Yara İzi — Güven Kemerkaya

Yara İzi
Güven KemerkayaHayy Kitap
Yara İzi
Güven KemerkayaEğri büğrü mektup yazısı gibi öyle karmaşık bakma bana Gülkurusu can ağrısı gülüşünden yer bırak sevinçlerime Konuşurken dudağında tebessümdür mürdüm gül Sen okunan ve bitmeyen bir mektupsun aykırı anlamlar yüklediğim Pencere önünde beklediğim ve güneş içirdiğim fesleğenimsin kokusuyla derinlere daldığım Hep bekleyenim ben gelmeyecek seni Vakit daraldıkça kış olurum ben Fırtınaya teslim ederim ipekten kanat dallarımı Sen yoksun şimdi yüreğim yaralı bir atmaca kuşu misali kendi derinliğinde çırpınmakta Hekimsiz kalmış hasta misali gelincik düşlerine uyanırım Sen gidince ben ayaza tutulurum yok olur çiçeklerim Yüzlerce yıl birikmiş bir acının eşiğinde sallanır gibi gözbebeklerim Sen gidince yaralarım açılır solgun bir çiçek gibi Sen gidersin ben susarım biliyorsun çünkü kahrolası bir gururum var benim Dağlara kafa tutan Ferhat misali zirveleri aşan ama sevgiliye varamayan umutlarım Bir bir yenilgiye dost olan yitik sevdalarım Bir kelebeğin kanatlarında ürperen kır çiçeği hislerim Senin her gülüşünün yedi lisanda bir anlamı var Yedi kıta yedi ülke yedi iklim yedi dil seni anlatmaya gönüllenmiş kendi dilinde Ah hüzün çiçeği kuşların suçu ne Yol azığı çiğdemleri ezer ellerin Sen benim yitiğimi bulduğumdun Yaklaşamadığım yakınlaşamadığım umudumdun Ey hüzün çiçeği ben bir şehirdim şiirle kurulu mekânlarım Sen bir göçmen kuşsun şehrimde uçmak çizen Yaralarıma tuz basan Sustuğum susadığım adandığım ve kınandığımsın Belki sevgimi yedi dilde anlatamam sana Ama bunu bil hüzün çiçeğim benim de söyleyecek sözlerim dile gelecek şiirlerim vardı Ama sustum Bilirsin ben iyi susarım

Hayykitap
Güven Kemerkaya tarafından kaleme alınan Yara İzi Hayykitap eseri olarak okurlarla buluşuyor Yara İzi Güven Kemerkaya Kitap Özeti Eğri büğrü mektup yazısı gibi öyle karmaşık bakma bana Gülkurusu can ağrısı gülüşünden yer bırak sevinçlerime Konuşurken dudağında tebessümdür mürdüm gül Sen okunan ve bitmeyen bir mektupsun aykırı anlamlar yüklediğim Pencere önünde beklediğim ve güneş içirdiğim fesleğenimsin kokusuyla derinlere daldığım Hep bekleyenim ben gelmeyecek seni Vakit daraldıkça kış olurum ben Fırtınaya teslim ederim ipekten kanat dallarımı Sen yoksun şimdi yüreğim yaralı bir atmaca kuşu misali kendi derinliğinde çırpınmakta Hekimsiz kalmış hasta misali gelincik düşlerine uyanırım Sen gidince ben ayaza tutulurum yok olur çiçeklerim Yüzlerce yıl birikmiş bir acının eşiğinde sallanır gibi gözbebeklerim Sen gidince yaralarım açılır solgun bir çiçek gibi Sen gidersin ben susarım biliyorsun çünkü kahrolası bir gururum var benim Dağlara kafa tutan Ferhat misali zirveleri aşan ama sevgiliye varamayan umutlarım Bir bir yenilgiye dost olan yitik sevdalarım Bir kelebeğin kanatlarında ürperen kır çiçeği hislerim Senin her gülüşünün yedi lisanda bir anlamı var Yedi kıta yedi ülke yedi iklim yedi dil seni anlatmaya gönüllenmiş kendi dilinde Ah hüzün çiçeği kuşların suçu ne Yol azığı çiğdemleri ezer ellerin Sen benim yitiğimi bulduğumdun Yaklaşamadığım yakınlaşamadığım umudumdun Ey hüzün çiçeği ben bir şehirdim şiirle kurulu mekânlarım Sen bir göçmen kuşsun şehrimde uçmak çizen Yaralarıma tuz basan Sustuğum susadığım adandığım ve kınandığımsın Belki sevgimi yedi dilde anlatamam sana Ama bunu bil hüzün çiçeğim benim de söyleyecek sözlerim dile gelecek şiirlerim vardı Ama sustum Bilirsin ben iyi susarım Yayınevi Hayykitap Yazar Güven Kemerkaya Sayfa 120 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Kasım 2018 Barkod 9786052214459 Kategori Deneme Edebiyat Deneme

