Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4 — Anita Felipova

Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4
Anita FelipovaPukka Yayınları
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4
Anita FelipovaSessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz

Sessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz Yazar Anita Felipova Sayfa Sayısı 664 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili Türkçe Basım Tarihi Mart 2024 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 246 35

Pukka Yayınları
Sessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz Tanıtım Bülteninden BBD0E0

Sessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz Yazar Anita Felipova Sayfa Sayısı 664 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili Türkçe Basım Tarihi Mart 2024 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 259 35

Pukka Yayınları
Sessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz Tanıtım Bülteninden

Pukka Yayınları
Sessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz

Pukka Yayınları
Sessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz

Kaktüs Sanat
Ah Bahar Ben üzgün hissettiğim zamanlarda seninle tanıştığım günü hatırlayıp mutlu olan biriyim O gün haftalar boyunca göz değdirmece oynayan iki çocuk olmaktan sıkılıp yanına gelmeseydim sen sonsuza dek bu oyunun içinde yaşardın da yine benim karşıma çıkamazdın Zaten sen kütüphanede gördüğün bir erkeği çaktırmadan kesemeyecek kadar beceriksiz o erkek ayağına geldiğinde ağlayacak kadar korkak ve neyin var dediğimde annemi özledim diyecek kadar çocuktun İstanbul kıştı senle beraber şehre bahar gelmişti Sancılı çocukluk yılları ilk gençliğin kalp atışları saf mutluluk sınavdan geçmenin tarifsiz gururu Ayak uydurmanın zorluğu başarısızlık korkusu aşkla tanışmanın ele avuca sığmayan heyecanı Bu kitap evden çıkmadan ağza atılan bir kaşık pekmez gibi olağan taze sağılmış bir bardak inek sütü gibi özlenen ve sanki alt katınızda yaşıyormuşçasına sıradan iki insanın öyküsüdür Ozan ve Baharla tanışmaya hazır mısınız Tanıtım Bülteninden

KAKTÜS SANAT
Baharın istediği şey baştan aşağı bendim Her şeyimle her hücremle onu mutlu eden bendim Üstelik bunu bir ömür yapabilirdim Hiç bıkmadan hiç usanmadan Benimle uyuyan saçları bile yüzümün şekline alışmıştı uyurken beni hiç rahatsız etmiyordu Hiç sevişmemiştik ama sevişseydik onu daha ne kadar mutlu edebileceğimin hayali beni bile delirtiyordu Dans ederken bile kırk kat giysinin üzerinden onun kanının nasıl aktığını hissedebiliyordum Nabzının hangi anda hızlandığını gözbebeklerinin ne zaman büyüyeceğini biliyordum Ben Baharı bu dünyada mutlu edebilecek her şeyin bir araya gelmesinden doğan bir adamdım Oktay ise onun istediğini sandığı şeydi İnsan hep elle tutulmayanın peşinden gidiyormuş öğrenmiş oldum Değersizlik hissiyle kuşatılmış bir insanı sevmek zordur Daha zoru ise kendini sevmeyen bir insanın sevildiğine inanmasıdır Serinin ikinci kitabında Bahar bu inanç kırıklarıyla savrulur

Kaktüs Sanat
Onca susuşun ardından Nazlı nın odasını da mı görmeyeyim dedi Nasıl gülmeyeyim Ozan ahırın önünde oturup oyuncak fincanda çay içerken annem onun neden içeri gelmediğine anlam veremedi Niçin ince belli bardakları kullanmadığını kaç kez sordu bilmem Bulaşık çıkmasın dedim diye bana kızdı oysa oyuncak fincanlar Ozan ın arzusuydu Kalbimi okşamadı dersem yalan olur Çünkü kanaya kanaya büyüdüğüm avluya bakarken hafızama çektiğim son fotoğrafta rahmetli Nazlı ve ahırın önünde oyuncak fincanında çay içen sevgilim vardı Şavşat defterim böylece kapandı Egenin küçük bir adasında Ozan ve Bahar dans ediyor Canımı sıkan tüm anlarda bu cümleyi kendime kurup sarmaşıklı tavernalar arasında dans ettiğimizi hatırlayacağım ve mutlu olacağım Söz veriyorum Öpüşmek de dans etmeye dahil biliyor musunuz Güzel bir dansın sonunda dudaklar buluşup birbirini tebrik ediyor Uzun boylu bir buluşma değil bu Ama şart mı şart Tanıtım Bülteninden

