Ülkemin Gölgesinde Bir Uzun Yol 2 Vakfedilmiş Bir Hayat 3 — İbrahim Gürbüz

Ülkemin Gölgesinde Bir Uzun Yol 2 Vakfedilmiş Bir Hayat 3
İbrahim Gürbüzİsmail Beşikçi Vakfı
Ülkemin Gölgesinde Bir Uzun Yol 2 Vakfedilmiş Bir Hayat 3
İbrahim GürbüzSerinin birinci cildi 1990 ların ağır ve sert ikliminde filizlenmeye başlayan kurumsallaşma çabalarının tanıklığını içeriyordu dergi kurma dernek açma kültürel üretimi örgütleme ve tüm bunları devlet baskısının en yoğun olduğu bir dönemde sürdürme gayreti İkinci cilt ise 2000 lerle birlikte değişen siyasal dengelere Avrupa daki diasporik çalışmaların gelişimine sivil toplumun çeşitlenmesine ve kültürel alanın genişlemesine odaklanmıştı Böylece ilk iki cilt birbirini tamamlayan bir tarihsel arka plan sunmuştu Elinizdeki üçüncü cilt bu sürekliliği günümüze taşıyor 1990 lardan bugüne farklı dergilerde radyo ve televizyon programlarında kültür sanat çevrelerinde ve dost meclislerinde yapılan çok sayıdaki söyleşi bir araya getirildi Bu söyleşiler yalnızca belirli dönemlerin tartışmalarını değil farklı kuşakların ve farklı mücadele deneyimlerinin ortak belleğe nasıl aktığını da gösteriyor Her bir metin bireysel bir tanıklık olduğu kadar kolektif bir hafızanın da parçasıdır Kuruluşunda yer aldığım kurumlar üzerine yaptığım konuşmalar elbette dönemin siyasal atmosferinden bağımsız düşünülemez MKM ve İstanbul Kürd Enstitüsü faili meçhul cinayetlerin kol gezdiği olağanüstü hâlin hayatın tüm alanlarına sirayet ettiği bir dönemde kuruldu Buna karşılık İsmail Beşikci Vakfı İBV görece daha yumuşak bir siyasal iklimde Kürd meselesinin yeniden tartışıldığı bir dönemde ortaya çıktı Dolayısıyla bu kurumların her biri dönemin ruhunu ve politik gerçekliğini yansıtan ayrı bir tarihsel bağlama sahiptir Kitabın başında MKM ve İstanbul Kürd Enstitüsü nde gerçekleştirdiğim röportajlardan seçmeler yer alıyor Ardından Radyo Yaşam ve İBV üzerine gazeteler ve dergilerde yayımlanan söyleşilerden derlemeler geliyor Son bölümde ise Kürd kültürel kurumsallaşmasının belgelenmesi açısından büyük önem taşıyan televizyon programlarının deşifrelerine yer verdim Zira bilindiği gibi Söz uçar yazı kalır Televizyon ve radyo programları yazıya geçirilmezse zaman içinde kaybolma riski taşır Gelecekte Kürd tarih yazımı açısından gerekli olabilecek belgeleri oluşturma sorumluluğu ile hareket ederek önemli gördüğüm programları yazıya dökerek arşivledim Her ne kadar tüm programların kayıt altına alınması gerektiğini düşünsem de tekrarları önlemek amacıyla yalnızca belirli programlara yer verdim Böylece bu kitap yalnızca röportajlardan oluşan bir derleme değil vakfedilmiş bir hayatın düşünsel izlerini Kürd kurumsallaşmasının aşamalarını ve kolektif hafızayı bir araya getiren bütünlüklü bir tanıklıklar külliyatı hâline gelmiştir Tanıtım Bülteninden

