Yasak Mıntıkanın Çocukları — Hasan Sağlam

Yasak Mıntıkanın Çocukları
Hasan SağlamTotem Yayıncılık
Yasak Mıntıkanın Çocukları
Hasan SağlamYasak mıntıkanın çocukları 1 tertele i dersim İnsanoğlu zulmün ağasıdır Bu kadar kan kin ölüm ancak insanın hırsı olabilir Hırslarını sırtlarına alanlar Dersim e doğru yola çıkmışlardı Şaki beyaz donlu eşkıya olarak tanımladıkları mazlumların topraklarına karargahlarını kurdukları bir sabah ağır makineli silahların ürkütücü sesi ile terteleye başladılar Genç kızlar gelinler kendilerini uçurumlardan attı bu kıyım günlerinde Anneler başka canların ölümlerinin müsebbibi olmamak için bebeklerini emzirirken onları boğmak zorunda kaldılar Yakılıp yıkılan yerleşim yerlerinden sağ kurtulanlar sürgünlere yollandılar ve adlarını bilmedikleri yerlerde muhacir oldular Ölenler bir mezar taşından bile yoksun gömüldüler Seyitmençe ve Xece beş çocukları ile yedi kişilik bir aileydiler İkinci çocukları Sultan ahrazdı Hiçbir harfe dokunmadı kimseye kem söz söylemedi tanrı dahil kimseyle konuşmadı Sürgün yollarında devam eden on beş yıllık zamandan sonra telef olmuş bir halde topraklarına döndüler Sadece üç kişi kalmışlardı

Totem Yayıncılık
Romancı geçmişe tarihçiler gibi bakmaz geçmişin içinde yalnızca tarihler sayılar ve adlar görmez Romancı baktığı yerde canlı insanlar görür Acı çeken gülen özleyen insanlar Hasan Sağlam son yüzyıllık tarihin farklı dönemlerine mercek tutarken insanların kişisel hikâyelerine umutlarına ve umutsuzluklarına odaklanıyor Burhan Sönmez Romanlar toplumsal dokularıyla olduğu kadar karakterleriyle de hafızalarda iz bırakırlar Hasan Sağlam Yasak Mıntıkanın Çocukları ile sağır ve dilsiz bir karakterin dünyasını ana eksene yerleştirerek yaşamın içinde geziyor acılarla kavrulmuş bir coğrafyadan tertele sonrasında sürgüne gidenlerin oralarda nelerle karşılaştıklarını nasıl görüldüklerini ve topraklarına nasıl döndüklerini anlatıyordu Devam niteliğinde olan Toprağına Tutunanlar da ise gerçeği ince bir dille harmanlayarak masumiyet ve kötülüğün iç içe olduğunu sözcükleri özgür bırakarak sorguluyor ve buradan yakın zamana geliyor Zaten romanları farklı ve özel kılan da bu değil midir Hasan Sağlam Dersim i içerden yazıyor Bir romanda olması gereken akıcılıkla politik ve ajitatif bir dil kullanmadan yapıyor bunu Anlattığı bir dramdır ve o dramın içinde olan her şeydir oysa Şiirsel bir dil masalsı bir anlatı müzikal bir akış ile bir coğrafyadan kesitler ve insan ilişkilerinin özeti var Toprağına Tutunanlar da Hasan Sağlam hem Yasak Mıntıkanın Çocukları hem de Toprağına Tutunanlar ile Dersim i işleyen romanlara farklı bir ahenk katıyor Topraksa bu ahengin besleyeni ve umududur Özgün E Bulut

Totem Yayıncılık
Yasak mıntıkanın çocukları 1 tertele i dersim İnsanoğlu zulmün ağasıdır Bu kadar kan kin ölüm ancak insanın hırsı olabilir Hırslarını sırtlarına alanlar Dersim e doğru yola çıkmışlardı Şaki beyaz donlu eşkıya olarak tanımladıkları mazlumların topraklarına karargahlarını kurdukları bir sabah ağır makineli silahların ürkütücü sesi ile terteleye başladılar Genç kızlar gelinler kendilerini uçurumlardan attı bu kıyım günlerinde Anneler başka canların ölümlerinin müsebbibi olmamak için bebeklerini emzirirken onları boğmak zorunda kaldılar Yakılıp yıkılan yerleşim yerlerinden sağ kurtulanlar sürgünlere yollandılar ve adlarını bilmedikleri yerlerde muhacir oldular Ölenler bir mezar taşından bile yoksun gömüldüler Seyitmençe ve Xece beş çocukları ile yedi kişilik bir aileydiler İkinci çocukları Sultan ahrazdı Hiçbir harfe dokunmadı kimseye kem söz söylemedi tanrı dahil kimseyle konuşmadı Sürgün yollarında devam eden on beş yıllık zamandan sonra telef olmuş bir halde topraklarına döndüler Sadece üç kişi kalmışlardı

