Wittgenstein Dilin Yörüngesinde Felsefe — Hüseyin Subhi Erdem

Wittgenstein Dilin Yörüngesinde Felsefe
Hüseyin Subhi ErdemKöprü Kitapları
Wittgenstein Dilin Yörüngesinde Felsefe
Hüseyin Subhi ErdemXX yüzyıla değin dil gerçeklik ilişkisini çoğunlukla tekābüliyetçi doğruluk kuramına göre değerlendiren anlayış Wittgenstein ın ilk dönem felsefesini temsil eden Tractatus ta metafiziğin çekiminden arındırılarak yeni bir değerlendirmeye tâbi tutulmuştur Buna göre dilin mantıksal ifade formu mümkün dünyanın sınırıyla kayıtlanmıştır Ancak Wittgenstein ın Tractatus ta gerçekleştirmeye çalıştığı dilin dünyayla sınırlanması ve metafizik problemlerden arındırılmasının bütünüyle başarıya ulaştığı söylenemez Tractatus un en son önermesinde eserin baştan sona inceden inceye temellendirdiği mümkün dünyayla sınırlı mantığın ifna edildiği görülmektedir Bu başarısızlığın temelinde mantığın tümel ve soyutlayıcı karakterinin etkin olduğu bizatihi Wittgenstein ın dilinde ifadesini bulur Kaldı ki Wittgenstein ın bu ilk dönem dil ve mantık ilişkisini mümkün dünyanın ontolojik karakteriyle sınırlayan analizi kendi içinde yer yer yetersizliğini de ifşa eder görünmektedir Bu ifşalar onun ruhundaki iddialı dil ve mantık analizinin işaret ettiği yetersizliğin dilin sonraki süreçte kullanımında giderileceğini ima etmektedir Nitekim dilin kullanımında gerçekleşen dil oyunları içinde an ve perspektifle varlık kazanan ve sadece bu resimle kayıtlanan gerçeklik algısı klâsik tekābüliyet kuramını işlevsizleştirmektedir Wittgenstein ın kendi bağlamında vardığı çözümleme dilin pratiğinde realitenin an ve durumla varlık kazanmasını betimlerken diğer taraftan Nietzsche çizgisinden hareket eden post modern ve yapı sökümcü düşünürler de hayatın akışına bağlı oluş seyrinde varlık kazanan dilin pratiğinde anlamın akışkanlığına dikkat çekmektedirler XX yüzyılda mantıkçı analizi hareket noktası kılan Wittgenstein çözümlemesi ikinci aşamasında dil oyunları kuramıyla soyut ve sabit anlam sayıltısından uzaklaşırken post yapısalcı ve post modernist düşünürler de farklı bir eleştiriden yola çıkarak dile bağlı anlama esneklik ve hareketlilik kazandırmaktadırlar Bu çalışma Wittgenstein ın her iki dönem felsefesindeki farklı yaklaşımları konu edinmektedir Bu bağlamda dil gerçeklik algısını analitik bağlama giren yönü ve sosyal bağlamda gerçekleşen yönüyle anlamın imal edilmesini irdelemektedir Tanıtım Bülteninden

