Varlık ve Oluş — Hilmi Ziya Ülken

Varlık ve Oluş
Hilmi Ziya ÜlkenDOĞU BATI YAYINLARI
Varlık ve Oluş
Hilmi Ziya ÜlkenVarlık ve Oluş adlı yapıt derin bir arayışın ürünü bir yönüyle Türk düşüncesinde yaratıcı bir düşüncenin evrimi sayılır Kitap çağdaş felsefenin krizlerini ve tereddütlerini aşama aşama dile getirir Ontolojik meseleler gündeme geldiği andan itibaren varlığın de ğişken çok boyutlu yapısı insanda sürekli bir gerilim yaratır Çevremizde seyrettiğimiz yüzlerce çelişkinin insanda tek başına kendini aşma çabası uyandırması gibi bir sonuç çıkar ortaya Bu kadim çatışma felsefenin bütün dalış ve uyanışlarında görülebile ceği gibi bizzat doğanın kendisinde de vardır Varlık ve Oluş Türkiye deki düşünsel serüveni yakından takip eden ve bizzat bu serüvene ortak olan birinin Batı düşüncesindeki çağdaş tartışmaların hiç de uzağında yer almadığını kanıtlar Zik redilen kaynaklardan ve 1930 lu yıllardan itibaren günü gününe takip edilen isimlerden bu açıkça görülür Hilmi Ziya Ülken daima yerli bir düşünür kimliğiyle evrensel soru ların peşinde olmuştur Görüşümüz sonlu âlemlerin kriz halinden ritimlerle kurtulmak üzere her birinin kendi oluşunda açıldığı ve sonlu varlıkların sonsuz varlığa açık evrimleri olduğu düşüncesine vardı a Eğer âlem tam bir düzen halinde olsaydı hiçbir değişme ıstırap olmazdı b Âlemde ideal bir dü zene doğru bütün halinde bir yöneliş olsaydı çirkinlik hastalık ıstırap yalnız eksiklikten ibaret olurdu Menfi değerlerin ve değerlerdeki çift kutupluluk önünde seçme iradesinin anlamı kalmazdı c Âlemde mut lak bir mekanizm olsaydı hiçbir düzelme ve değerlendirme olmaz her yetkinleşme mutlu bir tesadüf veya kör irade ile açıklanırdı d Alemde zıt kuvvetlerin çatışması olsaydı bu çatışmadan doğan netice lerin şuur hayat hürriyet gibi üstün dereceler olmasına imkân olamaz dı Fatal olarak gerektirilmiş zıt kuvvetlerden doğan netice de gerekti rilmiş olurdu Bu alternatiflerin imkânsızlığı önünde varlıkların çoklu ğuna aralarındaki akıldışı uçurumların doldurulması imkânsız lığına her varlığın ayrı oluşu ve ayrı evrimini göz önüne alma zarure tine fakat sonlu varlıklar arasında organlaşma düzenleyici güç bakımından dereceler olduğu bu derecelerin varlıklarda hiyerarşi ara maya ve böylece maddeden düşünce ve inanca kadar varlık derece lerinde düzenleyici gücün ve hürriyetin yükseldiği sonlu varlıkların yalnız insan düşüncesi ve hürlüğünde sonsuz varlığa açık bir oluş ha linde bulunduğu kanaatine vardık

Doğu Batı Yayınları
Varlık ve Oluş adlı yapıt derin bir arayışın ürünü bir yönüyle Türk düşüncesinde yaratıcı bir düşüncenin evrimi sayılır Kitap çağdaş felsefenin krizlerini ve tereddütlerini aşama aşama dile getirir Ontolojik meseleler gündeme geldiği andan itibaren varlığın değişken çok boyutlu yapısı insanda sürekli bir gerilim yaratır Çevremizde seyrettiğimiz yüzlerce çelişkinin insanda tek başına kendini aşma çabası uyandırması gibi bir sonuç çıkar ortaya Bu kadim çatışma felsefenin bütün dalış ve uyanışlarında görülebileceği gibi bizzat doğanın kendisinde de vardır Varlık ve Oluş Türkiye deki düşünsel serüveni yakından takip eden ve bizzat bu serüvene ortak olan birinin Batı düşüncesindeki çağdaş tartışmaların hiç