Totem Yayınları
Yasak mıntıkanın çocukları 1 tertele i dersim İnsanoğlu zulmün ağasıdır Bu kadar kan kin ölüm ancak insanın hırsı olabilir Hırslarını sırtlarına alanlar Dersim e doğru yola çıkmışlardı Şaki beyaz donlu eşkıya olarak tanımladıkları mazlumların topraklarına karargahlarını kurdukları bir sabah ağır makineli silahların ürkütücü sesi ile terteleye başladılar Genç kızlar gelinler kendilerini uçurumlardan attı bu kıyım günlerinde Anneler başka canların ölümlerinin müsebbibi olmamak için bebeklerini emzirirken onları boğmak zorunda kaldılar Yakılıp yıkılan yerleşim yerlerinden sağ kurtulanlar sürgünlere yollandılar ve adlarını bilmedikleri yerlerde muhacir oldular Ölenler bir mezar taşından bile yoksun gömüldüler Seyitmençe ve Xece beş çocukları ile yedi kişilik bir aileydiler İkinci çocukları Sultan ahrazdı Hiçbir harfe dokunmadı kimseye kem söz söylemedi tanrı dahil kimseyle konuşmadı Sürgün yollarında devam eden on beş yıllık zamandan sonra telef olmuş bir halde topraklarına döndüler Sadece üç kişi kalmışlardı

TOTEM
Romancı geçmişe tarihçiler gibi bakmaz geçmişin içinde yalnızca tarihler sayılar ve adlar görmez Romancı baktığı yerde canlı insanlar görür Acı çeken gülen özleyen insanlar Hasan Sağlam son yüzyıllık tarihin farklı dönemlerine mercek tutarken insanların kişisel hikâyelerine umutlarına ve umutsuzluklarına odaklanıyor Burhan Sönmez Romanlar toplumsal dokularıyla olduğu kadar karakterleriyle de hafızalarda iz bırakırlar Hasan Sağlam Yasak Mıntıkanın Çocukları ile sağır ve dilsiz bir karakterin dünyasını ana eksene yerleştirerek yaşamın içinde geziyor acılarla kavrulmuş bir coğrafyadan tertele sonrasında sürgüne gidenlerin oralarda nelerle karşılaştıklarını nasıl görüldüklerini ve topraklarına nasıl döndüklerini anlatıyordu Devam niteliğinde olan Toprağına Tutunanlar da ise gerçeği ince bir dille harmanlayarak masumiyet ve kötülüğün iç içe olduğunu sözcükleri özgür bırakarak sorguluyor ve buradan yakın zamana geliyor Zaten romanları farklı ve özel kılan da bu değil midir Hasan Sağlam Dersim i içerden yazıyor Bir romanda olması gereken akıcılıkla politik ve ajitatif bir dil kullanmadan yapıyor bunu Anlattığı bir dramdır ve o dramın içinde olan her şeydir oysa Şiirsel bir dil masalsı bir anlatı müzikal bir akış ile bir coğrafyadan kesitler ve insan ilişkilerinin özeti var Toprağına Tutunanlar da Hasan Sağlam hem Yasak Mıntıkanın Çocukları hem de Toprağına Tutunanlar ile Dersim i işleyen romanlara farklı bir ahenk katıyor Topraksa bu ahengin besleyeni ve umududur Özgün E Bulut Yayınevi TOTEM Yazar HASAN SAĞLAM Baskı 1 BASKI Dil TÜRKÇE Sayfa Sayısı 184 SAYFA Yıl 2018

