Türk Sinemasında Ses İmaj — Eda Arısoy

Türk Sinemasında Ses İmaj
Eda ArısoyAkademisyen Kitabevi
Türk Sinemasında Ses İmaj
Eda ArısoySinema üzerine filozofik görüşleri olan Rudolf Arnheim düşünmenin görme ile ilk anda oluştuğunu yazar Arnheim in görme ile düşünmeye dair bu görüşünde görmek kavramını metaforik olarak kullanmadığını özellikle hatırlatmak gerekiyor Görmek ve düşünmek arasındaki ilişki sözcüğün tam da duyu organımız olan gözlerimizle yaptığımız görme üzerine kurulur Filmlerdeki görsel imajların niçin sadece eğlence olarak değerlendirilemeyeceğini temellendiren bu tür görüşler sadece Arnheim de değil Béla Balâzs da Jean Epstein de Sergei Eisenstein de ve son yıllarda Gilles Deleuze Alain Badiou Jacques Ranciere gibi filozoflarda da görülebilir Düşünmek görmek ile başlar Acaba sadece görmek ile mi İşitme ile düşünme arasındaki ilişki de benzer bir doğrultuda kurulamaz mı Nitekim Gilles Deleuze özellikle Sinema 2 de optik yani görsel imajlarla sonik yani ses imajları eşit düzeyde gördüğü zaman imaj analizinde buna dair ipuçları verir Sinema başından itibaren sesle ilişkilidir sessiz sinema denilen dönemde dahi Film içinden veya dışından gelen müzikler sesler konuşmalar olmasa da görsel imajlarla yan yanaydı Bazen görsel imajlarla uyumluydu bazen istisna da olsa onlarda çatlaklar yaratıyordu Ama 2 Dünya Savaşı ndan sonra ses imaj ile görsel imaj arasındaki bu gedikler daha da büyüdü Aralık açıldıkça da düşünce düşünülmeyeni dahi düşünmeye başladı Heidegger in çağımızda en önemli düşünce halen henüz düşünmüyoruz sözüne karşı filmlerden bazı yanıtlar gelmeye başladı belki de Filmler seslerle görüntüleri birbirinden kopararak bizler üzerinde daha önce tanık olmadığımız farklı yağmurlar yağdırmaya başladı Zaman imajlar daha önce hareket imajlarda da var olan yağmurların şiddetini hem artırmış hem de çeşitlendirmişti Artık daha önce işitmediğimiz sesleri de işitmeye başlamıştık Tanıtım Bülteninden

Akademisyen Kitabevi
Sinema üzerine filozofik görüşleri olan Rudolf Arnheim düşünmenin görme ile ilk anda oluştuğunu yazar Arnheim in görme ile düşünmeye dair bu görüşünde görmek kavramını metaforik olarak kullanmadığını özellikle hatırlatmak gerekiyor Görmek ve düşünmek arasındaki ilişki sözcüğün tam da duyu organımız olan gözlerimizle yaptığımız görme üzerine kurulur Filmlerdeki görsel imajların niçin sadece eğlence olarak değerlendirilemeyeceğini temellendiren bu tür görüşler sadece Arnheim de değil Béla Balâzs da Jean Epstein de Sergei Eisenstein de ve son yıllarda Gilles Deleuze Alain Badiou Jacques Ranciere gibi filozoflarda da görülebilir Düşünmek görmek ile başlar Acaba sadece görmek ile mi İşitme ile düşünme arasındaki ilişki de benzer bir doğrultuda kurulamaz mı Nitekim Gilles Deleuze özellikle Sinema 2 de optik yani görsel imajlarla sonik yani ses imajları eşit düzeyde gördüğü zaman imaj analizinde buna dair ipuçları verir Sinema başından itibaren sesle ilişkilidir sessiz sinema denilen dönemde dahi Film içinden veya dışından gelen müzikler sesler konuşmalar olmasa da görsel imajlarla yan yanaydı Bazen görsel imajlarla uyumluydu bazen istisna da olsa onlarda çatlaklar yaratıyordu Ama 2 Dünya Savaşı ndan sonra ses imaj ile görsel imaj arasındaki bu gedikler daha da büyüdü Aralık açıldıkça da düşünce düşünülmeyeni dahi düşünmeye başladı Heidegger in çağımızda en önemli düşünce halen henüz düşünmüyoruz sözüne karşı filmlerden bazı yanıtlar gelmeye başladı belki de Filmler seslerle görüntüleri birbirinden kopararak bizler üzerinde daha önce tanık olmadığımız farklı yağmurlar yağdırmaya başladı Zaman imajlar daha önce hareket imajlarda da var olan yağmurların şiddetini hem artırmış hem de çeşitlendirmişti Artık daha önce işitmediğimiz sesleri de işitmeye başlamıştık Tanıtım Bülteninden