Kaktüs Sanat
Baharın istediği şey baştan aşağı bendim Her şeyimle her hücremle onu mutlu eden bendim Üstelik bunu bir ömür yapabilirdim Hiç bıkmadan hiç usanmadan Benimle uyuyan saçları bile yüzümün şekline alışmıştı uyurken beni hiç rahatsız etmiyordu Hiç sevişmemiştik ama sevişseydik onu daha ne kadar mutlu edebileceğimin hayali beni bile delirtiyordu Dans ederken bile kırk kat giysinin üzerinden onun kanının nasıl aktığını hissedebiliyordum Nabzının hangi anda hızlandığını gözbebeklerinin ne zaman büyüyeceğini biliyordum Ben Baharı bu dünyada mutlu edebilecek her şeyin bir araya gelmesinden doğan bir adamdım Oktay ise onun istediğini sandığı şeydi İnsan hep elle tutulmayanın peşinden gidiyormuş öğrenmiş oldum Değersizlik hissiyle kuşatılmış bir insanı sevmek zordur Daha zoru ise kendini sevmeyen bir insanın sevildiğine inanmasıdır Serinin ikinci kitabında Bahar bu inanç kırıklarıyla savrulur

Kaktüs Sanat
Mayıs güneşi inatçı Karadeniz gökteki bulutlar yamaca tutunmuş ağaç uçan kuşlar Duydunuz mu beni Size diyorum ben Bahar a âşığım Göğsümde duran başı hareket etti Göğsümü yarıp içine girmeye çalıştı Ben yeniden bağırdım Hepiniz duyun Herkes bilsin Ozan Bahar a delilergibi âşık Nasıl bağırdıysam susup Bahar a baktığımda boğazımda karıncalar geziyordu Sen de duydun mu dedim ona Göğsümden uzaklaşmadan başını kaldırdı gözlerinde mutluluk yaşları parlıyordu Ayaklarımızı ısıran balıklar bile duydu dedi bana

Kaktüs Sanat
Onca susuşun ardından Nazlı nın odasını da mı görmeyeyim dedi Nasıl gülmeyeyim Ozan ahırın önünde oturupoyuncak fincanda çay içerken annem onun neden içeri gelmediğine anlam veremedi Niçin ince belli bardaklarıkullanmadığını kaç kez sordu bilmem Bulaşık çıkmasın dedim diye bana kızdı oysa oyuncak fincanlar Ozan ınarzusuydu Kalbimi okşamadı dersem yalan olur Çünkü kanaya kanaya büyüdüğüm avluya bakarken hafızamaçektiğim son fotoğrafta rahmetli Nazlı ve ahırın önünde oyuncak fincanında çay içen sevgilim vardı Şavşat defterimböylece kapandı Egenin küçük bir adasında Ozan ve Bahar dans ediyor Canımı sıkan tüm anlarda bu cümleyi kendime kurupsarmaşıklı tavernalar arasında dans ettiğimizi hatırlayacağım ve mutlu olacağım Söz veriyorum Öpüşmek de dansetmeye dahil biliyor musunuz Güzel bir dansın sonunda dudaklar buluşup birbirini tebrik ediyor Uzun boylu birbuluşma değil bu Ama şart mı şart

Kaktüs Sanat
Baharın istediği şey baştan aşağı bendim Her şeyimle her hücremle onu mutlu eden bendim Üstelik bunu bir ömür yapabilirdim Hiç bıkmadan hiç usanmadan Benimle uyuyan saçları bile yüzümün şekline alışmıştı uyurken beni hiç rahatsız etmiyordu Hiç sevişmemiştik ama sevişseydik onu daha ne kadar mutlu edebileceğimin hayali beni bile delirtiyordu Dans ederken bile kırk kat giysinin üzerinden onun kanının nasıl aktığını hissedebiliyordum Nabzının hangi anda hızlandığını gözbebeklerinin ne zaman büyüyeceğini biliyordum Ben Baharı bu dünyada mutlu edebilecek her şeyin bir araya gelmesinden doğan bir adamdım Oktay ise onun istediğini sandığı şeydi İnsan hep elle tutulmayanın peşinden gidiyormuş öğrenmiş oldum Değersizlik hissiyle kuşatılmış bir insanı sevmek zordur Daha zoru ise kendini sevmeyen bir insanın sevildiğine inanmasıdır Serinin ikinci kitabında Bahar bu inanç kırıklarıyla savrulur