TOTEM
Yasak mıntıkanın çocukları 1 tertele i dersim İnsanoğlu zulmün ağasıdır Bu kadar kan kin ölüm ancak insanın hırsı olabilir Hırslarını sırtlarına alanlar Dersim e doğru yola çıkmışlardı Şaki beyaz donlu eşkıya olarak tanımladıkları mazlumların topraklarına karargahlarını kurdukları bir sabah ağır makineli silahların ürkütücü sesi ile terteleye başladılar Genç kızlar gelinler kendilerini uçurumlardan attı bu kıyım günlerinde Anneler başka canların ölümlerinin müsebbibi olmamak için bebeklerini emzirirken onları boğmak zorunda kaldılar Yakılıp yıkılan yerleşim yerlerinden sağ kurtulanlar sürgünlere yollandılar ve adlarını bilmedikleri yerlerde muhacir oldular Ölenler bir mezar taşından bile yoksun gömüldüler Seyitmençe ve Xece beş çocukları ile yedi kişilik bir aileydiler İkinci çocukları Sultan ahrazdı Hiçbir harfe dokunmadı kimseye kem söz söylemedi tanrı dahil kimseyle konuşmadı Sürgün yollarında devam eden on beş yıllık zamandan sonra telef olmuş bir halde topraklarına döndüler Sadece üç kişi kalmışlardı Yayınevi TOTEM Yazar HASAN SAĞLAM Dil TÜRKÇE Sayfa Sayısı 210 SAYFA Yıl 2015

TOTEM YAYINCILIK
Seyitmençe ve Xece beş çocukları ile yedi kişilik bir aileydiler İkinci çocukları Sultan ahrazdı Hiçbir harfe dokunmadı kimseye kem söz söylemedi tanrı dahil kimseyle konuşmadı Sürgün yollarında devam eden on beş yıllık zamandan sonra telef olmuş bir halde topraklarına döndüler Sadece üç kişi kalmışlardı

TOTEM YAYINCILIK
Romancı geçmişe tarihçiler gibi bakmaz geçmişin içinde yalnızca tarihler sayılar ve adlar görmez Romancı baktığı yerde canlı insanlar görür Acı çeken gülen özleyen insanlar Hasan Sağlam son yüzyıllık tarihin farklı dönemlerine mercek tutarken insanların kişisel hikâyelerine umutlarına ve umutsuzluklarına odaklanıyor Burhan Sönmez Romanlar toplumsal dokularıyla olduğu kadar karakterleriyle de hafızalarda iz bırakırlar Hasan Sağlam Yasak Mıntıkanın Çocukları ile sağır ve dilsiz bir karakterin dünyasını ana eksene yerleştirerek yaşamın içinde geziyor acılarla kavrulmuş bir coğrafyadan tertele sonrasında sürgüne gidenlerin oralarda nelerle karşılaştıklarını nasıl görüldüklerini ve topraklarına nasıl döndüklerini anlatıyordu Devam niteliğinde olan Toprağına Tutunanlar da ise gerçeği ince bir dille harmanlayarak masumiyet ve kötülüğün iç içe olduğunu sözcükleri özgür bırakarak sorguluyor ve buradan yakın zamana geliyor Zaten romanları farklı ve özel kılan da bu değil midir Hasan Sağlam Dersim i içerden yazıyor Bir romanda olması gereken akıcılıkla politik ve ajitatif bir dil kullanmadan yapıyor bunu Anlattığı bir dramdır ve o dramın içinde olan her şeydir oysa Şiirsel bir dil masalsı bir anlatı müzikal bir akış ile bir coğrafyadan kesitler ve insan ilişkilerinin özeti var Toprağına Tutunanlar da Hasan Sağlam hem Yasak Mıntıkanın Çocukları hem de Toprağına Tutunanlar ile Dersim i işleyen romanlara farklı bir ahenk katıyor Topraksa bu ahengin besleyeni ve umududur

Totem Yayınları
Romancı geçmişe tarihçiler gibi bakmaz geçmişin içinde yalnızca tarihler sayılar ve adlar görmez Romancı baktığı yerde canlı insanlar görür Acı çeken gülen özleyen insanlar Hasan Sağlam son yüzyıllık tarihin farklı dönemlerine mercek tutarken insanların kişisel hikâyelerine umutlarına ve umutsuzluklarına odaklanıyor Burhan Sönmez Romanlar toplumsal dokularıyla olduğu kadar karakterleriyle de hafızalarda iz bırakırlar Hasan Sağlam Yasak Mıntıkanın Çocukları ile sağır ve dilsiz bir karakterin dünyasını ana eksene yerleştirerek yaşamın içinde geziyor acılarla kavrulmuş bir coğrafyadan tertele sonrasında sürgüne gidenlerin oralarda nelerle karşılaştıklarını nasıl görüldüklerini ve topraklarına nasıl döndüklerini anlatıyordu Devam niteliğinde olan Toprağına Tutunanlar da ise gerçeği ince bir dille harmanlayarak masumiyet ve kötülüğün iç içe olduğunu sözcükleri özgür bırakarak sorguluyor ve buradan yakın zamana geliyor Zaten romanları farklı ve özel kılan da bu değil midir Hasan Sağlam Dersim i içerden yazıyor Bir romanda olması gereken akıcılıkla politik ve ajitatif bir dil kullanmadan yapıyor bunu Anlattığı bir dramdır ve o dramın içinde olan her şeydir oysa Şiirsel bir dil masalsı bir anlatı müzikal bir akış ile bir coğrafyadan kesitler ve insan ilişkilerinin özeti var Toprağına Tutunanlar da Hasan Sağlam hem Yasak Mıntıkanın Çocukları hem de Toprağına Tutunanlar ile Dersim i işleyen romanlara farklı bir ahenk katıyor Topraksa bu ahengin besleyeni ve umududur Özgün E Bulut

