Velayet İ Fakih — Gürkan Biçen

Velayet İ Fakih
Gürkan BiçenÖnsöz Yayıncılık
Velayet İ Fakih
Gürkan BiçenÂyetullah Humeynî nin tarihin akışını paradigmatik bir şekilde değiştiren şahsiyetler arasında yer aldığı şüphesizdir Bununla birlikte onu içinde bulunduğu çağdaki diğer devrimci şahsiyetlerden ayıran temel husus varlık bilincinin bir uzantısı olarak siyâsî bilinç ve yönelime getirdiği açıklamadır Bu yolla o modern dünyanın dayattığı paradigmaya karşı koyar ve İslâm ın tüm insanlık için aslî kaynak olduğunu vurgular Bu kaynağın temelini ise İslâmî hükümlerin başı olarak nitelediği hükümet ve bu hükümetin merkezinde yer alan meşrû idâreci oluşturmaktadır Âyetullah Humeynî sömürge ve kültürel yozlaşmanın etkisindeki Müslüman halklara Büyük Osmanlı Devleti ni hatırlatarak bu devletin sancağı altında toplanan Müslümanların ülkelerini Batı nın tasallutundan korumayı uzun süre başardığını Batı nın ancak bu devleti yıkabildikten sonra Müslümanlara hâkim olabildiğini söyler Günümüzde ittihadın saltanatı tekrar etmekle değil Müslüman toplumu idâre etmede hak ve sorumluluk sâhibi olan âdil ve müttakî fakih ekseninde toplanılarak gerçekleşeceğini savunur 1940 larda başlayan ve vefâtına dek süren mücadelesiyle Âyetullah Humeynî Velâyet i fakîh düşüncesini salt bir teori olmaktan çıkararak ilâhî ve insani tercih arasındaki makası kapatıp İslâm tarihinin kesintiye uğradığı yerden yeniden akmasını sağlar

Önsöz Yayıncılık
Âyetullah Humeynî nin tarihin akışını paradigmatik bir şekilde değiştiren şahsiyetler arasında yer aldığı şüphesizdir Bununla birlikte onu içinde bulunduğu çağdaki diğer devrimci şahsiyetlerden ayıran temel husus varlık bilincinin bir uzantısı olarak siyâsî bilinç ve yönelime getirdiği açıklamadır Bu yolla o modern dünyanın dayattığı paradigmaya karşı koyar ve İslâm ın tüm insanlık için aslî kaynak olduğunu vurgular Bu kaynağın temelini ise İslâmî hükümlerin başı olarak nitelediği hükümet ve bu hükümetin merkezinde yer alan meşrû idâreci oluşturmaktadır Âyetullah Humeynî sömürge ve kültürel yozlaşmanın etkisindeki Müslüman halklara Büyük Osmanlı Devleti ni hatırlatarak bu devletin sancağı altında toplanan Müslümanların ülkelerini Batı nın tasallutundan korumayı uzun süre başardığını Batı nın ancak bu devleti yıkabildikten sonra Müslümanlara hâkim olabildiğini söyler Günümüzde ittihadın saltanatı tekrar etmekle değil Müslüman toplumu idâre etmede hak ve sorumluluk sâhibi olan âdil ve müttakî fakih ekseninde toplanılarak gerçekleşeceğini savunur 1940 larda başlayan ve vefâtına dek süren mücadelesiyle Âyetullah Humeynî Velâyet i fakîh düşüncesini salt bir teori olmaktan çıkararak ilâhî ve insani tercih arasındaki makası kapatıp İslâm tarihinin kesintiye uğradığı yerden yeniden akmasını sağlar

Önsöz Yayıncılık
Âyetullah Humeynî nin tarihin akışını paradigmatik bir şekilde değiştiren şahsiyetler arasında yer aldığı şüphesizdir Bununla birlikte onu içinde bulunduğu çağdaki diğer devrimci şahsiyetlerden ayıran temel husus varlık bilincinin bir uzantısı olarak siyâsî bilinç ve yönelime getirdiği açıklamadır Bu yolla o modern dünyanın dayattığı paradigmaya karşı koyar ve İslâm ın tüm insanlık için aslî kaynak olduğunu vurgular Bu kaynağın temelini ise İslâmî hükümlerin başı olarak nitelediği hükümet ve bu hükümetin merkezinde yer alan meşrû idâreci oluşturmaktadır Âyetullah Humeynî sömürge ve kültürel yozlaşmanın etkisindeki Müslüman halklara Büyük Osmanlı Devleti ni hatırlatarak bu devletin sancağı altında toplanan Müslümanların ülkelerini Batı nın tasallutundan korumayı uzun süre başardığını Batı nın ancak bu devleti yıkabildikten sonra Müslümanlara hâkim olabildiğini söyler Günümüzde ittihadın saltanatı tekrar etmekle değil Müslüman toplumu idâre etmede hak ve sorumluluk sâhibi olan âdil ve müttakî fakih ekseninde toplanılarak gerçekleşeceğini savunur 1940 larda başlayan ve vefâtına dek süren mücadelesiyle Âyetullah Humeynî Velâyet i fakîh düşüncesini salt bir teori olmaktan çıkararak ilâhî ve insani tercih arasındaki makası kapatıp İslâm tarihinin kesintiye uğradığı yerden yeniden akmasını sağlar Tanıtım Bülteninden

