Varlık Mertebeleri — Abdülkerim el Cili Abdullah Bosnevi

Varlık Mertebeleri
Abdülkerim el Cili Abdullah BosneviLitera Yayıncılık
Varlık Mertebeleri
Abdülkerim el Cili Abdullah BosneviBu kitap Abdülkerîm Cîlî ve Abdullah Bosnevî ye ait hacimce mütevazı fakat fikrî derinliği son derece yüksek iki klasik tasavvuf metninin tercümesini bir araya getirmektedir Her iki müellif de Vahdet i Vücûd düşüncesinin kalbinde yer alan varlık mertebeleri merâtib i vücûd öğretisi üzerinden Mutlak Bir den çokluğun nasıl zuhûr ettiği ve hakikat ile görünen âlem arasındaki ilişkinin nasıl idrak edilmesi gerektiği sorularına odaklanır Eserde ortaya konan metafizik çerçeve tasavvuf düşüncesinin iki temel ilkesine yaslanır âlemin ontolojik bakımdan ârızî oluşu ve Hakk ın mutlak ve yegâne hakikat olması Bu perspektifte çokluk ilâhî zâtta bir parçalanma ya da değişim veya onun mukabilinde varlık kazanmış ontolojik bir düzey değil Hakk ın isim ve sıfatlarının yine O nun zâtından ibaret olan mutlak varlıkla farklı derecelerdeki tecellîleri olarak anlaşılır Müellifler bu ilişkiyi vücûdun tenezzül ve tecellî safhaları üzerinden ele alarak varlık düzenini başı ve sonu Hakk a irca edilen bütünlüklü bir ontolojik silsile şeklinde tasvir ederler Bu silsile sınırsızlık ve sonsuzluğu ifade eden mutlak bilinmezlik olan ilâhî zâttan başlayıp ilâhî isim ve sıfatların zuhuru aracılığıyla maddî âlemlere kadar uzanan kırk ana mertebe hâlinde sistematik biçimde ortaya konur Sürecin ilkesi Hakk ın gizli bir hazine olarak bilinmeyi murad etmesiyle ifade edilen ilâhî sevgi işleyişi ise Nefes i Rahmânî kavramıyla açıklanır Bu ontolojik düzenin nihai gayesi ve en kâmil neticesi bütün mertebeleri kendinde cem ve tafsîl eden ve bilinme sevgisinin en mükemmel biçimde gerçekleşmesini sağlayan İnsân ı Kâmil dir Bu bağlamda marifetullahı vücûd bilgisine dayandıran bu metafizik yaklaşım bize yalnızca teorik bir açıklama sunmakla yetinmez bunun yanı sıra okuyucuyu keşf ve şuhûd olarak nitelenen ve bilen bilinen bilgi ayrımlarının ortadan kalkıp bütünleştiği mistik tecrübeye dayalı bir idrak ufkuna yükselmeye davet eder Bu yönüyle elinizdeki bu eser Mutlak Zât ın kendi güzelliğini temaşa iradesiyle başlayan kozmik hareketin insanda nasıl kemale erdiğini gösteren derinlikli tutarlı ve incelikli bir tasavvuf metafiziği sunmaktadır

Litera Yayıncılık
Bu kitap Abdülkerîm Cîlî ve Abdullah Bosnevî ye ait hacimce mütevazı fakat fikrî derinliği son derece yüksek iki klasik tasavvuf metninin tercümesini bir araya getirmektedir Her iki müellif de Vahdet i Vücûd düşüncesinin kalbinde yer alan varlık mertebeleri merâtib i vücûd öğretisi üzerinden Mutlak Bir den çokluğun nasıl zuhûr ettiği ve hakikat ile görünen âlem arasındaki ilişkinin nasıl idrak edilmesi gerektiği sorularına odaklanır Eserde ortaya konan metafizik çerçeve tasavvuf düşüncesinin iki temel ilkesine yaslanır âlemin ontolojik bakımdan ârızî oluşu ve Hakk ın mutlak ve yegâne hakikat olması Bu perspektifte çokluk ilâhî zâtta bir parçalanma ya da değişim veya onun mukabilinde varlık kazanmış ontolojik bir düzey değil Hakk ın isim ve sıfatlarının yine O nun zâtından ibaret olan mutlak varlıkla farklı derecelerdeki tecellîleri olarak anlaşılır Müellifler bu ilişkiyi vücûdun tenezzül ve tecellî safhaları üzerinden ele alarak varlık düzenini başı ve sonu Hakk a irca