de uzağında yer almadığını kanıtlar Zikredilen kaynaklardan ve 1930 lu yıllardan itibaren günü gününe takip edilen isimlerden bu açıkça görülür Hilmi Ziya Ülken daima yerli bir düşünür kimliğiyle evrensel soruların peşinde olmuştur Görüşümüz sonlu âlemlerin kriz halinden ritimlerle kurtulmak üzere her birinin kendi oluşunda açıldığı ve sonlu varlıkların sonsuz varlığa açık evrimleri olduğu düşüncesine vardı a Eğer âlem tam bir düzen halinde olsaydı hiçbir değişme ıstırap olmazdı b Âlemde ideal bir düzene doğru bütün halinde bir yöneliş olsaydı çirkinlik hastalık ıstırap yalnız eksiklikten ibaret olurdu Menfi değerlerin ve değerlerdeki çift kutupluluk önünde seçme iradesinin anlamı kalmazdı c Âlemde mutlak bir mekanizm olsaydı hiçbir düzelme ve değerlendirme olmaz her yetkinleşme mutlu bir tesadüf veya kör irade ile açıklanırdı d Alemde zıt kuvvetlerin çatışması olsaydı bu çatışmadan doğan neticelerin şuur hayat hürriyet gibi üstün dereceler olmasına imkân olamazdı Fatal olarak gerektirilmiş zıt kuvvetlerden doğan netice de gerektirilmiş olurdu Bu alternatiflerin imkânsızlığı önünde varlıkların çokluğuna aralarındaki akıldışı uçurumların doldurulması imkânsızlığına her varlığın ayrı oluşu ve ayrı evrimini göz önüne alma zaruretine fakat sonlu varlıklar arasında organlaşma düzenleyici güç bakımından dereceler olduğu bu derecelerin varlıklarda hiyerarşi ara maya ve böylece maddeden düşünce ve inanca kadar varlık derecelerinde düzenleyici gücün ve hürriyetin yükseldiği sonlu varlıkların yalnız insan düşüncesi ve hürlüğünde sonsuz varlığa açık bir oluş halinde bulunduğu kanaatine vardık Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 591 Baskı Yılı 2014 Dili Türkçe Yayınevi Doğu Batı Yayınları

Doğu Batı Yayınları
Varlık ve Oluş adlı yapıt derin bir arayışın ürünü bir yönüyle Türk düşüncesinde yaratıcı bir düşüncenin evrimi sayılır Kitap çağdaş felsefenin krizlerini ve tereddütlerini aşama aşama dile getirir Ontolojik meseleler gündeme geldiği andan itibaren varlığın değişken çok boyutlu yapısı insanda sürekli bir gerilim yaratır Çevremizde seyrettiğimiz yüzlerce çelişkinin insanda tek başına kendini aşma çabası uyandırması gibi bir sonuç çıkar ortaya Bu kadim çatışma felsefenin bütün dalış ve uyanışlarında görülebileceği gibi bizzat doğanın kendisinde de vardır Varlık ve Oluş Türkiye deki üdüşnsel serüveni yakından takip eden ve bizzat ve serüvene ortak olan birinin batı düşüncesindeki çağdaş tartışmaların hiç de uzağında yer almadığını kantılar Zikredilen kaynaklardan ve 1930 lu yıllardan itibaren günü gününe takip edilen isimlerden bu açıkça görülür Hilmi Ziya Ülken daima yerli bir düşünür kimliğiyle evrensel soruların peşinde olmuştur Görüştüğümüz sonlu alemlerin kriz halinden ritimlerle kurtulmak üzere her birinin kendi oluşunda açıldığı ve sonlu varlıkların sonsuz varığa açık evrimleri olduğu düşüncesine vardı a Eğer alem tam bir düzen halinde olsaydı hiçbir değişme ıstırap olmazdı b Alemde ideal bir düzüne doğru bütün halinde bir yöneliş olsaydı çirkinlik hastalık ıstırap yalnız eksiklikten ibbaret olurdu Menfi değerlerin ve değerlerdeki çift kutupluluk önünde seçme iradesinin anlamı kalmazdı c Alemde mutlak bir mekanizm