Yapay Zeka Çağında İnsanın Tasfiyesi Dijital Kıskacın Anatomisi
Bozkır Kültür Kitaplığı
Hayırdır Ne Ara Bu Hale Geldik O Sinsi Kolaylık Tuzağı Hatırlıyor musun Her şey aslında çok masum başlamıştı İlk akıllı telefonumuzu elimize aldığımızda cebimizde koca bir kütüphane taşımanın heyecanı vardı içimizde İnternet hızlandıkça hayatımız da hızlanacak bize daha çok zaman kalacaktı Teknolojiyi evimize aldık başucumuza koyduk o bizim sadık asistanımız her şeyi bilen dostumuz hayatımızı kolaylaştıran sihirli değneğimizdi Ama bir sabah uyandık ve fark ettik ki asistanımız yavaş yavaş evin reisi olmaya başlamış Şöyle bir durup son yirmi dört saatini gözden geçirsene Sabah seni kim uyandırdı Muhtemelen bir algoritma Kahvaltını yaparken önüne düşen haberleri kim seçti Bir yapay zeka İşe giderken hangi yoldan gitmen gerektiğini sana kim söyledi O meşhur görünmez el İşin garibi şu Artık bu duruma şaşırmıyoruz bile Eskiden bir karar verirken Ben ne istiyorum diye sorardık şimdi Uygulama ne diyor diye bakıyoruz Yapay zeka hayatımıza bir patlama ile değil adeta bir sis bulutu gibi girdi Sessizce sinsi bir kolaylık vaadiyle Biz daha Hayırdır demeye fırsat bulamadan o çoktan aklımıza cebimize hatta içtiğimiz suyun geleceğine ortak oldu Bu kitap bir teknoloji düşmanlığı manifestosu değil Bu kitap elimizdeki o parlak camların arkasında dönen devasa çarkların bizi nereye sürüklediğini anlama çabası Yapay zeka denilen bu yeni tanrı sadece işlerimizi elimizden almakla kalmıyor yavaş yavaş insan olma becerilerimizi de kemiriyor Şimdi kemerlerini bağla çünkü bu sadece bir teknoloji yolculuğu değil bir hayatta kalma rehberi İlk sorumuz şu Biz mi yapay zekayı kullanıyoruz yoksa o mu bizi yavaş yavaş tüketiyor