Akademisyen Kitabevi
Eda Arısoy tarafından kaleme alınan Türk Sinemasında Ses İmaj Akademisyen Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Türk Sinemasında Ses İmaj Eda Arısoy Kitap Özeti Sinema üzerine filozofik görüşleri olan Rudolf Arnheim düşünmenin görme ile ilk anda oluştuğunu yazar Arnheim in görme ile düşünmeye dair bu görüşünde görmek kavramını metaforik olarak kullanmadığını özellikle hatırlatmak gerekiyor Görmek ve düşünmek arasındaki ilişki sözcüğün tam da duyu organımız olan gözlerimizle yaptığımız görme üzerine kurulur Filmlerdeki görsel imajların niçin sadece eğlence olarak değerlendirilemeyeceğini temellendiren bu tür görüşler sadece Arnheim de değil Béla Balâzs da Jean Epstein de Sergei Eisenstein de ve son yıllarda Gilles Deleuze Alain Badiou Jacques Ranciere gibi filozoflarda da görülebilir Düşünmek görmek ile başlar Acaba sadece görmek ile mi İşitme ile düşünme arasındaki ilişki de benzer bir doğrultuda kurulamaz mı Nitekim Gilles Deleuze özellikle Sinema 2 de optik yani görsel imajlarla sonik yani ses imajları eşit düzeyde gördüğü zaman imaj analizinde buna dair ipuçları verir Sinema başından itibaren sesle ilişkilidir sessiz sinema denilen dönemde dahi Film içinden veya dışından gelen müzikler sesler konuşmalar olmasa da görsel imajlarla yan yanaydı Bazen görsel imajlarla uyumluydu bazen istisna da olsa onlarda çatlaklar yaratıyordu Ama 2 Dünya Savaşı ndan sonra ses imaj ile görsel imaj arasındaki bu gedikler daha da büyüdü Aralık açıldıkça da düşünce düşünülmeyeni dahi düşünmeye başladı Heidegger in çağımızda en önemli düşünce halen henüz düşünmüyoruz sözüne karşı filmlerden bazı yanıtlar gelmeye başladı belki de Filmler seslerle görüntüleri birbirinden kopararak bizler üzerinde daha önce tanık olmadığımız farklı yağmurlar yağdırmaya başladı Zaman imajlar daha önce hareket imajlarda da var olan yağmurların şiddetini hem artırmış hem de çeşitlendirmişti Artık daha önce işitmediğimiz sesleri de işitmeye başlamıştık Yayınevi Akademisyen Kitabevi Yazar Eda Arısoy Sayfa 343 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Şubat 2022 Barkod 9786258430646 Kategori Sanat Kitapları Fotoğraf Sinema Tiyatro