olsaydı hiçbir dözelme ve değerlendirme olmaz her yetkinleşme mutlu ve tasadüf veya kör irade ile açıklanırdı d Alemde zık kuvvetlerin çatışması olsaydı bu çatışmadan doğan neticelerin şuur hayat hürriyet gibi üstün dereceler olmasına imkan olamazdı Fatal olarak gerektirilmiş zıt kuvvetlerden doğan netice de gerektirilmiş olurdu Bu alternatiflerin imkansızlığı önünde varlıkların çokluğuna aralarındaki akıldışı uçurumların doldurulması imkansızlığına her varlığın ayrı oluşu ve ayrı evrimini göz önüne alma zaruretine fakat sonlu varlıklar arasında organlaşma düzenleyici güç bakımından dereceler olduğu bu derecelerin varlıklarda biyeraşi aramaya ve böylece maddeden düşünce ve inanca kadar varlık derecelerinde düzenleyici gücün ve hürriyetin yükseldiği sonlu varlıkların yalnız insan düşüncesi ve hürlüğünde sonsuz varlığa açık bir oluş halinde bulunduğu kanaatine vardık

Doğu Batı Yayınları
Varlık ve Oluş adlı yapıt derin bir arayışın ürünü bir yönüyle Türk düşüncesinde yaratıcı bir düşüncenin evrimi sayılır Kitap çağdaş felsefenin krizlerini ve tereddütlerini aşama aşama dile getirir Ontolojik meseleler gündeme geldiği andan itibaren varlığın değişken çok boyutlu yapısı insanda sürekli bir gerilim yaratır Çevremizde seyrettiğimiz yüzlerce çelişkinin insanda tek başına kendini aşma çabası uyandırması gibi bir sonuç çıkar ortaya Bu kadim çatışma felsefenin bütün dalış ve uyanışlarında görülebileceği gibi bizzat doğanın kendisinde de vardır Varlık ve Oluş Türkiye deki üdüşnsel serüveni yakından takip eden ve bizzat ve serüvene ortak olan birinin batı düşüncesindeki çağdaş tartışmaların hiç de uzağında yer almadığını kantılar Zikredilen kaynaklardan ve 1930 lu yıllardan itibaren günü gününe takip edilen isimlerden bu açıkça görülür Hilmi Ziya Ülken daima yerli bir düşünür kimliğiyle evrensel soruların peşinde olmuştur Görüştüğümüz sonlu alemlerin kriz halinden ritimlerle kurtulmak üzere her birinin kendi oluşunda açıldığı ve sonlu varlıkların sonsuz varığa açık evrimleri olduğu düşüncesine vardı a Eğer alem tam bir düzen halinde olsaydı hiçbir değişme ıstırap olmazdı b Alemde ideal bir düzüne doğru bütün halinde bir yöneliş olsaydı çirkinlik hastalık ıstırap yalnız eksiklikten ibbaret olurdu Menfi değerlerin ve değerlerdeki çift kutupluluk önünde seçme iradesinin anlamı kalmazdı c Alemde mutlak bir mekanizm olsaydı hiçbir dözelme ve değerlendirme olmaz her yetkinleşme mutlu ve tasadüf veya kör irade ile açıklanırdı d Alemde zık kuvvetlerin çatışması olsaydı bu çatışmadan doğan neticelerin şuur hayat hürriyet gibi üstün dereceler olmasına imkan olamazdı Fatal olarak gerektirilmiş zıt kuvvetlerden doğan netice de gerektirilmiş olurdu Bu alternatiflerin imkansızlığı önünde varlıkların çokluğuna aralarındaki akıldışı uçurumların doldurulması imkansızlığına her varlığın ayrı oluşu ve ayrı evrimini göz önüne alma zaruretine fakat sonlu varlıklar arasında organlaşma düzenleyici güç bakımından dereceler olduğu bu derecelerin varlıklarda biyeraşi aramaya ve böylece maddeden düşünce ve inanca kadar varlık derecelerinde düzenleyici gücün ve hürriyetin yükseldiği sonlu varlıkların yalnız insan düşüncesi ve hürlüğünde sonsuz varlığa açık bir oluş halinde bulunduğu kanaatine vardık

