Varoluş Ahlak ve Ölüm — M Mukadder Yakupoğlu

Varoluş Ahlak ve Ölüm
M Mukadder YakupoğluDoğu Batı Yayınları
Varoluş Ahlak ve Ölüm
M Mukadder YakupoğluYaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır Tanıtım Bülteninden

Doğu Batı Yayınları
Yaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır

DOĞU BATI YAYINLARI
Yaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır

Doğu Batı Yayınları
Yaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır

DOĞU BATI YAYINLARI
Yaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır

Doğu-Batı
Yaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır

Doğu Batı Yayınları
M Mukadder Yakupoğlu tarafından kaleme alınan Varoluş Ahlak ve Ölüm Doğu Batı Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Varoluş Ahlak ve Ölüm M Mukadder Yakupoğlu Kitap Özeti Yaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır Yayınevi Doğu Batı Yayınları Yazar M Mukadder Yakupoğlu Sayfa 142 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ocak 2021 Barkod 9786257030434 Kategori Diğer Felsefe Kitapları

Doğu Batı Yayınları
Yaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır

Doğu Batı Yayınları
Yaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır Tanıtım Bülteninden

Doğu Batı Yayınları
Yaşamın trajik unsurunu anımsatan her şey bir varoluş sorunudur Can sıkıntısı umutsuzluk şiddet kırılganlık ve intihar gibi eski dünyanın ölümcül farz ettiği küçük ve büyük günahlar esasen insanlık tarihinin varoluşsal krizlere içkin olduğunu gösterir Yaşam temelde bir uyumsuzluktur Bu farkı ve uçurumu hesaba katmayan her türlü yaklaşım insana yabancıdır Modern dönemde bilimsel düşünce daha çok bedeni ve iktidarı korumaya hizmet ederken varoluşsal eğilim dikkat ve hedefini aşkınsal bir boyuta taşımıştır İnsanın dünyadaki serüveni herhangi bir ölçüye sığmamaktadır Dünyaya gelen ve nihayetinde ölecek olan merak eden ve ürperen konuşan ve hisseden o ölçüde acı çeken ve mutlu olabilen insan türü mekanik bir işleyişin sınırlarına hapsedildiğinde ruhsal bakımdan iflas etmesi kaçınılmazdır Fiyasko ile neticelenen sayısız yaşam bunun örneğidir Başka bir yolda giden varoluşun gizemini açık ve dürüstçe sorgulayanlar ise kendi iç seslerine kulak vermişlerdir Simone Weil insanın sefaletine işaret etmiştir Dostoyevski nin kahramanları düşkünlüklerini ve uyumsuzluklarını sergilediği ölçüde şahsiyet kazanmışlardır Kierkegaard ın ironisinde her şeyi standartlaştıran ve birey ahlâkını oluşturamayan kalabalığın tehlikesi vardır Bu yüzden Nietzsche daima güçsüz insanların kitlelere kabul ettirdiği güç oyunundan söz etmektedir Yapıtları ve çevirdiği isimlerle yaşamı ve yolculuğunu özdeş kılan Mukadder Yakupoğlu bu çalışmasıyla düşünce dünyasına farklı bir yerden bakmaktadır img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img