MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Borçların İfası Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi — Filiz Berberoğlu Yenipınar

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Borçların İfası Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi
1,00
Borçlar HukukuHukuk ÜzerineDiğer

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Borçların İfası Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi

Filiz Berberoğlu Yenipınar

PLATON HUKUK

09.05.2024468 sf.
Karton Kapak16 x 23.5 cm1. Hm. KağıtTÜRKÇE
Kitap YurduEn ucuz

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Borçların İfası Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi

Filiz Berberoğlu Yenipınar

Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir TBK 207 284 maddelerinde düzenlenen Özel Borç İlişkileri ile ilgili genel bilgiler açıklama ve örneklerle çalışmaya alınmış güncel ve yeni tarihli Yargıtay kararları ile araştırılmıştır Çalışmadan Özetler TBK 207 maddesi uyarınca satıcı satılanın mülkiyetini alıcıya devretme alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcu üstlenmektedir Gerek 6098 sayılı TBK nın 208 ve Türkiye nin de tarafı olduğu Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması Viyana Sözleşmesi nin 67 ve 4 maddeleri gerekse CIF satış kuralları uyarınca yükün taşıma aracına yüklenmesiyle birlikte hasar ve yararın alıcıya geçmesi mülkiyetin de taşıyıcıya teslimle alıcıya geçmesi anlamına gelmez Keza CMR Sözleşmesinin 12 maddesi uyarınca da gönderen malı taşıyıcıya teslim ettikten sonra teslimi yapılacağı yeri değiştirme veya sevk mektubunda gösterilen alıcıdan başkasına teslim etmesini istemek suretiyle yüke tasarruf etme hakkına sahiptir Taşınır satışları 6098 sayılı TBK nın 209 vd maddelerinde düzenlenmiş olup TBK nın 210 maddesi uyarınca taşınır satışlarında satıcının borcu malın mülkiyetini geçirmek alıcının borcu ise TBK nın 232 maddesinin Alıcı satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür hükmü uyarınca taraflar arasında kararlaştırılmış satış bedelini ödemek ve satın alınan devir almaktır Taşınmazın kısmen mülkiyet hakkını kaybeden davacı TBK nın 218 maddesi gereğince zapta karşı tekeffül kurallarına göre davalı satıcıdan bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir Yine aynı maddenin 2 fıkrası uyarınca davacı satılandaki bu durumu bilseydi onu satın almayacağı durum ve koşullardan anlaşıldığından sözleşmenin sona ermesine karar verilmesini talep edebilir Bu durumda davacı satılanın elinde kalmış olan kısmını o zamana kadar elde etmiş olduğu yararlarla birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür Böyle bir satıştan dolayı satıcı zapt nedeniyle alıcının uğradığı gerçek zarardan sorumludur TBK nın 218 maddesinde hükme bağlanan zarar ve ziyanlardan sorumlu tutulmak için satıcının kusurlu olması gerekmez Yargıtay 13 Hukuk Dairesi nin yerleşik içtihatlarına göre davacının uğradığı gerçek zarar taşınmazın tapu kaydının iptali davasının kesinleştiği tarih itibarıyla rayiç değerinden ibarettir Yargıtay 13 Hukuk Dairesi nin 16 02 2012 gün 2010 11663 Esas 2012 3012 Karar 02 03 2007 gün 2006 12881 Esas 2007 2851 Karar 31 01 2019 gün 2016 5839 Esas 2019 884 Karar vb ilamları Yine davacı zapta karşı tekeffül hükümlerine göre taşınmazın tapu kaydının iptali davasında kendisinden tahsiline karar verilmiş olan ve ödemek zorunda kaldığı yargılama gideri ve ücreti vekaleti de gerçek zararı kapsamında davalıdan talep edebilir Yargıtay 13 Hukuk Dairesi nin 22 12 2011 gün 2011 11377 Esas 2011 20169 Karar sayılı ilamı vb Bu eserin hazırlanmasında büyük özveride bulunarak yardımlarını esirgemeyen Sn Alihan YENİPINAR a en içten duygularımla minnet ve şükranlarımı sunarım Eserin basımını üstlenen Platon Yayınevi çalışanlarına ve emeği geçenlere çok teşekkür ederim Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR

