Turkuaz Kubbe — Gülşen Aslan

Turkuaz Kubbe
Gülşen AslanKayalıpark Yayınları
Turkuaz Kubbe
Gülşen AslanDoğa ne zaman mavi deseler yer küsecek ne zaman yeşil deseler gök susacak Gökler ağlamamak için kendine özgü bir renk seçmiş Mevlana yerleri göklere sevdalı görmüş kaybolmuş bir yavru gibi kendini aramış Dünya içinde birçok kıymetli canı barındırmış İncitmeksizin inciyi görenler aşk tohumlarını gönül toprağına düşürmüşler

Kayalıpark Yayınları
Mavi deseler yer küsecekmiş yeşil deseler gök susacakmış Gökler ağlamasın diye bir kubbe ne yeşile ne maviye çalan rengini almış Yerleri göklere sevdalı görmüş Mevlana yavrusu kaybolmuş bir ana telaşıyla kendini aramış Küçük çakıl taşlarını kaldırınca elleri amansız dağlarla göz göze gelmiş Dünya ne aziz canları ağırlamış içinde Sadefi kırmadan inciyi görmüş aşk tohumu gönül toprağına düşmüş Ey insan kâşifi Ey Mevlana Kurduğun umut sofrasında gönül doyuranlardan sadece biriyim İncitmenin ne büyük bir kabahat olduğunu nereden bilirdim incinmeseydim Hakkı bilir miydim hakkım alınınca canım yanmasa Bak ey sultanlar şahı Yine türbenin kapısı önündeyim Niyaz penceresinde gül bahçesinde hamuşanda matbah ı şerifte dilek çeşmesinde derviş hücrelerinde dolaşır aklım Şemsle yandığın Şems e yaktığın ağıtlarla düştüm yollarına Hani zavallı ihtiyar kadının ineğini aslan yiyordu ya Fersiz gözleriyle aslanı ineği sanıp sırtını sıvazlıyordu O kadıncağız gibi aldandık dünyaya Vahşi bir kaplanın pençesi arasında herkes Yavrusu sanıyor önce koruyor kolluyor bizi Bir nazlı ceylan olduğumuzu fark ettiği an parçalıyor kalbimizi Âşıklar ölmezmiş ya doğrudur elbet Hala turkuaz kubben kendine çekiyor ayakları Hala muhabbet erleriyle ocak başında gibisin Her şey senli zamanlardaki gibi duruyor yerli yerince Ne olursan ol deyip dergâhına çağırmak dev bir yürek ister Biliyorum o yürek sende var Bir dua olsun bu satırlar Seni çağların ötesinde okusunlar anlasınlar

Kayalıpark Yayınları
Mavi deseler yer küsecekmiş yeşil deseler gök susacakmış Gökler ağlamasın diye bir kubbe ne yeşile ne maviye çalan rengini almış Yerleri göklere sevdalı görmüş Mevlana yavrusu kaybolmuş bir ana telaşıyla kendini aramış Küçük çakıl taşlarını kaldırınca elleri amansız dağlarla göz göze gelmiş Dünya ne aziz canları ağırlamış içinde Sadefi kırmadan inciyi görmüş aşk tohumu gönül toprağına düşmüş Ey insan kaşifi Ey Mevlana Kurduğun umut sofrasında gönül doyuranlardan sadece biriyim İncitmenin ne büyük bir kabahat olduğunu nereden bilirdim incinmeseydim Hakkı bilir miydim hakkım alınınca canım yanmasa Bak ey sultanlar şahı Yine türbenin kapısı önündeyim Niyaz penceresinde gül bahçesinde hamuşanda matbah ı şerifte dilek çeşmesinde derviş hücrelerinde dolaşır aklım Şemsle yandığın Şems e yaktığın ağıtlarla düştüm yollarına Hani zavallı ihtiyar kadının ineğini aslan yiyordu ya Fersiz gözleriyle aslanı ineği sanıp sırtını sıvazlıyordu O kadıncağız gibi aldandık dünyaya Vahşi bir kaplanın pençesi arasında herkes Yavrusu sanıyor önce koruyor kolluyor bizi Bir nazlı ceylan olduğumuzu fark ettiği an parçalıyor kalbimizi Aşıklar ölmezmiş ya doğrudur elbet Hala turkuaz kubben kendine çekiyor ayakları Hala muhabbet erleriyle ocak başında gibisin Her şey senli zamanlardaki gibi duruyor yerli yerince Ne olursan ol deyip dergâhına çağırmak dev bir yürek ister Biliyorum o yürek sende var Bir dua olsun bu satırlar