çev. Hüseyin Erkan Bedirhanoğlu
Âyetullah Humeynî nin tarihin akışını paradigmatik bir şekilde değiştiren şahsiyetler arasında yer aldığı şüphesizdir Bununla birlikte onu içinde bulunduğu çağdaki diğer devrimci şahsiyetlerden ayıran temel husus varlık bilincinin bir uzantısı olarak siyâsî bilinç ve yönelime getirdiği açıklamadır Bu yolla o modern dünyanın dayattığı paradigmaya karşı koyar ve İslâm ın tüm insanlık için aslî kaynak olduğunu vurgular Bu kaynağın temelini ise İslâmî hükümlerin başı olarak nitelediği hükümet ve bu hükümetin merkezinde yer alan meşrû idâreci oluşturmaktadır Âyetullah Humeynî sömürge ve kültürel yozlaşmanın etkisindeki Müslüman halklara Büyük Osmanlı Devleti ni hatırlatarak bu devletin sancağı altında toplanan Müslümanların ülkelerini Batı nın tasallutundan korumayı uzun süre başardığını Batı nın ancak bu devleti yıkabildikten sonra Müslümanlara hâkim olabildiğini söyler Günümüzde ittihadın saltanatı tekrar etmekle değil Müslüman toplumu idâre etmede hak ve sorumluluk sâhibi olan âdil ve müttakî fakih ekseninde toplanılarak gerçekleşeceğini savunur 1940 larda başlayan ve vefâtına dek süren mücadelesiyle Âyetullah Humeynî Velâyet i fakîh düşüncesini salt bir teori olmaktan çıkararak ilâhî ve insani tercih arasındaki makası kapatıp İslâm tarihinin kesintiye uğradığı yerden yeniden akmasını sağlar Yazar Gürkan Biçen Sayfa Sayısı 286 Çeviri Hüseyin Erkan Bedirhanoğlu Ebat 13X21 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Nisan 2024 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 245 00

Önsöz Yayıncılık
Âyetullah Humeynî nin tarihin akışını paradigmatik bir şekilde değiştiren şahsiyetler arasında yer aldığı şüphesizdir Bununla birlikte onu içinde bulunduğu çağdaki diğer devrimci şahsiyetlerden ayıran temel husus varlık bilincinin bir uzantısı olarak siyâsî bilinç ve yönelime getirdiği açıklamadır Bu yolla o modern dünyanın dayattığı paradigmaya karşı koyar ve İslâm ın tüm insanlık için aslî kaynak olduğunu vurgular Bu kaynağın temelini ise İslâmî hükümlerin başı olarak nitelediği hükümet ve bu hükümetin merkezinde yer alan meşrû idâreci oluşturmaktadır Âyetullah Humeynî sömürge ve kültürel yozlaşmanın etkisindeki Müslüman halklara Büyük Osmanlı Devleti ni hatırlatarak bu devletin sancağı altında toplanan Müslümanların ülkelerini Batı nın tasallutundan korumayı uzun süre başardığını Batı nın ancak bu devleti yıkabildikten sonra Müslümanlara hâkim olabildiğini söyler Günümüzde ittihadın saltanatı tekrar etmekle değil Müslüman toplumu idâre etmede hak ve sorumluluk sâhibi olan âdil ve müttakî fakih ekseninde toplanılarak gerçekleşeceğini savunur 1940 larda başlayan ve vefâtına dek süren mücadelesiyle Âyetullah Humeynî Velâyet i fakîh düşüncesini salt bir teori olmaktan çıkararak ilâhî ve insani tercih arasındaki makası kapatıp İslâm tarihinin kesintiye uğradığı yerden yeniden akmasını sağlar Yayınevi Önsöz Yayıncılık Yazar Gürkan Biçen Sayfa 286 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Nisan 2024 Barkod 9786256799790 Kategori Araştırma İnceleme