Totem Yayınları
Yasak mıntıkanın çocukları 1 tertele i dersim İnsanoğlu zulmün ağasıdır Bu kadar kan kin ölüm ancak insanın hırsı olabilir Hırslarını sırtlarına alanlar Dersim e doğru yola çıkmışlardı Şaki beyaz donlu eşkıya olarak tanımladıkları mazlumların topraklarına karargahlarını kurdukları bir sabah ağır makineli silahların ürkütücü sesi ile terteleye başladılar Genç kızlar gelinler kendilerini uçurumlardan attı bu kıyım günlerinde Anneler başka canların ölümlerinin müsebbibi olmamak için bebeklerini emzirirken onları boğmak zorunda kaldılar Yakılıp yıkılan yerleşim yerlerinden sağ kurtulanlar sürgünlere yollandılar ve adlarını bilmedikleri yerlerde muhacir oldular Ölenler bir mezar taşından bile yoksun gömüldüler Seyitmençe ve Xece beş çocukları ile yedi kişilik bir aileydiler İkinci çocukları Sultan ahrazdı Hiçbir harfe dokunmadı kimseye kem söz söylemedi tanrı dahil kimseyle konuşmadı Sürgün yollarında devam eden on beş yıllık zamandan sonra telef olmuş bir halde topraklarına döndüler Sadece üç kişi kalmışlardı

Totem Yayıncılık
Yasak mıntıkanın çocukları 1 tertele i dersim İnsanoğlu zulmün ağasıdır Bu kadar kan kin ölüm ancak insanın hırsı olabilir Hırslarını sırtlarına alanlar Dersim e doğru yola çıkmışlardı Şaki beyaz donlu eşkıya olarak tanımladıkları mazlumların topraklarına karargahlarını kurdukları bir sabah ağır makineli silahların ürkütücü sesi ile terteleye başladılar Genç kızlar gelinler kendilerini uçurumlardan attı bu kıyım günlerinde Anneler başka canların ölümlerinin müsebbibi olmamak için bebeklerini emzirirken onları boğmak zorunda kaldılar Yakılıp yıkılan yerleşim yerlerinden sağ kurtulanlar sürgünlere yollandılar ve adlarını bilmedikleri yerlerde muhacir oldular Ölenler bir mezar taşından bile yoksun gömüldüler Seyitmençe ve Xece beş çocukları ile yedi kişilik bir aileydiler İkinci çocukları Sultan ahrazdı Hiçbir harfe dokunmadı kimseye kem söz söylemedi tanrı dahil kimseyle konuşmadı Sürgün yollarında devam eden on beş yıllık zamandan sonra telef olmuş bir halde topraklarına döndüler Sadece üç kişi kalmışlardı