DOĞU BATI YAYINLARI
Varlık ve Oluş adlı yapıt derin bir arayışın ürünü bir yönüyle Türk düşüncesinde yaratıcı bir düşüncenin evrimi sayılır Kitap çağdaş felsefenin krizlerini ve tereddütlerini aşama aşama dile getirir Ontolojik meseleler gündeme geldiği andan itibaren varlığın değişken çok boyutlu yapısı insanda sürekli bir gerilim yaratır Çevremizde seyrettiğimiz yüzlerce çelişkinin insanda tek başına kendini aşma çabası uyandırması gibi bir sonuç çıkar ortaya Bu kadim çatışma felsefenin bütün dalış ve uyanışlarında görülebileceği gibi bizzat doğanın kendisinde de vardır Varlık ve Oluş Türkiye deki üdüşnsel serüveni yakından takip eden ve bizzat ve serüvene ortak olan birinin batı düşüncesindeki çağdaş tartışmaların hiç de uzağında yer almadığını kantılar Zikredilen kaynaklardan ve 1930 lu yıllardan itibaren günü gününe takip edilen isimlerden bu açıkça görülür Hilmi Ziya Ülken daima yerli bir düşünür kimliğiyle evrensel soruların peşinde olmuştur Görüştüğümüz sonlu alemlerin kriz halinden ritimlerle kurtulmak üzere her birinin kendi oluşunda açıldığı ve sonlu varlıkların sonsuz varığa açık evrimleri olduğu düşüncesine vardı a Eğer alem tam bir düzen halinde olsaydı hiçbir değişme ıstırap olmazdı b Alemde ideal bir düzüne doğru bütün halinde bir yöneliş olsaydı çirkinlik hastalık ıstırap yalnız eksiklikten ibbaret olurdu Menfi değerlerin ve değerlerdeki çift kutupluluk önünde seçme iradesinin anlamı kalmazdı c Alemde mutlak bir mekanizm olsaydı hiçbir dözelme ve değerlendirme olmaz her yetkinleşme mutlu ve tasadüf veya kör irade ile açıklanırdı d Alemde zık kuvvetlerin çatışması olsaydı bu çatışmadan doğan neticelerin şuur hayat hürriyet gibi üstün dereceler olmasına imkan olamazdı Fatal olarak gerektirilmiş zıt kuvvetlerden doğan netice de gerektirilmiş olurdu Bu alternatiflerin imkansızlığı önünde varlıkların çokluğuna aralarındaki akıldışı uçurumların doldurulması imkansızlığına her varlığın ayrı oluşu ve ayrı evrimini göz önüne alma zaruretine fakat sonlu varlıklar arasında organlaşma düzenleyici güç bakımından dereceler olduğu bu derecelerin varlıklarda biyeraşi aramaya ve böylece maddeden düşünce ve inanca kadar varlık derecelerinde düzenleyici gücün ve hürriyetin yükseldiği sonlu varlıkların yalnız insan düşüncesi ve hürlüğünde sonsuz varlığa açık bir oluş halinde bulunduğu kanaatine vardık

Doğu Batı Yayınları
Hilmi Ziya Ülken tarafından kaleme alınan Varlık ve Oluş Doğu Batı Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Varlık ve Oluş Hilmi Ziya Ülken Kitap Özeti Varlık ve Oluş adlı yapıt derin bir arayışın ürünü bir yönüyle Türk düşüncesinde yaratıcı bir düşüncenin evrimi sayılır Kitap çağdaş felsefenin krizlerini ve tereddütlerini aşama aşama dile getirir Ontolojik meseleler gündeme geldiği andan itibaren varlığın değişken çok boyutlu yapısı insanda sürekli bir gerilim yaratır Çevremizde seyrettiğimiz yüzlerce çelişkinin insanda tek başına kendini aşma çabası uyandırması gibi bir sonuç çıkar ortaya Bu kadim çatışma felsefenin bütün dalış ve uyanışlarında görülebileceği gibi bizzat doğanın kendisinde de vardır Varlık ve Oluş Türkiyedeki üdüşnsel serüveni yakından takip