İSMAİL BEŞİKÇİ VAKFI YAYINLARI
Serinin birinci cildi 1990 ların ağır ve sert ikliminde filizlenmeye başlayan kurumsallaşma çabalarının tanıklığını içeriyordu dergi kurma dernek açma kültürel üretimi örgütleme ve tüm bunları devlet baskısının en yoğun olduğu bir dönemde sürdürme gayreti İkinci cilt ise 2000 lerle birlikte değişen siyasal dengelere Avrupa daki diasporik çalışmaların gelişimine sivil toplumun çeşitlenmesine ve kültürel alanın genişlemesine odaklanmıştı Böylece ilk iki cilt birbirini tamamlayan bir tarihsel arka plan sunmuştu Elinizdeki üçüncü cilt bu sürekliliği günümüze taşıyor 1990 lardan bugüne farklı dergilerde radyo ve televizyon programlarında kültür sanat çevrelerinde ve dost meclislerinde yapılan çok sayıdaki söyleşi bir araya getirildi Bu söyleşiler yalnızca belirli dönemlerin tartışmalarını değil farklı kuşakların ve farklı mücadele deneyimlerinin ortak belleğe nasıl aktığını da gösteriyor Her bir metin bireysel bir tanıklık olduğu kadar kolektif bir hafızanın da parçasıdır Kuruluşunda yer aldığım kurumlar üzerine yaptığım konuşmalar elbette dönemin siyasal atmosferinden bağımsız düşünülemez MKM ve İstanbul Kürd Enstitüsü faili meçhul cinayetlerin kol gezdiği olağanüstü hâlin hayatın tüm alanlarına sirayet ettiği bir dönemde kuruldu Buna karşılık İsmail Beşikci Vakfı İBV görece daha yumuşak bir siyasal iklimde Kürd meselesinin yeniden tartışıldığı bir dönemde ortaya çıktı Dolayısıyla bu kurumların her biri dönemin ruhunu ve politik gerçekliğini yansıtan ayrı bir tarihsel bağlama sahiptir Kitabın başında MKM ve İstanbul Kürd Enstitüsü nde gerçekleştirdiğim röportajlardan seçmeler yer alıyor Ardından Radyo Yaşam ve İBV üzerine gazeteler ve dergilerde yayımlanan söyleşilerden derlemeler geliyor Son bölümde ise Kürd kültürel kurumsallaşmasının belgelenmesi açısından büyük önem taşıyan televizyon programlarının deşifrelerine yer verdim Zira bilindiği gibi Söz uçar yazı kalır Televizyon ve radyo programları yazıya geçirilmezse zaman içinde kaybolma riski taşır Gelecekte Kürd tarih yazımı açısından gerekli olabilecek belgeleri oluşturma sorumluluğu ile hareket ederek önemli gördüğüm programları yazıya dökerek arşivledim Her ne kadar tüm programların kayıt altına alınması gerektiğini düşünsem de tekrarları önlemek amacıyla yalnızca belirli programlara yer verdim Böylece bu kitap yalnızca röportajlardan oluşan bir derleme değil vakfedilmiş bir hayatın düşünsel izlerini Kürd kurumsallaşmasının aşamalarını ve kolektif hafızayı bir araya getiren bütünlüklü bir tanıklıklar külliyatı hâline gelmiştir

İBV İsmail Beşikci Vakfı Yayınları
Serinin birinci cildi 1990 ların ağır ve sert ikliminde filizlenmeye başlayan kurumsallaşma çabalarının tanıklığını içeriyordu dergi kurma dernek açma kültürel üretimi örgütleme ve tüm bunları devlet baskısının en yoğun olduğu bir dönemde sürdürme gayreti İkinci cilt ise 2000 lerle birlikte değişen siyasal dengelere Avrupa daki diasporik çalışmaların gelişimine sivil toplumun çeşitlenmesine ve kültürel alanın genişlemesine odaklanmıştı Böylece ilk iki cilt birbirini tamamlayan bir tarihsel arka plan sunmuştu Elinizdeki üçüncü cilt bu sürekliliği günümüze taşıyor 1990 lardan bugüne farklı dergilerde radyo ve televizyon programlarında kültür sanat çevrelerinde ve dost meclislerinde yapılan çok sayıdaki söyleşi bir araya getirildi Bu söyleşiler yalnızca belirli dönemlerin tartışmalarını değil farklı kuşakların ve farklı mücadele deneyimlerinin ortak belleğe nasıl aktığını da gösteriyor Her bir metin bireysel bir tanıklık olduğu kadar kolektif bir hafızanın da parçasıdır Kuruluşunda yer aldığım kurumlar üzerine yaptığım konuşmalar elbette dönemin siyasal atmosferinden bağımsız düşünülemez MKM ve İstanbul Kürd Enstitüsü faili meçhul cinayetlerin kol gezdiği olağanüstü hâlin hayatın tüm alanlarına sirayet ettiği bir dönemde kuruldu Buna karşılık İsmail Beşikci Vakfı İBV görece daha yumuşak bir siyasal iklimde Kürd meselesinin yeniden tartışıldığı bir dönemde ortaya çıktı Dolayısıyla bu kurumların her biri dönemin ruhunu ve politik gerçekliğini yansıtan ayrı bir tarihsel bağlama sahiptir Kitabın başında MKM ve İstanbul Kürd Enstitüsü nde gerçekleştirdiğim röportajlardan seçmeler yer alıyor Ardından Radyo Yaşam ve İBV üzerine gazeteler ve dergilerde yayımlanan söyleşilerden derlemeler geliyor Son bölümde ise Kürd kültürel kurumsallaşmasının belgelenmesi açısından büyük önem taşıyan televizyon programlarının deşifrelerine yer verdim Zira bilindiği gibi Söz uçar yazı kalır Televizyon ve radyo programları yazıya geçirilmezse zaman içinde kaybolma riski taşır Gelecekte Kürd tarih yazımı açısından gerekli olabilecek belgeleri oluşturma sorumluluğu ile hareket ederek önemli gördüğüm programları yazıya dökerek arşivledim Her ne kadar tüm programların kayıt altına alınması gerektiğini düşünsem de tekrarları önlemek amacıyla yalnızca belirli programlara yer verdim Böylece bu kitap yalnızca röportajlardan oluşan bir derleme değil vakfedilmiş bir hayatın düşünsel izlerini Kürd kurumsallaşmasının aşamalarını ve kolektif hafızayı bir araya getiren bütünlüklü bir tanıklıklar külliyatı hâline gelmiştir

