Yargı Yetisinin Eleştirisi — Immanuel Kant

Yargı Yetisinin Eleştirisi
Immanuel KantİDEA YAYINEVİ
Yargı Yetisinin Eleştirisi
Immanuel KantArı Usun Eleştirisi 1781 ve Kılgısal Usun Eleştirisi 1788 tarafından öncelenen Yargı Yetisinin Eleştirisi 1790 Kant ın insan bilgisinin sınırlarını çizmekle ilgilenen eleştiri projesinin son çalışmasıdır Kant ın eleştirileri her durumda bilgiyi eleştirdikleri için kendileri bilgisiz kuşkulu eleştirilerdir Gerçekte eleştiriler yalnızca arı usun kılgısal usun ve yargısal usun Kant ın kendi kişisel usu ile bir karşılaştırmasıdır usun us yoluyla eleştirisi saltık bir karşılaştırma değildir Kuşku Kant ta insanı bilgisizlikten bilgiye götüren olumlu bir olumsuzlama değil ama hiçlikten hiçliğe bilgisizlikten yalnızca bilgisizliğin doğrulanmasına götüren ruhbilimsel bir tutumdur Kant ın kuşkusu pekinlik ile berkitilmiş bir kuşku paradoksal bir kuşkudur Kant eleştirisinin bir kişisel yeğleme sorunu olduğunu bir kez bile olsun ayrımsamış görünmez Kant estetiği olduğu gibi teleolojiyi de bir yargı sorunu olarak alır ve böyle yargılara birer köprü karakterini vererek onlar aracılığıyla duyulurüstü ve duyulur bölgeler arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlar Böyle transzendental amaç doğallıkla eşit ölçüde transzendental çabalar yoluyla gerçekleştirilebilir Birinci eleştiri bilme yetisinin kendisini bilme problemini ele almış ve bunu bilmeden önce bilmenin nasıl olanaklı olduğunu göstererek yapmıştır İkinci eleştiri insanın bilgisiz bir istencinin ve bilgisiz bir ahlakının olduğunu etik yaşamın ancak sonsuzluk içinde erişilebilecek boş bir beklenti olması gerektiğini saptamıştır

İdea Yayınevi
Şimdi bilgi yetilerimizin düzeninde Anlak ye Us arasında bir orta terim oluşturan Yargı Yetisi ıhı de kendi için a priori ilkeler taşıyıp taşımadığı bunların oluşturucu mu yoksa yalnızca düzenleyici mi oldukları ki bu son durumda kendileri için hiçbir alan göster mezler ve bilgi yetisi ile istek yetisi arasın daki orta terim olarak haz ve hazsızlık duy gusuna a priori bir kural verip vermedikleri tıpkı Anlağın o ilk yetiye ve Usun ise ikinciye a priori yasalar vermesi gibi tüm bunlar bu Yargı Yetisinin EleştirisVnin ele alacağı noktalardır

İdea Yayınevi
Immanuel Kant tarafından kaleme alınan Yargı Yetisinin Eleştirisi İdea Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Yargı Yetisinin Eleştirisi Immanuel Kant Kitap Özeti Arı Usun Eleştirisi 1781 ve Kılgısal Usun Eleştirisi 1788 tarafından öncelenen Yargı Yetisinin Eleştirisi 1790 Kant ın insan bilgisinin sınırlarını çizmekle ilgilenen eleştiri projesinin son çalışmasıdır Kant ın eleştirileri her durumda bilgiyi eleştirdikleri için kendileri bilgisiz kuşkulu eleştirilerdir Gerçekte eleştiriler yalnızca arı usun kılgısal usun ve yargısal usun Kant ın kendi kişisel usu ile bir karşılaştırmasıdır usun us yoluyla eleştirisi saltık bir karşılaştırma değildir Kuşku Kant ta insanı bilgisizlikten bilgiye götüren olumlu bir olumsuzlama değil ama hiçlikten hiçliğe bilgisizlikten