Yalnızlığın Sosyolojisi Modern Toplumda İnsanın Yalnızlığı Üzerine Bir Derkenar — M Zeki Duman

Yalnızlığın Sosyolojisi Modern Toplumda İnsanın Yalnızlığı Üzerine Bir Derkenar
M Zeki DumanNobel Akademik Yayıncılık
Yalnızlığın Sosyolojisi Modern Toplumda İnsanın Yalnızlığı Üzerine Bir Derkenar
M Zeki DumanBu çalışma günümüz dünyasında bireysel bir sorundan toplumsal bir soruna dönüşmeye başlayan yalnızlığın en önemli nedeninin kendisini ilerleme nosyonu aydınlanma akıl ve rasyonalite üzerinden tanımlayan modernitenin başta din gelenek otorite aile ve akrabalık ilişkileri olmak üzere toplumu ayakta tutan maddi ve manevi değerleri ve kurumları işlevsiz kılarak yerine bireyin merkezde olduğu yeni bir dünya düzenini inşa etme olduğu savını ileri sürmektedir Zira beraberinde insanların bir arada ve birlikte yaşamasını imkânsız kılan ve geleneksel sosyal düzeni ve kolektiviteyi yıkan günümüz geç modernlikler çağı aslında bireyin ana kıtadan koparak tek başına bir ada misali yaşamaya başladığı bir dünyayı temsil etmektedir Bu dünyada toplumun değil bireyin önemi ve önceliği vardır İnsan ontolojik olarak homo individualismustur Dünya kendini yaratan insanın etrafında dönmeli birey nihai belirleyici olmalıdır Otantikliğin ölümünü ilan eden modern akıl aynı zamanda insana tanrısal bir güç de bahşetmiştir Bu güç sayesinde insan komünitenin cemaatin doğal bir parçası ve uzantısı olmaktan çıkarak her şeyin kendisinde mündemiç olduğu yüce bir varlığa dönüşmüştür Birey bu varlığın müşahhas yanını ve kimliğini temsil etmektedir Yüceltilmiş birey aynı zamanda kadim geleneğin kültürel formlarından ve yaşam biçiminden de uzaklaştığı için kendisini derin bir yalnızlık ve yabancılaşma içinde bulmuştur Bugün karşımızda sadece kendisini düşünen ve kendisi için yaşayan ama aslında içten içe de derin bir yalnızlık duygusu yaşayan mutsuz ve umutsuz bir birey kültü durmaktadır Dolayısıyla yalnızlık geç modernliğin psikopatolojisidir Çalışma bu iddia ve görüşleri odağına alarak yalnızlığı psikolojik sosyolojik ve fenomenolojik açıdan ele almıştır

Nobel Akademik Yayıncılık
Bu çalışma günümüz dünyasında bireysel bir sorundan toplumsal bir soruna dönüşmeye başlayan yalnızlığın en önemli nedeninin kendisini ilerleme nosyonu aydınlanma akıl ve rasyonalite üzerinden tanımlayan modernitenin başta din gelenek otorite aile ve akrabalık ilişkileri olmak üzere toplumu ayakta tutan maddi ve manevi değerleri ve kurumları işlevsiz kılarak yerine bireyin merkezde olduğu yeni bir dünya düzenini inşa etme olduğu savını ileri sürmektedir Zira beraberinde insanların bir arada ve birlikte yaşamasını imkânsız kılan ve geleneksel sosyal düzeni ve kolektiviteyi yıkan günümüz geç modernlikler çağı aslında bireyin ana kıtadan koparak tek başına bir ada misali yaşamaya başladığı bir dünyayı temsil etmektedir Bu dünyada toplumun değil bireyin önemi ve önceliği vardır İnsan ontolojik olarak homo individualismustur Dünya kendini yaratan insanın etrafında dönmeli birey nihai belirleyici olmalıdır Otantikliğin ölümünü ilan eden modern akıl aynı zamanda insana tanrısal bir güç de bahşetmiştir Bu güç sayesinde insan komünitenin cemaatin doğal bir parçası ve uzantısı olmaktan çıkarak her şeyin kendisinde mündemiç olduğu yüce bir varlığa dönüşmüştür Birey bu varlığın müşahhas yanını ve kimliğini temsil etmektedir Yüceltilmiş birey aynı zamanda kadim geleneğin kültürel formlarından ve yaşam biçiminden de uzaklaştığı için kendisini derin bir yalnızlık ve yabancılaşma içinde bulmuştur Bugün karşımızda sadece kendisini düşünen ve kendisi için yaşayan ama aslında içten içe de derin bir yalnızlık duygusu yaşayan mutsuz ve umutsuz bir birey kültü durmaktadır Dolayısıyla yalnızlık geç modernliğin psikopatolojisidir Çalışma bu iddia ve görüşleri odağına alarak yalnızlığı psikolojik sosyolojik ve fenomenolojik açıdan ele almıştır