Kitap Yurdu
1,09

PLATON HUKUK

09.05.2024474 sf.
Karton Kapak16 x 23.5 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir TBK 83 130 maddelerinde düzenlenen borç ilişkisinin hükümleri Ağırlıklı olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları ve Yargıtay Daire kararları ile araştırılmıştır Örnek sözleşmeler çalışmamız kapsamında mevzuat araştırması yapılmış olmakla gençlere uygulamaya yönelik kaynak oluşturması açısından hazırlanmıştır Çalışmadan Özetler Tapulu bir taşınmazın inançlı işlemle temlikinde inançlı işlemin yazılı biçimde yapılması gerekli ve yeterli olup yazılı şeklin bir ispat koşulu olduğu 05 02 1947 tarih 20 6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gereğidir Ancak inançlı işlemin yazılı delilini oluşturan inanç sözleşmesinin varlığını inançlı işlem nedeniyle iade tazminat veya sözleşmenin feshini isteyen tarafın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu nun TMK 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun HMK 190 1 maddesindeki genel hükümler uyarınca ispat etmesi gerekmektedir Uygulamada açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa bile yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesinin tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabileceği kabul edilmiştir Hukuk Genel Kurulunun 28 12 2005 tarihli ve 2005 14 677 E 2005 774 K 14 11 2019 tarihli ve 2017 1 1254 E 2019 1197 K sayılı kararları Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar HMK m 188 ve yemin HMK m 225 vd gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır İnanç sözleşmesinin hukukî mahiyeti ve ispatına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde dava konusu taşınmaz davacı tarafından 25 09 2006 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik edilmiş olup gerek dava dilekçesindeki açıklamalar ve gerekse taraflarca eldeki dava açıldıktan sonra düzenlenen ve altındaki imza 28 04 2011 tarihli celsede bizzat davacı tarafından kabul edilen 28 10 2010 tarihli belge içeriğine göre davacının akrabası olan dava dışı ün davalıya olan borcunu teminat altına almak üzere taşınmazı davalıya temlik ettiği davalının anılan taşınmazı ipotek ettirmek suretiyle kullandığı banka kredisinin kalan borcunu sigorta ve ihtarname masrafları ile birlikte davalıya ödenme hâlinde taşınmazın iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır Belirtmek gerekir ki dava dilekçesinde yanlar arasında yapılan temlikin taraf muvazaası nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de yukarıdaki açıklamalar uyarınca tapuda satış şeklinde yapılan temlikin gerçekte inanç sözleşmesine dayalı ve hukuken geçerli bir temlik olduğu 28 10 2010 tarihli belgenin de inançlı işlemin yazılı belgesi niteliğinde olup tapuda yapılan resmi akitten sonra düzenlenmiş olmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı açıktır Bu durumda karşılıklı olarak iki tarafa borç yükleyen inanç sözleşmesi nedeniyle taşınmazın iadesini talep eden davacının TBK nın 97 BK nın 81 maddesi uyarınca kendi borcunu ifa etmiş olması ya da ifasını önermiş olması gerekir Bahsi geçen yasa maddesi karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa zamanına ilişkin olarak özel bir düzenleme içermekte ve Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir hükmünü taşımaktadır Bu maddeye göre taraflardan biri borçlanmış olduğu edimi yerine getirmiş veya ifasını önermiş olmadıkça diğer taraf kendi edimini ifadan kaçınma hakkına sahiptir Bu tür sözleşmelerde özel bir kanun hükmü teamül veya anlaşma olmadıkça taraflardan birinin borcunu diğerinden daha önce ifa yükümlülüğü bulunmamaktadır TBK nun 99 maddesinin son fıkrasına göre Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir Ancak İİK nun 58 maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup aynı zorunluluk İİK nun 41 maddesi delaletiyle ilamlı takiplerde çıkartılacak olan icra emri için de geçerlidir Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re sen göz önünde tutulmalıdır HGK nun 12 05 1999 tarih 99 12 271 E 99 301 K sayılı kararı Bu eserin hazırlanmasında büyük özveride bulunarak yardımlarını esirgemeyen Sn Alihan YENİPINAR a en içten duygularımla minnet ve şükranlarımı sunarım Eserin basımını üstlenen Platon Yayınevi çalışanlarına ve emeği geçenlere çok teşekkür ederim Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR

Nobel Kitap
562,50

Platon Hukuk

2024244 sf.
Nobel Kitap

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Teselsül Koşullar Bağlanma Parası Cayma Parası Ve Ceza Koşulu

Pelikan Kitabevi
562,50

Platon Hukuk

244 sf.
16x24
Pelikan Kitabevi

Kitabın Açıklaması Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir TBK 162 182 maddelerinde düzenlenen borç ilişkilerinde özel durumlar ile ilgili davalar genel bilgiler açıklama ve örneklerle çalışmaya alınmış olup güncel ve yeni tarihli Yargıtay kararları ile araştırılmıştır

Kitap Sepeti
581,25

Platon Hukuk

2024244 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Teselsül Koşullar Bağlanma Parası Cayma Parası Ve Ceza Koşulu

Kitap Yurdu
614,25

PLATON HUKUK

08.05.2024244 sf.
Karton Kapak16 x 23.5 cm1. Hm. KağıtTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir TBK 162 182 maddelerinde düzenlenen borç ilişkilerinde özel durumlar ile ilgili davalar genel bilgiler açıklama ve örneklerle çalışmaya alınmış olup güncel ve yeni tarihli Yargıtay kararları ile araştırılmıştır Çalışmadan Özetler Birden çok kişi aynı zarardan aynı sebepten veya çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabilir Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğünün şartlarının gerçekleşmesi hâlinde söz konusu olur Buna göre birden çok kişi aynı zarara birlikte sebep olabilecekleri gibi çeşitli nedenlerle de sebep olabilirler İkinci hâlde sorumlulardan yalnız biri söz konusu zarara sebebiyet verirken diğeri sebebiyet vermediği böyle bir zararı başka bir nedenle tazmin zorunda kalabilir Sonuç itibariyle müteselsil sorumluluk üç hâlde doğabilir Birinci hâlde zarar verenlerden her birinin ayrı ayrı sorumlu olduğu iki veya daha fazla sebep bir araya gelmekte ve bu suretle zararlı sonucu meydana getirmektedir İkinci hâlde ise zarar iki veya daha çok sebepten değil hukuken önem taşıyan bir tek sebepten doğmaktadır Ancak burada hukuk düzeni bu tek sebep için iki ayrı kişiyi sorumlu tutmaktadır Üçüncü hâlde ise zarar yine bir tek sebepten meydana gelmekle birlikte sorumluluk hukukuna göre bu zarardan sadece bir kişi sorumlu olmaktadır Ancak zarar veren yanında üçüncü bir kişi de bir sözleşme gereğince söz konusu zararı gidermeyi sorumluluğu üzerine almaktadır Eren F Borçlar Hukuku Genel Hükümler 21 Baskı Ankara 2017 s 831 832 Aynı zarardan dolayı birden çok kişinin zarar görene karşı sorumluluğu hukuk politikası açısından üç ayrı şekilde düzenlenebilir Bunlar sorumlulukların paylaştırılması sorumlulukların toplanması ve sorumlulukların yarışmasıdır Sorumlulukların paylaştırılmasında aynı zarardan sorumlu olan birden çok kişinin kısmî sorumluluğu söz konusu olur Burada zarar verenlerden her biri zarara sebep olduğu oranda sorumludur Sorumlulukların toplanmasında birden çok kişiden her biri diğerinden bağımsız olarak zararın tamamından sorumludur Zarar gören uğradığı zararı sorumluların her birinden ayrı ayrı talep eder Birinin zararı tazmin etmesi diğerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz Burada zarar verenlerin sorumlulukları toplanmaktadır Son olarak taleplerin yarışmasında tazminat yükümlülerinden her biri zarar görene karşı diğer yükümlü veya yükümlüler tarafından zararın tamamı tazmin edilinceye kadar sorumludur Tazminat yükümlülerinden her biri sanki zarara tek başına sebebiyet vermiş gibi zararın tamamı tazmin edilinceye kadar bundan sorumlu olurlar Taleplerin yarışmasında zarar bir defa tazmin edilir Ancak zarar görenin zararı tazmin edilinceye kadar zarar verenlerin tamamı bundan sorumlu olur Taleplerin yarışması sisteminde zarar görene ayrıcalık tanınmakta ona sorumluların tamamına ve dilediğine dava açma hakkı tanınmaktadır Tazminat yükümlülerinden biri zararı tazmin ettiği oranda diğerleri de sorumluluktan kurtulmaktadır Zararın