yalnızca bilgisizliğin doğrulanmasına götüren ruhbilimsel bir tutumdur Kant ın kuşkusu pekinlik ile berkitilmiş bir kuşku paradoksal bir kuşkudur Kant eleştirisinin bir kişisel yeğleme sorunu olduğunu bir kez bile olsun ayrımsamış görünmez Kant estetiği olduğu gibi teleolojiyi de bir yargı sorunu olarak alır ve böyle yargılara birer köprü karakterini vererek onlar aracılığıyla duyulurüstü ve duyulur bölgeler arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlar Böyle transzendental amaç doğallıkla eşit ölçüde transzendental çabalar yoluyla gerçekleştirilebilir Birinci eleştiri bilme yetisinin kendisini bilme problemini ele almış ve bunu bilmeden önce bilmenin nasıl olanaklı olduğunu göstererek yapmıştır İkinci eleştiri insanın bilgisiz bir istencinin ve bilgisiz bir ahlakının olduğunu etik yaşamın ancak sonsuzluk içinde erişilebilecek boş bir beklenti olması gerektiğini saptamıştır Birinci eleştiri usun diyalektiğinden kaçmış bilgiyi sıkı sıkıya öznenin içerisine yerleştirmiş özneyi nesnel dünyaya karşı bilgi geçirmeyecek bir yolda yalıtmıştır Ve Hume un görgücü eleştirisinden kurtarıldığı söylenen doğa bilimleri bile gerçekte öznenin nesnel dünya ile hiçbir ilgisi olmayan kuruntularına indirgenmiştir İkinci eleştiri kılgısal usu ya da istenci eşit ölçüde bilgisiz ve kuşkulu bir yeti olarak almış ve duyulurüstü kendinde şey ile ilişkisi olmayan apayrı bir türden ikinci bir duyulurüstü dünyada öznel özgür nedenselliğin olanağını ileri sürmüştür Sonuçta birinci alanın Doğanın ötesine geçemeyen aşkınsal zorunluğu ikinci alanın Doğanın ötesine geçebilen aşkınsal özgürlüğü ile karşı karşıya kalmıştır Bu bütünüyle grotesk alanların birbiri ile ilişkilendirilmesi gibi bütünüyle grotesk problem üçüncü eleştirinin görevi yapılmıştır Yargı yetisi kendi içinden doğa şeyinin bilinemez duyulurüstü ile bağıntısının bir ilkesini çıkarabilir Bu köprü projesinin saptanmasında yatan güçlük de tıpkı işin yerine getirilmesinde yatan güçlük gibi yalnızca ve yalnızca Kant ın aşkınsal entellektüel yetilerinin başa çıkabileceği bir türdendir Bu enteresan köprüyü kurma görevi estetik yargıya ve teleolojik yargıya düşer Schiller kafasını ve ruhunu bu tuhaflığa uyarlayabilmek için on yılını harcadığını ve sonra normale dönebilmek için ikinci bir yıl on yılını daha harcamak zorunda kaldığını söyler Kantçılık ülkesinde Schiller kadar talihli ve yetenekli çok az insan vardır Yayınevi İdea Yayınevi Yazar Immanuel Kant Sayfa 280 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 13 40x21 50 cm Basım Yılı Aralık 2020 Barkod 9789753970969 Kategori Diğer Felsefe Kitapları Etik

İdea Yayınevi
