Türkiye Tarihi 1
Timaş Yayınları
24 Eylül 1866 tarihli ön sözünde Georg Rosen eski Türkiye nin sahneden çekilmesi suretiyle yeni bir dönemin devreye girdiği 1826 yılını eserine esas aldığını ifade eder Yine Rosen e atıfla hükümdâr olarak son derece dikkat çekici bir şahsiyet olan Sultan Mahmud un 1839 da ölümü 1856 Paris Antlaşması na kadarki süreci kapsayan bu çalışmanın sonunu teşkil eder Bâbıâlî bu sürece sivilizasyonun çocuk ayakkabılarını giyerek dâhil olduğu halde Düvel i Muazzama tarafından coşkuyla reşit ilan edilerek tekrar ortaya çıkmış böylece bu devletlerin Türkiye nin selâmetinden ziyâde helâkini hızlandırdığı bunun sorumluluğunu da Türkiye ye yüklediği bir geçiş dönemi başlamıştır Tarihte 2 Mahmud kadar faal amaçlarının peşinde koşmakta bu kadar kararlı çevresindekilerin bu kadar fevkinde olan her türlü zorluğa göğüs geren çok az hükümdâr bilinmektedir Buna rağmen yabancı bir gücü Rusya yı dışarıda tutmak mümkün olmamış ve en önemli reformlar bile neredeyse embriyonik bir aşamada kalmıştır Sultan Mahmud ömrünü bütün bu gelişmelerin olumsuzlukları içinde başarısının bir meyvesini tadamadan geçirdi Bütün bunlara rağmen eseri yaşamaktadır ve Türk Devleti ayakta kaldığı müddetçe de yaşayacaktır İstanbul ile Kudüsʼte vazife görmüş bir diplomat ve son derece donanımlı bir Şark uzmanı olan Rosen eserinde ele aldığı konuları meslekî bilgisi ve arşiv kaynakları dâhil olmak üzere her türlü havadis imkânlarından istifadeyle özgün bilgiler halinde okuyucularına sunmaktadır Rosen ısrarla dile getirdiği daima ve hemen hemen hiç kullanmadığı Osmanlı yerine tercih ettiği Türk ve Türk Devleti tanımlama ve ifadeleriyle ancak asrın sonlarına doğru ortaya çıkacak olan unutulmuş bir etnik kimliğin en erken tarihlerdeki öncüsü olarak müstesna bir yer edinmektedir Eseri nin adının Türkiye Tarihi olması bu ısrarının bir delilidir Rosen Avrupalı tarihçiler ve tüm Osmanlı müverrihleri dâhil bu anlamda Gökalp lerin unutulmuş bir öncüsüdür