Türkiye de Kamu Borçlarının Gelişimi ve Sürdürülebilirliği — Murat Demir

Türkiye de Kamu Borçlarının Gelişimi ve Sürdürülebilirliği
Murat DemirÇizgi Kitabevi Yayınları
Türkiye de Kamu Borçlarının Gelişimi ve Sürdürülebilirliği
Murat DemirKlasik iktisadi yaklasima göre olaganüstü bir kamu geliri olarak görülen kamu borçlanmasi devletin genel ekonomik yapi içindeki fonksiyonelliginin arttigi Keynesyen yaklasimla birlikte olagan kamu gelirine dönüsmüs ve mali gereksinimlerin yani sira ekonomik gereksinimlerle de devletin rahatlikla borçlanabilecegi algisi hemen tüm ülkelerin ekonomi politikalarina yansimistir Kamu borçlanmasi teorik arka planindaki bu gelismeye paralel olarak özellikle gelismekte olan ülkelerde hizla artmis ve bugün ulastigi büyüklük itibariyle temel bir finansman kaynagina dönüsmüstür Kamu borçlanmasi ekonomik büyüme ve kalkinma sermaye birikimi kusaklar arasi kaynak transferi ve enflasyon gibi makro ekonomik büyüklükler üzerindeki dogrudan ve türev etkileri ile sosyo ekonomik yapiya yön veren temel dinamiklerden birisi olarak ele alinmaktadir Ekonomi yönetiminin ve siyasal yapinin tam da kurumsallasamadigi gelismekte olan ülkelerde bir türlü disipline edilemeyen kamu maliyesi ve bu temelde gelisen kamu kesimi finansman sorunlari da yüksek faiz ve kisa vadelerle kamu borçlanmasini önemli bir alternatif ve zorunluluk olarak ortaya çikartmistir Kamu borçlanmasi büyüklügü yapisi kompozisyonu etkileri ve sürdürülebilirligi temelinde Türkiye de de üzerinde önemli ve yogun tartismalarin yapildigi konularin basinda gelmektedir Türkiye de borçlanmanin yol açtigi yüksek faiz yatirimlarin dislanmasi ve enflasyon gibi temel sorunlar zaman zaman borçlanmayi besleyen ve çok daha maliyetli hale getiren nedenlere dönüsmüs ve sürdürülebilirlik tartismalari da tam bu dönemlerde yogunluk kazanmistir Ekonomideki yapisal sorunlar siyasal istikrarsizliklarla gelisen ekonomik istikrarsizliklar ekonomik rasyonalitesi olmayan maliye politikalari ve bozulan mali disiplin borçlanma gereksinimini sürekli üst düzeyde tutarken artan borçlanma gereksinimini de söz konusu sorunlari daha da derinlestiren bir etkiye sahip olmustur Hiç kuskusuz böylesi bir yapi mali sektörün reel sektörü beslemekte yetersiz kalacagi bir sürece islerlik kazandirarak kamunun kaynak dagiliminda etkinlik gelir dagiliminda adalet büyüme ve kalkinma amaçlarinin temelden sorgulanmasina yol açacak niteliktedir Çalismada 1980 2008 arasi Türkiye de kamu borçlarinin gelisimi türlü yönleriyle incelenirken borçlarin sürdürülebilirliginin Türkiye baglaminda ifade ettigi anlam üzerine yogunlasilmis ve borç sürdürülebilirlik ölçütlerine göre borçlarin sürdürülebilirligi dönemler itibariyle incelenmeye çalisilmistir Arka Kapak

Çizgi Kitabevi