tamamı tazmin edilirse sorumluluğun tamamı bir kısmı tazmin edilirse o kısmı sona erer Bu bakımdan taleplerin yarışması ilkesi borcu sona erdirici bir niteliğe sahiptir Burada zarar gören uğramış olduğu zarardan daha fazla tazminat alamaz zarar bir defa tazmin edilir Bu niteliği itibariyle de taleplerin yarışması zarar görenin sebepsiz zenginleşmesini önler Zira burada zenginleşme yasağı geçerlidir Sorumlulukların taleplerin yarışmasına müteselsil sorumluluk da denir Eren s 832 Tük hukukunda hâkim olan ilke taleplerin yarışması ilkesidir Birden çok kişinin aynı zarardan sorumluluğuna Müteselsil sorumluluk adı verilmektedir Bilindiği gibi müteselsil borçluluk alacaklının borcun tamamının ifasını birden çok borçludan ve dilediğinden isteyebildiği borcun tamamı ifa edilinceye kadar borçluların hepsinin sorumlu olduğu bir borç ilişkisidir Kanundan kaynaklanan teselsül müteselsil borçluluğun doğrudan doğruya bir kanundan kaynaklanması halidir Haksız eylem sebebiyle müteselsil sorumluluk hali ise 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu nun 50 nci ve Türk Borçlar Kanunu nun 61 inci maddesinde düzenlenmiştir 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu nun Müteselsil mesuliyet ana başlığını Haksız fiil halinde alt başlığını taşıyan 50 nci maddesinin birinci cümlesi Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer an methali olanlar tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar şeklinde düzenlenmiştir Benzer açıklama 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun TBK Müteselsil sorumluluk ana başlığını Dış ilişkide alt başlığını taşıyan 61 maddesinde de yer almaktadır Madde Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır düzenlemesini içermektedir Böylece kanun koyucu birden fazla kimsenin müşterek kusurlarıyla bir zarara sebebiyet vermesi halinde bu kimselerin zarara uğrayana karşı müteselsilen sorumlu olmalarını öngörmüştür Aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri 818 sayılı Kanun un 50 ve 51 maddeleri uyarınca zarar nedeniyle davacıya karşı müteselsil zincirleme dayanışmalı olarak sorumlu durumundadırlar 818 sayılı Kanun un 142 maddesine göre alacaklı müteselsil borçluların tümünden veya birinden veya birkaçından borcun tamamının veya bir kısmının ödenmesini isteyebilir Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her biri 818 sayılı Kanun un 142 Maddesi TBK nun 161 162 Maddesin göre borcun tamamından sorumludur Nitekim 2918 sayılı KTK nun 88 1 maddesinde trafik olayı nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür 818 sayılı Kanunun 146 Maddesi TBK nun 167 maddesi uyarınca sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre birbirlerine rücu hakları da mevcuttur Doktrinde yapılan bir tanıma göre cezai şart Mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edimdir Tunçomağ K Türk Hukukunda Cezai Şart İstanbul 1963 s 6 818 sayılı BK nın 158 161 inci maddelerine dayanılarak yapılan bir başka tanımda ise Cezai şart borçlunun borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde önceden kararlaştırılmış bir edada bulunmayı alacaklıya karşı taahhüt etmesi olarak ifade edilmiştir Günay Cevdet İ Cezai Şart Ankara 2002 s 5 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nda TBK ise cezai şart yerine ceza koşulu kavramı tercih edilmiş olup ceza koşuluna ilişkin düzenlemeler TBK nın 179 ilâ 182 nci maddelerinde yer almaktadır Cezai şartın en yaygın kullanıldığı alanlardan biri İş Hukukudur Gerek 1475 sayılı İş Kanunu nda gerekse 4857 sayılı İş Kanunu nda cezai şarta ilişkin bir hüküm yer almamaktadır Bununla birlikte 6098 sayılı TBK genel kanun niteliğinde olduğundan İş Kanunlarında hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacağından 6098 sayılı TBK nın açıklanan düzenlemeleri kural olarak İş