Nobel Akademik Yayıncılık
Bu çalışma günümüz dünyasında bireysel bir sorundan toplumsal bir soruna dönüşmeye başlayan yalnızlığın en önemli nedeninin kendisini ilerleme nosyonu aydınlanma akıl ve rasyonalite üzerinden tanımlayan modernitenin başta din gelenek otorite aile ve akrabalık ilişkileri olmak üzere toplumu ayakta tutan maddi ve manevi değerleri ve kurumları işlevsiz kılarak yerine bireyin merkezde olduğu yeni bir dünya düzenini inşa etme olduğu savını ileri sürmektedir Zira beraberinde insanların bir arada ve birlikte yaşamasını imkânsız kılan ve geleneksel sosyal düzeni ve kolektiviteyi yıkan günümüz geç modernlikler çağı aslında bireyin ana kıtadan koparak tek başına bir ada misali yaşamaya başladığı bir dünyayı temsil etmektedir Bu dünyada toplumun değil bireyin önemi ve önceliği vardır İnsan ontolojik olarak homo individualismustur Dünya kendini yaratan insanın etrafında dönmeli birey nihai belirleyici olmalıdır Otantikliğin ölümünü ilan eden modern akıl aynı zamanda insana tanrısal bir güç de bahşetmiştir Bu güç sayesinde insan komünitenin cemaatin doğal bir parçası ve uzantısı olmaktan çıkarak her şeyin kendisinde mündemiç olduğu yüce bir varlığa dönüşmüştür Birey bu varlığın müşahhas yanını ve kimliğini temsil etmektedir Yüceltilmiş birey aynı zamanda kadim geleneğin kültürel formlarından ve yaşam biçiminden de uzaklaştığı için kendisini derin bir yalnızlık ve yabancılaşma içinde bulmuştur Bugün karşımızda sadece kendisini düşünen ve kendisi için yaşayan ama aslında içten içe de derin bir yalnızlık duygusu yaşayan mutsuz ve umutsuz bir birey kültü durmaktadır Dolayısıyla yalnızlık geç modernliğin psikopatolojisidir Çalışma bu iddia ve görüşleri odağına alarak yalnızlığı psikolojik sosyolojik ve fenomenolojik açıdan ele almıştır

Nobel Akademik Yayıncılık
Bu çalışma günümüz dünyasında bireysel bir sorundan toplumsal bir soruna dönüşmeye başlayan yalnızlığın en önemli nedeninin kendisini ilerleme nosyonu aydınlanma akıl ve rasyonalite üzerinden tanımlayan modernitenin başta din gelenek otorite aile ve akrabalık ilişkileri olmak üzere toplumu ayakta tutan maddi ve manevi değerleri ve kurumları işlevsiz kılarak yerine bireyin merkezde olduğu yeni bir dünya düzenini inşa etme olduğu savını ileri sürmektedir Zira beraberinde insanların bir arada ve birlikte yaşamasını imkânsız kılan ve geleneksel sosyal düzeni ve kolektiviteyi yıkan günümüz geç modernlikler çağı aslında bireyin ana kıtadan koparak tek başına bir ada misali yaşamaya başladığı bir dünyayı temsil etmektedir Bu dünyada toplumun değil bireyin önemi ve önceliği vardır İnsan ontolojik olarak homo individualismustur Dünya kendini yaratan insanın etrafında dönmeli birey nihai belirleyici olmalıdır Otantikliğin ölümünü ilan eden modern akıl aynı zamanda insana tanrısal bir güç de bahşetmiştir Bu güç sayesinde insan komünitenin cemaatin doğal bir parçası ve uzantısı olmaktan çıkarak her şeyin kendisinde mündemiç olduğu yüce bir varlığa dönüşmüştür Birey bu varlığın müşahhas yanını ve kimliğini temsil etmektedir Yüceltilmiş birey aynı zamanda kadim geleneğin kültürel formlarından ve yaşam biçiminden de uzaklaştığı için kendisini derin bir yalnızlık ve yabancılaşma içinde bulmuştur Bugün karşımızda sadece kendisini düşünen ve kendisi için yaşayan ama aslında içten içe de derin bir yalnızlık duygusu yaşayan mutsuz ve umutsuz bir birey kültü durmaktadır Dolayısıyla yalnızlık geç modernliğin psikopatolojisidir Çalışma bu iddia ve görüşleri odağına alarak yalnızlığı psikolojik sosyolojik ve fenomenolojik açıdan ele almıştır