eden ve bizzat ve serüvene ortak olan birinin batı düşüncesindeki çağdaş tartışmaların hiç de uzağında yer almadığını kantılar Zikredilen kaynaklardan ve 1930lu yıllardan itibaren günü gününe takip edilen isimlerden bu açıkça görülür Hilmi Ziya Ülken daima yerli bir düşünür kimliğiyle evrensel soruların peşinde olmuştur Görüştüğümüz sonlu alemlerin kriz halinden ritimlerle kurtulmak üzere her birinin kendi oluşunda açıldığı ve sonlu varlıkların sonsuz varığa açık evrimleri olduğu düşüncesine vardı a Eğer alem tam bir düzen halinde olsaydı hiçbir değişme ıstırap olmazdı b Alemde ideal bir düzüne doğru bütün halinde bir yöneliş olsaydı çirkinlik hastalık ıstırap yalnız eksiklikten ibbaret olurdu Menfi değerlerin ve değerlerdeki çift kutupluluk önünde seçme iradesinin anlamı kalmazdı c Alemde mutlak bir mekanizm olsaydı hiçbir dözelme ve değerlendirme olmaz her yetkinleşme mutlu ve tasadüf veya kör irade ile açıklanırdı d Alemde zık kuvvetlerin çatışması olsaydı bu çatışmadan doğan neticelerin şuur hayat hürriyet gibi üstün dereceler olmasına imkan olamazdı Fatal olarak gerektirilmiş zıt kuvvetlerden doğan netice de gerektirilmiş olurdu Bu alternatiflerin imkansızlığı önünde varlıkların çokluğuna aralarındaki akıldışı uçurumların doldurulması imkansızlığına her varlığın ayrı oluşu ve ayrı evrimini göz önüne alma zaruretine fakat sonlu varlıklar arasında organlaşma düzenleyici güç bakımından dereceler olduğu bu derecelerin varlıklarda biyeraşi aramaya ve böylece maddeden düşünce ve inanca kadar varlık derecelerinde düzenleyici gücün ve hürriyetin yükseldiği sonlu varlıkların yalnız insan düşüncesi ve hürlüğünde sonsuz varlığa açık bir oluş halinde bulunduğu kanaatine vardık Yayınevi Doğu Batı Yayınları Yazar Hilmi Ziya Ülken Sayfa 600 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x24 00 cm Basım Yılı Kasım 2022 Barkod 9786055063146 Kategori Diğer Felsefe Kitapları Düşünce

Doğu Batı Yayınları
Varlık ve Oluş adlı yapıt derin bir arayışın ürünü bir yönüyle Türk düşüncesinde yaratıcı bir düşüncenin evrimi sayılır Kitap çağdaş felsefenin krizlerini ve tereddütlerini aşama aşama dile getirir Ontolojik meseleler gündeme geldiği andan itibaren varlığın değişken çok boyutlu yapısı insanda sürekli bir gerilim yaratır Çevremizde seyrettiğimiz yüzlerce çelişkinin insanda tek başına kendini aşma çabası uyandırması gibi bir sonuç çıkar ortaya Bu kadim çatışma felsefenin bütün dalış ve uyanışlarında görülebileceği gibi bizzat doğanın kendisinde de vardır Varlık ve Oluş Türkiye deki üdüşnsel serüveni yakından takip eden ve bizzat ve serüvene ortak olan birinin batı düşüncesindeki çağdaş tartışmaların hiç de uzağında yer almadığını kantılar Zikredilen kaynaklardan ve 1930 lu yıllardan itibaren günü gününe takip edilen isimlerden bu açıkça görülür Hilmi Ziya Ülken daima yerli bir düşünür kimliğiyle evrensel soruların peşinde olmuştur Görüştüğümüz sonlu alemlerin kriz halinden ritimlerle kurtulmak üzere her birinin kendi oluşunda açıldığı ve sonlu varlıkların sonsuz varığa açık evrimleri olduğu düşüncesine vardı a Eğer alem tam bir düzen halinde olsaydı hiçbir değişme ıstırap olmazdı b Alemde ideal bir düzüne doğru bütün halinde bir yöneliş