KÖPRÜ KİTAP
XX yüzyıla değin dil gerçeklik ilişkisini çoğunlukla tekābüliyetçi doğruluk kuramına göre değerlendiren anlayış Wittgenstein ın ilk dönem felsefesini temsil eden Tractatus ta metafiziğin çekiminden arındırılarak yeni bir değerlendirmeye tâbi tutulmuştur Buna göre dilin mantıksal ifade formu mümkün dünyanın sınırıyla kayıtlanmıştır Ancak Wittgenstein ın Tractatus ta gerçekleştirmeye çalıştığı dilin dünyayla sınırlanması ve metafizik problemlerden arındırılmasının bütünüyle başarıya ulaştığı söylenemez Tractatus un en son önermesinde eserin baştan sona inceden inceye temellendirdiği mümkün dünyayla sınırlı mantığın ifna edildiği görülmektedir Bu başarısızlığın temelinde mantığın tümel ve soyutlayıcı karakterinin etkin olduğu bizatihi Wittgenstein ın dilinde ifadesini bulur Kaldı ki Wittgenstein ın bu ilk dönem dil ve mantık ilişkisini mümkün dünyanın ontolojik karakteriyle sınırlayan analizi kendi içinde yer yer yetersizliğini de ifşa eder görünmektedir Bu ifşalar onun ruhundaki iddialı dil ve mantık analizinin işaret ettiği yetersizliğin dilin sonraki süreçte kullanımında giderileceğini ima etmektedir Nitekim dilin kullanımında gerçekleşen dil oyunları içinde an ve perspektifle varlık kazanan ve sadece bu resimle kayıtlanan gerçeklik algısı klâsik tekābüliyet kuramını işlevsizleştirmektedir Wittgenstein ın kendi bağlamında vardığı çözümleme dilin pratiğinde realitenin an ve durumla varlık kazanmasını betimlerken diğer taraftan Nietzsche çizgisinden hareket eden post modern ve yapı sökümcü düşünürler de hayatın akışına bağlı oluş seyrinde varlık kazanan dilin pratiğinde anlamın akışkanlığına dikkat çekmektedirler XX yüzyılda mantıkçı analizi hareket noktası kılan Wittgenstein çözümlemesi ikinci aşamasında dil oyunları kuramıyla soyut ve sabit anlam sayıltısından uzaklaşırken post yapısalcı ve post modernist düşünürler de farklı bir eleştiriden yola çıkarak dile bağlı anlama esneklik ve hareketlilik kazandırmaktadırlar Bu çalışma Wittgenstein ın her iki dönem felsefesindeki farklı yaklaşımları konu edinmektedir Bu bağlamda dil gerçeklik algısını analitik bağlama giren yönü ve sosyal bağlamda gerçekleşen yönüyle anlamın imal edilmesini irdelemektedir

Köprü Kitapları
XX yüzyıla değin dil gerçeklik ilişkisini çoğunlukla tekabüliyetçi doğruluk kuramına göre değerlendiren anlayış Wittgenstein ın ilk dönem felsefesini temsil eden Tractatus ta metafiziğin çekiminden arındırılarak yeni bir değerlendirmeye tâbi tutulmuştur Buna göre dilin mantıksal ifade formu mümkün dünyanın sınırıyla kayıtlanmıştır Ancak Wittgenstein ın Tractatus ta gerçekleştirmeye çalıştığı dilin dünyayla sınırlanması ve metafizik problemlerden arındırılmasının bütünüyle başarıya ulaştığı söylenemez Tractatus un en son önermesinde eserin baştan sona inceden inceye temellendirdiği mümkün dünyayla sınırlı mantığın ifna edildiği görülmektedir Bu başarısızlığın temelinde mantığın tümel ve soyutlayıcı karakterinin etkin olduğu bizatihi Wittgenstein ın dilinde ifadesini bulur Kaldı ki Wittgenstein ın bu ilk dönem dil ve mantık ilişkisini mümkün dünyanın ontolojik karakteriyle sınırlayan analizi kendi içinde yer yer yetersizliğini de ifşa eder görünmektedir Bu ifşalar onun ruhundaki iddialı dil ve mantık analizinin işaret ettiği yetersizliğin dilin sonraki süreçte kullanımında giderileceğini ima etmektedir Nitekim dilin kullanımında gerçekleşen dil oyunları içinde an ve perspektifle varlık kazanan ve sadece bu resimle kayıtlanan gerçeklik algısı klâsik tekabüliyet kuramını işlevsizleştirmektedir Wittgenstein ın kendi bağlamında vardığı çözümleme dilin pratiğinde realitenin an ve durumla varlık kazanmasını betimlerken diğer taraftan Nietzsche çizgisinden hareket eden post modern ve yapı sökümcü düşünürler de hayatın akışına bağlı oluş seyrinde varlık kazanan dilin pratiğinde anlamın akışkanlığına dikkat çekmektedirler XX yüzyılda mantıkçı analizi hareket noktası kılan Wittgenstein çözümlemesi ikinci aşamasında dil oyunları kuramıyla soyut ve sabit anlam sayıltısından uzaklaşırken post yapısalcı ve post modernist düşünürler de farklı bir eleştiriden yola çıkarak dile bağlı anlama esneklik ve hareketlilik kazandırmaktadırlar Bu çalışma Wittgenstein ın her iki dönem felsefesindeki farklı yaklaşımları konu edinmektedir Bu bağlamda dil gerçeklik algısını analitik bağlama giren yönü ve sosyal bağlamda gerçekleşen yönüyle anlamın imal edilmesini irdelemektedir Yayınevi Köprü Kitapları Yazar Hüseyin Subhi Erdem Sayfa 384 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 50 cm Basım Yılı Şubat 2020 Barkod 9786052215142 Kategori Diğer Felsefe Kitapları