İBV İsmail Beşikci Vakfı Yayınları
Gürbüz Kürd kurumsal kültürel aydınlanma hareketi içerisinde yer alan ve öncülük eden kurucu karakterlerden biridir Ülkemin Gölgesinde Bir Uzun Yol adlı kitap serisinin ikinci cildi olan Vakfedilmiş Bir Hayat adlı eseri Gürbüz ün yaşamının 35 yılını Kürdoloji çalışmalarına kültürel kurumsallaşmaya adadığını edindiği tecrübelerle birlikte okuyucuya aktarır İbrahim Gürbüz bir çağın aydınlar topluluğunun kendi imkanlarıyla var etmeye çalıştığı değerlerinin bugüne aktarılmasını sağlıyor Bu çerçeveden bakıldığında bu çalışma sayesinde 1990 lı yıllardaki Kürdoloji çalışmaları Kürd kültürel kurumsallaşması tarihi bu dönemin kurumlarının kurumlaşma hikayeleri kurucuları kadroları ve faaliyetleri hakkında birinci elden bilgilere sahip olacağız Bu kurumların çoğunun kuruluş süreçlerinde öncü ve kurucu rol üstlenen Gürbüz ün bu yapıtında sunulan bilgilerin birincil kaynaklardan öğrenilmiş olması ve geleceğe aktarılmasına olanak vermesi oldukça önemlidir Bu iki ciltlik anı çalışmasının ikinci cildi olan Vakfedilmiş Bir Hayat adlı eserin 2000 li yılları kapsayan bu kitap kürd kültürel ve bilimsel kurumlaşmasının bilgi ve belgeleriyle doludur Bu eserin döneminin en önemli kaynaklarından olma niteliğini taşıdığını söyleyebiliriz Elif Gün

İBV İsmail Beşikci Vakfı Yayınları
Ülkemin Gölgesinde Bir Uzun Yol I Yaşamın Kıyısında İbrahim Gürbüz İbrahim Gürbüz yarım asrı aşkın bir zamandır sürdürdüğü siyasal ve kültürel mücadeleye 1969 1970 de Tire de 1972 1973 de Eskişehir Anadolu Üniversitesinde başlar Kürd ulusal mücadelesine katılımı ise 1975 yılında Kürt hareketlerinden Kawa hareketi ile ilk adımını atar Hayalini cezaevinde kurduğu kültür kurumlaşmasına 1989 yılında başlar 1991 yılında MKM 1992 de İstanbul Kürt Enstitüsü ve bir çok Kürd kurumunun kuruluşunu gerçekleştirir Siyasal ve kültürel çalışmalarını içeren üç ciltlik eserinde detaylı anlatımıyla okuyucuyu aydınlatmaktadır Biyografi veya anı kitapları genel olarak önemlidir ama bunun öznesi olan eğer bir halkın kolektif hafızanının merkezinde duran biri ise daha da önemlidir Çünkü bizim okuyacağımız hikaye aynı zamanda o halkın tarihinin de bir parçasıdır İbrahim Gürbüz yarım asırdan fazla bir süredir Kürt hareketlerinin deyim yerindeyse merkezinde duran neredeyse hayatının her anını bu hareketlerin bir parçası olacak yaşayan bir aydın Siyasal mücadelesi dışında 1990 lı yıllarda başlayan Kürd Kültür ve Bilim kurumsallaşmasına kırk yıla yakın ömrünü veren İbrahim Gürbüz hayatını samimi sıcak bir dille okuyucuya sunuyor Yaşamın Kıyısın daki bu ilk cildinde tarihin içindeki Kürdlerin Türk metropollerindeki yaşamını sıkıntılarını ve en çokta gizli sürgünü ve göçü anlatılıyor Yazar kitapta Kürdlerin büyük bir kesiminin hangi nedenle olursa olsun göçe ve sürgüne zorlandıkları yerleri benimseyemediklerini anne ve babasının hayatından kesitler vererek yalın ve içtenlikli bir ifadeyle dile getiriyor Bitmek bilmez sürgünler göçler çatışmalar savaşlar nedeniyle ailecek bırakmak zorunda kaldıkları gölgede bırakılan ülkenin unutulmaz bir portresini çiziyor