olsaydı çirkinlik hastalık ıstırap yalnız eksiklikten ibbaret olurdu Menfi değerlerin ve değerlerdeki çift kutupluluk önünde seçme iradesinin anlamı kalmazdı c Alemde mutlak bir mekanizm olsaydı hiçbir dözelme ve değerlendirme olmaz her yetkinleşme mutlu ve tasadüf veya kör irade ile açıklanırdı d Alemde zık kuvvetlerin çatışması olsaydı bu çatışmadan doğan neticelerin şuur hayat hürriyet gibi üstün dereceler olmasına imkan olamazdı Fatal olarak gerektirilmiş zıt kuvvetlerden doğan netice de gerektirilmiş olurdu Bu alternatiflerin imkansızlığı önünde varlıkların çokluğuna aralarındaki akıldışı uçurumların doldurulması imkansızlığına her varlığın ayrı oluşu ve ayrı evrimini göz önüne alma zaruretine fa

Doğu Batı Yayınları - Felsefe Dizisi
Varlık ve Oluş adlı yapıt derin bir arayışın ürünü bir yönüyle Türk düşüncesinde yaratıcı bir düşüncenin evrimi sayılır Kitap çağdaş felsefenin krizlerini ve tereddütlerini aşama aşama dile getirir Ontolojik meseleler gündeme geldiği andan itibaren varlığın değişken çok boyutlu yapısı insanda sürekli bir gerilim yaratır Çevremizde seyrettiğimiz yüzlerce çelişkinin insanda tek başına kendini aşma çabası uyandırması gibi bir sonuç çıkar ortaya Bu kadim çatışma felsefenin bütün dalış ve uyanışlarında görülebileceği gibi bizzat doğanın kendisinde de vardır Varlık ve Oluş Türkiye deki düşünsel serüveni yakından takip eden ve bizzat bu serüvene ortak olan birinin Batı düşüncesindeki çağdaş tartışmaların hiç de uzağında yer almadığını kanıtlar Zikredilen kaynaklardan ve 1930 lu yıllardan itibaren günü gününe takip edilen isimlerden bu açıkça görülür Hilmi Ziya Ülken daima yerli bir düşünür kimliğiyle evrensel soruların peşinde olmuştur Görüşümüz sonlu âlemlerin kriz halinden ritimlerle kurtulmak üzere her birinin kendi oluşunda açıldığı ve sonlu varlıkların sonsuz varlığa açık evrimleri olduğu düşüncesine vardı a Eğer âlem tam bir düzen halinde olsaydı hiçbir değişme ıstırap olmazdı b Âlemde ideal bir düzene doğru bütün halinde bir yöneliş olsaydı çirkinlik hastalık ıstırap yalnız eksiklikten ibaret olurdu Menfi değerlerin ve değerlerdeki çift kutupluluk önünde seçme iradesinin anlamı kalmazdı c Âlemde mutlak bir mekanizm olsaydı hiçbir düzelme ve değerlendirme olmaz her yetkinleşme mutlu bir tesadüf veya kör irade ile açıklanırdı d Alemde zıt kuvvetlerin çatışması olsaydı bu çatışmadan doğan neticelerin şuur hayat hürriyet gibi üstün dereceler olmasına imkân olamazdı Fatal olarak gerektirilmiş zıt kuvvetlerden doğan netice de gerektirilmiş olurdu Bu alternatiflerin imkânsızlığı önünde varlıkların çokluğuna aralarındaki akıldışı uçurumların doldurulması imkânsızlığına her varlığın ayrı oluşu ve ayrı evrimini göz önüne alma zaruretine fakat sonlu varlıklar arasında organlaşma düzenleyici güç bakımından dereceler olduğu bu derecelerin varlıklarda hiyerarşi ara maya ve böylece maddeden düşünce ve inanca kadar varlık derecelerinde düzenleyici gücün ve hürriyetin yükseldiği sonlu varlıkların yalnız insan düşüncesi ve hürlüğünde sonsuz varlığa açık bir oluş halinde bulunduğu kanaatine vardık Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 591Baskı Yılı 2014Dili TürkçeYayınevi Doğu Batı Yayınları