Hayykitap
Eğri büğrü mektup yazısı gibi öyle karmaşık bakma bana Gülkurusu can ağrısı gülüşünden yer bırak sevinçlerime Konuşurken dudağında tebessümdür mürdüm gül Sen okunan ve bitmeyen bir mektupsun aykırı anlamlar yüklediğim Pencere önünde beklediğim ve güneş içirdiğim fesleğenimsin kokusuyla derinlere daldığım Hep bekleyenim ben gelmeyecek seni Vakit daraldıkça kış olurum ben Fırtınaya teslim ederim ipekten kanat dallarımı Sen yoksun şimdi yüreğim yaralı bir atmaca kuşu misali kendi derinliğinde çırpınmakta Hekimsiz kalmış hasta misali gelincik düşlerine uyanırım Sen gidince ben ayaza tutulurum yok olur çiçeklerim Yüzlerce yıl birikmiş bir acının eşiğinde sallanır gibi gözbebeklerim Sen gidince yaralarım açılır solgun bir çiçek gibi Sen gidersin ben susarım biliyorsun çünkü kahrolası bir gururum var benim Dağlara kafa tutan Ferhat misali zirveleri aşan ama sevgiliye varamayan umutlarım Bir bir yenilgiye dost olan yitik sevdalarım Bir kelebeğin kanatlarında ürperen kır çiçeği hislerim Senin her gülüşünün yedi lisanda bir anlamı var Yedi kıta yedi ülke yedi iklim yedi dil seni anlatmaya gönüllenmiş kendi dilinde Ah hüzün çiçeği kuşların suçu ne Yol azığı çiğdemleri ezer ellerin Sen benim yitiğimi bulduğumdun Yaklaşamadığım yakınlaşamadığım umudumdun Ey hüzün çiçeği ben bir şehirdim şiirle kurulu mekânlarım Sen bir göçmen kuşsun şehrimde uçmak çizen Yaralarıma tuz basan Sustuğum susadığım adandığım ve kınandığımsın Belki sevgimi yedi dilde anlatamam sana Ama bunu bil hüzün çiçeğim benim de söyleyecek sözlerim dile gelecek şiirlerim vardı Ama sustum Bilirsin ben iyi susarım

Hayy Kitap
Eğri büğrü mektup yazısı gibi öyle karmaşık bakma bana Gülkurusu can ağrısı gülüşünden yer bırak sevinçlerime Konuşurken dudağında tebessümdür mürdüm gül Sen okunan ve bitmeyen bir mektupsun aykırı anlamlar yüklediğim Pencere önünde beklediğim ve güneş içirdiğim fesleğenimsin kokusuyla derinlere daldığım Hep bekleyenim ben gelmeyecek seni Vakit daraldıkça kış olurum ben Fırtınaya teslim ederim ipekten kanat dallarımı Sen yoksun şimdi yüreğim yaralı bir atmaca kuşu misali kendi derinliğinde çırpınmakta Hekimsiz kalmış hasta misali gelincik düşlerine uyanırım Sen gidince ben ayaza tutulurum yok olur çiçeklerim Yüzlerce yıl birikmiş bir acının eşiğinde sallanır gibi gözbebeklerim Sen gidince yaralarım açılır solgun bir çiçek gibi Sen gidersin ben susarım biliyorsun çünkü kahrolası bir gururum var benim Dağlara kafa tutan Ferhat misali zirveleri aşan ama sevgiliye varamayan umutlarım Bir bir yenilgiye dost olan yitik sevdalarım Bir kelebeğin kanatlarında ürperen kır çiçeği hislerim Senin her gülüşünün yedi lisanda bir anlamı var Yedi kıta yedi ülke yedi iklim yedi dil seni anlatmaya gönüllenmiş kendi dilinde Ah hüzün çiçeği kuşların suçu ne Yol azığı çiğdemleri ezer ellerin Sen benim yitiğimi bulduğumdun Yaklaşamadığım yakınlaşamadığım umudumdun Ey hüzün çiçeği ben bir şehirdim şiirle kurulu mekânlarım Sen bir göçmen kuşsun şehrimde uçmak çizen Yaralarıma tuz basan Sustuğum susadığım adandığım ve kınandığımsın Belki sevgimi yedi dilde anlatamam sana Ama bunu bil hüzün çiçeğim benim de söyleyecek sözlerim dile gelecek şiirlerim vardı Ama sustum Bilirsin ben iyi susarım