Arı Usun Eleştirisi 1781 ve Kılgısal Usun Eleştirisi 1788 tarafından öncelenen Yargı Yetisinin Eleştirisi 1790 Kant ın insan bilgisinin sınırlarını çizmekle ilgilenen eleştiri projesinin son çalışmasıdır Kant ın eleştirileri her durumda bilgiyi eleştirdikleri için kendileri bilgisiz kuşkulu eleştirilerdir Gerçekte eleştiriler yalnızca arı usun kılgısal usun ve yargısal usun Kant ın kendi kişisel usu ile bir karşılaştırmasıdır usun us yoluyla eleştirisi saltık bir karşılaştırma değildir Kuşku Kant ta insanı bilgisizlikten bilgiye götüren olumlu bir olumsuzlama değil ama hiçlikten hiçliğe bilgisizlikten yalnızca bilgisizliğin doğrulanmasına götüren ruhbilimsel bir tutumdur Kant ın kuşkusu pekinlik ile berkitilmiş bir kuşku paradoksal bir kuşkudur Kant eleştirisinin bir kişisel yeğleme sorunu olduğunu bir kez bile olsun ayrımsamış görünmez Kant estetiği olduğu gibi teleolojiyi de bir yargı sorunu olarak alır ve böyle yargılara birer köprü karakterini vererek onlar aracılığıyla duyulurüstü ve duyulur bölgeler arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlar Böyle transzendental amaç doğallıkla eşit ölçüde transzendental çabalar yoluyla gerçekleştirilebilir Birinci eleştiri bilme yetisinin kendisini bilme problemini ele almış ve bunu bilmeden önce bilmenin nasıl olanaklı olduğunu göstererek yapmıştır İkinci eleştiri insanın bilgisiz bir istencinin ve bilgisiz bir ahlakının olduğunu etik yaşamın ancak sonsuzluk içinde erişilebilecek boş bir beklenti olması gerektiğini saptamıştır Birinci eleştiri usun diyalektiğinden kaçmış bilgiyi sıkı sıkıya öznenin içerisine yerleştirmiş özneyi nesnel dünyaya karşı bilgi geçirmeyecek bir yolda yalıtmıştır Ve Hume un görgücü eleştirisinden kurtarıldığı söylenen doğa bilimleri bile gerçekte öznenin nesnel dünya ile hiçbir ilgisi olmayan kuruntularına indirgenmiştir İkinci eleştiri kılgısal usu ya da istenci eşit ölçüde bilgisiz ve kuşkulu bir yeti olarak almış ve duyulurüstü kendinde şey ile ilişkisi olmayan apayrı bir türden ikinci bir duyulurüstü dünyada öznel özgür nedenselliğin olanağını ileri sürmüştür Sonuçta birinci alanın Doğanın ötesine geçemeyen aşkınsal zorunluğu ikinci alanın Doğanın ötesine geçebilen aşkınsal özgürlüğü ile karşı karşıya kalmıştır Bu bütünüyle grotesk alanların birbiri ile ilişkilendirilmesi gibi bütünüyle grotesk problem üçüncü eleştirinin görevi yapılmıştır Yargı yetisi kendi içinden doğa şeyinin bilinemez duyulurüstü ile bağıntısının bir ilkesini çıkarabilir Bu köprü projesinin saptanmasında yatan güçlük de tıpkı işin yerine getirilmesinde yatan güçlük gibi yalnızca ve yalnızca Kant ın aşkınsal entellektüel yetilerinin başa çıkabileceği bir türdendir Bu enteresan köprüyü kurma görevi estetik yargıya ve teleolojik yargıya düşer Schiller kafasını ve ruhunu bu tuhaflığa uyarlayabilmek için on yılını harcadığını ve sonra normale dönebilmek için ikinci bir yıl on yılını daha harcamak zorunda kaldığını söyler Kantçılık ülkesinde Schiller kadar talihli ve yetenekli çok az insan vardır

İdea
çev. Yardımlı, Aziz
