Türkler Ansiklopedisi 21 Kitap Takım
İBB Yayınları
Türk tarihi bugüne kadar spesifik olarak bölgesel çerçevede ve ön yargılarla incelenmiş fakat genelde incelenmemiştir Bu yüzden bir devletin tarihi bir Türk boyunun serüveni bir Türk liderin mücadelesi Türklerin hayat tarzı siyasi ilişkileri vs değerlendirilmiş fakat aralarındaki kopukluk giderilememiş başka bir deyişle Türk tarihinde bir bütünlük sağlanamamıştır Halbuki Türk tarihi bir bütündür fakat bu bütünlük bugüne kadar yeterince vurgulanmamış ve siyasi parçalanmanın etkisinden kurtarılamamıştır Yeni Türkiye bu eserle Türk tarihine de bir bütünlük kazandırmakta siyaset ve sınır ötesi bir tarih görüşü ortaya koymaktadır Daha doğrusu zaten doğal mecrasında bu şekilde akan fakat çeşitli siyasi tercihler veya bölgesel düşüncelerle ayrışan Türk milletinin tarihini ortak bir tarih haline getirmeyi ümit etmektedir Türkler adlı bu eserimizin amaçladığımız hedefe büyük ölçüde ulaştığı düşüncesindeyiz Çünkü Türk Cumhuriyetlerinin tarihleri hakkında yazılanlar şöyle bir ortak tarihi gelişime işaret etmektedir Hun İmparatorluğu muhtelif Türk boylarının kurduğu devlet olarak fonksiyonunu tamamladıktan sonra Orta Asya da Göktürkler ve Uygurlar sonuna kadar olan dönem bütün Türk devlet ve topluluklarının ortak tarihi olarak karşımıza çıkmaktadır Bu tarihten sonra Türk tarihinde göç yollarının farklılığı ile mütenasip bir tarihi süreç başlamış ve Türk tarihi üç kola ayrılan Türk boylarının serüvenine sahne olmuştur Birinci kol Oğuz Türklerinden Selçuk ve ailesinin önderliğinde Anadolu yu vatan haline getirmesi ile tarih sahnesinde götürmüştür Bu kolun tarihi Büyük Selçuklular Türkiye Selçukluları Osmanlılar ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti şeklinde bir devamlılık arz etmiştir Kazak Kırgız Özbek ve Doğu Türkistan grubu Orta Asya da Türklerin anayurdunda kalmışlar ve varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir Üçüncü kola mensup Tatar Başkurd Avar Kıpçak ve Bulgarlar ise Karadeniz in kuzeyinde ve Doğu Avrupa siyasi tarihinde derin izler bırakmışlar fakat bunların bir kısmı varlıklarını muhafaza edemeyerek zamanla yerli unsurlarla karışmışlardır Bu üç koldan ayrılarak tali kollar oluşturan Türkler ise Hindistan Mısır Çin ve Moğolistan da bir süre hakim olmuşlar fakat daha sonra egemenliklerini sürdürememişlerdir Bu açıklamamız aslında Türk tarihinin bir bütünlük ve devamlılık arz ettiğini kesin olarak ortaya koymaktadır Ancak bugüne kadar yazılan eserler bölgesel ve ırkı endişeler taşıdığı için bu konuya yeterli vurguyu yapamamışlardır Halbuki Türk tarihinin bölünmezliği ve Türk devletlerinin her birinin aynı milletten olduğu 1936 yılında bizzat Mustafa Kemal Atatürk ün çıkardığı bir kanunla Cumhurbaşkanlığı sancağındaki yerini almak suretiyle en resmi ağızdan ilan edilmiştir Bu eser bu açıdan bir ilki gerçekleştirmekte Türk tarihinin aynı kökten bir ağacın dalları gibi düşünülmesi ve ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır Nasıl ki Fernand Braudel Akdeniz havzasını bir birleşik kültür ve medeniyet olarak ele aldı ise artık Türk tarihi de büyük bir Türkistan coğrafyasının kültür ve medeniyet alanı olarak ele alınmalıdır Aslında son zamanlarda yapılan araştırmalar bugünkü tarih yazıcılığının tespitlerinin tersine Türk devletlerinin birbirlerinin mirası üzerinde kurulduğunu ve yükseldiğini göstermiştir Osmanlı bürokrasisi maliyesi ve ordusunda Büyük Selçuklu kurumlarının nasıl yaşatıldığı artık bugün kesin olarak anlaşılmış bulunmaktadır Dolayısıyla artık Türk tarihinin bir bütün halinde incelenmesi ve yazılmasının zamanı gelmiştir Türkistan ı coğrafi olarak birbirinden ayrı bölgelere ayırmak belki mümkündür ama tarihini ayırmak tarihi geçmişe sırt çevirmektir Öte yandan Türk tarihinin bir bütün ve ortak kültür unsuru olarak ele alınamamasının nedenlerinden birisi de tarihin hanedanlar temel alınarak yazılmasıdır Bizce bu yanlıştır ve Türk tarihinin birbirinden kopuk şekilde incelenmesinin temelinde bu hata yatmaktadır Hanedan esasına göre yazılan tarihler aynı zamand