Klasik iktisadi yaklaşıma göre olağanüstü bir kamu geliri olarak görülen kamu borçlanması devletin genel ekonomik yapı içindeki fonksiyonelliğinin arttığı Keynesyen yaklaşımla birlikte olağan kamu gelirine dönüşmüş ve mali gereksinimlerin yanı sıra ekonomik gereksinimlerle de devletin rahatlıkla borçlanabileceği algısı hemen tüm ülkelerin ekonomi politikalarına yansımıştır Kamu borçlanması teorik arka planındaki bu gelişmeye paralel olarak özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla artmış ve bugün ulaştığı büyüklük itibariyle temel bir finansman kaynağına dönüşmüştür Kamu borçlanması ekonomik büyüme ve kalkınma sermaye birikimi kuşaklar arası kaynak transferi ve enflasyon gibi makro ekonomik büyüklükler üzerindeki doğrudan ve türev etkileri ile sosyo ekonomik yapıya yön veren temel dinamiklerden birisi olarak ele alınmaktadır Ekonomi yönetiminin ve siyasal yapının tam da kurumsallaşamadığı gelişmekte olan ülkelerde bir türlü disipline edilemeyen kamu maliyesi ve bu temelde gelişen kamu kesimi finansman sorunları da yüksek faiz ve kısa vadelerle kamu borçlanmasını önemli bir alternatif ve zorunluluk olarak ortaya çıkartmıştır Kamu borçlanması büyüklüğü yapısı kompozisyonu etkileri ve sürdürülebilirliği temelinde Türkiyede de üzerinde önemli ve yoğun tartışmaların yapıldığı konuların başında gelmektedir Türkiyede borçlanmanın yol açtığı yüksek faiz yatırımların dışlanması ve enflasyon gibi temel sorunlar zaman zaman borçlanmayı besleyen ve çok daha maliyetli hale getiren nedenlere dönüşmüş ve sürdürülebilirlik tartışmaları da tam bu dönemlerde yoğunluk kazanmıştır Ekonomideki yapısal sorunlar siyasal istikrarsızlıklarla gelişen ekonomik istikrarsızlıklar ekonomik rasyonalitesi olmayan maliye politikaları ve bozulan mali disiplin borçlanma gereksinimini sürekli üst düzeyde tutarken artan borçlanma gereksinimini de söz konusu sorunları daha da derinleştiren bir etkiye sahip olmuştur Hiç kuşkusuz böylesi bir yapı mali sektörün reel sektörü beslemekte yetersiz kalacağı bir sürece işlerlik kazandırarak kamunun kaynak dağılımında etkinlik gelir dağılımında adalet büyüme ve kalkınma amaçlarının temelden sorgulanmasına yol açacak niteliktedir Çalışmada 1980 2008 arası Türkiyede kamu borçlarının gelişimi türlü yönleriyle incelenirken borçların sürdürülebilirliğinin Türkiye bağlamında ifade ettiği anlam üzerine yoğunlaşılmış ve borç sürdürülebilirlik ölçütlerine göre borçların sürdürülebilirliği dönemler itibariyle incelenmeye çalışılmıştır

Çizgi Kitabevi Yayınları
Klasik iktisadi yaklaşıma göre olağanüstü bir kamu geliri olarak görülen kamu borçlanması devletin genel ekonomik yapı içindeki fonksiyonelliğinin arttığı Keynesyen yaklaşımla birlikte olağan kamu gelirine dönüşmüş ve mali gereksinimlerin yanı sıra ekonomik gereksinimlerle de devletin rahatlıkla borçlanabileceği algısı hemen tüm ülkelerin ekonomi politikalarına yansımıştır Kamu borçlanması teorik arka planındaki bu gelişmeye paralel olarak özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla artmış ve bugün ulaştığı büyüklük itibariyle temel bir finansman kaynağına dönüşmüştür Kamu borçlanması ekonomik büyüme ve kalkınma sermaye birikimi kuşaklar arası kaynak transferi ve enflasyon gibi makro ekonomik büyüklükler üzerindeki doğrudan ve türev etkileri ile sosyo ekonomik yapıya yön veren temel dinamiklerden birisi olarak ele alınmaktadır Ekonomi yönetiminin ve siyasal yapının tam da kurumsallaşamadığı gelişmekte olan ülkelerde bir türlü disipline edilemeyen kamu maliyesi ve bu temelde gelişen kamu kesimi finansman sorunları da yüksek faiz ve kısa vadelerle kamu borçlanmasını önemli bir alternatif