Hukuku nda da geçerlidir Yargıtay tarafından yerleşik içtihatlar ile bazı yönlerden iş hukukuna özgü çözümler üretilmiştir İş hukukunda İşçi Yararına Yorum İlkesi nin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir Hizmet sözleşmeleri açısından cezai şartla ilgili olarak 818 sayılı Borçlar Kanunu nda açık bir hüküm bulunmaz iken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu nun 420 nci maddesi Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir düzenlemesini getirmiştir Bu itibarla hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan cezai şartlar geçersiz işçi lehine konulan cezai şartlar ise geçerli kabul edilmelidir TBK nun 183 maddesine göre alacaklı bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devredebilir Devralan önceden devredene ait olan alacak hakkını kesin olarak kazanır Alacağı devralan bizzat alacaklının kendisi olur Devir alacaklının değişmesi dışında borç ilişkisinde özellikle alacağın varlık ve miktarında herhangi bir değişiklik meydana getirmez Alacağın devri bir tasarruf işlemi olduğu için bunun geçerli olması her şeyden önce alacaklının devir ettiği alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmasına bağlıdır Alacaklının tasarruf yetkisi ilke olarak devir işleminin yapıldığı anda mevcut olmalıdır Alacaklının devre konu olan alacak üzerinde tasarruf yetkisi yoksa devir işlemi de hüküm ve sonuç doğurmaz Alacağın devrinin esasa ve şekle ilişkin şartları TBK nun 184 maddesinde belirtilmiş olup kural olarak sözleşme tarihinde fiil ehliyetine sahip her iki tarafın var olan alacağın yazılı bir sözleşme ile alacağın devredilmesi tamamlanmış olur Devrin bir kısım hüküm ve sonuçları bulunduğu da görülmektedir Alacağın devrinin asli sonuçları alacağın devralana geçmesi ve alacaklının değişmesi devredenin garanti borcu ispat araçlarını özellikle yazılı delilleri teslim borcu olarak sayılabilir Bunun yanında devrin yan sonuçları da bulunmaktadır Öncelik hakları asıl alacakla beraber devir neticesinde devralana geçer Devir yalnız asıl alacak hakkını geçirmez Buna bağlı yan hakları da devredilene geçirir Buna karşılık devredinin kişiliğine bağlı yan haklar devralana geçmez Özellikle kefalet ve rehin gibi teminat hakları inşaat usta ve işçilerinin haiz olduğu kanuni ipotek hakları gibi Düzenleyici hakların özellikle yenilik doğuran hakların devralana geçeceği de kabul edilmektedir Mevzuatımız devir ile alacak hakkı borç ilişkisine yabancı bir kişi olan devralana geçeceğini bunun için borçlunun izin vermesine gerek olmadığını düzenlemiştir Ancak borcu yeni alacaklıya ifa zorunda olan borçlu haberi olmadan yapılan devirden olumsuz yönde etkilenebilir Devir borçluya bildirilmeden yapılmışsa borçlu devirden haberdar olmadığı için önceki alacaklı sanabilir ve borcu iyi niyetle ona ifa edebilir Böyle bir ifa borçluyu borçtan kurtarır TBK 186 1 Borçlunun def i hakları TBK nun 188 maddesinde düzenlenmiştir Borçlu devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir Buradaki def i hakkı geniş anlamda def i hakkı olup bunun içine teknik anlamda def iler ve itirazlar girer Özellikle ödemezlik def i ile zamanaşımı def i örnek olarak gösterilebilir Alacak hakkının doğumunu engelleyen olaylarla birlikte alacak hakkını ortadan kaldıran olayları itiraz olarak ileri sürebilir Sözleşmenin butlanı veya alacağın meydana hiç gelmediği devir sırasında ifa ibra yenileme erteleme kusursuz sonraki imkansızlık borcun üstlenilmesi gibi nedenlerle sona erdiği itirazlarını ileri sürmesi halinde durum böyledir Bu eserin hazırlanmasında büyük özveride bulunarak yardımlarını esirgemeyen Sn Alihan YENİPINAR a en içten duygularımla minnet ve şükranlarımı sunarım Eserin basımını üstlenen Platon Yayınevi çalışanlarına ve emeği geçenlere çok teşekkür ederim Filiz BERBEROĞLU YENİPINAR