Hayy Kitap
Eğri büğrü mektup yazısı gibi öyle karmaşık bakma bana Gülkurusu can ağrısı gülüşünden yer bırak sevinçlerime Konuşurken dudağında tebessümdür mürdüm gül Sen okunan ve bitmeyen bir mektupsun aykırı anlamlar yüklediğim Pencere önünde beklediğim ve güneş içirdiğim fesleğenimsin kokusuyla derinlere daldığım Hep bekleyenim ben gelmeyecek seni Vakit daraldıkça kış olurum ben Fırtınaya teslim ederim ipekten kanat dallarımı Sen yoksun şimdi yüreğim yaralı bir atmaca kuşu misali kendi derinliğinde çırpınmakta Hekimsiz kalmış hasta misali gelincik düşlerine uyanırım Sen gidince ben ayaza tutulurum yok olur çiçeklerim Yüzlerce yıl birikmiş bir acının eşiğinde sallanır gibi gözbebeklerim Sen gidince yaralarım açılır solgun bir çiçek gibi Sen gidersin ben susarım biliyorsun çünkü kahrolası bir gururum var benim Dağlara kafa tutan Ferhat misali zirveleri aşan ama sevgiliye varamayan umutlarım Bir bir yenilgiye dost olan yitik sevdalarım Bir kelebeğin kanatlarında ürperen kır çiçeği hislerim Senin her gülüşünün yedi lisanda bir anlamı var Yedi kıta yedi ülke yedi iklim yedi dil seni anlatmaya gönüllenmiş kendi dilinde Ah hüzün çiçeği kuşların suçu ne Yol azığı çiğdemleri ezer ellerin Sen benim yitiğimi bulduğumdun Yaklaşamadığım yakınlaşamadığım umudumdun Ey hüzün çiçeği ben bir şehirdim şiirle kurulu mekânlarım Sen bir göçmen kuşsun şehrimde uçmak çizen Yaralarıma tuz basan Sustuğum susadığım adandığım ve kınandığımsın Belki sevgimi yedi dilde anlatamam sana Ama bunu bil hüzün çiçeğim benim de söyleyecek sözlerim dile gelecek şiirlerim vardı Ama sustum Bilirsin ben iyi susarım

HAYY KİTAP - KAMPANYA
Eğri büğrü mektup yazısı gibi öyle karmaşık bakma bana Gülkurusu can ağrısı gülüşünden yer bırak sevinçlerime Konuşurken dudağında tebessümdür mürdüm gül Sen okunan ve bitmeyen bir mektupsun aykırı anlamlar yüklediğim Pencere önünde beklediğim ve güneş içirdiğim fesleğenimsin kokusuyla derinlere daldığım Hep bekleyenim ben gelmeyecek seni Vakit daraldıkça kış olurum ben Fırtınaya teslim ederim ipekten kanat dallarımı Sen yoksun şimdi yüreğim yaralı bir atmaca kuşu misali kendi derinliğinde çırpınmakta Hekimsiz kalmış hasta misali gelincik düşlerine uyanırım Sen gidince ben ayaza tutulurum yok olur çiçeklerim Yüzlerce yıl birikmiş bir acının eşiğinde sallanır gibi gözbebeklerim Sen gidince yaralarım açılır solgun bir çiçek gibi Sen gidersin ben susarım biliyorsun çünkü kahrolası bir gururum var benim Dağlara kafa tutan Ferhat misali zirveleri aşan ama sevgiliye varamayan umutlarım Bir bir yenilgiye dost olan yitik sevdalarım Bir kelebeğin kanatlarında ürperen kır çiçeği hislerim Senin her gülüşünün yedi lisanda bir anlamı var Yedi kıta yedi ülke yedi iklim yedi dil seni anlatmaya gönüllenmiş kendi dilinde Ah hüzün çiçeği kuşların suçu ne Yol azığı çiğdemleri ezer ellerin Sen benim yitiğimi bulduğumdun Yaklaşamadığım yakınlaşamadığım umudumdun Ey hüzün çiçeği ben bir şehirdim şiirle kurulu mekânlarım Sen bir göçmen kuşsun şehrimde uçmak çizen Yaralarıma tuz basan Sustuğum susadığım adandığım ve kınandığımsın Belki sevgimi yedi dilde anlatamam sana Ama bunu bil hüzün çiçeğim benim de söyleyecek sözlerim dile gelecek şiirlerim vardı Ama sustum Bilirsin ben iyi susarım