Totem Yayıncılık
Romancı geçmişe tarihçiler gibi bakmaz geçmişin içinde yalnızca tarihler sayılar ve adlar görmez Romancı baktığı yerde canlı insanlar görür Acı çeken gülen özleyen insanlar Hasan Sağlam son yüzyıllık tarihin farklı dönemlerine mercek tutarken insanların kişisel hikâyelerine umutlarına ve umutsuzluklarına odaklanıyor Burhan Sönmez Romanlar toplumsal dokularıyla olduğu kadar karakterleriyle de hafızalarda iz bırakırlar Hasan Sağlam Yasak Mıntıkanın Çocukları ile sağır ve dilsiz bir karakterin dünyasını ana eksene yerleştirerek yaşamın içinde geziyor acılarla kavrulmuş bir coğrafyadan tertele sonrasında sürgüne gidenlerin oralarda nelerle karşılaştıklarını nasıl görüldüklerini ve topraklarına nasıl döndüklerini anlatıyordu Devam niteliğinde olan Toprağına Tutunanlar da ise gerçeği ince bir dille harmanlayarak masumiyet ve kötülüğün iç içe olduğunu sözcükleri özgür bırakarak sorguluyor ve buradan yakın zamana geliyor Zaten romanları farklı ve özel kılan da bu değil midir Hasan Sağlam Dersim i içerden yazıyor Bir romanda olması gereken akıcılıkla politik ve ajitatif bir dil kullanmadan yapıyor bunu Anlattığı bir dramdır ve o dramın içinde olan her şeydir oysa Şiirsel bir dil masalsı bir anlatı müzikal bir akış ile bir coğrafyadan kesitler ve insan ilişkilerinin özeti var Toprağına Tutunanlar da Hasan Sağlam hem Yasak Mıntıkanın Çocukları hem de Toprağına Tutunanlar ile Dersim i işleyen romanlara farklı bir ahenk katıyor Topraksa bu ahengin besleyeni ve umududur Özgün E Bulut

Totem
Romancı geçmişe tarihçiler gibi bakmaz geçmişin içinde yalnızca tarihler sayılar ve adlar görmez Romancı baktığı yerde canlı insanlar görür Acı çeken gülen özleyen insanlar Hasan Sağlam son yüzyıllık tarihin farklı dönemlerine mercek tutarken insanların kişisel hikâyelerine umutlarına ve umutsuzluklarına odaklanıyor Burhan Sönmez Romanlar toplumsal dokularıyla olduğu kadar karakterleriyle de hafızalarda iz bırakırlar Hasan Sağlam Yasak Mıntıkanın Çocukları ile sağır ve dilsiz bir karakterin dünyasını ana eksene yerleştirerek yaşamın içinde geziyor acılarla kavrulmuş bir coğrafyadan tertele sonrasında sürgüne gidenlerin oralarda nelerle karşılaştıklarını nasıl görüldüklerini ve topraklarına nasıl döndüklerini anlatıyordu Devam niteliğinde olan Toprağına Tutunanlar da ise gerçeği ince bir dille harmanlayarak masumiyet ve kötülüğün iç içe olduğunu sözcükleri özgür bırakarak sorguluyor ve buradan yakın zamana geliyor Zaten romanları farklı ve özel kılan da bu değil midir Hasan Sağlam Dersim i içerden yazıyor Bir romanda olması gereken akıcılıkla politik ve ajitatif bir dil kullanmadan yapıyor bunu Anlattığı bir dramdır ve o dramın içinde olan her şeydir oysa Şiirsel bir dil masalsı bir anlatı müzikal bir akış ile bir coğrafyadan kesitler ve insan ilişkilerinin özeti var Toprağına Tutunanlar da Hasan Sağlam hem Yasak Mıntıkanın Çocukları hem de Toprağına Tutunanlar ile Dersim i işleyen romanlara farklı bir ahenk katıyor Topraksa bu ahengin besleyeni ve umududur Özgün E Bulut

Totem
Yasak mıntıkanın çocukları 1 tertele i dersim İnsanoğlu zulmün ağasıdır Bu kadar kan kin ölüm ancak insanın hırsı olabilir Hırslarını sırtlarına alanlar Dersim e doğru yola çıkmışlardı Şaki beyaz donlu eşkıya olarak tanımladıkları mazlumların topraklarına karargahlarını kurdukları bir sabah ağır makineli silahların ürkütücü sesi ile terteleye başladılar Genç kızlar gelinler kendilerini uçurumlardan attı bu kıyım günlerinde Anneler başka canların ölümlerinin müsebbibi olmamak için bebeklerini emzirirken onları boğmak zorunda kaldılar Yakılıp yıkılan yerleşim yerlerinden sağ kurtulanlar sürgünlere yollandılar ve adlarını bilmedikleri yerlerde muhacir oldular Ölenler bir mezar taşından bile yoksun gömüldüler Seyitmençe ve Xece beş çocukları ile yedi kişilik bir aileydiler İkinci çocukları Sultan ahrazdı Hiçbir harfe dokunmadı kimseye kem söz söylemedi tanrı dahil kimseyle konuşmadı Sürgün yollarında devam eden on beş yıllık zamandan sonra telef olmuş bir halde topraklarına döndüler Sadece üç kişi kalmışlardı