Kaktüs Sanat
Ah Bahar Ben üzgün hissettiğim zamanlarda seninle tanıştığım günü hatırlayıp mutlu olan biriyim O gün haftalar boyunca göz değdirmece oynayan iki çocuk olmaktan sıkılıp yanına gelmeseydim sen sonsuza dek bu oyunun içinde yaşardın da yine benim karşıma çıkamazdın Zaten sen kütüphanede gördüğün bir erkeği çaktırmadan kesemeyecek kadar beceriksiz o erkek ayağına geldiğinde ağlayacak kadar korkak ve neyin var dediğimde annemi özledim diyecek kadar çocuktun İstanbul kıştı senle beraber şehre bahar gelmişti Sancılı çocukluk yılları ilk gençliğin kalp atışları saf mutluluk sınavdan geçmenin tarifsiz gururu Ayak uydurmanın zorluğu başarısızlık korkusu aşkla tanışmanın ele avuca sığmayan heyecanı Bu kitap evden çıkmadan ağza atılan bir kaşık pekmez gibi olağan taze sağılmış bir bardak inek sütü gibi özlenen ve sanki alt katınızda yaşıyormuşçasına sıradan iki insanın öyküsüdür Ozan ve Baharla tanışmaya hazır mısınız

Pukka Yayınları
Sessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Kaktüs Sanat
Ah Bahar Ben üzgün hissettiğim zamanlarda seninle tanıştığım günü hatırlayıp mutlu olan biriyim O gün haftalar boyunca göz değdirmece oynayan iki çocuk olmaktan sıkılıp yanına gelmeseydim sen sonsuza dek bu oyunun içinde yaşardın da yine benim karşıma çıkamazdın Zaten sen kütüphanede gördüğün bir erkeği çaktırmadan kesemeyecek kadar beceriksiz o erkek ayağına geldiğinde ağlayacak kadar korkak ve neyin var dediğimde annemi özledim diyecek kadar çocuktun İstanbul kıştı senle beraber şehre bahar gelmişti Sancılı çocukluk yılları ilk gençliğin kalp atışları saf mutluluk sınavdan geçmenin tarifsiz gururu Ayak uydurmanın zorluğu başarısızlık korkusu aşkla tanışmanın ele avuca sığmayan heyecanı Bu kitap evden çıkmadan ağza atılan bir kaşık pekmez gibi olağan taze sağılmış bir bardak inek sütü gibi özlenen ve sanki alt katınızda yaşıyormuşçasına sıradan iki insanın öyküsüdür Ozan ve Baharla tanışmaya hazır mısınız

Kaktüs Sanat
Baharın istediği şey baştan aşağı bendim Her şeyimle her hücremle onu mutlu eden bendim Üstelik bunu bir ömür yapabilirdim Hiç bıkmadan hiç usanmadan Benimle uyuyan saçları bile yüzümün şekline alışmıştı uyurken beni hiç rahatsız etmiyordu Hiç sevişmemiştik ama sevişseydik onu daha ne kadar mutlu edebileceğimin hayali beni bile delirtiyordu Dans ederken bile kırk kat giysinin üzerinden onun kanının nasıl aktığını hissedebiliyordum Nabzının hangi anda hızlandığını gözbebeklerinin ne zaman büyüyeceğini biliyordum Ben Baharı bu dünyada mutlu edebilecek her şeyin bir araya gelmesinden doğan bir adamdım Oktay ise onun istediğini sandığı şeydi İnsan hep elle tutulmayanın peşinden gidiyormuş öğrenmiş oldum Değersizlik hissiyle kuşatılmış bir insanı sevmek zordur Daha zoru ise kendini sevmeyen bir insanın sevildiğine inanmasıdır Serinin ikinci kitabında Bahar bu inanç kırıklarıyla savrulur