Nobel Akademik Yayıncılık
M Zeki Duman tarafından kaleme alınan Yalnızlığın Sosyolojisi Nobel Akademik Yayıncılık eseri olarak okurlarla buluşuyor Yalnızlığın Sosyolojisi M Zeki Duman Kitap Özeti Bu çalışma günümüz dünyasında bireysel bir sorundan toplumsal bir soruna dönüşmeye başlayan yalnızlığın en önemli nedeninin kendisini ilerleme nosyonu aydınlanma akıl ve rasyonalite üzerinden tanımlayan modernitenin başta din gelenek otorite aile ve akrabalık ilişkileri olmak üzere toplumu ayakta tutan maddi ve manevi değerleri ve kurumları işlevsiz kılarak yerine bireyin merkezde olduğu yeni bir dünya düzenini inşa etme olduğu savını ileri sürmektedir Zira beraberinde insanların bir arada ve birlikte yaşamasını imkânsız kılan ve geleneksel sosyal düzeni ve kolektiviteyi yıkan günümüz geç modernlikler çağı aslında bireyin ana kıtadan koparak tek başına bir ada misali yaşamaya başladığı bir dünyayı temsil etmektedir Bu dünyada toplumun değil bireyin önemi ve önceliği vardır İnsan ontolojik olarak homo individualismustur Dünya kendini yaratan insanın etrafında dönmeli birey nihai belirleyici olmalıdır Otantikliğin ölümünü ilan eden modern akıl aynı zamanda insana tanrısal bir güç de bahşetmiştir Bu güç sayesinde insan komünitenin cemaatin doğal bir parçası ve uzantısı olmaktan çıkarak her şeyin kendisinde mündemiç olduğu yüce bir varlığa dönüşmüştür Birey bu varlığın müşahhas yanını ve kimliğini temsil etmektedir Yüceltilmiş birey aynı zamanda kadim geleneğin kültürel formlarından ve yaşam biçiminden de uzaklaştığı için kendisini derin bir yalnızlık ve yabancılaşma içinde bulmuştur Bugün karşımızda sadece kendisini düşünen ve kendisi için yaşayan ama aslında içten içe de derin bir yalnızlık duygusu yaşayan mutsuz ve umutsuz bir birey kültü durmaktadır Dolayısıyla yalnızlık geç modernliğin psikopatolojisidir Çalışma bu iddia ve görüşleri odağına alarak yalnızlığı psikolojik sosyolojik ve fenomenolojik açıdan ele almıştır Yayınevi Nobel Akademik Yayıncılık Yazar M Zeki Duman Sayfa 376 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 50 cm Basım Yılı Nisan 2025 Barkod 9786253861353 Kategori Araştırma İnceleme Diğer Sosyoloji Kitapları