Akademisyen Kitabevi
Sinema üzerine filozofik görüşleri olan Rudolf Arnheim düşünmenin görme ile ilk anda oluştuğunu yazar Arnheim in görme ile düşünmeye dair bu görüşünde görmek kavramını metaforik olarak kullanmadığını özellikle hatırlatmak gerekiyor Görmek ve düşünmek arasındaki ilişki sözcüğün tam da duyu organımız olan gözlerimizle yaptığımız görme üzerine kurulur Filmlerdeki görsel imajların niçin sadece eğlence olarak değerlendirilemeyeceğini temellendiren bu tür görüşler sadece Arnheim de değil Béla Balâzs da Jean Epstein de Sergei Eisenstein de ve son yıllarda Gilles Deleuze Alain Badiou Jacques Ranciere gibi filozoflarda da görülebilir Düşünmek görmek ile başlar Acaba sadece görmek ile mi İşitme ile düşünme arasındaki ilişki de benzer bir doğrultuda kurulamaz mı Nitekim Gilles Deleuze özellikle Sinema 2 de optik yani görsel imajlarla sonik yani ses imajları eşit düzeyde gördüğü zaman imaj analizinde buna dair ipuçları verir Sinema başından itibaren sesle ilişkilidir sessiz sinema denilen dönemde dahi Film içinden veya dışından gelen müzikler sesler konuşmalar olmasa da görsel imajlarla yan yanaydı Bazen görsel imajlarla uyumluydu bazen istisna da olsa onlarda çatlaklar yaratıyordu Ama 2 Dünya Savaşı ndan sonra ses imaj ile görsel imaj arasındaki bu gedikler daha da büyüdü Aralık açıldıkça da düşünce düşünülmeyeni dahi düşünmeye başladı Heidegger in çağımızda en önemli düşünce halen henüz düşünmüyoruz sözüne karşı filmlerden bazı yanıtlar gelmeye başladı belki de Filmler seslerle görüntüleri birbirinden kopararak bizler üzerinde daha önce tanık olmadığımız farklı yağmurlar yağdırmaya başladı Zaman imajlar daha önce hareket imajlarda da var olan yağmurların şiddetini hem artırmış hem de çeşitlendirmişti Artık daha önce işitmediğimiz sesleri de işitmeye başlamıştık

Akademisyen Kitabevi
Sinema üzerine filozofik görüşleri olan Rudolf Arnheim düşünmenin görme ile ilk anda oluştuğunu yazar Arnheim in görme ile düşünmeye dair bu görüşünde görmek kavramını metaforik olarak kullanmadığını özellikle hatırlatmak gerekiyor Görmek ve düşünmek arasındaki ilişki sözcüğün tam da duyu organımız olan gözlerimizle yaptığımız görme üzerine kurulur Filmlerdeki görsel imajların niçin sadece eğlence olarak değerlendirilemeyeceğini temellendiren bu tür görüşler sadece Arnheim de değil Béla Balâzs da Jean Epstein de Sergei Eisenstein de ve son yıllarda Gilles Deleuze Alain Badiou Jacques Ranciere gibi filozoflarda da görülebilir Düşünmek görmek ile başlar Acaba sadece görmek ile mi İşitme ile düşünme arasındaki ilişki de benzer bir doğrultuda kurulamaz mı Nitekim Gilles Deleuze özellikle Sinema 2 de optik yani görsel imajlarla sonik yani ses imajları eşit düzeyde gördüğü zaman imaj analizinde buna dair ipuçları verir Sinema başından itibaren sesle ilişkilidir sessiz sinema denilen dönemde dahi Film içinden veya dışından gelen müzikler sesler konuşmalar olmasa da görsel imajlarla yan yanaydı Bazen görsel imajlarla uyumluydu bazen istisna da olsa onlarda çatlaklar yaratıyordu Ama 2 Dünya Savaşı ndan sonra ses imaj ile görsel imaj arasındaki bu gedikler daha da büyüdü Aralık açıldıkça da düşünce düşünülmeyeni dahi düşünmeye başladı Heidegger in çağımızda en önemli düşünce halen henüz düşünmüyoruz sözüne karşı filmlerden bazı yanıtlar gelmeye başladı belki de Filmler seslerle görüntüleri birbirinden kopararak bizler üzerinde daha önce tanık olmadığımız farklı yağmurlar yağdırmaya başladı Zaman imajlar daha önce hareket imajlarda da var olan yağmurların şiddetini hem artırmış hem de çeşitlendirmişti Artık daha önce işitmediğimiz sesleri de işitmeye başlamıştık