edilen bütünlüklü bir ontolojik silsile şeklinde tasvir ederler Bu silsile sınırsızlık ve sonsuzluğu ifade eden mutlak bilinmezlik olan ilâhî zâttan başlayıp ilâhî isim ve sıfatların zuhuru aracılığıyla maddî âlemlere kadar uzanan kırk ana mertebe hâlinde sistematik biçimde ortaya konur Sürecin ilkesi Hakk ın gizli bir hazine olarak bilinmeyi murad etmesiyle ifade edilen ilâhî sevgi işleyişi ise Nefes i Rahmânî kavramıyla açıklanır Bu ontolojik düzenin nihai gayesi ve en kâmil neticesi bütün mertebeleri kendinde cem ve tafsîl eden ve bilinme sevgisinin en mükemmel biçimde gerçekleşmesini sağlayan İnsân ı Kâmil dir Bu bağlamda marifetullahı vücûd bilgisine dayandıran bu metafizik yaklaşım bize yalnızca teorik bir açıklama sunmakla yetinmez bunun yanı sıra okuyucuyu keşf ve şuhûd olarak nitelenen ve bilen bilinen bilgi ayrımlarının ortadan kalkıp bütünleştiği mistik tecrübeye dayalı bir idrak ufkuna yükselmeye davet eder Bu yönüyle elinizdeki bu eser Mutlak Zât ın kendi güzelliğini temaşa iradesiyle başlayan kozmik hareketin insanda nasıl kemale erdiğini gösteren derinlikli tutarlı ve incelikli bir tasavvuf metafiziği sunmaktadır

Litera Yayıncılık
çev. Muhammed Bedirhan
Bu kitap Abdülkerîm Cîlî ve Abdullah Bosnevî ye ait hacimce mütevazı fakat fikrî derinliği son derece yüksek iki klasik tasavvuf metninin tercümesini bir araya getirmektedir Her iki müellif de Vahdet i Vücûd düşüncesinin kalbinde yer alan varlık mertebeleri merâtib i vücûd öğretisi üzerinden Mutlak Bir den çokluğun nasıl zuhûr ettiği ve hakikat ile görünen âlem arasındaki ilişkinin nasıl idrak edilmesi gerektiği sorularına odaklanır Eserde ortaya konan metafizik çerçeve tasavvuf düşüncesinin iki temel ilkesine yaslanır âlemin ontolojik bakımdan ârızî oluşu ve Hakk ın mutlak ve yegâne hakikat olması Bu perspektifte çokluk ilâhî zâtta bir parçalanma ya da değişim veya onun mukabilinde varlık kazanmış ontolojik bir düzey değil Hakk ın isim ve sıfatlarının yine O nun zâtından ibaret olan mutlak varlıkla farklı derecelerdeki tecellîleri olarak anlaşılır Müellifler bu ilişkiyi vücûdun tenezzül ve tecellî safhaları üzerinden ele alarak varlık düzenini başı ve sonu Hakk a irca edilen bütünlüklü bir ontolojik silsile şeklinde tasvir ederler Bu silsile sınırsızlık ve sonsuzluğu ifade eden mutlak bilinmezlik olan ilâhî zâttan başlayıp ilâhî isim ve sıfatların zuhuru aracılığıyla maddî âlemlere kadar uzanan kırk ana mertebe hâlinde sistematik biçimde ortaya konur Sürecin ilkesi Hakk ın gizli bir hazine olarak bilinmeyi murad etmesiyle ifade edilen ilâhî sevgi işleyişi ise Nefes i Rahmânî kavramıyla açıklanır Bu ontolojik düzenin nihai gayesi ve en kâmil neticesi bütün mertebeleri kendinde cem ve tafsîl eden ve bilinme sevgisinin en mükemmel biçimde gerçekleşmesini sağlayan İnsân ı Kâmil dir Bu bağlamda marifetullahı vücûd bilgisine dayandıran bu metafizik yaklaşım bize yalnızca teorik bir açıklama sunmakla yetinmez bunun yanı sıra okuyucuyu keşf ve şuhûd olarak nitelenen ve bilen bilinen bilgi ayrımlarının ortadan kalkıp bütünleştiği mistik tecrübeye dayalı bir idrak ufkuna yükselmeye davet eder Bu yönüyle elinizdeki bu eser Mutlak Zât ın kendi güzelliğini temaşa iradesiyle başlayan kozmik hareketin insanda nasıl kemale erdiğini gösteren derinlikli tutarlı ve incelikli bir tasavvuf metafiziği sunmaktadır