Arı Usun Eleştirisi 1781 ve Kılgısal Usun Eleştirisi 1788 tarafından öncelenen Yargı Yetisinin Eleştirisi 1790 Kant ın insan bilgisinin sınırlarını çizmekle ilgilenen eleştiri projesinin son çalışmasıdır Kant ın eleştirileri her durumda bilgiyi eleştirdikleri için kendileri bilgisiz kuşkulu eleştirilerdir Gerçekte eleştiriler yalnızca arı usun kılgısal usun ve yargısal usun Kant ın kendi kişisel usu ile bir karşılaştırmasıdır usun us yoluyla eleştirisi saltık bir karşılaştırma değildir Kuşku Kant ta insanı bilgisizlikten bilgiye götüren olumlu bir olumsuzlama değil ama hiçlikten hiçliğe bilgisizlikten yalnızca bilgisizliğin doğrulanmasına götüren ruhbilimsel bir tutumdur Kant ın kuşkusu pekinlik ile berkitilmiş bir kuşku paradoksal bir kuşkudur Kant eleştirisinin bir kişisel yeğleme sorunu olduğunu bir kez bile olsun ayrımsamış görünmez Kant estetiği olduğu gibi teleolojiyi de bir yargı sorunu olarak alır ve böyle yargılara birer köprü karakterini vererek onlar aracılığıyla duyulurüstü ve duyulur bölgeler arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlar Böyle transzendental amaç doğallıkla eşit ölçüde transzendental çabalar yoluyla gerçekleştirilebilir Birinci eleştiri bilme yetisinin kendisini bilme problemini ele almış ve bunu bilmeden önce bilmenin nasıl olanaklı olduğunu göstererek yapmıştır İkinci eleştiri insanın bilgisiz bir istencinin ve bilgisiz bir ahlakının olduğunu etik yaşamın ancak sonsuzluk içinde erişilebilecek boş bir beklenti olması gerektiğini saptamıştır Birinci eleştiri usun diyalektiğinden kaçmış bilgiyi sıkı sıkıya öznenin içerisine yerleştirmiş özneyi nesnel dünyaya karşı bilgi geçirmeyecek bir yolda yalıtmıştır Ve Hume un görgücü eleştirisinden kurtarıldığı söylenen doğa bilimleri bile gerçekte öznenin nesnel dünya ile hiçbir ilgisi olmayan kuruntularına indirgenmiştir İkinci eleştiri kılgısal usu ya da istenci eşit ölçüde bilgisiz ve kuşkulu bir yeti olarak almış ve duyulurüstü kendinde şey ile ilişkisi olmayan apayrı bir türden ikinci bir duyulurüstü dünyada öznel özgür nedenselliğin olanağını ileri sürmüştür Sonuçta birinci alanın Doğanın ötesine geçemeyen aşkınsal zorunluğu ikinci alanın Doğanın ötesine geçebilen aşkınsal özgürlüğü ile karşı karşıya kalmıştır Bu bütünüyle grotesk alanların birbiri ile ilişkilendirilmesi gibi bütünüyle grotesk problem üçüncü eleştirinin görevi yapılmıştır Yargı yetisi kendi içinden doğa şeyinin bilinemez duyulurüstü ile bağıntısının bir ilkesini çıkarabilir Bu köprü projesinin saptanmasında yatan güçlük de tıpkı işin yerine getirilmesinde yatan güçlük gibi yalnızca ve yalnızca Kant ın aşkınsal entellektüel yetilerinin başa çıkabileceği bir türdendir Bu enteresan köprüyü kurma görevi estetik yargıya ve teleolojik yargıya düşer Schiller kafasını ve ruhunu bu tuhaflığa uyarlayabilmek için on yılını harcadığını ve sonra normale dönebilmek için ikinci bir yıl on yılını daha harcamak zorunda kaldığını söyler Kantçılık ülkesinde Schiller kadar talihli ve yetenekli çok az insan vardır Aziz Yardımlı IDEA YAYINEVI KITAPLARI ARASINDA KANT Çeviriler Aziz Yardımlı Arı Usun Eleştirisi Yargı Yetisinin Eleştirisi Kılgısal Usun Eleştirisi Türkçe Almanca Prolegomena Türkçe Almanca İkinci baskı arka kapak yazısı 1790 da yayımlanan üçüncü eleştiri olan Yargı Yetisinin Eleştirisi nde Kant Estetiği ve Teleolojiyi Yargı Yetisinin sorunları olarak irdeler Kant felsefesi