Türklük Bilimine Genç Bakışlar IV — Gökçe Yükselen Peler Fatih Çelik

Türklük Bilimine Genç Bakışlar IV
Gökçe Yükselen Peler Fatih ÇelikHiperlink
Türklük Bilimine Genç Bakışlar IV
Gökçe Yükselen Peler Fatih ÇelikTürkiye de gündem başta olmak üzere bazı şeyler çok hızlı değişirken maalesef akademi ve bilhassa akademinin sosyal bilimler kısmının bazı kesimleri olması gerekenin aksine oldukça statiktir Bu sebeple bazı hocalarımız hem kendi öğrencilerinin hem de umumi olarak bütün öğrencilerin yayın hayatına mümkün olduğunca geç başlamaları gerektiği eğilimini hâlâ taşımaktadırlar Dolayısıyla birçoklarının aklına ilk gelebilecek lisansüstü öğrencilerle neden böyle bir işe girişildiği sorusu da hâlâ geçerliliğini korumaktadır Soru gibi ilk üç ciltte bu soruya verilen cevaplar da geçerliliğini aynen korumaktadır O yüzden ilk üç ciltte bu soruya verilen cevapların iktibas edilerek buraya aynen aktarılmasında bir beis görmüyorum Bu sorunun birkaç cevabı vardır Her şeyden önce genç akademisyenlerin meslekî hayatlarının başlarında karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin ilmî metin oluşturma olduğu konusunda bir uzlaşma olduğu fikrindeyim Nitekim çalışmaların hakemlik sürecinde hakemlerin böyle bir çalışmanın öğrencilerin akademik gelişmelerine sağlayacağı faydalar konusundaki müspet tenkitleri bu fikrimi pekiştirmiştir İkinci olarak yayım aşamasına ulaşmamış bir akademik çalışma araştırma esnasında tekâmül eden fikir ve bulgular umum akademik camia ile paylaşılmadığı takdirde hem emek hem de fikir israfı olma tehlikesi ile karşı karşıyadır ki bu hem çalışmayı yapanın kendisi için hem de mensubu bulunduğu cemiyet için tahammül edilmemesi gereken bir durumdur Böyle bir çalışmaya girişilmesinin üçüncü sebebi ise 2015 yılında Budapeşte de gerçekleştirilen Role of Religion in Turkic Culture adlı sempozyum sırasında günümüz Macar Türkolojisi nin en önde gelen isimlerinden biri olan Prof Dr András RONÁ TAS ile aramızda cereyan eden bir sohbet esnasında sarf ettiği sözler olmuştur Hoca kendisinden Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi IJHE için makale desteği istediğimizde karşılık olarak Ben öğrencilerimden her zaman üç şey isterim yayın yayın ve yayın cevabını vermişti Prof Dr Roná Tas ın bu cevabı Türklük bilimi camiasının en köklü geleneklerinden birine sahip olan Macaristan da genç akademisyenlerin yetişmesinde yayına verilen ehemmiyetin yerini kavramama sebep oldu Prof Dr Roná Tas ın bu yaklaşımının altında yatan amilleri anlamak zor değil Zira lisansüstü eğitim aldığı yıllardan itibaren akademik metin oluşturma alışkanlığı edinmiş genç akademisyenler için yukarıda sayılan ilk iki sebep de kendiliğinden ortadan kalkacaktır Tanıtım Bülteninden

Hiperlink Yayınları
Türkiye de gündem başta olmak üzere bazı şeyler çok hızlı değişirken maalesef akademi ve bilhassa akademinin sosyal bilimler kısmının bazı kesimleri olması gerekenin aksine oldukça statiktir Bu sebeple bazı hocalarımız hem kendi öğrencilerinin hem de umumi olarak bütün öğrencilerin yayın hayatına mümkün olduğunca geç başlamaları gerektiği eğilimini hâlâ taşımaktadırlar Dolayısıyla birçoklarının aklına ilk gelebilecek lisansüstü öğrencilerle neden böyle bir işe girişildiği sorusu da hâlâ geçerliliğini korumaktadır Soru gibi ilk üç ciltte bu soruya verilen cevaplar da geçerliliğini aynen korumaktadır O yüzden ilk üç ciltte bu soruya verilen cevapların iktibas edilerek buraya aynen aktarılmasında bir beis görmüyorum Bu sorunun birkaç cevabı vardır Her şeyden önce genç akademisyenlerin meslekî hayatlarının