ve zorunluluk olarak ortaya çıkartmıştır Kamu borçlanması büyüklüğü yapısı kompozisyonu etkileri ve sürdürülebilirliği temelinde Türkiye de de üzerinde önemli ve yoğun tartışmaların yapıldığı konuların başında gelmektedir Türkiye de borçlanmanın yol açtığı yüksek faiz yatırımların dışlanması ve enflasyon gibi temel sorunlar zaman zaman borçlanmayı besleyen ve çok daha maliyetli hale getiren nedenlere dönüşmüş ve sürdürülebilirlik tartışmaları da tam bu dönemlerde yoğunluk kazanmıştır Ekonomideki yapısal sorunlar siyasal istikrarsızlıklarla gelişen ekonomik istikrarsızlıklar ekonomik rasyonalitesi olmayan maliye politikaları ve bozulan mali disiplin borçlanma gereksinimini sürekli üst düzeyde tutarken artan borçlanma gereksinimini de söz konusu sorunları daha da derinleştiren bir etkiye sahip olmuştur Hiç kuşkusuz böylesi bir yapı mali sektörün reel sektörü beslemekte yetersiz kalacağı bir sürece işlerlik kazandırarak kamunun kaynak dağılımında etkinlik gelir dağılımında adalet büyüme ve kalkınma amaçlarının temelden sorgulanmasına yol açacak niteliktedir Çalışmada 1980 2008 arası Türkiye de kamu borçlarının gelişimi türlü yönleriyle incelenirken borçların sürdürülebilirliğinin Türkiye bağlamında ifade ettiği anlam üzerine yoğunlaşılmış ve borç sürdürülebilirlik ölçütlerine göre borçların sürdürülebilirliği dönemler itibariyle incelenmeye çalışılmıştır

Çizgi Kitabevi
Klasik iktisadi yaklaşıma göre olağanüstü bir kamu geliri olarak görülen kamu borçlanması devletin genel ekonomik yapı içindeki fonksiyonelliğinin arttığı Keynesyen yaklaşımla birlikte olağan kamu gelirine dönüşmüş ve mali gereksinimlerin yanı sıra ekonomik gereksinimlerle de devletin rahatlıkla borçlanabileceği algısı hemen tüm ülkelerin ekonomi politikalarına yansımıştır Kamu borçlanması teorik arka planındaki bu gelişmeye paralel olarak özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla artmış ve bugün ulaştığı büyüklük itibariyle temel bir finansman kaynağına dönüşmüştür Kamu borçlanması ekonomik büyüme ve kalkınma sermaye birikimi kuşaklar arası kaynak transferi ve enflasyon gibi makro ekonomik büyüklükler üzerindeki doğrudan ve türev etkileri ile sosyo ekonomik yapıya yön veren temel dinamiklerden birisi olarak ele alınmaktadır Ekonomi yönetiminin ve siyasal yapının tam da kurumsallaşamadığı gelişmekte olan ülkelerde bir türlü disipline edilemeyen kamu maliyesi ve bu temelde gelişen kamu kesimi finansman sorunları da yüksek faiz ve kısa vadelerle kamu borçlanmasını önemli bir alternatif ve zorunluluk olarak ortaya çıkartmıştır Kamu borçlanması büyüklüğü yapısı kompozisyonu etkileri ve sürdürülebilirliği temelinde Türkiyede de üzerinde önemli ve yoğun tartışmaların yapıldığı konuların başında gelmektedir Türkiyede borçlanmanın yol açtığı yüksek faiz yatırımların dışlanması ve enflasyon gibi temel sorunlar zaman zaman borçlanmayı besleyen ve çok daha maliyetli hale getiren nedenlere dönüşmüş ve sürdürülebilirlik tartışmaları da tam bu dönemlerde yoğunluk kazanmıştır Ekonomideki yapısal sorunlar siyasal istikrarsızlıklarla gelişen ekonomik istikrarsızlıklar ekonomik rasyonalitesi olmayan maliye politikaları ve bozulan mali disiplin borçlanma gereksinimini