Kayalıpark Çocuk
Mavi deseler yer küsecekmiş yeşil deseler gök susacakmış Gökler ağlamasın diye bir kubbe ne yeşile ne maviye çalan rengini almış Yerleri göklere sevdalı görmüş Mevlana yavrusu kaybolmuş bir ana telaşıyla kendini aramış Küçük çakıl taşlarını kaldırınca elleri amansız dağlarla göz göze gelmiş Dünya ne aziz canları ağırlamış içinde Sadefi kırmadan inciyi görmüş aşk tohumu gönül toprağına düşmüş Ey insan kaşifi Ey Mevlana Kurduğun umut sofrasında gönül doyuranlardan sadece biriyim İncitmenin ne büyük bir kabahat olduğunu nereden bilirdim incinmeseydim Hakkı bilir miydim hakkım alınınca canım yanmasa Bak ey sultanlar şahı Yine türbenin kapısı önündeyim Niyaz penceresinde gül bahçesinde hamuşanda matbah ı şerifte dilek çeşmesinde derviş hücrelerinde dolaşır aklım Şemsle yandığın Şems e yaktığın ağıtlarla düştüm yollarına Hani zavallı ihtiyar kadının ineğini aslan yiyordu ya Fersiz gözleriyle aslanı ineği sanıp sırtını sıvazlıyordu O kadıncağız gibi aldandık dünyaya Vahşi bir kaplanın pençesi arasında herkes Yavrusu sanıyor önce koruyor kolluyor bizi Bir nazlı ceylan olduğumuzu fark ettiği an parçalıyor kalbimizi Aşıklar ölmezmiş ya doğrudur elbet Hala turkuaz kubben kendine çekiyor ayakları Hala muhabbet erleriyle ocak başında gibisin Her şey senli zamanlardaki gibi duruyor yerli yerince Ne olursan ol deyip dergâhına çağırmak dev bir yürek ister Biliyorum o yürek sende var Bir dua olsun bu satırlar

Kayalıpark Çocuk
Mavi deseler yer küsecekmiş yeşil deseler gök susacakmış Gökler ağlamasın diye bir kubbe ne yeşile ne maviye çalan rengini almış Yerleri göklere sevdalı görmüş Mevlana yavrusu kaybolmuş bir ana telaşıyla kendini aramış Küçük çakıl taşlarını kaldırınca elleri amansız dağlarla göz göze gelmiş Dünya ne aziz canları ağırlamış içinde Sadefi kırmadan inciyi görmüş aşk tohumu gönül toprağına düşmüş Ey insan kaşifi Ey Mevlana Kurduğun umut sofrasında gönül doyuranlardan sadece biriyim İncitmenin ne büyük bir kabahat olduğunu nereden bilirdim incinmeseydim Hakkı bilir miydim hakkım alınınca canım yanmasa Bak ey sultanlar şahı Yine türbenin kapısı önündeyim Niyaz penceresinde gül bahçesinde hamuşanda matbah ı şerifte dilek çeşmesinde derviş hücrelerinde dolaşır aklım Şemsle yandığın Şems e yaktığın ağıtlarla düştüm yollarına Hani zavallı ihtiyar kadının ineğini aslan yiyordu ya Fersiz gözleriyle aslanı ineği sanıp sırtını sıvazlıyordu O kadıncağız gibi aldandık dünyaya Vahşi bir kaplanın pençesi arasında herkes Yavrusu sanıyor önce koruyor kolluyor bizi Bir nazlı ceylan olduğumuzu fark ettiği an parçalıyor kalbimizi Aşıklar ölmezmiş ya doğrudur elbet Hala turkuaz kubben kendine çekiyor ayakları Hala muhabbet erleriyle ocak başında gibisin Her şey senli zamanlardaki gibi duruyor yerli yerince Ne olursan ol deyip dergâhına çağırmak dev bir yürek ister Biliyorum o yürek sende var Bir dua olsun bu satırlar