Şehadet Kitap
675,00

Platon Hukuk Yayınevi

2024244 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir TBK 162 182 maddelerinde düzenlenen borç ilişkilerinde özel durumlar ile ilgili davalar genel bilgiler açıklama ve örneklerle çalışmaya alınmış olup güncel ve yeni tarihli Yargıtay kararları ile araştırılmıştır

Nobel Kitap
895,50

Platon Hukuk

2024468 sf.
Nobel Kitap

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Satış Sözleşmesi Taşınır Satışı Taşınmaz Satışı Ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar Bazı Satış Türleri Mal Değişim Sözleşmesi

Ekin Kitap
895,50

Platon Hukuk

Mayıs 2024468 sf.
Ekin Kitap

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Satış Sözleşmesi Taşınır Satışı Taşınmaz Satışı Ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar Bazı Satış Türleri Mal Değişim Sözleşmesi

Pelikan Kitabevi
895,50

Platon Hukuk

468 sf.
16x24
Pelikan Kitabevi

Kitabın Açıklaması Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir TBK 207 284 maddelerinde düzenlenen Özel Borç İlişkileri ile ilgili genel bilgiler açıklama ve örneklerle çalışmaya alınmış güncel ve yeni tarihli Yargıtay kararları ile araştırılmıştır Kitabın Konu Başlıkları Satış Sözleşmesi Taşınır Satışı Taşınmaz Satışı ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar Bazı Satış Türleri Mal Değişim Sözleşmesi

Kitap Sepeti
925,35

Platon Hukuk

2024468 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Satış Sözleşmesi Taşınır Satışı Taşınmaz Satışı Ve Satış İlişkisi Doğuran Haklar Bazı Satış Türleri Mal Değişim Sözleşmesi

Nobel Kitap
990,00

Platon Hukuk

2024474 sf.
Nobel Kitap

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Borçların İfası Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi

Ekin Kitap
990,00

Platon Hukuk

Mayıs 2024474 sf.
Ekin Kitap

Yargıtay Uygulamasında Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Borçların İfası Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi

Pelikan Kitabevi
990,00

Platon Hukuk

474 sf.
16x24
Pelikan Kitabevi

Kitabın Açıklaması Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir TBK 83 130 maddelerinde düzenlenen borç ilişkisinin hükümleri Ağırlıklı olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları ve Yargıtay Daire kararları ile araştırılmıştır Örnek sözleşmeler çalışmamız kapsamında mevzuat araştırması yapılmış olmakla gençlere uygulamaya yönelik kaynak oluşturması açısından hazırlanmıştır

