Yaşamak Sandığım — Veysel Altuntaş

Yaşamak Sandığım
Veysel AltuntaşİZ YAYINCILIK
Yaşamak Sandığım
Veysel AltuntaşSelçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik hâlde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığım Yayınevi İZ YAYINCILIK Yazar VEYSEL ALTUNTAŞ Sayfa Sayısı 99 SAYFA Yıl 2021

İz Yayıncılık
Selçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik halde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığını

İz Yayıncılık
Selçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik halde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığını

İz Yayıncılık
Selçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik halde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığını

İz Yayıncılık
Selçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik hâlde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığım

İz Yayıncılık
Selçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik halde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığını

İz Yayıncılık
Selçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik halde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığını

İz
Selçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik hâlde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığım

İz Yayıncılık
Selçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik halde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığını

İz Yayıncılık
Selçuklu döneminden kalmış bir mektubun içinden konuşan elçinin söyledikleri bir cambazın sakarlıkları mezarda dimdik halde bulunan bir dostun vücudunun üstüne yazdıkları bir fotoğrafçının defterine çiziktirdikleri Veysel Altuntaş ın anlatı dairesinin içinde bulunan ve gittikçe gelişen hatta bazen bu daireye sığmayıp taşan bir gerçeklikle çıkıyor karşımıza Veysel Altuntaş çeperleri sert rüzgârlarla çevrili küçük bir nokta içinde başlayan sonra gittikçe genişleyen bir yaşam dairesi çiziyor Bu küçük daire önce insandan başlıyor Tüm bileşenlerin merkezinden İnsana kırık bir aynadan bakıyor Yaşamak Sandığını