Kaktüs Sanat
Mayıs güneşi inatçı Karadeniz gökteki bulutlar yamaca tutunmuş ağaç uçan kuşlar Duydunuz mu beni Size diyorum ben Bahar a âşığım Göğsümde duran başı hareket etti Göğsümü yarıp içine girmeye çalıştı Ben yeniden bağırdım Hepiniz duyun Herkes bilsin Ozan Bahar a delilergibi âşık Nasıl bağırdıysam susup Bahar a baktığımda boğazımda karıncalar geziyordu Sen de duydun mu dedim ona Göğsümden uzaklaşmadan başını kaldırdı gözlerinde mutluluk yaşları parlıyordu Ayaklarımızı ısıran balıklar bile duydu dedi bana

Kaktüs Sanat
Onca susuşun ardından Nazlı nın odasını da mı görmeyeyim dedi Nasıl gülmeyeyim Ozan ahırın önünde oturup oyuncak fincanda çay içerken annem onun neden içeri gelmediğine anlam veremedi Niçin ince belli bardakları kullanmadığını kaç kez sordu bilmem Bulaşık çıkmasın dedim diye bana kızdı oysa oyuncak fincanlar Ozan ın arzusuydu Kalbimi okşamadı dersem yalan olur Çünkü kanaya kanaya büyüdüğüm avluya bakarken hafızama çektiğim son fotoğrafta rahmetli Nazlı ve ahırın önünde oyuncak fincanında çay içen sevgilim vardı Şavşat defterim böylece kapandı Egenin küçük bir adasında Ozan ve Bahar dans ediyor Canımı sıkan tüm anlarda bu cümleyi kendime kurup sarmaşıklı tavernalar arasında dans ettiğimizi hatırlayacağım ve mutlu olacağım Söz veriyorum Öpüşmek de dans etmeye dahil biliyor musunuz Güzel bir dansın sonunda dudaklar buluşup birbirini tebrik ediyor Uzun boylu bir buluşma değil bu Ama şart mı şart

Kaktüs Sanat
Ah Bahar Ben üzgün hissettiğim zamanlarda seninle tanıştığım günü hatırlayıp mutlu olan biriyim O gün haftalar boyunca göz değdirmece oynayan iki çocuk olmaktan sıkılıp yanına gelmeseydim sen sonsuza dek bu oyunun içinde yaşardın da yine benim karşıma çıkamazdın Zaten sen kütüphanede gördüğün bir erkeği çaktırmadan kesemeyecek kadar beceriksiz o erkek ayağına geldiğinde ağlayacak kadar korkak ve neyin var dediğimde annemi özledim diyecek kadar çocuktun İstanbul kıştı senle beraber şehre bahar gelmişti Sancılı çocukluk yılları ilk gençliğin kalp atışları saf mutluluk sınavdan geçmenin tarifsiz gururu Ayak uydurmanın zorluğu başarısızlık korkusu aşkla tanışmanın ele avuca sığmayan heyecanı Bu kitap evden çıkmadan ağza atılan bir kaşık pekmez gibi olağan taze sağılmış bir bardak inek sütü gibi özlenen ve sanki alt katınızda yaşıyormuşçasına sıradan iki insanın öyküsüdür Ozan ve Baharla tanışmaya hazır mısınız

Kaktüs Sanat
Baharın istediği şey baştan aşağı bendim Her şeyimle her hücremle onu mutlu eden bendim Üstelik bunu bir ömür yapabilirdim Hiç bıkmadan hiç usanmadan Benimle uyuyan saçları bile yüzümün şekline alışmıştı uyurken beni hiç rahatsız etmiyordu Hiç sevişmemiştik ama sevişseydik onu daha ne kadar mutlu edebileceğimin hayali beni bile delirtiyordu Dans ederken bile kırk kat giysinin üzerinden onun kanının nasıl aktığını hissedebiliyordum Nabzının hangi anda hızlandığını gözbebeklerinin ne zaman büyüyeceğini biliyordum Ben Baharı bu dünyada mutlu edebilecek her şeyin bir araya gelmesinden doğan bir adamdım Oktay ise onun istediğini sandığı şeydi İnsan hep elle tutulmayanın peşinden gidiyormuş öğrenmiş oldum Değersizlik hissiyle kuşatılmış bir insanı sevmek zordur Daha zoru ise kendini sevmeyen bir insanın sevildiğine inanmasıdır Serinin ikinci kitabında Bahar bu inanç kırıklarıyla savrulur