Kayalıpark Çocuk
Mavi deseler yer küsecekmiş yeşil deseler gök susacakmış Gökler ağlamasın diye bir kubbe ne yeşile ne maviye çalan rengini almış Yerleri göklere sevdalı görmüş Mevlana yavrusu kaybolmuş bir ana telaşıyla kendini aramış Küçük çakıl taşlarını kaldırınca elleri amansız dağlarla göz göze gelmiş Dünya ne aziz canları ağırlamış içinde Sadefi kırmadan inciyi görmüş aşk tohumu gönül toprağına düşmüş Ey insan kaşifi Ey Mevlana Kurduğun umut sofrasında gönül doyuranlardan sadece biriyim İncitmenin ne büyük bir kabahat olduğunu nereden bilirdim incinmeseydim Hakkı bilir miydim hakkım alınınca canım yanmasa Bak ey sultanlar şahı Yine türbenin kapısı önündeyim Niyaz penceresinde gül bahçesinde hamuşanda matbah ı şerifte dilek çeşmesinde derviş hücrelerinde dolaşır aklım Şemsle yandığın Şems e yaktığın ağıtlarla düştüm yollarına Hani zavallı ihtiyar kadının ineğini aslan yiyordu ya Fersiz gözleriyle aslanı ineği sanıp sırtını sıvazlıyordu O kadıncağız gibi aldandık dünyaya Vahşi bir kaplanın pençesi arasında herkes Yavrusu sanıyor önce koruyor kolluyor bizi Bir nazlı ceylan olduğumuzu fark ettiği an parçalıyor kalbimizi Aşıklar ölmezmiş ya doğrudur elbet Hala turkuaz kubben kendine çekiyor ayakları Hala muhabbet erleriyle ocak başında gibisin Her şey senli zamanlardaki gibi duruyor yerli yerince Ne olursan ol deyip dergâhına çağırmak dev bir yürek ister Biliyorum o yürek sende var Bir dua olsun bu satırlar

Kayalıpark Yayınları
Mavi deseler yer küsecekmiş yeşil deseler gök susacakmış Gökler ağlamasın diye bir kubbe ne yeşile ne maviye çalan rengini almış Yerleri göklere sevdalı görmüş Mevlana yavrusu kaybolmuş bir ana telaşıyla kendini aramış Küçük çakıl taşlarını kaldırınca elleri amansız dağlarla göz göze gelmiş Dünya ne aziz canları ağırlamış içinde Sadefi kırmadan inciyi görmüş aşk tohumu gönül toprağına düşmüş Ey insan kâşifi Ey Mevlana Kurduğun umut sofrasında gönül doyuranlardan sadece biriyim İncitmenin ne büyük bir kabahat olduğunu nereden bilirdim incinmeseydim Hakkı bilir miydim hakkım alınınca canım yanmasa Bak ey sultanlar şahı Yine türbenin kapısı önündeyim Niyaz penceresinde gül bahçesinde hamuşanda matbah ı şerifte dilek çeşmesinde derviş hücrelerinde dolaşır aklım Şemsle yandığın Şems e yaktığın ağıtlarla düştüm yollarına Hani zavallı ihtiyar kadının ineğini aslan yiyordu ya Fersiz gözleriyle aslanı ineği sanıp sırtını sıvazlıyordu O kadıncağız gibi aldandık dünyaya Vahşi bir kaplanın pençesi arasında herkes Yavrusu sanıyor önce koruyor kolluyor bizi Bir nazlı ceylan olduğumuzu fark ettiği an parçalıyor kalbimizi Âşıklar ölmezmiş ya doğrudur elbet Hala turkuaz kubben kendine çekiyor ayakları Hala muhabbet erleriyle ocak başında gibisin Her şey senli zamanlardaki gibi duruyor yerli yerince Ne olursan ol deyip dergâhına çağırmak dev bir yürek ister Biliyorum o yürek se