Köprü Kitapları
XX yüzyıla değin dil gerçeklik ilişkisini çoğunlukla tekābüliyetçi doğruluk kuramına göre değerlendiren anlayış Wittgenstein ın ilk dönem felsefesini temsil eden Tractatus ta metafiziğin çekiminden arındırılarak yeni bir değerlendirmeye tâbi tutulmuştur Buna göre dilin mantıksal ifade formu mümkün dünyanın sınırıyla kayıtlanmıştır Ancak Wittgenstein ın Tractatus ta gerçekleştirmeye çalıştığı dilin dünyayla sınırlanması ve metafizik problemlerden arındırılmasının bütünüyle başarıya ulaştığı söylenemez Tractatus un en son önermesinde eserin baştan sona inceden inceye temellendirdiği mümkün dünyayla sınırlı mantığın ifna edildiği görülmektedir Bu başarısızlığın temelinde mantığın tümel ve soyutlayıcı karakterinin etkin olduğu bizatihi Wittgenstein ın dilinde ifadesini bulur Kaldı ki Wittgenstein ın bu ilk dönem dil ve mantık ilişkisini mümkün dünyanın ontolojik karakteriyle sınırlayan analizi kendi içinde yer yer yetersizliğini de ifşa eder görünmektedir Bu ifşalar onun ruhundaki iddialı dil ve mantık analizinin işaret ettiği yetersizliğin dilin sonraki süreçte kullanımında giderileceğini ima etmektedir Nitekim dilin kullanımında gerçekleşen dil oyunları içinde an ve perspektifle varlık kazanan ve sadece bu resimle kayıtlanan gerçeklik algısı klâsik tekābüliyet kuramını işlevsizleştirmektedir Wittgenstein ın kendi bağlamında vardığı çözümleme dilin pratiğinde realitenin an ve durumla varlık kazanmasını betimlerken diğer taraftan Nietzsche çizgisinden hareket eden post modern ve yapı sökümcü düşünürler de hayatın akışına bağlı oluş seyrinde varlık kazanan dilin pratiğinde anlamın akışkanlığına dikkat çekmektedirler XX yüzyılda mantıkçı analizi hareket noktası kılan Wittgenstein çözümlemesi ikinci aşamasında dil oyunları kuramıyla soyut ve sabit anlam sayıltısından uzaklaşırken post yapısalcı ve post modernist düşünürler de farklı bir eleştiriden yola çıkarak dile bağlı anlama esneklik ve hareketlilik kazandırmaktadırlar Bu çalışma Wittgenstein ın her iki dönem felsefesindeki farklı yaklaşımları konu edinmektedir Bu bağlamda dil gerçeklik algısını analitik bağlama giren yönü ve sosyal bağlamda gerçekleşen yönüyle anlamın imal edilmesini irdelemektedir

Köprü Kitapları
XX yüzyıla değin dil gerçeklik ilişkisini çoğunlukla tekābüliyetçi doğruluk kuramına göre değerlendiren anlayış Wittgenstein ın ilk dönem felsefesini temsil eden Tractatus ta metafiziğin çekiminden arındırılarak yeni bir değerlendirmeye tâbi tutulmuştur Buna göre dilin mantıksal ifade formu mümkün dünyanın sınırıyla kayıtlanmıştır Ancak Wittgenstein ın Tractatus ta gerçekleştirmeye çalıştığı dilin dünyayla sınırlanması ve metafizik problemlerden arındırılmasının bütünüyle başarıya ulaştığı söylenemez Tractatus un en son önermesinde eserin baştan sona inceden inceye temellendirdiği mümkün dünyayla sınırlı mantığın ifna edildiği görülmektedir Bu başarısızlığın temelinde mantığın tümel ve soyutlayıcı karakterinin etkin olduğu bizatihi Wittgenstein ın dilinde ifadesini bulur Kaldı ki Wittgenstein ın bu ilk dönem dil ve mantık ilişkisini mümkün dünyanın ontolojik karakteriyle sınırlayan analizi kendi içinde yer yer yetersizliğini de ifşa eder görünmektedir Bu ifşalar onun ruhundaki iddialı dil ve mantık analizinin işaret ettiği yetersizliğin dilin sonraki süreçte kullanımında giderileceğini ima etmektedir Nitekim dilin kullanımında gerçekleşen dil oyunları içinde an ve perspektifle varlık kazanan ve sadece bu resimle kayıtlanan gerçeklik algısı klâsik tekābüliyet kuramını işlevsizleştirmektedir Wittgenstein ın kendi bağlamında vardığı çözümleme dilin pratiğinde realitenin an ve durumla varlık kazanmasını betimlerken diğer taraftan Nietzsche çizgisinden hareket eden post modern ve yapı sökümcü düşünürler de hayatın akışına bağlı oluş seyrinde varlık kazanan dilin pratiğinde anlamın akışkanlığına dikkat çekmektedirler XX yüzyılda mantıkçı analizi hareket noktası kılan Wittgenstein çözümlemesi ikinci aşamasında dil oyunları kuramıyla soyut ve sabit anlam sayıltısından uzaklaşırken post yapısalcı ve post modernist düşünürler de farklı bir eleştiriden yola çıkarak dile bağlı anlama esneklik ve hareketlilik kazandırmaktadırlar Bu çalışma Wittgenstein ın her iki dönem felsefesindeki farklı yaklaşımları konu edinmektedir Bu bağlamda dil gerçeklik algısını analitik bağlama giren yönü ve sosyal bağlamda gerçekleşen yönüyle anlamın imal edilmesini irdelemektedir