Kaktüs Sanat
Baharın istediği şey baştan aşağı bendim Her şeyimle her hücremle onu mutlu eden bendim Üstelik bunu bir ömür yapabilirdim Hiç bıkmadan hiç usanmadan Benimle uyuyan saçları bile yüzümün şekline alışmıştı uyurken beni hiç rahatsız etmiyordu Hiç sevişmemiştik ama sevişseydik onu daha ne kadar mutlu edebileceğimin hayali beni bile delirtiyordu Dans ederken bile kırk kat giysinin üzerinden onun kanının nasıl aktığını hissedebiliyordum Nabzının hangi anda hızlandığını gözbebeklerinin ne zaman büyüyeceğini biliyordum Ben Baharı bu dünyada mutlu edebilecek her şeyin bir araya gelmesinden doğan bir adamdım Oktay ise onun istediğini sandığı şeydi İnsan hep elle tutulmayanın peşinden gidiyormuş öğrenmiş oldum Değersizlik hissiyle kuşatılmış bir insanı sevmek zordur Daha zoru ise kendini sevmeyen bir insanın sevildiğine inanmasıdır Serinin ikinci kitabında Bahar bu inanç kırıklarıyla savrulur

Kaktüs Sanat
Ah Bahar Ben üzgün hissettiğim zamanlarda seninle tanıştığım günü hatırlayıp mutlu olan biriyim O gün haftalar boyunca göz değdirmece oynayan iki çocuk olmaktan sıkılıp yanına gelmeseydim sen sonsuza dek bu oyunun içinde yaşardın da yine benim karşıma çıkamazdın Zaten sen kütüphanede gördüğün bir erkeği çaktırmadan kesemeyecek kadar beceriksiz o erkek ayağına geldiğinde ağlayacak kadar korkak ve neyin var dediğimde annemi özledim diyecek kadar çocuktun İstanbul kıştı senle beraber şehre bahar gelmişti Sancılı çocukluk yılları ilk gençliğin kalp atışları saf mutluluk sınavdan geçmenin tarifsiz gururu Ayak uydurmanın zorluğu başarısızlık korkusu aşkla tanışmanın ele avuca sığmayan heyecanı Bu kitap evden çıkmadan ağza atılan bir kaşık pekmez gibi olağan taze sağılmış bir bardak inek sütü gibi özlenen ve sanki alt katınızda yaşıyormuşçasına sıradan iki insanın öyküsüdür Ozan ve Baharla tanışmaya hazır mısınız

Kaktüs Sanat
Mayıs güneşi inatçı Karadeniz gökteki bulutlar yamaca tutunmuş ağaç uçan kuşlar Duydunuz mu beni Size diyorum ben Bahar a âşığım Göğsümde duran başı hareket etti Göğsümü yarıp içine girmeye çalıştı Ben yeniden bağırdım Hepiniz duyun Herkes bilsin Ozan Bahar a deliler gibi âşık Nasıl bağırdıysam susup Bahar a baktığımda boğazımda karıncalar geziyordu Sen de duydun mu dedim ona Göğsümden uzaklaşmadan başını kaldırdı gözlerinde mutluluk yaşları parlıyordu Ayaklarımızı ısıran balıklar bile duydu dedi bana

Kaktüs Sanat
Ah Bahar Ben üzgün hissettiğim zamanlarda seninle tanıştığım günü hatırlayıp mutlu olan biriyim O gün haftalar boyunca göz değdirmece oynayan iki çocuk olmaktan sıkılıp yanına gelmeseydim sen sonsuza dek bu oyunun içinde yaşardın da yine benim karşıma çıkamazdın Zaten sen kütüphanede gördüğün bir erkeği çaktırmadan kesemeyecek kadar beceriksiz o erkek ayağına geldiğinde ağlayacak kadar korkak ve neyin var dediğimde annemi özledim diyecek kadar çocuktun İstanbul kıştı senle beraber şehre bahar gelmişti Sancılı çocukluk yılları ilk gençliğin kalp atışları saf mutluluk sınavdan geçmenin tarifsiz gururu Ayak uydurmanın zorluğu başarısızlık korkusu aşkla tanışmanın ele avuca sığmayan heyecanı Bu kitap evden çıkmadan ağza atılan bir kaşık pekmez gibi olağan taze sağılmış bir bardak inek sütü gibi özlenen ve sanki alt katınızda yaşıyormuşçasına sıradan iki insanın öyküsüdür Ozan ve Baharla tanışmaya hazır mısınız

