Yarasın — Doğuş Sinan Coşkun

Yarasın
Doğuş Sinan CoşkunDokuz Yayınları
Yarasın
Doğuş Sinan CoşkunDoğuş Sinan Coşkun tarafından kaleme alınan Yarasın Dokuz Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Yarasın Doğuş Sinan Coşkun Kitap Özeti Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp ellerini nereye koyacağını şaşırtan ilk atışını kalbinin Öpmeye kıyamadığı saçların kokusunu Rengini bakarken ağzından bin bir çeşit kelebek fışkırtan gözleri Unutur mu bir erkek aynı saçların gözleri gençliğinin darağacı oluşunu Omuzlarını düşürüp kafasını yere eğdiği günü Ezbere bildiği tek kapının çarpışını yüzüne yürüyebildiği ilk yolun yarılışını altından ayaklarının İçinde kaldığı enkazın üzerine taş üstüne taş eklediğini istese çıkarıp canını vereceği insanın Unutur mu derin bir kesik iltihaplı bir yara çaresiz bir baba evladını yitirmiş bir ana yanmış bir ev kurumuş bir toprak gibi hissedişini Peki Unutur mu bir erkek uğruna duvarları yumruklayarak ağladığı kadını Ayşe Hem ilk sevdam hem ilk yenilgim Hem yüzmeyi öğretenim hem bir kaşık suda boğanım Hem içimdeki ölü kelebekleri yeniden doğuranım hem içimdeki ormanları yakanım Ayşe Hem ilk sarhoşluğum hem ilk ayılışım Hem devrimi ömrümün hem darbesi Şurada tam ortasında sol göğsümün gözleri kıyameti andıran bir yara Feryat figan uyanışım uykulardan avuçlarımı kanatırcasına sıktığım yumruğumu duvarlara savuruşum Ayşe Her gece burada olmayanlar için diyerek masaya vurduğum kadehimin kederli hikayesi Yayınevi Dokuz Yayınları Yazar Doğuş Sinan Coşkun Sayfa 160 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ekim 2018 Barkod 9786054737215 Kategori Roman Roman Yerli Yabancı Seç Al 10 Kitap 350TL

Dokuz Yayınları
Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp ellerini nereye koyacağını şaşırtan ilk atışını kalbinin Öpmeye kıyamadığı saçların kokusunu Rengini bakarken ağzından bin bir çeşit kelebek fışkırtan gözleri Unutur mu bir erkek aynı saçların gözleri gençliğinin darağacı oluşunu Omuzlarını düşürüp kafasını yere eğdiği günü Ezbere bildiği tek kapının çarpışını yüzüne yürüyebildiği ilk yolun yarılışını altından ayaklarının İçinde kaldığı enkazın üzerine taş üstüne taş eklediğini istese çıkarıp canını vereceği insanın Unutur mu derin bir kesik iltihaplı bir yara çaresiz bir baba evladını yitirmiş bir ana yanmış bir ev kurumuş bir toprak gibi hissedişini Peki Unutur mu bir erkek uğruna duvarları yumruklayarak ağladığı kadını Ayşe Hem ilk sevdam hem ilk yenilgim Hem yüzmeyi öğretenim hem bir kaşık suda boğanım Hem içimdeki ölü kelebekleri yeniden doğuranım hem içimdeki ormanları yakanım Ayşe Hem ilk sarhoşluğum hem ilk ayılışım Hem devrimi ömrümün hem darbesi Şurada tam ortasında sol göğsümün gözleri kıyameti andıran bir yara Feryat figan uyanışım uykulardan avuçlarımı kanatırcasına sıktığım yumruğumu duvarlara savuruşum Ayşe Her gece burada olmayanlar için diyerek masaya vurduğum kadehimin kederli hikâyesi Tanıtım Bülteninden

