MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Türkler Viyana Kapılarında — M Turhan Tan

Türkler Viyana Kapılarında
160,00
Tarih Araştırma ve İnceleme KitaplarıTürkiye Tarihi

Türkler Viyana Kapılarında

M Turhan Tan

Parola Yayınları

2016416 sf.
Ciltsiz
BKM KitapEn ucuz

Türkler Viyana Kapılarında

M Turhan Tan

Sen sus be herif dedi burada yalnız ben konuşuyorum Ve HünkAra yüzünü çevirdi Şu ağayı bu ağayı şu veziri bu veziri keserken Budin gibi bir kale elden çıkarken babam gibi yiğitler Ciğerdelen de cayır cayır yanarken sarayında suçsuz kadınlar denize atılır ken ölümü düşünmüyordun Şimdi tahtsız kalınca mı yüreği ne ölüm acısı çöktü Kırk yıldır padişahlık ediyorsun hâlâ mı erce davranmayı öğrenmedin Yazık sana Avcı Mehmet ya zık Kötü bir can için bu kadar korku çekilmez Ben Deli Mu radın anam Gülbeyaz ın babam Kara Mehmet in öcünü işte aldım seni devirdim Budin de yarı aç şehit olanlar bu yaptı ğım işi sinlerinde sezerlerse sevineceklerdir Haydi pabuçla rını giy kendi ayağınla zindanına gir Orada ağlaya ağlaya belki yüreğinin karasını biraz giderirsin ömrün tükenince ye rin altına temizce girersin Şimdi ölürsen ahirette de halin yaman olur Çünkü suçun büyüktür içinin karası koyudur Biraz sonra o yeni Hünkârla kardeşi Ahmed in kırk yıldan beri hapsedildikleri odaya kapatılmış bulunuyordu İki oğlu da yanına konulmuştu babalarına arkadaş yapılmıştı Küçük Kara Mehmet bütün bir yurdu yıllarca inim inim inleten Hünkârın diri diri mezara koyulduğunu gözüyle gör dükten sonra içinde bir sızı duydu Bre Avcı Mehmet dedi sen ettiğini buldun amma bu çocuklara yazık oldu çünkü onlar suçsuz ceza çekiyorlar fa kat vebali senin yerine geçen adamın boynuna Emri veren odur Haydi Tanrı yardımcın olsun İnşallah çabuk ölürsün kıvranmaktan kurtulursun Bu son söz eski padişaha yeni endişeler aşıladığından çır pınıp yalvarmaya hayatının korunması için genç Sipahiden yardım dilenmeye koyulmuştu Kara Mehmet erkeğe yakıştıramadığı sızlanışlara sırtını çevirip ayrılırken mahpus inledi Aslan oğlum biraz dur sana bir armağan vereyim Belki onu gördükçe beni hatırlarsın bana ölüm sunulmasına rıza vermezsin Hem bu sözleri söylüyor hem parmağından çıkardığı bir yüzüğü genç Sipahiye uzatıyordu Küçük Kara Mehmet bir bakışta kendine armağan edilen yüzüğü tanıdı ve yine bir lâh zada sert bir karar aldı Ver ver dedi bu yüzük artık yerini bulmalıdır

Pandora
236,80

Parola Yayınları

2016416 sf.
Pandora

Sen sus be herif dedi burada yalnız ben konuşuyorum Ve Hünkâra yüzünü çevirdi Şu ağayı bu ağayı şu veziri bu veziri keserken Budin gibi bir kale elden çıkarken babam gibi yiğitler Ciğerdelen de cayır cayır yanarken sarayında suçsuz kadınlar denize atılırken ölümü düşünmüyordun Şimdi tahtsız kalınca mı yüreğine ölüm acısı çöktü Kırk yıldır padişahlık ediyorsun hâlâ mı erce davranmayı öğrenmedin Yazık sana Avcı Mehmet yazık Kötü bir can için bu kadar korku çekilmez Ben Deli Muradın anam Gülbeyaz ın babam Kara Mehmet in öcünü işte aldım seni devirdim Budin de yarı aç şehit olanlar bu yaptı ğım işi sinlerinde sezerlerse sevineceklerdir Haydi pabuçla rını giy kendi ayağınla zindanına gir Orada ağlaya ağlaya belki yüreğinin karasını biraz giderirsin ömrün tükenince yerin altına temizce girersin Şimdi ölürsen ahirette de halin yaman olur Çünkü suçun büyüktür içinin karası koyudur Biraz sonra o yeni Hünkârla kardeşi Ahmed in kırk yıldan beri hapsedildikleri odaya kapatılmış bulunuyordu İki oğlu da yanına konulmuştu babalarına arkadaş yapılmıştı Küçük Kara Mehmet bütün bir yurdu yıllarca inim inim inleten Hünkârın diri diri mezara koyulduğunu gözüyle gördükten sonra içinde bir sızı duydu Bre Avcı Mehmet dedi sen ettiğini buldun amma bu çocuklara yazık oldu çünkü onlar suçsuz ceza çekiyorlar fa kat vebali senin yerine geçen adamın boynuna Emri veren odur Haydi Tanrı yardımcın olsun İnşallah çabuk ölürsün kıvranmaktan kurtulursun Bu son söz eski padişaha yeni endişeler aşıladığından çırpınıp yalvarmaya hayatının korunması için genç Sipahiden yardım dilenmeye koyulmuştu Kara Mehmet erkeğe yakıştıramadığı sızlanışlara sırtını çevirip ayrılırken mahpus inledi Aslan oğlum biraz dur sana bir armağan vereyim Belki onu gördükçe beni hatırlarsın bana ölüm sunulmasına rıza vermezsin Hem bu sözleri söylüyor hem parmağından çıkardığı bir yüzüğü genç Sipahiye uzatıyordu Küçük Kara Mehmet bir bakışta kendine armağan edilen yüzüğü tanıdı ve yine bir lâhzada sert bir karar aldı Ver ver dedi bu yüzük artık yerini bulmalıdır