ve toplumsal koşulları çerçevesinde incelemektedir Araştırmada bu ilişkilerin eğitim kültür sanat bilim ve sanayi alanlarında kurumsal yapılar ve ortak girişimler düzeyinde nasıl somutlaştığı ortaya konulmaktadır Araştırmada kullanılan yöntem ağırlıklı olarak birincil ve ikincil kaynakların analizi ve yorumlanmasına dayanmaktadır Bu doğrultuda kitap ulaşılan yeni bilgi ve belgeler aracılığıyla mevcut literatüre özgün katkılar sağlamaktadır Tannıtım Bülteninden

D&R
360,00

Günce Yayınları

20261. baskı272 sf.
16 x 242. HamurTürkçe
D&R

Tarihsel süreçte savaşlara ve siyasal ekonomik ticari istikrarsızlıklara sahne olan Türk Rus ilişkileri bütün bu dalgalanmalara rağmen iki ülke açısından da stratejik bir değer taşımaya devam etmiştir XX yüzyılın başlarında her iki ülkede de yaşanan köklü dönüşümler toplumsal ve düşünsel yaşamı yeniden biçimlendirmiş ve bu değişim kültürel alan üzerinde de belirgin etkiler yaratmıştır Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye nin sosyal ve kültürel ortamı dönemin koşullarına uygun yeni yöntemler ve yaklaşımlar geliştirme arayışına yönelmiştir Bu süreçte geçmişe karşı olan bakış açıları değişmiş olayların değerlendirilme yöntemleri farklılaşmış ve toplumsal bilimlerin dayandığı temeller tekrar şekillenmiştir Kültür bu dönemde liderlerin ve devletlerin kimliklerini görünür kılmaları güçlerini ifade etmeleri ve kalıcı ilişkiler tesis etmeleri için stratejik bir araç işlevi görmüştür Türk ve Sovyet kültür temsilcileri sanatçılar bilim insanları ve teknik uzmanlar arasında gerek devlet desteğiyle gerekse bireysel düzlemde kurulan temaslar etkileşim kanallarını çeşitlendirmiş ve iş birliğinin kurumsallaşmasında belirleyici bir rol oynamıştır Türk Sovyet ilişkilerine dair mevcut literatür çoğunlukla diplomatik ve siyasal gelişmelere odaklanmakla birlikte kültürel temasların iki toplumun dönüşüm dinamikleri üzerindeki etkisini bütüncül bir çerçevede ele almakta sınırlı kalmaktadır Oysa 1920 1930 lu yıllarda karşılıklı kültürel etkileşimler hem reform süreçlerinin yönünü hem de entelektüel üretimin karakterini belirleyen önemli unsurlar arasında yer almıştır Bu nedenle söz konusu dönemi kültürel ilişkiler ekseninde yeniden değerlendirmek arşiv belgeleri dönemin tanıklıkları ve kurumsal girişimlerden hareketle etkileşimin kapsamını motivasyonlarını ve sonuçlarını ortaya koymak güncel Türk Rus ilişkilerinin anlaşılması bakımından gereklilik arz etmektedir Bu kitap Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş yıllarında Sovyet Rusya ile geliştirdiği ikili ilişkilerin sosyal ve kültürel alanlardaki etkilerini dönemin siyasal ekonomik ve toplumsal koşulları çerçevesinde incelemektedir Araştırmada bu ilişkilerin eğitim kültür sanat bilim ve sanayi alanlarında kurumsal yapılar ve ortak girişimler düzeyinde nasıl somutlaştığı ortaya konulmaktadır Araştırmada kullanılan yöntem ağırlıklı olarak birincil ve ikincil kaynakların analizi ve yorumlanmasına dayanmaktadır Bu doğrultuda kitap ulaşılan yeni bilgi ve belgeler aracılığıyla mevcut literatüre özgün katkılar sağlamaktadır Tannıtım Bülteninden

Pandora

Günce

2026272 sf.
Pandora

Tarihsel süreçte savaşlara ve siyasal ekonomik ticari istikrarsızlıklara sahne olan Türk Rus ilişkileri bütün bu dalgalanmalara rağmen iki ülke açısından da stratejik bir değer taşımaya devam etmiştir XX yüzyılın başlarında her iki ülkede de yaşanan köklü dönüşümler toplumsal ve düşünsel yaşamı yeniden biçimlendirmiş ve bu değişim kültürel alan üzerinde de belirgin etkiler yaratmıştır Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye nin sosyal ve kültürel ortamı dönemin koşullarına uygun yeni yöntemler ve yaklaşımlar geliştirme arayışına yönelmiştir Bu süreçte geçmişe karşı olan bakış açıları değişmiş olayların değerlendirilme yöntemleri farklılaşmış ve toplumsal bilimlerin dayandığı temeller tekrar şekillenmiştir Kültür bu dönemde liderlerin ve devletlerin kimliklerini görünür kılmaları güçlerini ifade etmeleri ve kalıcı ilişkiler tesis etmeleri için stratejik bir araç işlevi görmüştür Türk ve Sovyet kültür temsilcileri sanatçılar bilim insanları ve teknik uzmanlar arasında gerek devlet desteğiyle gerekse bireysel düzlemde kurulan temaslar etkileşim kanallarını çeşitlendirmiş ve iş birliğinin kurumsallaşmasında belirleyici bir rol oynamıştır Türk Sovyet ilişkilerine dair mevcut literatür çoğunlukla diplomatik ve siyasal gelişmelere odaklanmakla birlikte kültürel temasların iki toplumun dönüşüm dinamikleri üzerindeki etkisini bütüncül bir çerçevede ele almakta sınırlı kalmaktadır Oysa 1920 1930 lu yıllarda karşılıklı kültürel etkileşimler hem reform süreçlerinin yönünü hem de entelektüel üretimin karakterini belirleyen önemli unsurlar arasında yer almıştır Bu nedenle söz konusu dönemi kültürel ilişkiler ekseninde yeniden değerlendirmek arşiv belgeleri dönemin tanıklıkları ve kurumsal girişimlerden hareketle etkileşimin kapsamını motivasyonlarını ve sonuçlarını ortaya koymak güncel Türk Rus ilişkilerinin anlaşılması bakımından gereklilik arz etmektedir Bu kitap Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş yıllarında Sovyet Rusya ile geliştirdiği ikili ilişkilerin sosyal ve kültürel alanlardaki etkilerini dönemin siyasal ekonomik ve toplumsal koşulları çerçevesinde incelemektedir Araştırmada bu ilişkilerin eğitim kültür sanat bilim ve sanayi alanlarında kurumsal yapılar ve ortak girişimler düzeyinde nasıl somutlaştığı ortaya konulmaktadır Araştırmada kullanılan yöntem ağırlıklı olarak birincil ve ikincil kaynakların analizi ve yorumlanmasına dayanmaktadır Bu doğrultuda kitap ulaşılan yeni bilgi ve belgeler aracılığıyla mevcut literatüre özgün katkılar sağlamaktadır