Yakutiler — Cihat Burak

Yakutiler
Cihat BurakYapı Kredi Yayınları ( YKY )
Yakutiler
Cihat BurakÜnlü ressam Cihat Burak ın aynı zamanda usta bir öykücü olduğunu Cardonlar la farketmiştik 1980 lerin başında Ardından 1992 Yunus Nadi öykü Ödülü nü kazanan Yakutiler le bu kanıyı pekiştirmişti Yıllar sonra pırıltısından hiçbir şey yitirmeyen resimleri gibi öyküleri de hala capcanlı Burak ın zengin anılar ve dikkatli gözlemlerle beslenen öykülerinde duyguya ince bir alay eşlik ediyor Yakutiler de günlük yaşamdaki ve kültürümüzdeki hızlı değişmeler gösterilirken yanlış eğitimin tersine dönen devlet çarkının eleştirileri yapılıyor İnsan ilişkilerinin doğa ve çevrenin yozlaştırılmasına karşı uyarıların dile getirildiği öykülerde yazı dilinin alışılmış kurallarına zaman zaman hoş bir biçimde yan çizen Burak konuşma dilini çok canlı çok çekici biçimde kullanıyor Yakutiler bu kez yazarının elyazısı örnekleri ve desenleri eşliğinde

Everest Yayınları
Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum

Everest Yayınları
Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum

Everest Yayınları
Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum

Everest Yayınları
Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum

Everest Yayınları
Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum

Everest Yayınları
Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum Tanıtım Bülteninden

Everest Yayınları
Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum

Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum Yazar Cihat Burak Sayfa Sayısı 184 Çeviri Ebat 13X19 Basım Dili Türkçe Basım Tarihi Ocak 2023 Kağıt Cinsi 2 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 129 60

Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak

Everest
Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum

Everest Yayınları
Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum

Everest Yayınları
Yakutiler hâlâ çırpınıyorlar mı yapışık oldukları duvarda Cihat Burak ın 1960 1992 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri bir araya getiren Yakutiler Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Ödülü 1992 tıpkı 1981 de okuruyla buluşan Cardonlar gibi Ferit Edgü nün deyimiyle Burakça bir dünyaya açılıyor Duvar tepelerinde tarih öncesinden kalma yakutilerin kıvrandığı melun kedilerin konağını bahçesini kaybetmeye yüz tutmuş bir İstanbul da devriye gezdiği kahvelerde toplanan okumuş takımının bacaklarına sürtünerek dolaştığı bu âlemi resimden ve mimariden de beslenen irkiltici bir gözlem gücüyle külyutmaz bir bellekle ve ince bir alayla hikâyeleştiriyor Cihat Burak Sait Faik i kapılara kadar indiren komiseri düşünüyorum bir zamanlar asma katında piyano bile çalınan sabahlara kadar açık Nisuaz ı birer küçük akademya olan Petrograd Leningrad Moskova kahvelerini birkaç kuruşla oturulabilen Viyana yı yemekleri de birası kadar nefis Fişer i akşamları sinemaya gitmek için çıkmış vitrinleri seyreden aileleri insanın çekildiği köşesinde istediği kadar okuyup yazabildiği kimsenin kimseye karışmadığı o yerleri düşünüyorum img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

YAPI KREDİ YAYINLARI
Ünlü ressam Cihat Burak ın aynı zamanda usta bir öykücü olduğunu Cardonlar la farketmiştik 1980 lerin başında Ardından 1992 Yunus Nadi öykü Ödülü nü kazanan Yakutiler le bu kanıyı pekiştirmişti Yıllar sonra pırıltısından hiçbir şey yitirmeyen resimleri gibi öyküleri de hala capcanlı Burak ın zengin anılar ve dikkatli gözlemlerle beslenen öykülerinde duyguya ince bir alay eşlik ediyor Yakutiler de günlük yaşamdaki ve kültürümüzdeki hızlı değişmeler gösterilirken yanlış eğitimin tersine dönen devlet çarkının eleştirileri yapılıyor İnsan ilişkilerinin doğa ve çevrenin yozlaştırılmasına karşı uyarıların dile getirildiği öykülerde yazı dilinin alışılmış kurallarına zaman zaman hoş bir biçimde yan çizen Burak konuşma dilini çok canlı çok çekici biçimde kullanıyor Yakutiler bu kez yazarının elyazısı örnekleri ve desenleri eşliğinde