Şehadet Kitap
1.100,00

Platon Hukuk Yayınevi

2024468 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir TBK 207 284 maddelerinde düzenlenen Özel Borç İlişkileri ile ilgili genel bilgiler açıklama ve örneklerle çalışmaya alınmış güncel ve yeni tarihli Yargıtay kararları ile araştırılmıştır

Şehadet Kitap
1.200,00

Platon Hukuk Yayınevi

2024474 sf.
Şehadet Kitap

Bu çalışma içtihatlı mevzuat incelemesidir TBK 83 130 maddelerinde düzenlenen borç ilişkisinin hükümleri Ağırlıklı olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları ve Yargıtay Daire kararları ile araştırılmıştır Örnek sözleşmeler çalışmamız kapsamında mevzuat araştırması yapılmış olmakla gençlere uygulamaya yönelik kaynak oluşturması açısından hazırlanmıştır Çalışmadan Özetler Tapulu bir taşınmazın inançlı işlemle temlikinde inançlı işlemin yazılı biçimde yapılması gerekli ve yeterli olup yazılı şeklin bir ispat koşulu olduğu 05 02 1947 tarih 20 6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gereğidir Ancak inançlı işlemin yazılı delilini oluşturan inanç sözleşmesinin varlığını inançlı işlem nedeniyle iade tazminat veya sözleşmenin feshini isteyen tarafın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu nun TMK 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun HMK 190 1 maddesindeki genel hükümler uyarınca ispat etmesi gerekmektedir Uygulamada açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa bile yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesinin tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabileceği kabul edilmiştir Hukuk Genel Kurulunun 28 12 2005 tarihli ve 2005 14 677 E 2005 774 K 14 11 2019 tarihli ve 2017 1 1254 E 2019 1197 K sayılı kararları Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar HMK m 188 ve yemin HMK m 225 vd gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır İnanç sözleşmesinin hukukî mahiyeti ve ispatına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde dava konusu taşınmaz davacı tarafından 25 09 2006 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik edilmiş olup gerek dava dilekçesindeki açıklamalar ve gerekse taraflarca eldeki dava açıldıktan sonra düzenlenen ve altındaki imza 28 04 2011 tarihli celsede bizzat davacı tarafından kabul edilen 28 10 2010 tarihli belge içeriğine göre davacının akrabası olan dava dışı ün davalıya olan borcunu teminat altına almak üzere taşınmazı davalıya temlik ettiği davalının anılan taşınmazı ipotek ettirmek suretiyle kullandığı banka kredisinin kalan borcunu sigorta ve ihtarname masrafları ile birlikte davalıya ödenme hâlinde taşınmazın iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır Belirtmek gerekir ki dava dilekçesinde yanlar arasında yapılan temlikin taraf muvazaası nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de yukarıdaki açıklamalar uyarınca tapuda satış şeklinde yapılan temlikin gerçekte inanç sözleşmesine dayalı ve hukuken geçerli bir temlik olduğu 28 10 2010 tarihli belgenin de inançlı işlemin yazılı belgesi niteliğinde olup tapuda yapılan resmi akitten sonra düzenlenmiş olmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı açıktır Bu durumda karşılıklı olarak iki tarafa borç yükleyen inanç sözleşmesi nedeniyle taşınmazın iadesini talep eden davacının TBK nın 97 BK nın 81 maddesi uyarınca kendi borcunu ifa etmiş olması ya da ifasını önermiş olması gerekir Bahsi geçen yasa maddesi karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa zamanına ilişkin olarak özel bir düzenleme içermekte ve Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir hükmünü taşımaktadır Bu maddeye göre taraflardan biri borçlanmış olduğu edimi yerine getirmiş veya ifasını önermiş olmadıkça diğer taraf kendi edimini ifadan kaçınma hakkına sahiptir Bu tür sözleşmelerde özel bir kanun hükmü teamül veya anlaşma olmadıkça taraflardan birinin borcunu diğerinden daha önce ifa yükümlülüğü bulunmamaktadır TBK nun 99 maddesinin son fıkrasına göre Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı bu alacağının aynen veya vade