için bilinen herşey Öznededir Dışsal sandığımız hiçbirşeyin varlığı saltık olarak ileri sürülemez Bu konuma göre tüm olgusallık doğal ve tinsel varoluş öznenin içersine düşer Giderek Kant ın bakış açısı için Tanrı bile kılgısal usun bir konutlaması öznel bir sayıltıdır ve böyle öznel olarak aslında öznenin kendisi olarak bir inanç nesnesi yapılır nesnel olarak değil Bu felsefe eksiksiz öznel idealizmdir ve ideayı yalnızca özneye özgü görerek nesneyi realiteyi ideasız belirlenimsiz bir soyutlama olarak bir kendinde şey olarak öte yanda bırakır Kendinde şey Kant ın felsefesinin bir çıkarsaması varlığı tanıtlanan bir belirlenim değildir Dışarıdan düşünürün bilincinden çekilip alınır ve bütün bir felsefi yapıya ilke yapılır Kendinde şeyin böyle varsayılması Kant ın kuşkuculuğunun felsefi bir vargı değil ama bilgiyi önceleyen ve bilgiden bağımsız bir önyargı olduğunu anlatır Kant ın bu öznelciliği aynı zamanda Kopernik devrimi olarak gördüğü şeyin gerçekte hiç de kategorilerin nesnel deneyime bir uygulanışı olamayacağını kategorilerin onlara dirençli kendinde Şeye değil ama öznenin kendi kendisine yüklenmesinden daha ileri gidemeyeceğini gösterir Böylece Kant ın bütün bir felsefesinde bilgi dediği şey gerçekte olanın değil ama olmayanın bilgisidir Kant ilk iki Eleştiri sini yazdıktan sonra hem özellikle onlarda ele almadığı Estetik çözümlemeye bir yer bulabilme açısından hem de Felsefenin bütünlüğünü kurma açısından çözülmesi güç sorunlar karşısında olduğunu gördü Kant ın ilk iki Eleştirisi Arı Us ve Kılgısal Us üzerine çözümlemeleri felsefenin klasik dizgeselliği ile ancak belli değişkiler ile uyuşabilecek ve Estetiğin kendi başına bir felsefi alan olarak ileri sürülmesi açıkça dizgenin bütünlüğü ile bağdaşmayacaktı Ve gene de Kant bir bütünlüğü sağladığını kuramsal ve kılgısal felsefeleri birleştirdiğini ve bunu Güzelin bir çözümlemesi yoluyla Estetik ve her nasılsa onunla bağladığını düşündüğü Teleolojik yargı yetisi aracılığıyla başardığını ileri sürdü Bu noktadan geriye bakarak Arı Usun Eleştirisi ni sanki bir Doğa Felsefesi işlevini de görüyormuş gibi sık sık Doğa ile ilişkilendirir ve kuramsal felsefenin Doğa ile ilgili olduğunu Doğaya yasalarını verenin kuramsal Anlak olduğunu ileri sürer Öte yandan kılgısal alanın Usun biricik yasama alanı olduğunu söyler Sonuçta kuramı Doğa ile kılgıyı ise Ahlak ile sınırlayan tuhaf bildirimlere baş vurmak zorunda kalır çünkü Doğayı salt İstençten yoksun olduğu için kuramsal olarak görür ve Tin alanının ise kılgısal olduğu için kuramsal olmaması gerektiğini düşünür Bu tür uslamlamalar içinden ilerleyen bir uyarlama girişiminin ortaya kaçınılmaz olarak nasıl bir çelişkiler yumağı çıkaracağı açık olmalıdır Bu düzeye dek Yargı Yetisinin Eleştirisi ussal bir çözümlemeye konu olamayacak denli yapısız mantıksız bir kolajdır Eğer bu bir üstünlük olarak değil ama eksiklik olarak görülürse o zaman Estetik üzerine böyle bir çözümleme en az estetik olanı olarak görünür Schiller Kant ın felsefesinden doğan bir Estetiğin Güzeli bütün İnsanın insan doğasının özsel bir bileşeni olarak gören şair üzerindeki etkisini Xenien 1796 için yazdığı şu dizede anlatır Zwei Jahrzehnte kostest du mir zehn Jahre verlor ich Dich zu begreifen und zehn mich zu befreien von dir Aziz Yardımlı