başlarında karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin ilmî metin oluşturma olduğu konusunda bir uzlaşma olduğu fikrindeyim Nitekim çalışmaların hakemlik sürecinde hakemlerin böyle bir çalışmanın öğrencilerin akademik gelişmelerine sağlayacağı faydalar konusundaki müspet tenkitleri bu fikrimi pekiştirmiştir İkinci olarak yayım aşamasına ulaşmamış bir akademik çalışma araştırma esnasında tekâmül eden fikir ve bulgular umum akademik camia ile paylaşılmadığı takdirde hem emek hem de fikir israfı olma tehlikesi ile karşı karşıyadır ki bu hem çalışmayı yapanın kendisi için hem de mensubu bulunduğu cemiyet için tahammül edilmemesi gereken bir durumdur Böyle bir çalışmaya girişilmesinin üçüncü sebebi ise 2015 yılında Budapeşte de gerçekleştirilen Role of Religion in Turkic Culture adlı sempozyum sırasında günümüz Macar Türkolojisi nin en önde gelen isimlerinden biri olan Prof Dr András RONÁ TAS ile aramızda cereyan eden bir sohbet esnasında sarf ettiği sözler olmuştur Hoca kendisinden Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi IJHE için makale desteği istediğimizde karşılık olarak Ben öğrencilerimden her zaman üç şey isterim yayın yayın ve yayın cevabını vermişti Prof Dr Roná Tas ın bu cevabı Türklük bilimi camiasının en köklü geleneklerinden birine sahip olan Macaristan da genç akademisyenlerin yetişmesinde yayına verilen ehemmiyetin yerini kavramama sebep oldu Prof Dr Roná Tas ın bu yaklaşımının altında yatan amilleri anlamak zor değil Zira lisansüstü eğitim aldığı yıllardan itibaren akademik metin oluşturma alışkanlığı edinmiş genç akademisyenler için yukarıda sayılan ilk iki sebep de kendiliğinden ortadan kalkacaktır

Hiper Yayın
Türkiye de gündem başta olmak üzere bazı şeyler çok hızlı değişirken maalesef akademi ve bilhassa akademinin sosyal bilimler kısmının bazı kesimleri olması gerekenin aksine oldukça statiktir Bu sebeple bazı hocalarımız hem kendi öğrencilerinin hem de umumi olarak bütün öğrencilerin yayın hayatına mümkün olduğunca geç başlamaları gerektiği eğilimini hâlâ taşımaktadırlar Dolayısıyla birçoklarının aklına ilk gelebilecek lisansüstü öğrencilerle neden böyle bir işe girişildiği sorusu da hâlâ geçerliliğini korumaktadır Soru gibi ilk üç ciltte bu soruya verilen cevaplar da geçerliliğini aynen korumaktadır O yüzden ilk üç ciltte bu soruya verilen cevapların iktibas edilerek buraya aynen aktarılmasında bir beis görmüyorum Bu sorunun birkaç cevabı vardır Her şeyden önce genç akademisyenlerin meslekî hayatlarının başlarında karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin ilmî metin oluşturma olduğu konusunda bir uzlaşma olduğu fikrindeyim Nitekim çalışmaların hakemlik sürecinde hakemlerin böyle bir çalışmanın öğrencilerin akademik gelişmelerine sağlayacağı faydalar konusundaki müspet tenkitleri bu fikrimi pekiştirmiştir İkinci olarak yayım aşamasına ulaşmamış bir akademik çalışma araştırma esnasında tekâmül eden fikir ve bulgular umum akademik camia ile paylaşılmadığı takdirde hem emek hem de fikir israfı olma tehlikesi ile karşı karşıyadır ki bu hem çalışmayı yapanın kendisi için hem de mensubu bulunduğu cemiyet için tahammül edilmemesi gereken bir durumdur Böyle bir çalışmaya girişilmesinin üçüncü sebebi ise 2015 yılında Budapeşte de gerçekleştirilen Role of Religion in Turkic Culture adlı sempozyum sırasında günümüz Macar Türkolojisi nin en önde gelen isimlerinden biri olan Prof Dr András RONÁ TAS ile aramızda cereyan eden bir sohbet esnasında sarf ettiği sözler olmuştur Hoca kendisinden Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi IJHE için makale desteği istediğimizde karşılık olarak Ben öğrencilerimden her zaman üç şey isterim yayın yayın ve yayın cevabını vermişti Prof Dr Roná Tas ın bu cevabı Türklük bilimi camiasının en köklü geleneklerinden birine sahip olan Macaristan da genç akademisyenlerin yetişmesinde yayına verilen ehemmiyetin yerini kavramama sebep oldu Prof Dr Roná Tas ın bu yaklaşımının altında yatan amilleri anlamak zor değil Zira lisansüstü eğitim aldığı yıllardan itibaren akademik metin oluşturma alışkanlığı edinmiş genç akademisyenler için yukarıda sayılan ilk iki sebep de kendiliğinden ortadan kalkacaktır

Hiperlink Yayınları
Türkiye de gündem başta olmak üzere bazı şeyler çok hızlı değişirken maalesef akademi ve bilhassa akademinin sosyal bilimler kısmının bazı kesimleri olması gerekenin aksine oldukça statiktir Bu sebeple bazı hocalarımız hem kendi öğrencilerinin hem de umumi olarak bütün öğrencilerin yayın hayatına mümkün olduğunca geç başlamaları gerektiği eğilimini hâlâ taşımaktadırlar Dolayısıyla birçoklarının aklına ilk gelebilecek lisansüstü öğrencilerle neden böyle bir işe girişildiği sorusu da hâlâ geçerliliğini korumaktadır Soru gibi ilk üç ciltte bu soruya verilen cevaplar da geçerliliğini aynen korumaktadır O yüzden ilk üç ciltte bu soruya verilen cevapların iktibas edilerek buraya aynen aktarılmasında bir beis görmüyorum Bu sorunun birkaç cevabı vardır Her şeyden önce genç akademisyenlerin meslekî hayatlarının başlarında karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin ilmî metin oluşturma olduğu konusunda bir uzlaşma olduğu fikrindeyim Nitekim çalışmaların hakemlik sürecinde hakemlerin böyle bir çalışmanın öğrencilerin akademik gelişmelerine sağlayacağı faydalar konusundaki müspet tenkitleri bu fikrimi pekiştirmiştir İkinci olarak yayım aşamasına ulaşmamış bir akademik çalışma araştırma esnasında tekâmül eden fikir ve bulgular umum akademik camia ile paylaşılmadığı takdirde hem emek hem de fikir israfı olma tehlikesi ile karşı karşıyadır ki bu hem çalışmayı yapanın kendisi için hem de mensubu bulunduğu cemiyet için tahammül edilmemesi gereken bir durumdur Böyle bir çalışmaya girişilmesinin üçüncü sebebi ise 2015 yılında Budapeşte de gerçekleştirilen Role of Religion in Turkic Culture adlı sempozyum sırasında günümüz Macar Türkolojisi nin en önde gelen isimlerinden biri olan Prof Dr András RONÁ TAS ile aramızda cereyan eden bir sohbet esnasında sarf ettiği sözler olmuştur Hoca kendisinden Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi IJHE için makale desteği istediğimizde karşılık olarak Ben öğrencilerimden her zaman üç şey isterim yayın yayın ve yayın cevabını vermişti Prof Dr Roná Tas ın bu cevabı Türklük bilimi camiasının en köklü geleneklerinden birine sahip olan Macaristan da genç akademisyenlerin yetişmesinde yayına verilen ehemmiyetin yerini kavramama sebep oldu Prof Dr Roná Tas ın bu yaklaşımının altında yatan amilleri anlamak zor değil Zira lisansüstü eğitim aldığı yıllardan itibaren akademik metin oluşturma alışkanlığı edinmiş genç akademisyenler için yukarıda sayılan ilk iki sebep de kendiliğinden ortadan kalkacaktır

Hiperlink