Litera Yayıncılık
Varlık Mertebeleri Abdülkerîm el Cîlî ve Abdullah Bosnevî Bu kitap Abdülkerîm Cîlî ve Abdullah Bosnevî ye ait hacimce mütevazı fakat fikrî derinliği son derece yüksek iki klasik tasavvuf metninin tercümesini bir araya getirmektedir Her iki müellif de Vahdet i Vücûd düşüncesinin kalbinde yer alan varlık mertebeleri merâtib i vücûd öğretisi üzerinden Mutlak Bir den çokluğun nasıl zuhûr ettiği ve hakikat ile görünen âlem arasındaki ilişkinin nasıl idrak edilmesi gerektiği sorularına odaklanır Eserde ortaya konan metafizik çerçeve tasavvuf düşüncesinin iki temel ilkesine yaslanır âlemin ontolojik bakımdan ârızî oluşu ve Hakk ın mutlak ve yegâne hakikat olması Bu perspektifte çokluk ilâhî zâtta bir parçalanma ya da değişim veya onun mukabilinde varlık kazanmış ontolojik bir düzey değil Hakk ın isim ve sıfatlarının yine O nun zâtından ibaret olan mutlak varlıkla farklı derecelerdeki tecellîleri olarak anlaşılır Müellifler bu ilişkiyi vücûdun tenezzül ve tecellî safhaları üzerinden ele alarak varlık düzenini başı ve sonu Hakk a irca edilen bütünlüklü bir ontolojik silsile şeklinde tasvir ederler Bu silsile sınırsızlık ve sonsuzluğu ifade eden mutlak bilinmezlik olan ilâhî zâttan başlayıp ilâhî isim ve sıfatların zuhuru aracılığıyla maddî âlemlere kadar uzanan kırk ana mertebe hâlinde sistematik biçimde ortaya konur Sürecin ilkesi Hakk ın gizli bir hazine olarak bilinmeyi murad etmesiyle ifade edilen ilâhî sevgi işleyişi ise Nefes i Rahmânî kavramıyla açıklanır Bu ontolojik düzenin nihai gayesi ve en kâmil neticesi bütün mertebeleri kendinde cem ve tafsîl eden ve bilinme sevgisinin en mükemmel biçimde gerçekleşmesini sağlayan İnsân ı Kâmil dir Bu bağlamda marifetullahı vücûd bilgisine dayandıran bu metafizik yaklaşım bize yalnızca teorik bir açıklama sunmakla yetinmez bunun yanı sıra okuyucuyu keşf ve şuhûd olarak nitelenen ve bilen bilinen bilgi ayrımlarının ortadan kalkıp bütünleştiği mistik tecrübeye dayalı bir idrak ufkuna yükselmeye davet eder Bu yönüyle elinizdeki bu eser Mutlak Zât ın kendi güzelliğini temaşa iradesiyle başlayan kozmik hareketin insanda nasıl kemale erdiğini gösteren derinlikli tutarlı ve incelikli bir tasavvuf metafiziği sunmaktadır

Litera Yayıncılık
Varlık Mertebeleri Abdülkerîm el Cîlî ve Abdullah Bosnevî Bu kitap Abdülkerîm Cîlî ve Abdullah Bosnevî ye ait hacimce mütevazı fakat fikrî derinliği son derece yüksek iki klasik tasavvuf metninin tercümesini bir araya getirmektedir Her iki müellif de Vahdet i Vücûd düşüncesinin kalbinde yer alan varlık mertebeleri merâtib i vücûd öğretisi üzerinden Mutlak Bir den çokluğun nasıl zuhûr ettiği ve hakikat ile görünen âlem arasındaki ilişkinin nasıl idrak edilmesi gerektiği sorularına odaklanır Eserde ortaya konan metafizik çerçeve tasavvuf düşüncesinin iki temel ilkesine yaslanır âlemin ontolojik bakımdan ârızî oluşu ve Hakk ın mutlak ve yegâne hakikat olması Bu perspektifte çokluk ilâhî zâtta bir parçalanma ya da değişim veya onun mukabilinde varlık kazanmış ontolojik bir düzey değil Hakk ın isim ve sıfatlarının yine O nun zâtından ibaret olan mutlak varlıkla farklı derecelerdeki tecellîleri olarak anlaşılır Müellifler bu ilişkiyi vücûdun tenezzül ve tecellî safhaları üzerinden ele alarak varlık düzenini başı ve sonu Hakk a irca edilen bütünlüklü bir ontolojik silsile şeklinde