Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı — Bilge Karasu

Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
Bilge KarasuUzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
Bilge KarasuUzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda baskı bir dış etken insan eliyle oluşturulduğu ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar Bizans ta resim kırıcılık diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos un kendi kendine sorduğu soru şudur Birey olarak bu baskı karşısında benimsemediğim ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım

Metis Yayıncılık
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda baskı bir dış etken insan eliyle oluşturulduğu ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar Bizans ta resim kırıcılık diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos un kendi kendine sorduğu soru şudur Birey olarak bu baskı karşısında benimsemediğim ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım İnsan içerikleri toplumdan topluma dönemden döneme çağdan çağa değişebiliyor Bunların taşıdığı değerin saltık değil göreli olduğu Ada ve Tepe öykülerinden oluşan Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda sürekli olarak altı çizilen bir düşünce Dutlar ise Bizans taki baskı ortamının çağdaş zaman dilimi içinde iki ayrı zaman noktasında yeniden öykülenişi Ada ve Tepe nin yazarı olarak Bilge Karasu nun dolaylı dolaysız yoldan tanıklık ettiği bu yeni baskı dönemi sonunda inanç konusunda bir karara varması kendi öykülerini de karara bağlayışının öyküsü

Metis Yayınları
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda baskı bir dış etken insan eliyle oluşturulduğu ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar Bizans ta resim kırıcılık diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos un kendi kendine sorduğu soru şudur Birey olarak bu baskı karşısında benimsemediğim ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım İnsan içerikleri toplumdan topluma dönemden döneme çağdan çağa değişebiliyor Bunların taşıdığı değerin saltık değil göreli olduğu Ada ve Tepe öykülerinden oluşan Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda sürekli olarak altı çizilen bir düşünce Dutlar ise Bizans taki baskı ortamının çağdaş zaman dilimi içinde iki ayrı zaman noktasında yeniden öykülenişi Ada ve Tepe nin yazarı olarak Bilge Karasu nun dolaylı dolaysız yoldan tanıklık ettiği bu yeni baskı dönemi sonunda inanç konusunda bir karara varması kendi öykülerini de karara bağlayışının öyküsü Tanıtım Bülteninden

Metis Yayıncılık
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda baskı bir dış etken insan eliyle oluşturulduğu ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar Bizans ta resim kırıcılık diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos un kendi kendine sorduğu soru şudur Birey olarak bu baskı karşısında benimsemediğim ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım İnsan içerikleri toplumdan topluma dönemden döneme çağdan çağa değişebiliyor Bunların taşıdığı değerin saltık değil göreli olduğu Ada ve Tepe öykülerinen oluşan Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda sürekli olarak altı çizilen bir düşünce Dutlar ise Bizans taki baskı ortamının çağdaş zaman dilimi içinde iki ayrı zaman noktasında yeniden öykülenişi Ada ve Tepe nin yazarı olarak Bilge Karasu nun dolayılı dolaysız yoldan tanıklık ettiği bu yeni baskı dönemi sonunda inanç konusunda bir karara varması kendi öykülerini de karara bağlayışının öyküsü

Metis Yayınları
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda baskı bir dış etken insan eliyle oluşturulduğu ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar Bizans ta resim kırıcılık diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos un kendi kendine sorduğu soru şudur Birey olarak bu baskı karşısında benimsemediğim ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım İnsan içerikleri toplumdan topluma dönemden döneme çağdan çağa değişebiliyor Bunların taşıdığı değerin saltık değil göreli olduğu Ada ve Tepe öykülerinen oluşan Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda sürekli olarak altı çizilen bir düşünce Dutlar ise Bizans taki baskı ortamının çağdaş zaman dilimi içinde iki ayrı zaman noktasında yeniden öykülenişi Ada ve Tepe nin yazarı olarak Bilge Karasu nun dolayılı dolaysız yoldan tanıklık ettiği bu yeni baskı dönemi sonunda inanç konusunda bir karara varması kendi öykülerini de karara bağlayışının öyküsü

Metis Yayınları
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda baskı bir dış etken insan eliyle oluşturulduğu ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar Bizans ta resim kırıcılık diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos un kendi kendine sorduğu soru şudur Birey olarak bu baskı karşısında benimsemediğim ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım İnsan içerikleri toplumdan topluma dönemden döneme çağdan çağa değişebiliyor Bunların taşıdığı değerin saltık değil göreli olduğu Ada ve Tepe öykülerinen oluşan Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda sürekli olarak altı çizilen bir düşünce Dutlar ise Bizans taki baskı ortamının çağdaş zaman dilimi içinde iki ayrı zaman noktasında yeniden öykülenişi Ada ve Tepe nin yazarı olarak Bilge Karasu nun dolayılı dolaysız yoldan tanıklık ettiği bu yeni baskı dönemi sonunda inanç konusunda bir karara varması kendi öykülerini de karara bağlayışının öyküsü

METİS YAYINLARI
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda baskı bir dış etken insan eliyle oluşturulduğu ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar Bizans ta resim kırıcılık diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos un kendi kendine sorduğu soru şudur Birey olarak bu baskı karşısında benimsemediğim ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım İnsan içerikleri toplumdan topluma dönemden döneme çağdan çağa değişebiliyor Bunların taşıdığı değerin saltık değil göreli olduğu Ada ve Tepe öykülerinen oluşan Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda sürekli olarak altı çizilen bir düşünce Dutlar ise Bizans taki baskı ortamının çağdaş zaman dilimi içinde iki ayrı zaman noktasında yeniden öykülenişi Ada ve Tepe nin yazarı olarak Bilge Karasu nun dolayılı dolaysız yoldan tanıklık ettiği bu yeni baskı dönemi sonunda inanç konusunda bir karara varması kendi öykülerini de karara bağlayışının öyküsü Yayınevi METİS YAYINLARI Yazar BİLGE KARASU