Akademisyen Kitabevi
Sinema üzerine filozofik görüşleri olan Rudolf Arnheim düşünmenin görme ile ilk anda oluştuğunu yazar Arnheim in görme ile düşünmeye dair bu görüşünde görmek kavramını metaforik olarak kullanmadığını özellikle hatırlatmak gerekiyor Görmek ve düşünmek arasındaki ilişki sözcüğün tam da duyu organımız olan gözlerimizle yaptığımız görme üzerine kurulur Filmlerdeki görsel imajların niçin sadece eğlence olarak değerlendirilemeyeceğini temellendiren bu tür görüşler sadece Arnheim de değil Béla Balâzs da Jean Epstein de Sergei Eisenstein de ve son yıllarda Gilles Deleuze Alain Badiou Jacques Ranciere gibi filozoflarda da görülebilir Düşünmek görmek ile başlar Acaba sadece görmek ile mi İşitme ile düşünme arasındaki ilişki de benzer bir doğrultuda kurulamaz mı Nitekim Gilles Deleuze özellikle Sinema 2 de optik yani görsel imajlarla sonik yani ses imajları eşit düzeyde gördüğü zaman imaj analizinde buna dair ipuçları verir Sinema başından itibaren sesle ilişkilidir sessiz sinema denilen dönemde dahi Film içinden veya dışından gelen müzikler sesler konuşmalar olmasa da görsel imajlarla yan yanaydı Bazen görsel imajlarla uyumluydu bazen istisna da olsa onlarda çatlaklar yaratıyordu Ama 2 Dünya Savaşı ndan sonra ses imaj ile görsel imaj arasındaki bu gedikler daha da büyüdü Aralık açıldıkça da düşünce düşünülmeyeni dahi düşünmeye başladı Heidegger in çağımızda en önemli düşünce halen henüz düşünmüyoruz sözüne karşı filmlerden bazı yanıtlar gelmeye başladı belki de Filmler seslerle görüntüleri birbirinden kopararak bizler üzerinde daha önce tanık olmadığımız farklı yağmurlar yağdırmaya başladı Zaman imajlar daha önce hareket imajlarda da var olan yağmurların şiddetini hem artırmış hem de çeşitlendirmişti Artık daha önce işitmediğimiz sesleri de işitmeye başlamıştık

Akademisyen Kitabevi
Sinema üzerine filozofik görüşleri olan Rudolf Arnheim düşünmenin görme ile ilk anda oluştuğunu yazar Arnheim in görme ile düşünmeye dair bu görüşünde görmek kavramını metaforik olarak kullanmadığını özellikle hatırlatmak gerekiyor Görmek ve düşünmek arasındaki ilişki sözcüğün tam da duyu organımız olan gözlerimizle yaptığımız görme üzerine kurulur Filmlerdeki görsel imajların niçin sadece eğlence olarak değerlendirilemeyeceğini temellendiren bu tür görüşler sadece Arnheim de değil Béla Balâzs da Jean Epstein de Sergei Eisenstein de ve son yıllarda Gilles Deleuze Alain Badiou Jacques Ranciere gibi filozoflarda da görülebilir Düşünmek görmek ile başlar Acaba sadece görmek ile mi İşitme ile düşünme arasındaki ilişki de benzer bir doğrultuda kurulamaz mı Nitekim Gilles Deleuze özellikle Sinema 2 de optik yani görsel imajlarla sonik yani ses imajları eşit düzeyde gördüğü zaman imaj analizinde buna dair ipuçları verir Sinema başından itibaren sesle ilişkilidir sessiz sinema denilen dönemde dahi Film içinden veya dışından gelen müzikler sesler konuşmalar olmasa da görsel imajlarla yan yanaydı Bazen görsel imajlarla uyumluydu bazen istisna da olsa onlarda çatlaklar yaratıyordu Ama 2 Dünya Savaşı ndan sonra ses imaj ile görsel imaj arasındaki bu gedikler daha da büyüdü Aralık açıldıkça da düşünce düşünülmeyeni dahi düşünmeye başladı Heidegger in çağımızda en önemli düşünce halen henüz düşünmüyoruz sözüne karşı filmlerden bazı yanıtlar gelmeye başladı belki de Filmler seslerle görüntüleri birbirinden kopararak bizler üzerinde daha önce tanık olmadığımız farklı yağmurlar yağdırmaya başladı Zaman imajlar daha önce hareket imajlarda da var olan yağmurların şiddetini hem artırmış hem de çeşitlendirmişti Artık daha önce işitmediğimiz sesleri de işitmeye başlamıştık