Türkiye de gündem başta olmak üzere bazı şeyler çok hızlı değişirken maalesef akademi ve bilhassa akademinin sosyal bilimler kısmının bazı kesimleri olması gerekenin aksine oldukça statiktir Bu sebeple bazı hocalarımız hem kendi öğrencilerinin hem de umumi olarak bütün öğrencilerin yayın hayatına mümkün olduğunca geç başlamaları gerektiği eğilimini hâlâ taşımaktadırlar Dolayısıyla birçoklarının aklına ilk gelebilecek lisansüstü öğrencilerle neden böyle bir işe girişildiği sorusu da hâlâ geçerliliğini korumaktadır Soru gibi ilk üç ciltte bu soruya verilen cevaplar da geçerliliğini aynen korumaktadır O yüzden ilk üç ciltte bu soruya verilen cevapların iktibas edilerek buraya aynen aktarılmasında bir beis görmüyorum Bu sorunun birkaç cevabı vardır Her şeyden önce genç akademisyenlerin meslekî hayatlarının başlarında karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin ilmî metin oluşturma olduğu konusunda bir uzlaşma olduğu fikrindeyim Nitekim çalışmaların hakemlik sürecinde hakemlerin böyle bir çalışmanın öğrencilerin akademik gelişmelerine sağlayacağı faydalar konusundaki müspet tenkitleri bu fikrimi pekiştirmiştir İkinci olarak yayım aşamasına ulaşmamış bir akademik çalışma araştırma esnasında tekâmül eden fikir ve bulgular umum akademik camia ile paylaşılmadığı takdirde hem emek hem de fikir israfı olma tehlikesi ile karşı karşıyadır ki bu hem çalışmayı yapanın kendisi için hem de mensubu bulunduğu cemiyet için tahammül edilmemesi gereken bir durumdur Böyle bir çalışmaya girişilmesinin üçüncü sebebi ise 2015 yılında Budapeşte de gerçekleştirilen Role of Religion in Turkic Culture adlı sempozyum sırasında günümüz Macar Türkolojisi nin en önde gelen isimlerinden biri olan Prof Dr András RONÁ TAS ile aramızda cereyan eden bir sohbet esnasında sarf ettiği sözler olmuştur Hoca kendisinden Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi IJHE için makale desteği istediğimizde karşılık olarak Ben öğrencilerimden her zaman üç şey isterim yayın yayın ve yayın cevabını vermişti Prof Dr Roná Tas ın bu cevabı Türklük bilimi camiasının en köklü geleneklerinden birine sahip olan Macaristan da genç akademisyenlerin yetişmesinde yayına verilen ehemmiyetin yerini kavramama sebep oldu Prof Dr Roná Tas ın bu yaklaşımının altında yatan amilleri anlamak zor değil Zira lisansüstü eğitim aldığı yıllardan itibaren akademik metin oluşturma alışkanlığı edinmiş genç akademisyenler için yukarıda sayılan ilk iki sebep de kendiliğinden ortadan kalkacaktır Tanıtım Bülteninden

Hiperlink Yayınları
Türkiye de gündem başta olmak üzere bazı şeyler çok hızlı değişirken maalesef akademi ve bilhassa akademinin sosyal bilimler kısmının bazı kesimleri olması gerekenin aksine oldukça statiktir Bu sebeple bazı hocalarımız hem kendi öğrencilerinin hem de umumi olarak bütün öğrencilerin yayın hayatına mümkün olduğunca geç başlamaları gerektiği eğilimini hâlâ taşımaktadırlar Dolayısıyla birçoklarının aklına ilk gelebilecek lisansüstü öğrencilerle neden böyle bir işe girişildiği sorusu da hâlâ geçerliliğini korumaktadır Soru gibi ilk üç ciltte bu soruya verilen cevaplar da geçerliliğini aynen korumaktadır O yüzden ilk üç ciltte bu soruya verilen cevapların iktibas edilerek buraya aynen aktarılmasında bir beis görmüyorum Bu sorunun birkaç cevabı vardır Her şeyden önce genç akademisyenlerin meslekî hayatlarının başlarında karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin ilmî metin oluşturma olduğu konusunda bir uzlaşma olduğu fikrindeyim Nitekim çalışmaların hakemlik sürecinde hakemlerin böyle bir çalışmanın öğrencilerin akademik gelişmelerine sağlayacağı faydalar konusundaki müspet tenkitleri bu fikrimi pekiştirmiştir İkinci olarak yayım aşamasına ulaşmamış bir akademik çalışma araştırma esnasında tekâmül eden fikir ve bulgular umum akademik camia ile paylaşılmadığı takdirde hem emek hem de fikir israfı olma tehlikesi ile karşı karşıyadır ki bu hem çalışmayı yapanın kendisi için hem de mensubu bulunduğu cemiyet