Kaktüs Sanat
Mayıs güneşi inatçı Karadeniz gökteki bulutlar yamaca tutunmuş ağaç uçan kuşlar Duydunuz mu beni Size diyorum ben Bahar a âşığım Göğsümde duran başı hareket etti Göğsümü yarıp içine girmeye çalıştı Ben yeniden bağırdım Hepiniz duyun Herkes bilsin Ozan Bahar a deliler gibi âşık Nasıl bağırdıysam susup Bahar a baktığımda boğazımda karıncalar geziyordu Sen de duydun mu dedim ona Göğsümden uzaklaşmadan başını kaldırdı gözlerinde mutluluk yaşları parlıyordu Ayaklarımızı ısıran balıklar bile duydu dedi bana

Kaktüs Sanat
Baharın istediği şey baştan aşağı bendim Her şeyimle her hücremle onu mutlu eden bendim Üstelik bunu bir ömür yapabilirdim Hiç bıkmadan hiç usanmadan Benimle uyuyan saçları bile yüzümün şekline alışmıştı uyurken beni hiç rahatsız etmiyordu Hiç sevişmemiştik ama sevişseydik onu daha ne kadar mutlu edebileceğimin hayali beni bile delirtiyordu Dans ederken bile kırk kat giysinin üzerinden onun kanının nasıl aktığını hissedebiliyordum Nabzının hangi anda hızlandığını gözbebeklerinin ne zaman büyüyeceğini biliyordum Ben Baharı bu dünyada mutlu edebilecek her şeyin bir araya gelmesinden doğan bir adamdım Oktay ise onun istediğini sandığı şeydi İnsan hep elle tutulmayanın peşinden gidiyormuş öğrenmiş oldum Değersizlik hissiyle kuşatılmış bir insanı sevmek zordur Daha zoru ise kendini sevmeyen bir insanın sevildiğine inanmasıdır Serinin ikinci kitabında Bahar bu inanç kırıklarıyla savrulur

Kaktüs Sanat
Bahar ın istediği şey baştan aşağı bendim Her şeyimle her hücremle onu mutlu eden bendim Üstelik bunu bir ömür yapabilirdim Hiç bıkmadan hiç usanmadan Benimle uyuyan saçları bile yüzümün şekline alışmıştı uyurken beni hiç rahatsız etmiyordu Hiç sevişmemiştik ama sevişseydik onu daha ne kadar mutlu edebileceğimin hayali beni bile delirtiyordu Dans ederken bile kırk kat giysinin üzerinden onun kanının nasıl aktığını hissedebiliyordum Nabzının hangi anda hızlandığını gözbebeklerinin ne zaman büyüyeceğini biliyordum Ben Bahar ı bu dünyada mutlu edebilecek her şeyin bir araya gelmesinden doğan bir adamdım Oktay ise onun istediğini sandığı şeydi İnsan hep elle tutulmayanın peşinden gidiyormuş öğrenmiş oldum Değersizlik hissiyle kuşatılmış bir insanı sevmek zordur Daha zoru ise kendini sevmeyen bir insanın sevildiğine inanmasıdır Serinin ikinci kitabında Bahar bu inanç kırıklarıyla savrulur

Kaktüs Sanat
Onca susuşun ardından Nazlı nın odasını da mı görmeyeyim dedi Nasıl gülmeyeyim Ozan ahırın önünde oturup oyuncak fincanda çay içerken annem onun neden içeri gelmediğine anlam veremedi Niçin ince belli bardakları kullanmadığını kaç kez sordu bilmem Bulaşık çıkmasın dedim diye bana kızdı oysa oyuncak fincanlar Ozan ın arzusuydu Kalbimi okşamadı dersem yalan olur Çünkü kanaya kanaya büyüdüğüm avluya bakarken hafızama çektiğim son fotoğrafta rahmetli Nazlı ve ahırın önünde oyuncak fincanında çay içen sevgilim vardı Şavşat defterim böylece kapandı Egenin küçük bir adasında Ozan ve Bahar dans ediyor Canımı sıkan tüm anlarda bu cümleyi kendime kurup sarmaşıklı tavernalar arasında dans ettiğimizi hatırlayacağım ve mutlu olacağım Söz veriyorum Öpüşmek de dans etmeye dahil biliyor musunuz Güzel bir dansın sonunda dudaklar buluşup birbirini tebrik ediyor Uzun boylu bir buluşma değil bu Ama şart mı şart

