Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi ve Tarihi Derinliği — Ebubekir Subaşı

Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi ve Tarihi Derinliği
Ebubekir SubaşıÇelik Yayınevi
Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi ve Tarihi Derinliği
Ebubekir SubaşıTürk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi dir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi âdetâ dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengâma denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde mâziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans ı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türçesi ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır Bu çalışma işin başıdır eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir

Çelik Yayınevi
Türk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi dir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi âdetâ dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengâma denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde mâziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans ı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türkçesi ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır Bu çalışma işin başıdır eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir Tanıtım Bülteninden

Çelik Yayınevi
Türk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi dir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi adeta dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengama denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde maziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans ı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türçesi ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır Bu çalışma işin başıdır eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir

Çelik Yayınevi
Türk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi dir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi adeta dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengama denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde maziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans ı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türçesi ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır Bu çalışma işin başıdır eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir

ÇELİK YAYINEVİ
Türk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi dir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi âdetâ dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengâma denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde mâziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans ı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türçesi ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır Bu çalışma işin başıdır eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir

Çelik Yayınevi
Türk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi dir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi âdetâ dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengâma denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde mâziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans ı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türçesi ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır Bu çalışma işin başıdır eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir

Çelik Yayınları
Türk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi dir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi âdetâ dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengâma denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde mâziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans ı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türçesi ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır Bu çalışma işin başıdır eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir

Çelik Yayınevi
Ebubekir Subaşı tarafından kaleme alınan Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi ve Tarihi Derinliği Çelik Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Varlığımız ve Birliğimiz Açısından Osmanlı Türkçesi ve Tarihi Derinliği Ebubekir Subaşı Kitap Özeti Türk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesidir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi adeta dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengama denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde maziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesansı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türçesine giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır Bu çalışma işin başıdır eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir Yayınevi Çelik Yayınevi Yazar Ebubekir Subaşı Sayfa 400 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x23 50 cm Basım Yılı Aralık 2015 Barkod 9786059844284 Kategori Diğer Tarih Kitapları Dil Bilim

Çelik Yayınevi
Türk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi dir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi adeta dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengama denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde maziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans ı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türçesi ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka ha

Çelik Yayınevi
Türk Dilinin en son en mühim ve mükemmel eseri hiç şüphesiz bütün bir insanlığa mâl olmuş olan Osmanlı Türkçesi dir Nitekim bu şive sadece Türkler için değil bütün bir Osmanlı coğrafyası ve Müslüman milletler için de vazgeçilmez bir hazinedir Zira o sadece bir milletin değil bir medeniyetin vazgeçilmezidir Bu irfan hazînesi ve hayat damarı bugün ve bu haliyle artık bize kendisini feth etmeyi âdetâ dayatmaktadır Mâlumdur ki harf ve dolayısıyla kültür değişikliği bir din ve medeniyet değiştirmek gibi haklı ve mecburi bir sebebe dayanabilir Ancak son iki üç asırdır özellikle bizim coğrafyamızda bu hususlardaki garip değişiklikler ne yazık ki gücün kaybedildiği bir hengâma denk gelmiştir Her ne kadar Batı Rusya ve Çin birbirine uzak coğrafyalar gibi görünseler de özellikle tesir sahalarına giren Türkler ve onlara bağlı diğer unsurlar üzerinde müşterek bir proje yürüttükleri bir gerçekliktir Neticede koca bir milletin ve medeniyetin çocukları birbirlerini ve hayat kaynakları olan kültür varlıklarını anlamaz kavimler haline getirilmiştir Bugün bizde mâziye sahip çıkma isteği milletin köklerine olan bağlılığı ve ona olan şiddetli ihtiyacından ileri gelmektedir Bu yolda yapılan çalışmaların gelecek hakkında ümit verici bir nüve teşkil etmesi artık bizim için zarurîdir Yazık ki zaman içinde gelişmiş olan hadiseler bizi kendi kültürümüzün dilencisi durumuna düşürmüş ve Osmanlı Türkçesi bizim için bir yabancı dil halini almıştır Halbuki Batılılar Roma eserlerine dönerek Rönesans ı nasıl başardı iseler biz de Osmanlı Türkçesi ne giderek mâziden benzer bir kuvveti almaya mecburuz Bu yolda hem de gerçek bir planlama ve gayretle bütün dünyadaki arşiv ve kütüphanelere müzelelere hatta harabelere girmek ve onları anlamak zorundayız Bu çalışmayı yapmakdaki gaye dil ve kültür meselelerini derin bir tarih içinde ve geniş bir coğrafyada ele alarak evvelâ tedâvi için hasbelkader bir teşhis ve hedef koymaktır Bu mesele artık çok eskiden beri gelen ve bugün mutlaka halledilmesi gereken bir varoluş davasının mutlak bir parçasıdır Bu çalışma işin başıdır eldeki hazinelerin anahtarlarını ortaya koyma hususundaki gayretlerimiz devam edecektir Tanıtım Bülteninden