Nobel Akademik Yayıncılık
Bu çalışma günümüz dünyasında bireysel bir sorundan toplumsal bir soruna dönüşmeye başlayan yalnızlığın en önemli nedeninin kendisini ilerleme nosyonu aydınlanma akıl ve rasyonalite üzerinden tanımlayan modernitenin başta din gelenek otorite aile ve akrabalık ilişkileri olmak üzere toplumu ayakta tutan maddi ve manevi değerleri ve kurumları işlevsiz kılarak yerine bireyin merkezde olduğu yeni bir dünya düzenini inşa etme olduğu savını ileri sürmektedir Zira beraberinde insanların bir arada ve birlikte yaşamasını imkânsız kılan ve geleneksel sosyal düzeni ve kolektiviteyi yıkan günümüz geç modernlikler çağı aslında bireyin ana kıtadan koparak tek başına bir ada misali yaşamaya başladığı bir dünyayı temsil etmektedir Bu dünyada toplumun değil bireyin önemi ve önceliği vardır İnsan ontolojik olarak homo individualismustur Dünya kendini yaratan insanın etrafında dönmeli birey nihai belirleyici olmalıdır Otantikliğin ölümünü ilan eden modern akıl aynı zamanda insana tanrısal bir güç de bahşetmiştir Bu güç sayesinde insan komünitenin cemaatin doğal bir parçası ve uzantısı olmaktan çıkarak her şeyin kendisinde mündemiç olduğu yüce bir varlığa dönüşmüştür Birey bu varlığın müşahhas yanını ve kimliğini temsil etmektedir Yüceltilmiş birey aynı zamanda kadim geleneğin kültürel formlarından ve yaşam biçiminden de uzaklaştığı için kendisini derin bir yalnızlık ve yabancılaşma içinde bulmuştur Bugün karşımızda sadece kendisini düşünen ve kendisi için yaşayan ama aslında içten içe de derin bir yalnızlık duygusu yaşayan mutsuz ve umutsuz bir birey kültü durmaktadır Dolayısıyla yalnızlık geç modernliğin psikopatolojisidir Çalışma bu iddia ve görüşleri odağına alarak yalnızlığı psikolojik sosyolojik ve fenomenolojik açıdan ele almıştır

Nobel
Bu çalışma günümüz dünyasında bireysel bir sorundan toplumsal bir soruna dönüşmeye başlayan yalnızlığın en önemli nedeninin kendisini ilerleme nosyonu aydınlanma akıl ve rasyonalite üzerinden tanımlayan modernitenin başta din gelenek otorite aile ve akrabalık ilişkileri olmak üzere toplumu ayakta tutan maddi ve manevi değerleri ve kurumları işlevsiz kılarak yerine bireyin merkezde olduğu yeni bir dünya düzenini inşa etme olduğu savını ileri sürmektedir Zira beraberinde insanların bir arada ve birlikte yaşamasını imkânsız kılan ve geleneksel sosyal düzeni ve kolektiviteyi yıkan günümüz geç modernlikler çağı aslında bireyin ana kıtadan koparak tek başına bir ada misali yaşamaya başladığı bir dünyayı temsil etmektedir Bu dünyada toplumun değil bireyin önemi ve önceliği vardır İnsan ontolojik olarak homo individualismustur Dünya kendini yaratan insanın etrafında dönmeli birey nihai belirleyici olmalıdır Otantikliğin ölümünü ilan eden modern akıl aynı zamanda insana tanrısal bir güç de bahşetmiştir Bu güç sayesinde insan komünitenin cemaatin doğal bir parçası ve uzantısı olmaktan çıkarak her şeyin kendisinde mündemiç olduğu yüce bir varlığa dönüşmüştür Birey bu varlığın müşahhas yanını ve kimliğini temsil etmektedir Yüceltilmiş birey aynı zamanda kadim geleneğin kültürel formlarından ve yaşam biçiminden de uzaklaştığı için kendisini derin bir yalnızlık ve yabancılaşma içinde bulmuştur Bugün karşımızda sadece kendisini düşünen ve kendisi için yaşayan ama aslında içten içe de derin bir yalnızlık duygusu yaşayan mutsuz ve umutsuz bir birey kültü durmaktadır Dolayısıyla yalnızlık geç modernliğin psikopatolojisidir Çalışma bu iddia ve görüşleri odağına alarak yalnızlığı psikolojik sosyolojik ve fenomenolojik açıdan ele almıştır