İdea Yayınevi
Arı Usun Eleştirisi 1781 ve Kılgısal Usun Eleştirisi 1788 tarafından öncelenen Yargı Yetisinin Eleştirisi 1790 Kant ın insan bilgisinin sınırlarını çizmekle ilgilenen eleştiri projesinin son çalışmasıdır Kant ın eleştirileri her durumda bilgiyi eleştirdikleri için kendileri bilgisiz kuşkulu eleştirilerdir Gerçekte eleştiriler yalnızca arı usun kılgısal usun ve yargısal usun Kant ın kendi kişisel usu ile bir karşılaştırmasıdır usun us yoluyla eleştirisi saltık bir karşılaştırma değildir Kuşku Kant ta insanı bilgisizlikten bilgiye götüren olumlu bir olumsuzlama değil ama hiçlikten hiçliğe bilgisizlikten yalnızca bilgisizliğin doğrulanmasına götüren ruhbilimsel bir tutumdur Kant ın kuşkusu pekinlik ile berkitilmiş bir kuşku paradoksal bir kuşkudur Kant eleştirisinin bir kişisel yeğleme sorunu olduğunu bir kez bile olsun ayrımsamış görünmez Kant estetiği olduğu gibi teleolojiyi de bir yargı sorunu olarak alır ve böyle yargılara birer köprü karakterini vererek onlar aracılığıyla duyulurüstü ve duyulur bölgeler arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlar Böyle transzendental amaç doğallıkla eşit ölçüde transzendental çabalar yoluyla gerçekleştirilebilir Birinci eleştiri bilme yetisinin kendisini bilme problemini ele almış ve bunu bilmeden önce bilmenin nasıl olanaklı olduğunu göstererek yapmıştır İkinci eleştiri insanın bilgisiz bir istencinin ve bilgisiz bir ahlakının olduğunu etik yaşamın ancak sonsuzluk içinde erişilebilecek boş bir beklenti olması gerektiğini saptamıştır Birinci eleştiri usun diyalektiğinden kaçmış bilgiyi sıkı sıkıya öznenin içerisine yerleştirmiş özneyi nesnel dünyaya karşı bilgi geçirmeyecek bir yolda yalıtmıştır Ve Hume un görgücü eleştirisinden kurtarıldığı söylenen doğa bilimleri bile gerçekte öznenin nesnel dünya ile hiçbir ilgisi olmayan kuruntularına indirgenmiştir İkinci eleştiri kılgısal usu ya da istenci eşit ölçüde bilgisiz ve kuşkulu bir yeti olarak almış ve duyulurüstü kendinde şey ile ilişkisi olmaya

İdea Yayınevi - Bilim ve Felsefe Metinleri Dizisi
çev. Aziz Yardımlı
Arı Usun Eleştirisi 1781 ve Kılgısal Usun Eleştirisi 1788 tarafından öncelenen Yargı Yetisinin Eleştirisi 1790 Kant ın insan bilgisinin sınırlarını çizmekle ilgilenen eleştiri projesinin son çalışmasıdır Kant ın eleştirileri her durumda bilgiyi eleştirdikleri için kendileri bilgisiz kuşkulu eleştirilerdir Gerçekte eleştiriler yalnızca arı usun kılgısal usun ve yargısal usun Kant ın kendi kişisel usu ile bir karşılaştırmasıdır usun us yoluyla eleştirisi saltık bir karşılaştırma değildir Kuşku Kant ta insanı bilgisizlikten bilgiye götüren olumlu bir olumsuzlama değil ama hiçlikten hiçliğe bilgisizlikten yalnızca bilgisizliğin doğrulanmasına götüren ruhbilimsel bir tutumdur Kant ın