Köprü Kitap
XX yüzyıla değin dil gerçeklik ilişkisini çoğunlukla tekābüliyetçi doğruluk kuramına göre değerlendiren anlayış Wittgenstein ın ilk dönem felsefesini temsil eden Tractatus ta metafiziğin çekiminden arındırılarak yeni bir değerlendirmeye tâbi tutulmuştur Buna göre dilin mantıksal ifade formu mümkün dünyanın sınırıyla kayıtlanmıştır Ancak Wittgenstein ın Tractatus ta gerçekleştirmeye çalıştığı dilin dünyayla sınırlanması ve metafizik problemlerden arındırılmasının bütünüyle başarıya ulaştığı söylenemez Tractatus un en son önermesinde eserin baştan sona inceden inceye temellendirdiği mümkün dünyayla sınırlı mantığın ifna edildiği görülmektedir Bu başarısızlığın temelinde mantığın tümel ve soyutlayıcı karakterinin etkin olduğu bizatihi Wittgenstein ın dilinde ifadesini bulur Kaldı ki Wittgenstein ın bu ilk dönem dil ve mantık ilişkisini mümkün dünyanın ontolojik karakteriyle sınırlayan analizi kendi içinde yer yer yetersizliğini de ifşa eder görünmektedir Bu ifşalar onun ruhundaki iddialı dil ve mantık analizinin işaret ettiği yetersizliğin dilin sonraki süreçte kullanımında giderileceğini ima etmektedir Nitekim dilin kullanımında gerçekleşen dil oyunları içinde an ve perspektifle varlık kazanan ve sadece bu resimle kayıtlanan gerçeklik algısı klâsik tekābüliyet kuramını işlevsizleştirmektedir Wittgenstein ın kendi bağlamında vardığı çözümleme dilin pratiğinde realitenin an ve durumla varlık kazanmasını betimlerken diğer taraftan Nietzsche çizgisinden hareket eden post modern ve yapı sökümcü düşünürler de hayatın akışına bağlı oluş seyrinde varlık kazanan dilin pratiğinde anlamın akışkanlığına dikkat çekmektedirler XX yüzyılda mantıkçı analizi hareket noktası kılan Wittgenstein çözümlemesi ikinci aşamasında dil oyunları kuramıyla soyut ve sabit anlam sayıltısından uzaklaşırken post yapısalcı ve post modernist düşünürler de farklı bir eleştiriden yola çıkarak dile bağlı anlama esneklik ve hareketlilik kazandırmaktadırlar Bu çalışma Wittgenstein ın her iki dönem felsefesindeki farklı yaklaşımları konu edinmektedir Bu bağlamda dil gerçeklik algısını analitik bağlama giren yönü ve sosyal bağlamda gerçekleşen yönüyle anlamın imal edilmesini irdelemektedir

BİLGE ADAMLAR
İçindekiler 1 bölüm Wittgenstein hayatı ve eserleri 2 bölüm Felsefe ve dil 3 bölüm Dönem felsefesine giriş