sürekli üst düzeyde tutarken artan borçlanma gereksinimini de söz konusu sorunları daha da derinleştiren bir etkiye sahip olmuştur Hiç kuşkusuz böylesi bir yapı mali sektörün reel sektörü beslemekte yetersiz kalacağı bir sürece işlerlik kazandırarak kamunun kaynak dağılımında etkinlik gelir dağılımında adalet büyüme ve kalkınma amaçlarının temelden sorgulanmasına yol açacak niteliktedir Çalışmada 1980 2008 arası Türkiyede kamu borçlarının gelişimi türlü yönleriyle incelenirken borçların sürdürülebilirliğinin Türkiye bağlamında ifade ettiği anlam üzerine yoğunlaşılmış ve borç sürdürülebilirlik ölçütlerine göre borçların sürdürülebilirliği dönemler itibariyle incelenmeye çalışılmıştır

Çizgi
Klasik iktisadi yaklaşıma göre olağanüstü bir kamu geliri olarak görülen kamu borçlanması devletin genel ekonomik yapı içindeki fonksiyonelliğinin arttığı Keynesyen yaklaşımla birlikte olağan kamu gelirine dönüşmüş ve mali gereksinimlerin yanı sıra ekonomik gereksinimlerle de devletin rahatlıkla borçlanabileceği algısı hemen tüm ülkelerin ekonomi politikalarına yansımıştır Kamu borçlanması teorik arka planındaki bu gelişmeye paralel olarak özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla artmış ve bugün ulaştığı büyüklük itibariyle temel bir finansman kaynağına dönüşmüştür Kamu borçlanması ekonomik büyüme ve kalkınma sermaye birikimi kuşaklar arası kaynak transferi ve enflasyon gibi makro ekonomik büyüklükler üzerindeki doğrudan ve türev etkileri ile sosyo ekonomik yapıya yön veren temel dinamiklerden birisi olarak ele alınmaktadır Ekonomi yönetiminin ve siyasal yapının tam da kurumsallaşamadığı gelişmekte olan ülkelerde bir türlü disipline edilemeyen kamu maliyesi ve bu temelde gelişen kamu kesimi finansman sorunları da yüksek faiz ve kısa vadelerle kamu borçlanmasını önemli bir alternatif ve zorunluluk olarak ortaya çıkartmıştır Kamu borçlanması büyüklüğü yapısı kompozisyonu etkileri ve sürdürülebilirliği temelinde Türkiye de de üzerinde önemli ve yoğun tartışmaların yapıldığı konuların başında gelmektedir Türkiye de borçlanmanın yol açtığı yüksek faiz yatırımların dışlanması ve enflasyon gibi temel sorunlar zaman zaman borçlanmayı besleyen ve çok daha maliyetli hale getiren nedenlere dönüşmüş ve sürdürülebilirlik tartışmaları da tam bu dönemlerde yoğunluk kazanmıştır Ekonomideki yapısal sorunlar siyasal istikrarsızlıklarla gelişen ekonomik istikrarsızlıklar ekonomik rasyonalitesi olmayan maliye politikaları ve bozulan mali disiplin borçlanma gereksinimini sürekli üst düzeyde tutarken artan borçlanma gereksinimini de söz konusu sorunları daha da derinleştiren bir etkiye sahip olmuştur Hiç kuşkusuz böylesi bir yapı mali sektörün reel sektörü beslemekte yetersiz kalacağı bir sürece işlerlik kazandırarak kamunun kaynak dağılımında etkinlik gelir dağılımında adalet büyüme ve kalkınma amaçlarının temelden sorgulanmasına yol açacak niteliktedir Çalışmada 1980 2008 arası Türkiye de kamu borçlarının gelişimi türlü yönleriyle incelenirken borçların sürdürülebilirliğinin Türkiye bağlamında ifade ettiği anlam üzerine yoğunlaşılmış ve borç sürdürülebilirlik ölçütlerine göre borçların sürdürülebilirliği dönemler itibariyle incelenmeye çalışılmıştır