kuşkusu pekinlik ile berkitilmiş bir kuşku paradoksal bir kuşkudur Kant eleştirisinin bir kişisel yeğleme sorunu olduğunu bir kez bile olsun ayrımsamış görünmez Kant estetiği olduğu gibi teleolojiyi de bir yargı sorunu olarak alır ve böyle yargılara birer köprü karakterini vererek onlar aracılığıyla duyulurüstü ve duyulur bölgeler arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlar Böyle transzendental amaç doğallıkla eşit ölçüde transzendental çabalar yoluyla gerçekleştirilebilir Birinci eleştiri bilme yetisinin kendisini bilme problemini ele almış ve bunu bilmeden önce bilmenin nasıl olanaklı olduğunu göstererek yapmıştır İkinci eleştiri insanın bilgisiz bir istencinin ve bilgisiz bir ahlakının olduğunu etik yaşamın ancak sonsuzluk içinde erişilebilecek boş bir beklenti olması gerektiğini saptamıştır Birinci eleştiri usun diyalektiğinden kaçmış bilgiyi sıkı sıkıya öznenin içerisine yerleştirmiş özneyi nesnel dünyaya karşı bilgi geçirmeyecek bir yolda yalıtmıştır Ve Hume un görgücü eleştirisinden kurtarıldığı söylenen doğa bilimleri bile gerçekte öznenin nesnel dünya ile hiçbir ilgisi olmayan kuruntularına indirgenmiştir İkinci eleştiri kılgısal usu ya da istenci eşit ölçüde bilgisiz ve kuşkulu bir yeti olarak almış ve duyulurüstü kendinde şey ile ilişkisi olmayan apayrı bir türden ikinci bir duyulurüstü dünyada öznel özgür nedenselliğin olanağını ileri sürmüştür Sonuçta birinci alanın Doğanın ötesine geçemeyen aşkınsal zorunluğu ikinci alanın Doğanın ötesine geçebilen aşkınsal özgürlüğü ile karşı karşıya kalmıştır Bu bütünüyle grotesk alanların birbiri ile ilişkilendirilmesi gibi bütünüyle grotesk problem üçüncü eleştirinin görevi yapılmıştır Yargı yetisi kendi içinden doğa şeyinin bilinemez duyulurüstü ile bağıntısının bir ilkesini çıkarabilir Bu köprü projesinin saptanmasında yatan güçlük de tıpkı işin yerine getirilmesinde yatan güçlük gibi yalnızca ve yalnızca Kant ın aşkınsal entellektüel yetilerinin başa çıkabileceği bir türdendir Bu enteresan köprüyü kurma görevi estetik yargıya ve teleolojik yargıya düşer Schiller kafasını ve ruhunu bu tuhaflığa uyarlayabilmek için on yılını harcadığını ve sonra normale dönebilmek için ikinci bir yıl on yılını daha harcamak zorunda kaldığını söyler Kantçılık ülkesinde Schiller kadar talihli ve yetenekli çok az insan vardır Aziz Yardımlı Tanıtım Bülteninden İnce Kapak Sayfa Sayısı 280Baskı Yılı 2016Ciltli Sayfa Sayısı 408Dili Türkçe AlmancaYayınevi İdea Yayınevi

İDEA YAYINEVİ
çev. Aziz Yardımlı
Şimdi bilgi yetilerimizin düzeninde Anlak ve Us arasında bir orta terim oluşturan Yargı Yetisinin de kendi için ilkeler taşıyıp taşımadığı bunların oluşturucu mu yoksa yalnızca düzenleyici mi oldukları ki bu son durumda kendileri için hiçbir alan göstermezler ve bilgi yetisi ile istek yetisi arasındaki orta terim olarak haz ve hazsızlık duygusuna bir kural verip vermedikleri tıpkı anladığın o ilk yetiye ve usun ise ikinciye yasalar vermesi gibi tüm bunlar bu Yargı Yetisinin Eleştirisi nin ele alacağı noktalardır