tasvir ederler Bu silsile sınırsızlık ve sonsuzluğu ifade eden mutlak bilinmezlik olan ilâhî zâttan başlayıp ilâhî isim ve sıfatların zuhuru aracılığıyla maddî âlemlere kadar uzanan kırk ana mertebe hâlinde sistematik biçimde ortaya konur Sürecin ilkesi Hakk ın gizli bir hazine olarak bilinmeyi murad etmesiyle ifade edilen ilâhî sevgi işleyişi ise Nefes i Rahmânî kavramıyla açıklanır Bu ontolojik düzenin nihai gayesi ve en kâmil neticesi bütün mertebeleri kendinde cem ve tafsîl eden ve bilinme sevgisinin en mükemmel biçimde gerçekleşmesini sağlayan İnsân ı Kâmil dir Bu bağlamda marifetullahı vücûd bilgisine dayandıran bu metafizik yaklaşım bize yalnızca teorik bir açıklama sunmakla yetinmez bunun yanı sıra okuyucuyu keşf ve şuhûd olarak nitelenen ve bilen bilinen bilgi ayrımlarının ortadan kalkıp bütünleştiği mistik tecrübeye dayalı bir idrak ufkuna yükselmeye davet eder Bu yönüyle elinizdeki bu eser Mutlak Zât ın kendi güzelliğini temaşa iradesiyle başlayan kozmik hareketin insanda nasıl kemale erdiğini gösteren derinlikli tutarlı ve incelikli bir tasavvuf metafiziği sunmaktadır

Litera
çev. Bedirhan, Muhammed
Varlık Mertebeleri Abdülkerîm el Cîlî ve Abdullah Bosnevî Bu kitap Abdülkerîm Cîlî ve Abdullah Bosnevî ye ait hacimce mütevazı fakat fikrî derinliği son derece yüksek iki klasik tasavvuf metninin tercümesini bir araya getirmektedir Her iki müellif de Vahdet i Vücûd düşüncesinin kalbinde yer alan varlık mertebeleri merâtib i vücûd öğretisi üzerinden Mutlak Bir den çokluğun nasıl zuhûr ettiği ve hakikat ile görünen âlem arasındaki ilişkinin nasıl idrak edilmesi gerektiği sorularına odaklanır Eserde ortaya konan metafizik çerçeve tasavvuf düşüncesinin iki temel ilkesine yaslanır âlemin ontolojik bakımdan ârızî oluşu ve Hakk ın mutlak ve yegâne hakikat olması Bu perspektifte çokluk ilâhî zâtta bir parçalanma ya da değişim veya onun mukabilinde varlık kazanmış ontolojik bir düzey değil Hakk ın isim ve sıfatlarının yine O nun zâtından ibaret olan mutlak varlıkla farklı derecelerdeki tecellîleri olarak anlaşılır Müellifler bu ilişkiyi vücûdun tenezzül ve tecellî safhaları üzerinden ele alarak varlık düzenini başı ve sonu Hakk a irca edilen bütünlüklü bir ontolojik silsile şeklinde tasvir ederler Bu silsile sınırsızlık ve sonsuzluğu ifade eden mutlak bilinmezlik olan ilâhî zâttan başlayıp ilâhî isim ve sıfatların zuhuru aracılığıyla maddî âlemlere kadar uzanan kırk ana mertebe hâlinde sistematik biçimde ortaya konur Sürecin ilkesi Hakk ın gizli bir hazine olarak bilinmeyi murad etmesiyle ifade edilen ilâhî sevgi işleyişi ise Nefes i Rahmânî kavramıyla açıklanır Bu ontolojik düzenin nihai gayesi ve en kâmil neticesi bütün mertebeleri kendinde cem ve tafsîl eden ve bilinme sevgisinin en mükemmel biçimde gerçekleşmesini sağlayan İnsân ı Kâmil dir Bu bağlamda marifetullahı vücûd bilgisine dayandıran bu metafizik yaklaşım bize yalnızca teorik bir açıklama sunmakla yetinmez bunun yanı sıra okuyucuyu keşf ve şuhûd olarak nitelenen ve bilen bilinen bilgi ayrımlarının ortadan kalkıp bütünleştiği mistik tecrübeye dayalı bir idrak ufkuna yükselmeye davet eder Bu yönüyle elinizdeki bu eser Mutlak Zât ın kendi güzelliğini temaşa iradesiyle başlayan kozmik hareketin insanda nasıl kemale erdiğini gösteren derinlikli tutarlı ve incelikli bir tasavvuf metafiziği sunmaktadır