Kaktüs Sanat
Ah Bahar Ben üzgün hissettiğim zamanlarda seninle tanıştığım günü hatırlayıp mutlu olan biriyim O gün haftalar boyunca göz değdirmece oynayan iki çocuk olmaktan sıkılıp yanına gelmeseydim sen sonsuza dek bu oyunun içinde yaşardın da yine benim karşıma çıkamazdın Zaten sen kütüphanede gördüğün bir erkeği çaktırmadan kesemeyecek kadar beceriksiz o erkek ayağına geldiğinde ağlayacak kadar korkak ve neyin var dediğimde annemi özledim diyecek kadar çocuktun İstanbul kıştı senle beraber şehre bahar gelmişti Sancılı çocukluk yılları ilk gençliğin kalp atışları saf mutluluk sınavdan geçmenin tarifsiz gururu Ayak uydurmanın zorluğu başarısızlık korkusu aşkla tanışmanın ele avuca sığmayan heyecanı Bu kitap evden çıkmadan ağza atılan bir kaşık pekmez gibi olağan taze sağılmış bir bardak inek sütü gibi özlenen ve sanki alt katınızda yaşıyormuşçasına sıradan iki insanın öyküsüdür Ozan ve Baharla tanışmaya hazır mısınız

Kaktüs Sanat
Ah Bahar Ben üzgün hissettiğim zamanlarda seninle tanıştığım günü hatırlayıp mutlu olan biriyim O gün haftalar boyunca göz değdirmece oynayan iki çocuk olmaktan sıkılıp yanına gelmeseydim sen sonsuza dek bu oyunun içinde yaşardın da yine benim karşıma çıkamazdın Zaten sen kütüphanede gördüğün bir erkeği çaktırmadan kesemeyecek kadar beceriksiz o erkek ayağına geldiğinde ağlayacak kadar korkak ve neyin var dediğimde annemi özledim diyecek kadar çocuktun İstanbul kıştı senle beraber şehre bahar gelmişti Sancılı çocukluk yılları ilk gençliğin kalp atışları saf mutluluk sınavdan geçmenin tarifsiz gururu Ayak uydurmanın zorluğu başarısızlık korkusu aşkla tanışmanın ele avuca sığmayan heyecanı Bu kitap evden çıkmadan ağza atılan bir kaşık pekmez gibi olağan taze sağılmış bir bardak inek sütü gibi özlenen ve sanki alt katınızda yaşıyormuşçasına sıradan iki insanın öyküsüdür Ozan ve Bahar la tanışmaya hazır mısınız

Kaktüs Sanat
Ah Bahar Ben üzgün hissettiğim zamanlarda seninle tanıştığım günü hatırlayıp mutlu olan biriyim O gün haftalar boyunca göz değdirmece oynayan iki çocuk olmaktan sıkılıp yanına gelmeseydim sen sonsuza dek bu oyunun içinde yaşardın da yine benim karşıma çıkamazdın Zaten sen kütüphanede gördüğün bir erkeği çaktırmadan kesemeyecek kadar beceriksiz o erkek ayağına geldiğinde ağlayacak kadar korkak ve neyin var dediğimde annemi özledim diyecek kadar çocuktun İstanbul kıştı senle beraber şehre bahar gelmişti Sancılı çocukluk yılları ilk gençliğin kalp atışları saf mutluluk sınavdan geçmenin tarifsiz gururu Ayak uydurmanın zorluğu başarısızlık korkusu aşkla tanışmanın ele avuca sığmayan heyecanı Bu kitap evden çıkmadan ağza atılan bir kaşık pekmez gibi olağan taze sağılmış bir bardak inek sütü gibi özlenen ve sanki alt katınızda yaşıyormuşçasına sıradan iki insanın öyküsüdür Ozan ve Baharla tanışmaya hazır mısınız