için tahammül edilmemesi gereken bir durumdur Böyle bir çalışmaya girişilmesinin üçüncü sebebi ise 2015 yılında Budapeşte de gerçekleştirilen Role of Religion in Turkic Culture adlı sempozyum sırasında günümüz Macar Türkolojisi nin en önde gelen isimlerinden biri olan Prof Dr András RONÁ TAS ile aramızda cereyan eden bir sohbet esnasında sarf ettiği sözler olmuştur Hoca kendisinden Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi IJHE için makale desteği istediğimizde karşılık olarak Ben öğrencilerimden her zaman üç şey isterim yayın yayın ve yayın cevabını vermişti Prof Dr Roná Tas ın bu cevabı Türklük bilimi camiasının en köklü geleneklerinden birine sahip olan Macaristan da genç akademisyenlerin yetişmesinde yayına verilen ehemmiyetin yerini kavramama sebep oldu Prof Dr Roná Tas ın bu yaklaşımının altında yatan amilleri anlamak zor değil Zira lisansüstü eğitim aldığı yıllardan itibaren akademik metin oluşturma alışkanlığı edinmiş genç akademisyenler için yukarıda sayılan ilk iki sebep de kendiliğinden ortadan kalkacaktır

Hiperlink
Türkiye de gündem başta olmak üzere bazı şeyler çok hızlı değişirken maalesef akademi ve bilhassa akademinin sosyal bilimler kısmının bazı kesimleri olması gerekenin aksine oldukça statiktir Bu sebeple bazı hocalarımız hem kendi öğrencilerinin hem de umumi olarak bütün öğrencilerin yayın hayatına mümkün olduğunca geç başlamaları gerektiği eğilimini hâlâ taşımaktadırlar Dolayısıyla birçoklarının aklına ilk gelebilecek lisansüstü öğrencilerle neden böyle bir işe girişildiği sorusu da hâlâ geçerliliğini korumaktadır Soru gibi ilk üç ciltte bu soruya verilen cevaplar da geçerliliğini aynen korumaktadır O yüzden ilk üç ciltte bu soruya verilen cevapların iktibas edilerek buraya aynen aktarılmasında bir beis görmüyorum Bu sorunun birkaç cevabı vardır Her şeyden önce genç akademisyenlerin meslekî hayatlarının başlarında karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin ilmî metin oluşturma olduğu konusunda bir uzlaşma olduğu fikrindeyim Nitekim çalışmaların hakemlik sürecinde hakemlerin böyle bir çalışmanın öğrencilerin akademik gelişmelerine sağlayacağı faydalar konusundaki müspet tenkitleri bu fikrimi pekiştirmiştir İkinci olarak yayım aşamasına ulaşmamış bir akademik çalışma araştırma esnasında tekâmül eden fikir ve bulgular umum akademik camia ile paylaşılmadığı takdirde hem emek hem de fikir israfı olma tehlikesi ile karşı karşıyadır ki bu hem çalışmayı yapanın kendisi için hem de mensubu bulunduğu cemiyet için tahammül edilmemesi gereken bir durumdur Böyle bir çalışmaya girişilmesinin üçüncü sebebi ise 2015 yılında Budapeşte de gerçekleştirilen Role of Religion in Turkic Culture adlı sempozyum sırasında günümüz Macar Türkolojisi nin en önde gelen isimlerinden biri olan Prof Dr András RONÁ TAS ile aramızda cereyan eden bir sohbet esnasında sarf ettiği sözler olmuştur Hoca kendisinden Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Dergisi IJHE için makale desteği istediğimizde karşılık olarak Ben öğrencilerimden her zaman üç şey isterim yayın yayın ve yayın cevabını vermişti Prof Dr Roná Tas ın bu cevabı Türklük bilimi camiasının en köklü geleneklerinden birine sahip olan Macaristan da genç akademisyenlerin yetişmesinde yayına verilen ehemmiyetin yerini kavramama sebep oldu Prof Dr Roná Tas ın bu yaklaşımının altında yatan amilleri anlamak zor değil Zira lisansüstü eğitim aldığı yıllardan itibaren akademik metin oluşturma alışkanlığı edinmiş genç akademisyenler için yukarıda sayılan ilk iki sebep de kendiliğinden ortadan kalkacaktır