Yakup un Kanatları — Misli Baydoğan

Yakup un Kanatları
Misli BaydoğanÖtüken Neşriyat
Yakup un Kanatları
Misli BaydoğanHü Diyen Karga Selçuklu Hikayeleri adlı kitabıyla Türkistan dan Anadolu ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan şimdi de Yakup un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor Her bir öyküde başka mekanlarla başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor Ve o bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor Sonra birden sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor Belki de yorgunluklarınızı mücadelelerinizi derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor İçimden ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa topuklarımdan kök salmışçasına giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü İkiye bölünmüşlüğüm neslimin rahmime hiç düşmeyen doğuramadığım kucağıma alıp emziremediğim habis devamı İkiye bölünmüşlüğüm yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese Aynalarda görünmeyen tarafım Retinaya düşmeyen yansımam Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden Kupkuruyum Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum

Ötüken Neşriyat
Hû Diyen Karga Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla Türkistan dan Anadolu ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan şimdi de Yakup un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor Her bir öyküde başka mekânlarla başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor Ve o bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor Sonra birden sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor Belki de yorgunluklarınızı mücadelelerinizi derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor İçimden ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa topuklarımdan kök salmışçasına giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü İkiye bölünmüşlüğüm neslimin rahmime hiç düşmeyen doğuramadığım kucağıma alıp emziremediğim habis devamı İkiye bölünmüşlüğüm yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese Aynalarda görünmeyen tarafım Retinaya düşmeyen yansımam Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden Kupkuruyum Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum

Ötüken Neşriyat
Hû Diyen Karga Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla Türkistan dan Anadolu ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan şimdi de Yakup un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor Her bir öyküde başka mekânlarla başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor Ve o bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor Sonra birden sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor Belki de yorgunluklarınızı mücadelelerinizi derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor İçimden ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa topuklarımdan kök salmışçasına giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü İkiye bölünmüşlüğüm neslimin rahmime hiç düşmeyen doğuramadığım kucağıma alıp emziremediğim habis devamı İkiye bölünmüşlüğüm yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese Aynalarda görünmeyen tarafım Retinaya düşmeyen yansımam Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden Kupkuruyum Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum

ÖTÜKEN NEŞRİYAT
Hû Diyen Karga Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla Türkistan dan Anadolu ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan şimdi de Yakup un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor Her bir öyküde başka mekânlarla başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor Ve o bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor Sonra birden sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor Belki de yorgunluklarınızı mücadelelerinizi derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor İçimden ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa topuklarımdan kök salmışçasına giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü İkiye bölünmüşlüğüm neslimin rahmime hiç düşmeyen doğuramadığım kucağıma alıp emziremediğim habis devamı İkiye bölünmüşlüğüm yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese Aynalarda görünmeyen tarafım Retinaya düşmeyen yansımam Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden Kupkuruyum Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum

Ötüken Neşriyat
Hû Diyen Karga Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla Türkistan dan Anadolu ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan şimdi de Yakup un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor Her bir öyküde başka mekânlarla başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor Ve o bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor Sonra birden sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor Belki de yorgunluklarınızı mücadelelerinizi derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor İçimden ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa topuklarımdan kök salmışçasına giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü İkiye bölünmüşlüğüm neslimin rahmime hiç düşmeyen doğuramadığım kucağıma alıp emziremediğim habis devamı İkiye bölünmüşlüğüm yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese Aynalarda görünmeyen tarafım Retinaya düşmeyen yansımam Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden Kupkuruyum Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum

Ötüken
Hû Diyen Karga Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla Türkistan dan Anadolu ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan şimdi de Yakup un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor Her bir öyküde başka mekânlarla başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor Ve o bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor Sonra birden sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor Belki de yorgunluklarınızı mücadelelerinizi derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor İçimden ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa topuklarımdan kök salmışçasına giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü İkiye bölünmüşlüğüm neslimin rahmime hiç düşmeyen doğuramadığım kucağıma alıp emziremediğim habis devamı İkiye bölünmüşlüğüm yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese Aynalarda görünmeyen tarafım Retinaya düşmeyen yansımam Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden Kupkuruyum Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum

Ötüken Neşriyat
Hû Diyen Karga Selçuklu Hikâyeleri adlı kitabıyla Türkistan dan Anadolu ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan şimdi de Yakup un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor Her bir öyküde başka mekânlarla başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor Ve o bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor Sonra birden sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor Belki de yorgunluklarınızı mücadelelerinizi derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor İçimden ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa topuklarımdan kök salmışçasına giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü İkiye bölünmüşlüğüm neslimin rahmime hiç düşmeyen doğuramadığım kucağıma alıp emziremediğim habis devamı İkiye bölünmüşlüğüm yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese Aynalarda görünmeyen tarafım Retinaya düşmeyen yansımam Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden Kupkuruyum Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum

Ötüken Neşriyat
Hü Diyen Karga Selçuklu Hikayeleri adlı kitabıyla Türkistan dan Anadolu ya uzanan Selçuklu neslinin o müthiş serüvenini bizlere bir karganın ağzından anlatan Misli Baydoğan şimdi de Yakup un Kanatları adlı kitabı ile okuyucuyu türlü türlü kapıların önüne çekiyor Her bir öyküde başka mekanlarla başka hayatlarla ve başka ruhlarla tanıştırıyor Ve o bunu yaparken kelimeleri yine ustaca kullanıyor Sonra birden sizi alıp ruh dünyanızın derinliklerine götürüyor Belki de yorgunluklarınızı mücadelelerinizi derinlerinizdeki siyah ile beyazı hatırlatıyor İçimden ucu ufuk çizgisine uzayıp giden kervanlar geçiyor Üzerinde durduğum kızılımsı çorak toprağa topuklarımdan kök salmışçasına giderek daha da yayıla dolana sabitleniyorum Bir kader uzanıyor ayaklarımın önünden ötelere doğru Gün batımında üzerine düşen gölgemi tam ortadan bölüyor çizgisi Her zerrem tanıyor bu ikiye bölünmüşlüğü İkiye bölünmüşlüğüm neslimin rahmime hiç düşmeyen doğuramadığım kucağıma alıp emziremediğim habis devamı İkiye bölünmüşlüğüm yüreğimin üzerinde taşıdığım pıhtıdan bir kese Aynalarda görünmeyen tarafım Retinaya düşmeyen yansımam Alsınlar bu zerrelerime sinmiş tuz ağırlığını üzerimden Kupkuruyum Yüz yıllardır bu kubbede çınlayıp duran sahipsiz çığlıklarla çarpışmaktan yorgunum