Kaktüs Sanat
Baharın istediği şey baştan aşağı bendim Her şeyimle her hücremle onu mutlu eden bendim Üstelik bunu bir ömür yapabilirdim Hiç bıkmadan hiç usanmadan Benimle uyuyan saçları bile yüzümün şekline alışmıştı uyurken beni hiç rahatsız etmiyordu Hiç sevişmemiştik ama sevişseydik onu daha ne kadar mutlu edebileceğimin hayali beni bile delirtiyordu Dans ederken bile kırk kat giysinin üzerinden onun kanının nasıl aktığını hissedebiliyordum Nabzının hangi anda hızlandığını gözbebeklerinin ne zaman büyüyeceğini biliyordum Ben Baharı bu dünyada mutlu edebilecek her şeyin bir araya gelmesinden doğan bir adamdım Oktay ise onun istediğini sandığı şeydi İnsan hep elle tutulmayanın peşinden gidiyormuş öğrenmiş oldum Değersizlik hissiyle kuşatılmış bir insanı sevmek zordur Daha zoru ise kendini sevmeyen bir insanın sevildiğine inanmasıdır Serinin ikinci kitabında Bahar bu inanç kırıklarıyla savrulur

Kaktüs Sanat
Mayıs güneşi inatçı Karadeniz gökteki bulutlar yamaca tutunmuş ağaç uçan kuşlar Duydunuz mu beni Size diyorum ben Bahar a âşığım Göğsümde duran başı hareket etti Göğsümü yarıp içine girmeye çalıştı Ben yeniden bağırdım Hepiniz duyun Herkes bilsin Ozan Bahar a deliler gibi âşık Nasıl bağırdıysam susup Bahar a baktığımda boğazımda karıncalar geziyordu Sen de duydun mu dedim ona Göğsümden uzaklaşmadan başını kaldırdı gözlerinde mutluluk yaşları parlıyordu Ayaklarımızı ısıran balıklar bile duydu dedi bana

Kaktüs Sanat
Onca susuşun ardından Nazlı nın odasını da mı görmeyeyim dedi Nasıl gülmeyeyim Ozan ahırın önünde oturup oyuncak fincanda çay içerken annem onun neden içeri gelmediğine anlam veremedi Niçin ince belli bardakları kullanmadığını kaç kez sordu bilmem Bulaşık çıkmasın dedim diye bana kızdı oysa oyuncak fincanlar Ozan ın arzusuydu Kalbimi okşamadı dersem yalan olur Çünkü kanaya kanaya büyüdüğüm avluya bakarken hafızama çektiğim son fotoğrafta rahmetli Nazlı ve ahırın önünde oyuncak fincanında çay içen sevgilim vardı Şavşat defterim böylece kapandı Egenin küçük bir adasında Ozan ve Bahar dans ediyor Canımı sıkan tüm anlarda bu cümleyi kendime kurup sarmaşıklı tavernalar arasında dans ettiğimizi hatırlayacağım ve mutlu olacağım Söz veriyorum Öpüşmek de dans etmeye dahil biliyor musunuz Güzel bir dansın sonunda dudaklar buluşup birbirini tebrik ediyor Uzun boylu bir buluşma değil bu Ama şart mı şart

Pukka Yayınları
Sessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz

Pukka Yayınları
Sessizlik bir yaşam belirtisi değildi oysa münakaşa bir hayat mücadelesiydi Bu yüzden fırtınalı denizde çırpınmayan birini ölümden kurtarmak zordu Ama dalgalarla kavga eden bir insan ölümü öylece kabullenmezdi Doğduğu günden bu yana köyünden ve küçük ilçesinden dışarıya adım atmamış olan Bahar ın tohumuna karşı çıkıp aynı zamanda onu sahiplenme öyküsünün başlangıcı olan bu kitapta Bahar ın başarılarıyla gururlanıp korkularıyla sarsılacağız Güven ve güvensizliği onunla tanıyıp dünün açtığı yaraları sararak yarına yürürken ise aşkla tanışacağız Türkiye nin bir ucundan Beyoğlu na taşınıp kuş besleyeceğiz Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek üst katınızdaki dairede yaşanabilecek kadar sıradan ağlarken gülebileceğiniz kadar sıcak on sekiz yaşına dönüp keşke diyebileceğiniz kadar sizden ve aşkın kendisi kadar gerçek bir öykü Tohumunu suçlayan Bahar ın hikâyesine hoş geldiniz