Yapay Zeka Destekli Kolluk Uygulamalarında İdarenin Sorumluluğu — Aytaç Çetinkaya

Yapay Zeka Destekli Kolluk Uygulamalarında İdarenin Sorumluluğu
Aytaç ÇetinkayaAdalet Yayınevi
Yapay Zeka Destekli Kolluk Uygulamalarında İdarenin Sorumluluğu
Aytaç ÇetinkayaKitabın Açıklaması Devletin zor ve silah kullanma yetkisine sahip kolluk kuvvetlerine vatandaşların güven ve saygı duyması ancak toplum destekli kolluk anlayışının benimsenmesi ve bireylerin temel hak ve özgürlüklerine saygılı uygulamaların hayata geçirilmesiyle mümkün olabilecektir Bu bağlamda kolluk faaliyetlerinin meşruiyeti yalnızca hukuki yetkilerden değil aynı zamanda insan haklarına duyarlı bir uygulama pratiğinden beslenmektedir Teknolojik gelişmeler sundukları imkânların yanı sıra öngörülebilir risklerin ötesinde belirsizlikler ve öngörülemeyen sonuçlar da barındırmaktadır Özellikle algoritmaların ayrımcı sonuçlar üretebilme ihtimali verilerin işlenmesine ilişkin ilkelere aykırılık riski ve karar alma süreçlerinin insan unsurundan giderek uzaklaşması bu alandaki kaygıları derinleştirmektedir Duygusal ve etik değerlendirmelerden arındırılmış makine temelli karar mekanizmalarının kolluk uygulamalarında belirleyici hale gelmesi insan merkezli yaklaşımın zayıflaması riskini de beraberinde getirmektedir Kolluk kuvvetlerinin faaliyetleri doğası gereği temel hak ve özgürlüklere müdahale potansiyeli taşımaktadır Yapay zekâ modellerinin bu süreçlere entegre edilmesi ise söz konusu müdahalelerin etkisini artırabilecek bir çarpan etkisi yaratma ihtimalini gündeme getirmektedir Bu durum yapay zekâ destekli kolluk uygulamalarının yol açabileceği zararların ve bu zararlar karşısında idarenin sorumluluğunun yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır Bu çalışma yapay zekâ kullanan kolluk kuvvetlerinin faaliyetlerinden doğabilecek zararları ve buna bağlı olarak idarenin sorumluluğunu inceleyerek literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır Çalışmanın kolluk kuvvetlerinin kurumsal bakış açısına katkı sunması ve bu alanda yapılacak yeni araştırmalara yol gösterici olması temenni edilmektedir

Adalet Yayınevi
Devletin zor ve silah kullanma yetkisine sahip kolluk kuvvetlerine vatandaşların güven ve saygı duyması ancak toplum destekli kolluk anlayışının benimsenmesi ve bireylerin temel hak ve özgürlüklerine saygılı uygulamaların hayata geçirilmesiyle mümkün olabilecektir Bu bağlamda kolluk faaliyetlerinin meşruiyeti yalnızca hukuki yetkilerden değil aynı zamanda insan haklarına duyarlı bir uygulama pratiğinden beslenmektedir Teknolojik gelişmeler sundukları imkânların yanı sıra öngörülebilir risklerin ötesinde belirsizlikler ve öngörülemeyen sonuçlar da barındırmaktadır Özellikle algoritmaların ayrımcı sonuçlar üretebilme ihtimali verilerin işlenmesine ilişkin ilkelere aykırılık riski ve karar alma süreçlerinin insan unsurundan giderek uzaklaşması bu alandaki kaygıları derinleştirmektedir Duygusal ve etik değerlendirmelerden arındırılmış makine temelli karar mekanizmalarının kolluk uygulamalarında belirleyici hale gelmesi insan merkezli yaklaşımın zayıflaması riskini de beraberinde getirmektedir Kolluk kuvvetlerinin faaliyetleri doğası gereği temel hak ve özgürlüklere müdahale potansiyeli taşımaktadır Yapay zekâ modellerinin bu süreçlere entegre edilmesi ise söz konusu müdahalelerin etkisini artırabilecek bir çarpan etkisi yaratma ihtimalini gündeme getirmektedir Bu durum yapay zekâ destekli kolluk uygulamalarının yol açabileceği zararların ve bu zararlar karşısında idarenin sorumluluğunun yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır Bu çalışma yapay zekâ kullanan kolluk kuvvetlerinin faaliyetlerinden doğabilecek zararları ve buna bağlı olarak idarenin sorumluluğunu inceleyerek literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır Çalışmanın kolluk kuvvetlerinin kurumsal bakış açısına katkı sunması ve bu alanda yapılacak yeni araştırmalara yol gösterici olması temenni edilmektedir