Dokuz Yayınları
Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp ellerini nereye koyacağını şaşırtan ilk atışını kalbinin Öpmeye kıyamadığı saçların kokusunu Rengini bakarken ağzından bin bir çeşit kelebek fışkırtan gözleri Unutur mu bir erkek aynı saçların gözleri gençliğinin darağacı oluşunu Omuzlarını düşürüp kafasını yere eğdiği günü Ezbere bildiği tek kapının çarpışını yüzüne yürüyebildiği ilk yolun yarılışını altından ayaklarının İçinde kaldığı enkazın üzerine taş üstüne taş eklediğini istese çıkarıp canını vereceği insanın Unutur mu derin bir kesik iltihaplı bir yara çaresiz bir baba evladını yitirmiş bir ana yanmış bir ev kurumuş bir toprak gibi hissedişini Peki Unutur mu bir erkek uğruna duvarları yumruklayarak ağladığı kadını Ayşe Hem ilk sevdam hem ilk yenilgim Hem yüzmeyi öğretenim hem bir kaşık suda boğanım Hem içimdeki ölü kelebekleri yeniden doğuranım hem içimdeki ormanları yakanım Ayşe Hem ilk sarhoşluğum hem ilk ayılışım Hem devrimi ömrümün hem darbesi Şurada tam ortasında sol göğsümün gözleri kıyameti andıran bir yara Feryat figan uyanışım uykulardan avuçlarımı kanatırcasına sıktığım yumruğumu duvarlara savuruşum Ayşe Her gece burada olmayanlar için diyerek masaya vurduğum kadehimin kederli hikayesi

Dokuz Yayınları
Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp ellerini nereye koyacağını şaşırtan ilk atışını kalbinin Öpmeye kıyamadığı saçların kokusunu Rengini bakarken ağzından bin bir çeşit kelebek fışkırtan gözleri Unutur mu bir erkek aynı saçların gözleri gençliğinin darağacı oluşunu Omuzlarını düşürüp kafasını yere eğdiği günü Ezbere bildiği tek kapının çarpışını yüzüne yürüyebildiği ilk yolun yarılışını altından ayaklarının İçinde kaldığı enkazın üzerine taş üstüne taş eklediğini istese çıkarıp canını vereceği insanın Unutur mu derin bir kesik iltihaplı bir yara çaresiz bir baba evladını yitirmiş bir ana yanmış bir ev kurumuş bir toprak gibi hissedişini Peki Unutur mu bir erkek uğruna duvarları yumruklayarak ağladığı kadını Ayşe Hem ilk sevdam hem ilk yenilgim Hem yüzmeyi öğretenim hem bir kaşık suda boğanım Hem içimdeki ölü kelebekleri yeniden doğuranım hem içimdeki ormanları yakanım Ayşe Hem ilk sarhoşluğum hem ilk ayılışım Hem devrimi ömrümün hem darbesi Şurada tam ortasında sol göğsümün gözleri kıyameti andıran bir yara Feryat figan uyanışım uykulardan avuçlarımı kanatırcasına sıktığım yumruğumu duvarlara savuruşum Ayşe Her gece burada olmayanlar için diyerek masaya vurduğum kadehimin kederli hikayesi

Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp ellerini nereye koyacağını şaşırtan ilk atışını kalbinin Öpmeye kıyamadığı saçların kokusunu Rengini bakarken ağzından bin bir çeşit kelebek fışkırtan gözleri Unutur mu bir erkek aynı saçların gözleri gençliğinin darağacı oluşunu Omuzlarını düşürüp kafasını yere eğdiği günü Ezbere bildiği tek kapının çarpışını yüzüne yürüyebildiği ilk yolun yarılışını altından ayaklarının İçinde kaldığı enkazın üzerine taş üstüne taş eklediğini istese çıkarıp canını vereceği insanın Unutur mu derin bir kesik iltihaplı bir yara çaresiz bir baba evladını yitirmiş bir ana yanmış bir ev kurumuş bir toprak gibi hissedişini Peki Unutur mu bir erkek uğruna duvarları yumruklayarak ağladığı kadını Ayşe Hem ilk sevdam hem ilk yenilgim Hem yüzmeyi öğretenim hem bir kaşık suda boğanım Hem içimdeki ölü kelebekleri yeniden doğuranım hem içimdeki ormanları yakanım Ayşe Hem ilk sarhoşluğum hem ilk ayılışım Hem devrimi ömrümün hem darbesi Şurada tam ortasında sol göğsümün gözleri kıyameti andıran bir yara Feryat figan uyanışım uykulardan avuçlarımı kanatırcasına sıktığım yumruğumu duvarlara savuruşum Ayşe Her gece burada olmayanlar için diyerek masaya vurduğum kadehimin kederli hikayesi Yazar Doğuş Sinan Coşkun Sayfa Sayısı 160 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Ekim 2018 Kağıt Cinsi 2 Hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Dokuz Yayınları
Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp ellerini nereye koyacağını şaşırtan ilk atışını kalbinin Öpmeye kıyamadığı saçların kokusunu Rengini bakarken ağzından bin bir çeşit kelebek fışkırtan gözleri Unutur mu bir erkek aynı saçların gözleri gençliğinin darağacı oluşunu Omuzlarını düşürüp kafasını yere eğdiği günü Ezbere bildiği tek kapının çarpışını yüzüne yürüyebildiği ilk yolun yarılışını altından ayaklarının İçinde kaldığı enkazın üzerine taş üstüne taş eklediğini istese çıkarıp canını vereceği insanın Unutur mu derin bir kesik iltihaplı bir yara çaresiz bir baba evladını yitirmiş bir ana yanmış bir ev kurumuş bir toprak gibi hissedişini Peki Unutur mu bir erkek uğruna duvarları yumruklayarak ağladığı kadını Ayşe Hem ilk sevdam hem ilk yenilgim Hem yüzmeyi öğretenim hem bir kaşık suda boğanım Hem içimdeki ölü kelebekleri yeniden doğuranım hem içimdeki ormanları yakanım Ayşe Hem ilk sarhoşluğum hem ilk ayılışım Hem devrimi ömrümün hem darbesi Şurada tam ortasında sol göğsümün gözleri kıyameti andıran bir yara Feryat figan uyanışım uykulardan avuçlarımı kanatırcasına sıktığım yumruğumu duvarlara savuruşum Ayşe Her gece burada olmayanlar için diyerek masaya vurduğum kadehimin kederli hikayesi

Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp

Dokuz Yayınları
ARKA KAPAKTAN Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp ellerini nereye koyacağını şaşırtan ilk atışını kalbinin Öpmeye kıyamadığı saçların kokusunu Rengini bakarken ağzından bin bir çeşit kelebek fışkırtan gözleri Unutur mu bir erkek aynı saçların gözleri gençliğinin darağacı oluşunu Omuzlarını düşürüp kafasını yere eğdiği günü

Dokuz Yayınları
Unutur mu bir erkek dizlerinin bağını çözüp ellerini nereye koyacağını şaşırtan ilk atışını kalbinin Öpmeye kıyamadığı saçların kokusunu Rengini bakarken ağzından bin bir çeşit kelebek fışkırtan gözleri Unutur mu bir erkek aynı saçların gözleri gençliğinin darağacı oluşunu Omuzlarını düşürüp kafasını yere eğdiği günü Ezbere bildiği tek kapının çarpışını yüzüne yürüyebildiği ilk yolun yarılışını altından ayaklarının İçinde kaldığı enkazın üzerine taş üstüne taş eklediğini istese çıkarıp canını vereceği insanın Unutur mu derin bir kesik iltihaplı bir yara çaresiz bir baba evladını yitirmiş bir ana yanmış bir ev kurumuş bir toprak gibi hissedişini Peki Unutur mu bir erkek uğruna duvarları yumruklayarak ağladığı kadını Ayşe Hem ilk sevdam hem ilk yenilgim Hem yüzmeyi öğretenim hem bir kaşık suda boğanım Hem içimdeki ölü kelebekleri yeniden doğuranım hem içimdeki ormanları yakanım Ayşe Hem ilk sarhoşluğum hem ilk ayılışım Hem devrimi ömrümün hem darbesi Şurada tam ortasında sol göğsümün gözleri kıyameti andıran bir yara Feryat figan uyanışım uykulardan avuçlarımı kanatırcasına sıktığım yumruğumu duvarlara savuruşum Ayşe Her gece burada olmayanlar için diyerek masaya vurduğum kadehimin kederli hikâyesi