MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Türk Tarihinde Savaş Esirleri — Kolektif

Türk Tarihinde Savaş Esirleri
242,00
Türk Tarihi AraştırmalarıTarih Araştırma ve İnceleme KitaplarıTarih Diğer

Türk Tarihinde Savaş Esirleri

Kolektif

Vakıfbank Kültür Yayınları

2023488 sf.
Ciltsiz
BKM KitapEn ucuz

Türk Tarihinde Savaş Esirleri

Kolektif

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır

Şehadet Kitap
259,60

Vakıfbank Kültür Yayınları

2024488 sf.
Şehadet Kitap

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır

Kitap Ekspres
277,20
Aralık 2023488 sf.
15X242.hamurTürkçe

çev. Okan Yeşilot

Kitap Ekspres

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır Yazar Kolektif Sayfa Sayısı 488 Çeviri Okan Yeşilot Ebat 15X24 Basım Dili Türkçe Basım Tarihi Aralık 2023 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 277 20

Kitap Ambarı
277,20

VakıfBank Kültür Yayınları

2024488 sf.
İnce Kapak15,5 x 24
Kitap Ambarı

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır Tanıtım Bülteninden

Kitap Sepeti
308,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

2023488 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır

Tamadres
308,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

Mart 2024488 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır

Pandora
330,00

Vakıfbank Kültür

2024488 sf.
Pandora

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır

D&R
338,36

VakıfBank Kültür Yayınları

20241. baskı488 sf.
15,5 x 242. HamurTürkçe
D&R

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır Tanıtım Bülteninden

Benli Kitap
352,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

2024-03-121. baskı488 sf.
Karton155-240-Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır

Pelikan Kitabevi
352,00

VakıfBank Kültür Yayınları

488 sf.
16x24
Pelikan Kitabevi

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır

Nobel Kitap
374,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

2023488 sf.
Nobel Kitap

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu d

Kita Kitap
440,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

Aralık 20231. baskı488 sf.
Ciltsiz15,50 x 24,00 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Hayvan taşımada kullanılan yük trenleriyle önce toplama kamplarına ardından esaret hayatlarını sürecekleri ana kamplara gönderilen Türk esirler yolculuk boyunca birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmıştır Giyim yiyecek ve içme suyu açısından sefaletin yaşandığı bu yolculuklar sırasında birçok Türk esir tifo ve dizanteri gibi hastalıklardan dolayı yaşamını kaybetmiştir Sağ kalanlar ise gönderildikleri esir kamplarında yaşam mücadelesi vermişlerdir Rusya içlerine gönderilen Türk esirlerin toplama kamplarından biri olan Bakü deki Nargin Adası yaşam koşullarının en ağır olduğu toplama kamplarından biridir Yılanlı Ada olarak da anılan Nargin Adası susuzluktan kaynaklı pislikten haşerelerin kol gezdiği camsız barakaları ve sayıları binleri bulan esir nüfusuyla insanlık tarihinin kötü anılarından biri olarak tarihteki yerini almıştır Savaşlar ve çatışmalar istenmeyen dramatik hadiseler olsalar da insanlık tarihinde savaşsız ve rekabetsiz bir dönem hemen hemen yok gibidir Genelde zaferler ve mağlubiyetler ekseninde değerlendirilen savaşlarda devletler şehitler ve gaziler üzerinden bir tarihyazımı gerçekleştirirken esirler çoğunlukla göz ardı edilmektedir Hâlbuki her savaşta silahlı çatışma sırasında veya sonrasında rakip tarafından canlı şekilde ele geçirilerek gözaltında tutulan askerler az veya çok bir esaret hayatı yaşamaktadırlar Esir alınanlar veya esareti yaşamak zorunda kalanlar bu savaşların belki de en görünmez unsurlarından biridir Artık onlar ne ölüdürler ne de tam anlamıyla mensup oldukları tarafın bir parçasıdırlar Siyasi askeri tarih yazıcılığında genelde sonuca odaklanıldığından sadece mağluplar için değil galipler için de söz konusu olan esaret tâlî bir mevzu olarak değerlendirilmiş ve diğer konuların gölgesinde kalmıştır Esir kimdir sorusuna insan merkeze alınarak cevap verildiğinde konunun ne denli dramatik olduğu görülmektedir Şöyle ki esirler esaretin zillet ve hiddeti içlerini kemiren savaşın ceremesini yüklenen ve çoğu da nisyana mahkûm edilen insanlardır Esaret basit bir tutsaklık hadisesi veya hürriyetin tahdidi olarak değerlendirilecek kadar sıradan bir mevzu değildir Farklı etnik ve dini kökenden gelen esirlerin yaşadıkları ortama dair bizzat müşahedelerine dayanan kıymetli bilgileri kayıt altına aldıkları hatta ihtidâ suretiyle esaretleri sona erdiğinde idari sosyal ve kültürel hayata çok önemli katkılar sağladıkları da bilinmektedir Savaş esirleri sadece milletlerarası hukukun değil aynı zamanda insanlık tarihinin de bir parçası olarak ortaya çıkmıştır Esir esaret biraz da mahcubiyet içerdiği için bu konularla ilgili çok fazla yayına ulaşılamamaktadır Bu alandaki boşluğu doldurmak üzere yapılan bu çalışmada Türk tarihinde savaş esirleri konusu akademisyenler uzmanlar tarafından birçok yönüyle incelenmeye çalışılmıştır img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img