Önsöz Yayıncılık
Âyetullah Humeynî nin tarihin akışını paradigmatik bir şekilde değiştiren şahsiyetler arasında yer aldığı şüphesizdir Bununla birlikte onu içinde bulunduğu çağdaki diğer devrimci şahsiyetlerden ayıran temel husus varlık bilincinin bir uzantısı olarak siyâsî bilinç ve yönelime getirdiği açıklamadır Bu yolla o modern dünyanın dayattığı paradigmaya karşı koyar ve İslâm ın tüm insanlık için aslî kaynak olduğunu vurgular Bu kaynağın temelini ise İslâmî hükümlerin başı olarak nitelediği hükümet ve bu hükümetin merkezinde yer alan meşrû idâreci oluşturmaktadır Âyetullah Humeynî sömürge ve kültürel yozlaşmanın etkisindeki Müslüman halklara Büyük Osmanlı Devleti ni hatırlatarak bu devletin sancağı altında toplanan Müslümanların ülkelerini Batı nın tasallutundan korumayı uzun süre başardığını Batı nın ancak bu devleti yıkabildikten sonra Müslümanlara hâkim olabildiğini söyler Günümüzde ittihadın saltanatı tekrar etmekle değil Müslüman toplumu idâre etmede hak ve sorumluluk sâhibi olan âdil ve müttakî fakih ekseninde toplanılarak gerçekleşeceğini savunur 1940 larda başlayan ve vefâtına dek süren mücadelesiyle Âyetullah Humeynî Velâyet i fakîh düşüncesini salt bir teori olmaktan çıkararak ilâhî ve insani tercih arasındaki makası kapatıp İslâm tarihinin kesintiye uğradığı yerden yeniden akmasını sağlar

Önsöz Yayıncılık
Âyetullah Humeynî nin tarihin akışını paradigmatik bir şekilde değiştiren şahsiyetler arasında yer aldığı şüphesizdir Bununla birlikte onu içinde bulunduğu çağdaki diğer devrimci şahsiyetlerden ayıran temel husus varlık bilincinin bir uzantısı olarak siyâsî bilinç ve yönelime getirdiği açıklamadır Bu yolla o modern dünyanın dayattığı paradigmaya karşı koyar ve İslâm ın tüm insanlık için aslî kaynak olduğunu vurgular Bu kaynağın temelini ise İslâmî hükümlerin başı olarak nitelediği hükümet ve bu hükümetin merkezinde yer alan meşrû idâreci oluşturmaktadır Âyetullah Humeynî sömürge ve kültürel yozlaşmanın etkisindeki Müslüman halklara Büyük Osmanlı Devleti ni hatırlatarak bu devletin sancağı altında toplanan Müslümanların ülkelerini Batı nın tasallutundan korumayı uzun süre başardığını Batı nın ancak bu devleti yıkabildikten sonra Müslümanlara hâkim olabildiğini söyler Günümüzde ittihadın saltanatı tekrar etmekle değil Müslüman toplumu idâre etmede hak ve sorumluluk sâhibi olan âdil ve müttakî fakih ekseninde toplanılarak gerçekleşeceğini savunur 1940 larda başlayan ve vefâtına dek süren mücadelesiyle Âyetullah Humeynî Velâyet i fakîh düşüncesini salt bir teori olmaktan çıkararak ilâhî ve insani tercih arasındaki makası kapatıp İslâm tarihinin kesintiye uğradığı yerden yeniden akmasını sağlar Tanıtım Bülteninden

Önsöz
Âyetullah Humeynî nin tarihin akışını paradigmatik bir şekilde değiştiren şahsiyetler arasında yer aldığı şüphesizdir Bununla birlikte onu içinde bulunduğu çağdaki diğer devrimci şahsiyetlerden ayıran temel husus varlık bilincinin bir uzantısı olarak siyâsî bilinç ve yönelime getirdiği açıklamadır Bu yolla o modern dünyanın dayattığı paradigmaya karşı koyar ve İslâm ın tüm insanlık için aslî kaynak olduğunu vurgular Bu kaynağın temelini ise İslâmî hükümlerin başı olarak nitelediği hükümet ve bu hükümetin merkezinde yer alan meşrû idâreci oluşturmaktadır Âyetullah Humeynî sömürge ve kültürel yozlaşmanın etkisindeki Müslüman halklara Büyük Osmanlı Devleti ni hatırlatarak bu devletin sancağı altında toplanan Müslümanların ülkelerini Batı nın tasallutundan korumayı uzun süre başardığını Batı nın ancak bu devleti yıkabildikten sonra Müslümanlara hâkim olabildiğini söyler Günümüzde ittihadın saltanatı tekrar etmekle değil Müslüman toplumu idâre etmede hak ve sorumluluk sâhibi olan âdil ve müttakî fakih ekseninde toplanılarak gerçekleşeceğini savunur 1940 larda başlayan ve vefâtına dek süren mücadelesiyle Âyetullah Humeynî Velâyet i fakîh düşüncesini salt bir teori olmaktan çıkararak ilâhî ve insani tercih arasındaki makası kapatıp İslâm tarihinin kesintiye uğradığı yerden yeniden akmasını sağlar