Metis
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda baskı bir dış etken insan eliyle oluşturulduğu ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar Bizans ta resim kırıcılık diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos un kendi kendine sorduğu soru şudur Birey olarak bu baskı karşısında benimsemediğim ama bana zorla benimsetilmek istenen bu yeni inanç karşısında ne yapmalıyım İnsan içerikleri toplumdan topluma dönemden döneme çağdan çağa değişebiliyor Bunların taşıdığı değerin saltık değil göreli olduğu Ada ve Tepe öykülerinen oluşan Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nda sürekli olarak altı çizilen bir düşünce Dutlar ise Bizans taki baskı ortamının çağdaş zaman dilimi içinde iki ayrı zaman noktasında yeniden öykülenişi Ada ve Tepe nin yazarı olarak Bilge Karasu nun dolayılı dolaysız yoldan tanıklık ettiği bu yeni baskı dönemi sonunda inanç konusunda bir karara varması kendi öykülerini de karara bağlayışının öyküsü

Metis Yayınları
Bilge Karasu nun yapıtı toplam 11 kitaplık bir külliyat oluşturuyor 1991 de ilk olarak Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı nı yayımlamıştık Bilge Karasu dan Yazılış olarak yazarın ikinci kitabı olan Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı Bilge Karasu ya başlamak için ilk sıradaki önerimizdir Kitabın 1971 de Sait Faik Hikaye Armağanı nı aldığını da söylemeliyiz Açılış Bölümü Ada dan s 9 25 Başını çevirdiğinde karşısındaki karanlık artmağa başlıyor Andronikos neden sonra anlıyor karanlığın niye arttığını Adaya çok yaklaşmıştır artık Kayalık tepenin karanlık kütlesi arkasında gökyüzü belli belirsiz aydınlanıyor Yorgun kolları artık düşüncesiz istemsiz katılaşmışlığın duyusuz kolaylığı içinde kürekleri kaldırıp indirmeğe devam ediyor Kulakları işitmiyor artık Kürekler suya girip çıkıyor sular sabahın dinginliği içinde sandalın iki yanında yırtılıyor yamanıyor Sadık Yalsızuçanlar Bilge Karasu ve çokkatlı dil dergibi 2004 Bilge Karasu nun diline dünyasına ilişkin yeterince yazılıp çizilmedi O nun modern Türk edebiyatının en zengin yazarının dili kullanış biçimi nesneleri onlarla ilişkisini nesnelerin arasındaki ilişkiyi adeta bir dalgıç gibi derinlerde seyrederek anlatması bana daima ilginç görünmüştür Bu dil çokkatlıdır uzantıları kapsadıkları ve öteledikleri bakımından üzerinde dilbilimsel çalışmaları gerekli kılar Müge Canpolat Yanardağ Bilge Karasu dan romana teğelli anlatılar Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı Virgül Kasım Aralık 2009 Bilge Karasu 1970 te yayımlanan ikinci telif yapıtı Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı ile 1971 yılında Sait Faik Hikâye Armağanını kazanmıştır Tomris Uyar ın aktardığına göre yapıt yeterince sosyal içerikli bulunmadığından dolayı Karasu armağanı Bekir Yıldız la paylaşmıştır Tanışma Anları ndan haz Füsun Akatlı Müge Gürsoy Sökmen Bilge Karasu Aramızda Metis Yayınları 1997 s 52 Selen Erdoğan Bilge Karasu yu bugün okumak birartibir org 12 Temmuz 2019 Modernist Türkçe edebiyatın benzersiz bir yazarı öncüsü deneyicisi deneycisiydi Toplumcu gerçekçi edebiyat onun dilini muğlak ve soyut bulurken o aslında gerçekteki sorunu şiddetin yaşanışını bu şiddeti yazma etiğini anlamın yanında tam da dilin biçimin kurgunun içinde arıyor yazısını ve yazınını bu etikle dönüştürüyordu Bilge Karasu nun toplumsal şiddeti ve bu anaforun bireydeki yansımalarını ele aldığı romanlarıyla Doğu Roma nın ikona kırıcılığı ve Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı yla veya 12 Eylül ün kanlı sis i ve Gece yle bugün arasında hem kurumsal şiddet hem yaşamaya çalıştığımız hayatlar bakımından bir fark yok belki de Ama verdiği okuma zevki yanında bu şiddeti nasıl algıladığımızı ve anlatabileceğimizi anlamak bakımından Bilge Karasu eşsiz bir kılavuz olma niteliğini koruyor 13 Temmuz 1995 te göçen büyük usta Bilge Karasu nun anısının ve edebiyatının önünde saygıyla eğiliyoruz Devrini daim kılalım Ülker Şener Bilge Karasu yu anarken Gazete Duvar 13 Temmuz 2023 Bilge Karasu ile 1996 yılında tanıştım Ölümünden 1 yıl sonra 13 Temmuz 1995 de Ankara da ölmüş mezarı da Ankara da her ne kadar İstanbul da doğmuş olsa da çoğu kitabında İstanbul un izini sürse de Ankara orada gizli saklı bir biçimde durur öyle sanıyorum Aynı yerlerde dolaşmışız aynı sokaklarda belki de karşılaştık Ankara küçüktü o dönemler ve birkaç merkezi vardı Ulus Kızılay ve Tunalı Gidilen yer sınıfa kültürel sermayeye göre değişiyordu Bizim mekanımız Kızılay dı Ulus ile Tunalı nın ortası Zafer Çarşısı en fazla uğranılan yerdi o zamanlar kitapçıların merkeziydi ve her türlü dergiyi bulmak da mümkündü Sonradan öğrendiğime göre Bilge Karasu da sık sık uğrarmış